"Aklın öğütlediği herşeyi tutkuya kapılmaksızın yerine getirmek için sağlam bir kararlılık gerekir. Bence erdem, bu karar sağlamlığıdır" ünlü filozof descartes'ın bu sözü hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
"Aklın öğütlediği herşeyi tutkuya kapılmaksızın yerine getirmek için sağlam bir kararlılık gerekir. Bence erdem, bu karar sağlamlığıdır" ünlü filozof descartes'ın bu sözü hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Duygularımızı (tutkularımızı) kontrol altına alıp, egomuzun sınırlarını minimuma indirip aklın ve mantığın yolunu tutabilmek erdemlilikdir. olabilir mi?
Descartes'ın felsefesi rasyonel(akli) bir felsefeydi. Sonuçlara bir matematik probleminin akliliğini(metodik şüphe) uygulayarak ulaşıyordu. Akli ahlak, akli erdem ancak Descartes'ın sistemi iyi bilinirse açıklığa kavuşur.
Ben bir başka ünlü filozofa, Kant'a daha çok hak veriyorum bu konuda. Erdemi sadece akla - Descartes'ın akıl dediği, Kant'ta "salt akıl"a karşılık geldiği için "salt akıl"a - dayandırmak, Kant'ın işaret ettiği gibi, aklın bir sınır aşımı olarak geliyor bana. Platon'da olduğu gibi aşırı kontrolcü bir ahlak anlayışına kadar varabilen bir yol bu. Descartes kendi yöntemiyle tam bir ahlak kuramı geliştirmemiştir, sadece bu konudaki bazı düşüncelerini ifade etmekle kalmıştır, o nedenle de Descartes hakkında bu türden bir eleştiri yapmak yerinde olmaz, ama ifade ettiği ahlak görüşüne katılmıyorum. Çünkü Descartes'ın akılla karşıtlığı bakımından ele aldığı duyguların, akla dayanmadığı için irrasyonel olmakla birlikte, akılla ve onun ahlak, erdem ile ilgili öğütleriyle çelişik olması zorunlu değildir. Hatta bazı duygular, erdemle çelişmek bir yana, onun kaynağı olarak dahi düşünülebilir. Ben insanın eylem alanıyla teorik yönü arasında bir sınır çizmek gerektiğini, çünkü eylemlerin dinamikleri ile teorik bilginin dinamiklerinin, işleyiş yasalarının/ilkelerinin farklı olduğunu düşünüyorum.
descartes'in akıl ile kastı toplumsal bir uzlaşma ise burada toplumsal doktorinler ve kanunlar söz konusudur, ve bireyin pek fazla bir seçim şansı yoktur. İnsan zihini yada aklı çok farklı çalışabilir bazıları kötülük yaparken dünya veya insanlar için en iyisini yahut olması gerekeni yaptığını söyleyebilir ve bunu doğal olarak bir ederm ve fazilet olarak görebilir.
descartes'in değindiği tutku ise işte insana doğru yada yanlış inandığı her şeyi yaptıran temel güçlerden biri. erdem ise görecelik taşıyan madalyonun en geçerli tarafından evrenselleşmiş insan kuralları olmaktan başka bir şey değildir. Ve kantitatif bir görecelik taşır.
bana göre erdem ahlak'ın budalalığından başka bir şey değildir.
aslına bakarsanız aklın öğütlediğini yerine getirmekte kullanılan şey yine tutkudur.yani onsuz hiç bir akıl ürünü yaşayamaz.ben Descartes'e katılmıyorum.
Akıl,Akla uygun olanı seçer ve öğütler.Akla uygun olan ahlaka da uygundur.Çünkü akıl, duyulardan, duygulardan öznel çıkarımlarımızdan bağımsızdır."Aklın yolu birdir" ancak, buradaki akıl kavramını zeka ile (veya kurnazlıkla)karıştırmamak lazım.Zeka daha pragmatik ve özneldir.Akıl ise doğrudan yanlışı ayırabilme yetisidir.(burada d/y kavramlarını görece değil, evrensel d/y lar olarak-bilimsel, ahlaki, dinsel..-alıyorum) Zeka ölçülebilir. genetik faktörlere de bağlıdır.Akıl tüm insanlarda eşittir ve insan türünün ayırdedici ögesidir.Tutkularımız aklımızı bulanıklaştırır.Erdem aklımızı devreden çıkarmamaktır.(yani ben böyle yorumladım)