8 sonuçtan 1 ile 8 arası

Konu: doğru bilgi mümkün müdür?

  1. #1

    Üyelik tarihi
    09 Kasım 2009
    Yaş
    20
    Mesajlar
    2

    Standart doğru bilgi mümkün müdür?

    protagorasa göre 'insan herşeyin ölçüsüdür'.. 2 metre boyunda bir insan normal şartlarda uzundur.ama basketbol gibi bir spor dalı için idealdir hatta kısadır..

    sokrata göre ise bilgiye salt akılla ulaşabiliriz.. peki sizce doğru bilgi mümkün müdür.? gerçekten insan herşeyin ölçüsü müdür.?

  2. #2
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.545

    Standart

    "insan her şeyin ölçüsü müdür?"

    hem evet hem hayır; paradoks gibi; evet, çünkü bunu betimleyen insandır; hayır, çünkü ölçüyü belirleyen ölçü olamaz. Aleksander/Büyük İskender'in fethettiği topraklarda neolitik dönem sonrası rahipler yönetimindeki kentsel süreçlerini yaşayan toplumların o güne dek edindikleri bilimsel buluşlar rahip-kralların büyülerinden kurtulma şansı bulamadı; batı/yunan filozofları "insanı" merkeze koyduklarında aslında onlar "doğa felsefesi"nin de tohumlarını atmışlardı. Bu durum ayrıca önceki yapıya bir karşı-tez/düşünce olarak doğmuştur. zamanla ortasında kalındığında çağın/orta-çağın engizisyonları bilimsel gelişmeye ayak-bağı olmuş ve aydınlanmacı felsefe ile pozitivizme varılmıştır. teoloji hala varlığını sürdürmekten geri kalmamıştır. "yaratıcı akıl" kendisini doğa-üstü/üstün sandıkça da ölçüleri karıştırmayı sürdürecektir. canlı-türleri arasında hiyerarşi olmamalı derim.

    "doğru bilgi mümkün müdür?"

    bilgi, gözlem ve deneye dayanarak yinelenebilir bilgi birikimi olduğuna göre; karşı-tezi gelişene kadar "doğru" olarak benimsenir. bu durum onun kesin doğru olduğunu göstermez; yalnızca zaman/yer ölçeklerinde doğru olarak benimsendiğini gösterir. bu şu anlama gelir; "hiç bir şey aynı değildir, hiç bir şey aynı kalmaz".
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  3. #3

    Üyelik tarihi
    28 Ekim 2009
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    3

    Standart

    Doğru bilgi mümkündür, fakat bilginin çıktığı tarihsel koşular içinde , kendi zamanı içinde doğru olarak kalır.

  4. #4
    Macavity - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Eylül 2009
    Yaş
    26
    Mesajlar
    144

    Standart

    "İnsan her şeyin ölçüsüdür" sözü ne demektir önce buna bakmak gerekir. Sözün tamamını yazalım:

    "Bütün şeylerin ölçüsü insandır, var olanların var olmalarının ve var olmayanların var olmamalarının. Herhangi bir şey bana nasıl görünüyorsa benim için öyledir, sana nasıl görünüyorsa senin için öyledir... Üşüyen için rüzgar soğuktur, üşümeyen için ise soğuk değildir" (bu sözün geçtiği yer Platon'un Theaitetos diyaloğudur, Türkçesi de vardır).

    Yani burada tür olarak insan değil, bireysel insan kastediliyor. Dediği de, bilginin tek kaynağının duyular olduğu, bundan başka herhangi bir nesnel ölçütün bulunmadığı, duyular da kişiye göre değiştiği için kesin bilgi diye bir şeyin olamayacağıdır. Bu sözde insanı merkeze koymak ya da türler arası bir hiyerarşi düşüncesi yoktur.

    Pozitivizm de işin içinden çıkabilmiş değildir. Metafiziği atalım derken bilim ellerinden gitmiştir. Bilimde de felsefede de kesinlik yoktur. Hatta kesin olmak bir yana, aynı ölçüde geçerli olabilecek kuramlar arasından seçim yapmak tamamen toplumun o anki bilimsel bakış açısına bağlıdır. Yani açıkça keyfidir. Kopernik'in, Galilei'nin, Faraday'ın, Einstein'ın ve onlar gibi sayısız bilim insanının karşılaştığı sert muhalefet bunu gösteriyor (bu isimlerin kuramları, bazıları uzun yıllar sonra olmak üzere deneyle doğrulanıp kabul edilmiştir ama aynı değerdeki iki kuram için bu söz konusu değildir). Bilimde kuramlar yanlışlanana kadar doğru kabul edilebilir. Ama bu da yeterli olmaz. Yanlışlamanın kriteri ne olacaktır? Bir kuramın tek bir dediği şey tek bir gözlemle uyuşmazsa bütün kuramı mı atmak gerekir?... gibi sorular sorulabilir, sorulmuştur da.

    Peki bilimde bile keyfiyet olabiliyorsa, buradan hareketle her şey görelidir, herkes için doğru farklıdır demek mi gerekir? Bence bu konuda tek bir görüşe bağlı kalmamak, bazı ayrımlar yapmak gerekir. Mesela matematiğin doğruluğuna itiraz eden yoktur herhanlde aramızda. Çünkü o salt akılsal bir bilgi türüdür. Aksiyomlarını kabul ettikten sonra yanlış yoktur. Ama her yerde bu türden bir bilgi aramak da saçma olur. O halde bunun dışında kesinlik iddiasından vazgeçmek gerekir. Bununla beraber her şey görelidir demek de mutlak bir bilgi vardır demekle aynı şeydir benim için. O da genel olarak bilgi hakkında bir kesinlik iddiası taşır (her şeyin göreli olduğu yargısı kesin bir yargı olarak ortaya atılır). Yani ben her şeyin göreliliğine varmayı da doğru bulmuyorum.

    Bence bilim sınırsız bir kuram üretme ve sınama (doğrulayıp yanlışlama) alanıdır. Onun özelliği budur. Bu şekilde bir yere gelir ama hiçbir zaman geldiği yer mutlak, son nokta değildir. Toplumsal konulardaysa insanlar arasındaki diyalog ve anlayış esastır. Bu anlayışın temelinde yatan ve uzlaşma imkanı verense, kesin olmakla ya da mutlaklıkla ilgisi olmayan bir şey, insanlıktır.

  5. #5

    Üyelik tarihi
    17 Kasım 2009
    Yaş
    34
    Mesajlar
    2

    Standart

    Bence eğer insanı herşeyin ölçüsü ve merkezine koyarsak doğru her insanın ayrı ayrı kabulüdür ve görelidir.insan merkezli her sistemde doğru kayar ve belirsizlerir kesin kabul ettiğimiz matematiği örnek alallım birisi 2+2=9 derse ve ısrala doğrunun bu olduğunu söylerse her halde onun deli olduğunu düşünürüz . Ama burda sorun karşımıza çıkar biz onu genel kabule karşı geldiği içinmi doğruyu reddetiği için mi deli olarak adlediyoruz.Kanaatimce insanlar mutlak doğrusuz yaşayamazlar bu yüzden eskiden kendi mutlak doğrularını tanrı buyruğu olarak görürlerdi şimdi işe bilimi tanrı yaparak işin içinden sıyrılılıyor.Bu bile yeterli olmuyor aslında dininin doğrularını çok iyi bilen her fırsatta inandığını söyleyen biri bu doğruların tam aksine haraket edebiliyor.bu örneğin benzerini bulmak her cihetten mümkün.kişi kendi doğrularını dahi çiğnerse son soru şu oluyor Ne doğrusu!

  6. #6
    enkaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Ekim 2009
    Yaş
    29
    Mesajlar
    449

    Standart

    insan kendi ölçülerine benzeyeni sever... ideal oranlar göz önüne alındığında iki metre boyundaki kişinin kafa, bacak, beden oranları ideal ise o kişi uzundan ziyade güzel görünür. ince belli çay bardağı, şişe kola gibi eşyalar da göze güzel görünür(oranları kadın oranlarıyla benzerdir). eski yunan da yapılan binaların(sütunlar, sütun başlıkları, bina boyları...) çoğu da ideal insan oranlarını taşır. bu gün yaptığımız binaların da plansal ve kesitsel bazda insan ölçülerini esas aldıklarını görürüz. Neufert mimari olarak bunun en sıkıcı kitabını da yazmıştır
    soğukluk ve sıcaklık olarak da vücut ısımıza uygun ısıyı severiz ve bu da aşağı yukarı herkeste aynıdır. renklerden bahsetmek gerekirse gene benzer durumlar söz konusudur.
    aslında bunlar insandan insana, ırktan ırka değişiklik gösterebilir fakat genel olarak bakıldığında her insan için benzerdirler ve bu genel oranlara tüm insanlar kolayca uyum sağlayabilirler.
    aslında insan kendini ölçü olarak kullanır ve bu ölçülere göre de çevresini düzenler. doğal olarak yapar bunu. insan nesli değiştikçe bu ölçülerde doğal olarak değişirler.
    hayvanlar için yaptığımız kafesleri, parkları, bahçeleri bile kendimize göre ölçülendiriyoruz...

    "Üşüyen için rüzgar soğuktur, üşümeyen için ise soğuk değildir""" demek ki birinin üzerinde ceket var diğeri de ince giyinmiş. iki çıplak insana(normal ve sağlıklı) rüzgar çarparsa ikisi de üşür ya da üşümezler. aradaki küçük farkları görmezden gelinmesi normaldir diye düşünüyorum. yoksa sonuca varılamaz.

  7. #7
    Macavity - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Eylül 2009
    Yaş
    26
    Mesajlar
    144

    Standart

    Alıntı enkaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    "Üşüyen için rüzgar soğuktur, üşümeyen için ise soğuk değildir""" demek ki birinin üzerinde ceket var diğeri de ince giyinmiş. iki çıplak insana(normal ve sağlıklı) rüzgar çarparsa ikisi de üşür ya da üşümezler. aradaki küçük farkları görmezden gelinmesi normaldir diye düşünüyorum. yoksa sonuca varılamaz.
    Hayır, sağlıklı iki insan, ister giyinik olsun ister çıplak (ayrıca ısı algısını etkilediği için ister aynı kiloda olsun ister olmasın), aynı ortamda ısıya tamamen farklı tepkiler verebilir, verir de. Hatta aynı insan da sağlığı değişmediği halde ısıya ayrı zamanlarda ayrı şekillerde tepki verebilir ve verir. Zaten üşümek de sadece bir örnek. Onun yerine sayısız örnek verilebilir. Bütün örneklerde de sağlıklı insanlar aynı şeyi hisseder, aynı tepkileri verir dersen insan üstü varlıklardan söz ediyor olursun. Yok eğer bunu demeyeceksek, o zaman Protagoras'ın düşüncesine "biri ceket giyer diğeri giymez" cümlesinden daha farklı bir şekilde de karşı çıkmak gerekir. Çünkü Protagoras'ın dediği fiziksel bir şey değil. Burada mesele küçük farklar meselesi değil. Bunu diyen Protagoras da böyle bir cümleyle çürütülebilecek kadar aptal bir adam değil. Her şeyin kişiden kişiye değişebileceği düşüncesi, pek çok politik ve ahlaki sonuçları da doğuran çok boyutlu derin bir düşüncedir ve bugün de aydın denilen kişiler arasında pek çok savunucusu vardır. Protagoras'ın kendisi de bu düşünceyi bütün bu gönderimleriyle beraber ifade eder, bütün bu alanlara da farklı biçimlerde uygular.

    İnsanın etrafındaki şeyleri kendine göre düzenlemesi, insan türünün bireyleri arasında hiçbir fark olmadığını göstermez. Kaldı ki hiçbir düzenleme yoktur ki hiçbir kişi tarafından olumsuz yönde eleştirilmemiş olsun. Konu başlığına da bağlı kalırsak bu söylem, bütün insanlar için tek bir doğru vardır, ona katılmayanlar küçük farklardır şeklinde bütün farkları küçük, önemsiz şeyler olarak gören bir düşünce haline gelir ve en iyi ihtimalle çoğunluğun diktatörlüğü olur. Bu nedenle farkları görmezden gelerek değil, tam tersine o farkları da dikkate alarak bir çözüme ulaşmak gerekir. Faklı olan bir şeyle, bir "öteki"yle karşılaşıldığında tek yol onu yok etmek ya da yok saymak olmamalıdır, çünkü asıl yok etmeye veya yok saymaya kalkışıldğında çözüme ulaşılamaz ve çatışmadan öteye gidilemez.
    Konu Macavity tarafından (18 Şubat 2010 Saat 05:10 ) değiştirilmiştir.

  8. #8
    Euhemeros - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Şubat 2010
    Yer
    Keskin Soğukların Derinliklerinden
    Yaş
    70
    Mesajlar
    205

    Standart

    Doğru bilgi mümkün değildir. Gerçek bilgi mümkündür. Doğru bilgi dediğimiz şey gerçeklerin yorumlanmasıdır. Doğrular; toplum, insan, din vs. Bunların doğruları vardır.
    İnsan herşeyin ölçüsüdür. Bu doğru. Fakat insan maddi herşeyin ölçüsüdür. İdealar alemini kanıtlıyoruz her an. Düşünüyoruz sürekli. Buda insanın maddi alanda herşeyin ölçüsü olduğunu. Akıl ya da düşüncelerde idealar alemin ölçüsü olduğunu çıkarıyorum.
    Söyleyebildiklerim yalnızca karnımın açlığı ve tokluğu arasında ufacık bir çizgi. Söyleyemediklerimse Evren ile kendi aramdaki bir döngü.

Members who have read this thread : 1

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0