''Bu Güne Kadar Herkes Tıpkı Mucizevi Bir Alemden Gelmiş Gibi Kendi Kavramlarına Güveniyordu''
Nietzsche Bu sözü ile neyi irdelemek istiyordur sizce?
''Bu Güne Kadar Herkes Tıpkı Mucizevi Bir Alemden Gelmiş Gibi Kendi Kavramlarına Güveniyordu''
Nietzsche Bu sözü ile neyi irdelemek istiyordur sizce?
Hakikat, sevgili Pilatus, Tanrı’dır ve hakikati arayan herkes Tanrı’yı arar ve över. Tanrı nerede yaşar? Kafanda; başka nerede yaşayabilir ki?
Max Stirner
tarih/geçmiş bu günün kavramlarıyla yorumlanır/yazılır; kavramların yaratıcıları onları mit-leştirmek suretiyle süreklı kılmak ister.
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
Nietzsche, "beklemek ahlaksız kılar" derken neyi kast ediyordu sizce...
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
Bence bu cümlede belirtili nesne eksikliğinden kaynaklı anlatım bozukluğu var.nejdet Nickli Üyeden Alıntı
Eğer bu cümleye bir belirtili nesne bulursak :
Beklemek insanı ahlaksız kılar.
Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)
özne burada gizlenmiş; bekleyen insan , eleştirilen de o-dur.
YKY yayınları Cogito, Sayı:25 Sayfa:179
"beklemek ahlaksız kılar"
çevrildiği gibi aldım.
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
taş yerinde ağırdır derler ya; gerçekten Nietzsche'nin bu sözü yerinde ve oldukça ağırdır. tüm insanlar bazı yapacaklarını ertelemek durumunda kalırlar. dolayısı ile tüm insanlar Niçe'ye göre ahlaksız mı olur?! Aslında Niçe'nin söylemek istediği bu değildir. O, erteleyenin ertelediği olguyla karşılaştığında düşüncelerinde değişiklik olup olmadığına göre bir değerlendirme yapmak istemiştir. erteleme zamana göre değil olguya göre değerlendirildiğinde durum çok farklılaşacaktır. kişiye bağlı erteleme nedenleri ile bağlı olmayan zorlayıcı nedenlerden dolayı olgusal uzaklaşma zamana yayıldığında hedf küçülür; varıldığında ise büyüktür; böyle olunca hedefe varıldığında düşün-selde ve eylemde bir değişiklik/sapma olmamış ise kişi ahlaksız sayılamaz. ben Niçe'nin söylemini bu şekilde yorumluyorum.
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
olgusal uzaklaşma gerçekleştiğinde,eylemin asıl kökenini oluşturan iteleyici kuvvet örselenir ve ilk yakıcılığını kaybeder,dolayısıyla her bekleme bir ahlaksız taraf içerir..insan türünün tümüyle ahlaklı olamayışı da tam da bununla ilgilidir,doğasında ki ertelemeye yönelik zaafı insanı ahlak7ahlaksızlık arasında gidip gelmeye iter.
felsefe yapmak ölümü anlamaya çalışmaktır..CİCERO
örselenme eylem yapısında bir değşikliğe neden olmamış ise bu bu durum yalnızca kişisel bir yitim olmaz mı?
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
ahlaki yitime sebep olan durum olgu eylem bazındaki örselenme değildir zaten,senin güzel ifadenle'' düşün-sel '' yönüyle bir örselenmeden bahsediyorum..eylemin kökenindeki iteleyici kuvvet düşüncedir,kıvılcımdır.
felsefe yapmak ölümü anlamaya çalışmaktır..CİCERO
sevgili Sümeyra,
yanlış değerlendirmiyorsam sen diyorsun ki, beklediğimizde düşün-selimiz törpülenecek ve ufkunu yitirecek ya da çok az bir ufka sahip olacaktır; işte tam da bu olgu, Niçe'nin söylemek istediği ahlaksızlığın kendisidir...öyle mi dersin?
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.