Sayfa 1/4 123 ... SonSon
38 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Akil Yurutme Nedir?

  1. #1
    SenexIratus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Kasım 2009
    Mesajlar
    138

    Standart Akil Yurutme Nedir?

    Akil yurutme temelde siniflama-tanimlama-tutarlilik seklinde 3 unsurda ozetlenebilir.

    Tanim yapariz, tanimla birlikte bir sinif olustururuz ve o tanimladigimiz seyle ilgili yargilarimizin tutarli olmasini isteriz.

    Orn. "Bitkiler kosuyordu." Kosmasi icin bacaklarinin olmasi gerekiyor. Oysa bitkilerin bacaklari ve ayaklari yoktur. Boyle bir nitelige sahip olmadigindan dolayi biz bu yargiyi yanlis kuruyoruz. Ama bunun yanlisligini bitkinin kendi yapisinda, ozunde goruyoruz. Biliyoruz ki kosmak, bacak ve ayak gerektirir, yalnizca bu uzuvlara sahip canlilar kosabilir. Kosmanin ne demek oldugunu bildigimizden dolayi hangi canli ile hangi niteligin birlikte kullanilacagini da biliyoruz. Bu bir akil yurutmedir.

    Boylece, Akil Yurutmedeki Esas: ozetle Ad ile nitelik arasindaki bagi dogru bir sekilde kurmaktir diyebiliriz.
    Elbette ki asil mahiyetimi Erosun Psykheden gizledigi gibi gizlerim. Cunku siz benim suratimi degil dusuncelerimi okuyacaksiniz.
    ______________________________ _________
    Konusmalarimi benden izinsiz alintilayip baska yerlerde kullanmayiniz. Eger bunun etik bir eylem oldugunu dusunuyorsaniz, bunu benimle felsefece tartisip, dialektigini yapiniz.

  2. #2
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.101

    Standart

    Akil yurutmenin metodlari vardir lakin bu verdigin ornek bence tam oturmamis. Aklin kabullenmedigi konularda akil yurutmeye calismanin mantiksiz oldugu alenidir. Verdigin ornekte bitkilerin kosmasi eylemini akil direkt red eder, bunun sebebi ayaklarinin olup olmamasi ile baglantili degil beynin gorsel kismina yerlesmis olan eylemler ile ilintilidir. Ornegin tavsanlarin bacaklari vardir ama ziplarlar yada cekirgeler.
    Ayrica verdigin siniflama-tanimlama-tutarlilik sisteminde akil yurutmenin payi cok dusuk, nedeni ise? Daha dune kadar atom parcalanamaz iken ki buna akil bile yetmezken bugun cok rahat parcalanabiliyor. Yada maddenin kati-sivi-gaz hallerinin ogretildigi seneler biri cikip akildisi olan (o zamana gore) maddenin dorduncu halide var demesi akil yurutmeye karsi olan akildisiligin urunudur. Kisaca demek istedigim sey;
    Akil yurutmenin asil onemli unsuru cismi, eylemi, o cismin yapabilecegi eylemleri, adi o adin niteliklerinden ziyade konuya olan hakimiyettir. Ornegin turev hakkinda hic bir bilgisi olmayan birinin integral hakkinda akil yurutmesi yada bunu dusunebilmemiz akildisidir.
    Son olarak edebiyatta gecen mecaz, intak gibi sanatlar bizlere azda olsa bitkiler kosuyordu cumlesinde ayaklarinin olmamasina ragmen bitkilerin kosabileceginin, yurutulmus bir akil isini gostermektedir.
    Konu Phi tarafından (05 Ocak 2010 Saat 19:10 ) değiştirilmiştir.
    Biz bir kac tembel, vakt-i kerahet bir uykuya dalmisiz, bir lugat paralamalar, bir tuhaf ruyalar, tabire gelmez.

  3. #3
    SenexIratus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Kasım 2009
    Mesajlar
    138

    Standart

    Orneklere takilmamak gerekir, cunku tum ornekler biraz topaldir. Fakat verilen ornek kolay anlasilmasi icin o sekilde nesnel dunyadan yanlisligi acik bir ornek verilmistir, cunku bizim icin dogru-yanlisligi degil, neden oyle oldugu onemlidir. Akil yurutme bu turden orneklerde kullanilabildigi gibi daha cok ve oncelikli olarak komplike felsefi problemleri cozmek icin kullanilir.

    "Aklin kabullenmedigi konularda akil yurutmeye calismanin mantiksiz oldugu alenidir."

    Filozof her konuda akil yurutmeye calisir o yuzden biyolojiden spora her dalin felsefesi vardir. Filozof icin aklin kabullenip kabullenmemesi onemli degildir, neden kabullenmedigi onemlidir. Filozof "3 melegin toplam 4 lirasi var." turunden bir ifadeyi "mantiksiz, sacma, bos laf" diye bir kenara atmaz, bunu ancak siradan insan yapar; filozof ise bu ifadenin neresinde yanlislar oldugunu teker teker ortaya koyarak onu yanlislar ve yanlislamalarini da gerekcelendirir. Bu yuzden felsefe akil yurutme isidir, akil yurutmeyi nereye uyguladigimizin bir onemi yoktur, onemli olan kullandigimiz akli yontemdir. Filozoflar bazi konulari mantiksiz bulup ilgilenmeseydi ontoloji epistemoloji disinda bir felsefe disiplini olmamasi gerekirdi, fakat dunyevi konulara da el atarak ahlak siyaset gibi konularla da ilgilenmislerdir. Ayni sekilde Wittgenstein gibi bir filozof cikip felsefe tarihindeki tum dugumleri cozmek icin kitaplar yazmazdi, "zaten mantiksiz oldugu asikar" deyip gecebilirdi. Iste boylece filozof icerik olarak siritan ifadelerin niye sirittigini ortaya koyan kisidir.

    Akil yurutme Felsefe-Bilim cercevesinde islevi olan bir akli yontemdir. Sanattaki akli eyleme ise dusunme denir. Bu baglamda sanatta akil yurutmeyi zaten aramak yersizdir. Akil yurutmenin felsefece tanimi kucuk degisikliklerle bu sekilde verilegelmistir. Bu konuda Aristotelesin eserlerinin kapaklarini acmanizi oneririm.

    Eger bir konuda hakimiyet onemli olsaydi Sokrates maiotike (dogurtma) yontemi ile konu ile alakasiz kisilere komplike konularda dogru yolu buldurtamazdi, onlara dogru yolu buldurtan tek sey akil yurutmenin bu belirttigim esaslaridir.
    Konu SenexIratus tarafından (05 Ocak 2010 Saat 22:21 ) değiştirilmiştir.
    Elbette ki asil mahiyetimi Erosun Psykheden gizledigi gibi gizlerim. Cunku siz benim suratimi degil dusuncelerimi okuyacaksiniz.
    ______________________________ _________
    Konusmalarimi benden izinsiz alintilayip baska yerlerde kullanmayiniz. Eger bunun etik bir eylem oldugunu dusunuyorsaniz, bunu benimle felsefece tartisip, dialektigini yapiniz.

  4. #4
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.101

    Standart

    Evet simdi daha anlasilir oldu. Sokrates dogduktan itibaren her insanin tum nesneleri bildigini ama bunun sadece hatirlanmasi gerektigini savunur. Dogurtmada burdan gelmistir zaten icinde olan seyi yeniden disari cikarma. Bu sebeple karsisindaki insana soru cevap sekli ile dogruya ulastirilacagina inaniyordu. Iste bunuda uslamlama ile yapiyordu. Ama bu Sokrates dogurtmatik sistemi kullandi bu yuzden konular uzerinde hakimiyet onemli degildir demeyi gerektirmez. Sokratesin kullandigi akil yurutme metodu ile bir matematikcinin, bir fizikcinin yada siradan birinin yurutmedeki kullandigi metod farklidir.
    Konu Phi tarafından (05 Ocak 2010 Saat 23:04 ) değiştirilmiştir.
    Biz bir kac tembel, vakt-i kerahet bir uykuya dalmisiz, bir lugat paralamalar, bir tuhaf ruyalar, tabire gelmez.

  5. #5
    SenexIratus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Kasım 2009
    Mesajlar
    138

    Standart

    Sokrates de bir ornektir ve orneklere takilmamak gerekir, tum filozoflar akil yurutur, yurutmek durumundadir cunku aksi halde yaptiklari sey felsefe olmaktan cikar.
    Elbette ki asil mahiyetimi Erosun Psykheden gizledigi gibi gizlerim. Cunku siz benim suratimi degil dusuncelerimi okuyacaksiniz.
    ______________________________ _________
    Konusmalarimi benden izinsiz alintilayip baska yerlerde kullanmayiniz. Eger bunun etik bir eylem oldugunu dusunuyorsaniz, bunu benimle felsefece tartisip, dialektigini yapiniz.

  6. #6
    enkaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Ekim 2009
    Yaş
    29
    Mesajlar
    449

    Standart

    örnekler kalıplar gibi oluyor anladığım. akıl yürütmek yerine akıl yürütmenin bir yolunu gösteriyorlar ve aslında akıl yürütmek olabileceklerin yolundan olamayacakları çıkarmakta yatıyor. yine de akıl yürütürken bu kalıpları(örnekleri) kullanmadan edemiyoruz.

  7. #7
    Macavity - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Eylül 2009
    Yaş
    26
    Mesajlar
    144

    Standart

    Akıl yürütmenin ne olduğu sorusunun cevabının, akıl yürütme işlemini öğelerine ayırmada olduğunu düşünmüyorum. Bu soruya cevap verebilmek için akıl yürütmeyi diğer eylemlerden (özellikle düşünmek ve konuşmaktan) ayıran farkına değinmek gerekir. Sınıflama, tanımlama ve tutarlılık unsurlarının bunu karşılamakta yetersiz kaldığını düşünüyorum. Bunlar belki özel bir akıl yürütme türü olan tasımın açıklaması olabilir, ama genel olarak akıl yürütme eyleminin kendisinin değil. Her akıl yürütme tasımsal olmak zorunda değildir.

    Tasım gibi özel bir türü değil de akıl yürütme eyleminin kendisi söz konusu olduğunda, verdiğin açıklamaya göre, en başta bunların (sınıflama, tanımlama, tutarlılık) hepsi bir arada olunca mı o eyleme akıl yürütme diyeceğiz sorusu sorulabilir. Eğer öyleyse, örneğin "şüphe ettiğim sürece şüphe ettiğimden şüphe edemem" cümlesi akıl yürütme değildir demek gerekir. Çünkü burada tanımlama ve tutarlılık var ancak bir sınıflama yok. Cümle, sadece ve sadece şüphe etmenin tanımı ile bu tanımla tutarlılığından hareketle ispatlanabilir, sınıflama yapmaya gerek yoktur. Her tanımlama bir sınıflama değildir, şüphe etmek bir "sınıf" değildir. Zaten her tanımlama bir sınıflamadır diyeceksek, o zaman akıl yürütmenin açıklamasını yaparken tanımlamanın yanında ayrıca sınıflamayı da saymaya gerek olmaz; demeyeceksek, o halde sınıflamayı akıl yürütme açıklamasından çıkarabiliriz. Bu durumda o verdiğin açıklamaya göre halde sınıflama ne zaman devreye girecek ya da ne zaman göz ardı edilecek?

    Sınıflamayı dışarıda bıraktığımıza göre (çünkü aksi takdirde önceki örnekteki cümle akıl yürütme olmaz) konuya başka bir açıdan yaklaşırsak, her tanımlama ve tutarlılığın olduğu eylem akıl yürütme midir sorusu da sorulabilir. Mesela, "dün yağmur yağdı" cümlesi de bu iki koşulu sağlıyor. Yağmur yağmanın tanımı olmadan ve bu tanımla tutarlılığına bakmadan bu cümle söylenemez ve incelenemez (aslında tutarlılık koşulu, akıl yürütme olsun olmasın, bütün "anlamlı" önermeler için geçerlidir). Peki sizce bu cümle bir akıl yürütme midir, yoksa sadece gözlemsel bir ifade midir? Buna akıl yürütme dersek, o zaman bütün gözlem verisi ifadelerine de akıl yürütme dememiz gerekir. Akıl yürütme değildir dersek, o zaman da tanımlama ve tutarlılık ölçütlerinde de bir sorun vardır demektir.

  8. #8
    Macavity - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Eylül 2009
    Yaş
    26
    Mesajlar
    144

    Standart

    Alıntı SenexIratus Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Orneklere takilmamak gerekir, cunku tum ornekler biraz topaldir. Fakat verilen ornek kolay anlasilmasi icin o sekilde nesnel dunyadan yanlisligi acik bir ornek verilmistir, cunku bizim icin dogru-yanlisligi degil, neden oyle oldugu onemlidir. Akil yurutme bu turden orneklerde kullanilabildigi gibi daha cok ve oncelikli olarak komplike felsefi problemleri cozmek icin kullanilir.

    "Aklin kabullenmedigi konularda akil yurutmeye calismanin mantiksiz oldugu alenidir."

    Filozof her konuda akil yurutmeye calisir o yuzden biyolojiden spora her dalin felsefesi vardir. Filozof icin aklin kabullenip kabullenmemesi onemli degildir, neden kabullenmedigi onemlidir. Filozof "3 melegin toplam 4 lirasi var." turunden bir ifadeyi "mantiksiz, sacma, bos laf" diye bir kenara atmaz, bunu ancak siradan insan yapar; filozof ise bu ifadenin neresinde yanlislar oldugunu teker teker ortaya koyarak onu yanlislar ve yanlislamalarini da gerekcelendirir. Bu yuzden felsefe akil yurutme isidir, akil yurutmeyi nereye uyguladigimizin bir onemi yoktur, onemli olan kullandigimiz akli yontemdir. Filozoflar bazi konulari mantiksiz bulup ilgilenmeseydi ontoloji epistemoloji disinda bir felsefe disiplini olmamasi gerekirdi, fakat dunyevi konulara da el atarak ahlak siyaset gibi konularla da ilgilenmislerdir. Ayni sekilde Wittgenstein gibi bir filozof cikip felsefe tarihindeki tum dugumleri cozmek icin kitaplar yazmazdi, "zaten mantiksiz oldugu asikar" deyip gecebilirdi. Iste boylece filozof icerik olarak siritan ifadelerin niye sirittigini ortaya koyan kisidir.

    Akil yurutme Felsefe-Bilim cercevesinde islevi olan bir akli yontemdir. Sanattaki akli eyleme ise dusunme denir. Bu baglamda sanatta akil yurutmeyi zaten aramak yersizdir. Akil yurutmenin felsefece tanimi kucuk degisikliklerle bu sekilde verilegelmistir. Bu konuda Aristotelesin eserlerinin kapaklarini acmanizi oneririm.

    Eger bir konuda hakimiyet onemli olsaydi Sokrates maiotike (dogurtma) yontemi ile konu ile alakasiz kisilere komplike konularda dogru yolu buldurtamazdi, onlara dogru yolu buldurtan tek sey akil yurutmenin bu belirttigim esaslaridir.


    Akıl yürütmenin ne olduğu sorusunun cevabının, akıl yürütme işlemini öğelerine ayırmada olduğunu düşünmüyorum. Bu soruya cevap verebilmek için akıl yürütmeyi diğer eylemlerden (özellikle düşünmek ve konuşmaktan) ayıran farkına değinmek gerekir. Sınıflama, tanımlama ve tutarlılık unsurlarının bunu karşılamakta yetersiz kaldığını düşünüyorum. Bunlar belki özel bir akıl yürütme türü olan tasımın açıklaması olabilir, ama genel olarak akıl yürütme eyleminin kendisinin değil. Her akıl yürütme tasımsal olmak zorunda değildir.

    Tasım gibi özel bir türü değil de akıl yürütme eyleminin kendisi söz konusu olduğunda, verdiğin açıklamaya göre, en başta bunların (sınıflama, tanımlama, tutarlılık) hepsi bir arada olunca mı o eyleme akıl yürütme diyeceğiz sorusu sorulabilir. Eğer öyleyse, örneğin "şüphe ettiğim sürece şüphe ettiğimden şüphe edemem" cümlesi akıl yürütme değildir demek gerekir. Çünkü burada tanımlama ve tutarlılık var ancak bir sınıflama yok. Cümle, sadece ve sadece şüphe etmenin tanımı ile bu tanımla tutarlılığından hareketle ispatlanabilir, sınıflama yapmaya gerek yoktur. Her tanımlama bir sınıflama değildir, şüphe etmek bir "sınıf" değildir. Zaten her tanımlama bir sınıflamadır diyeceksek, o zaman akıl yürütmenin açıklamasını yaparken tanımlamanın yanında ayrıca sınıflamayı da saymaya gerek olmaz; demeyeceksek, o halde sınıflamayı akıl yürütme açıklamasından çıkarabiliriz. Bu durumda verdiğin açıklamaya göre sınıflama ne zaman devreye girecek ya da ne zaman göz ardı edilecek?

    Sınıflamayı dışarıda bıraktığımıza göre (çünkü aksi takdirde önceki örnekteki cümle akıl yürütme olmaz) konuya başka bir açıdan yaklaşırsak, her tanımlama ve tutarlılığın olduğu eylem akıl yürütme midir sorusu da sorulabilir. Mesela, "dün yağmur yağdı" cümlesi de bu iki koşulu sağlıyor. Yağmur yağmasının tanımı olmadan ve bu tanımla tutarlılığına bakmadan bu cümle söylenemez ve incelenemez (aslında tutarlılık koşulu, akıl yürütme olsun olmasın, bütün "anlamlı" önermeler için geçerlidir). Peki sizce bu cümle bir akıl yürütme midir, yoksa sadece gözlemsel bir ifade midir? Buna akıl yürütme dersek, o zaman bütün gözlem verisi ifadelerine de akıl yürütme dememiz gerekir. Akıl yürütme değildir dersek, o zaman da tanımlama ve tutarlılık ölçütlerinde de bir sorun vardır demektir.
    Konu Macavity tarafından (06 Ocak 2010 Saat 17:05 ) değiştirilmiştir.

  9. #9
    SenexIratus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Kasım 2009
    Mesajlar
    138

    Standart

    Alıntı Macavity Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    "şüphe ettiğim sürece şüphe ettiğimden şüphe edemem" cümlesi akıl yürütme değildir demek gerekir. Çünkü burada tanımlama ve tutarlılık var ancak bir sınıflama yok. Cümle, sadece ve sadece şüphe etmenin tanımı ile bu tanımla tutarlılığından hareketle ispatlanabilir, sınıflama yapmaya gerek yoktur. Her tanımlama bir sınıflama değildir, şüphe etmek bir "sınıf" değildir. Zaten her tanımlama bir sınıflamadır diyeceksek, o zaman akıl yürütmenin açıklamasını yaparken tanımlamanın yanında ayrıca sınıflamayı da saymaya gerek olmaz; demeyeceksek, o halde sınıflamayı akıl yürütme açıklamasından çıkarabiliriz.
    Bilmiyorum farkinda misiniz ama Tanimlamanin sarti zaten siniflamadir!! Cunku tikel birsey tanimlanamaz, birseyi ancak tur icinde anlamlandiriyoruz. Her ad bir tanimdir. Ve her tanim bir siniflamadir.


    adlandirma-tanimlama-siniflama-tutarlilik ilkeleri akil yurutmenin olmazsa olmazlaridir, hic birini cikartamiyoruz. Adlandirma ayni zamanda tanimlamayi ve siniflamayi beraberinde getiriyor diye tanimlamayi ve siniflamayi ilke olarak gormeyelim diyemeyiz. Cunku her durumda bilinen nesnelerden bahsetmeyiz, yeni birsey koyumladigimizda, kulturel dunyaya yeni birsey kattigimizda onu adlandiririz, tanimlariz bu tanim ile onu kulturel dunyamizdaki yerine oturturuz, cizgilerini sinirlarini belirleriz boylece siniflamis oluruz ve diger nesnelerden ayiririz, fakat bunlar da yetmez akil yurutme olmasi icin bir de bu tanimin tutarli olmasi da gerekir. Tum bu unsurlar birlestiginde bizler akil yurutmus ve bilgi uretmis oluyoruz.


    Akil yurutme disinda bilgi degil ancak bilinc icerigi uretebiliyoruz. Aristoteles bir ifadeden 256 cesit kiyas ortaya koymustur fakat bunlarin sadece 19u guclu gecerli kiyastir. 24u gecerli kiyastir, geri kalani ise sacmalama turunden ifadelerdir, hic bir tutarliliklari ve gecerlilikleri yoktur.

    Tanimlamanin amacinin siniflama oldugunu bilmiyor olmaniz anlasilabilir bir durum (gerci baska neden tanim yapilabilir ki zaten?!), bol bol Aristoteles okumaya devam etmenizi oneririm; agir gelebilir ama yilmayin
    Konu SenexIratus tarafından (06 Ocak 2010 Saat 20:12 ) değiştirilmiştir.
    Elbette ki asil mahiyetimi Erosun Psykheden gizledigi gibi gizlerim. Cunku siz benim suratimi degil dusuncelerimi okuyacaksiniz.
    ______________________________ _________
    Konusmalarimi benden izinsiz alintilayip baska yerlerde kullanmayiniz. Eger bunun etik bir eylem oldugunu dusunuyorsaniz, bunu benimle felsefece tartisip, dialektigini yapiniz.

  10. #10
    Macavity - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Eylül 2009
    Yaş
    26
    Mesajlar
    144

    Standart

    Bana neyin ağır geleceğini buyurmadan önce tikel, tekil tümel... kavramlarını doğru kullanmanı öneririm. Zira "tikel" demek zaten bir sınıftan bahsetmektir, çünkü tikel kavramı bir grubu ifade eder. Tekliği ifade eden "tekil" kavramıdır. Bu da demektir ki, senin düşüncene göre de tikel olan tanımlanabilir. Zaten tikel olabilmesi için bazı ortak özelliklere sahip olması gerekir.

    Mesele şurada; sınıflama, bir sınıfın, grubun içine dahil etmektir. Yani her sınıfın bir tanımı olması zorunludur, aksini söyleyen de yok. Ancak her şey bir sınıf değildir. "Şüphe etmek" bir sınıf değil, bir kendiliktir. Tek bir şeye (şüphe etmeninin tanımına) şüphe etmek diyoruz biz, bir sınıfa girenlere değil. Şüphe etmenin tanımı ise bir sınıf değil, bir neliktir, özüdür onun. Ama "bitki" dediğimizde tek bir şeyi değil, pek çok farklı türü, cinsi... bitki sınıfının içine sokuyoruz. Bu nedenle - şüphe gibi - kavramların sınıfından değil tanımından söz edilir. Başka türlü ifade edersem, şüphenin sınıfı nedir diye sorsam, cevap kendisidir olacaktır. Kendisi olana sınıf demek ise anlamsızdır.

    Aslında bütün bunlar tek bir soruyla çözülür. Şöyle ki; her tanımlama bir sınıflamaysa, tanımlamanın ve sınıflamanın tanımını yapmanı istediğimde (sorduğumda) ikisi için de aynı şeyi söylemek zorunda kalırsın. Çünkü bu ikisi için farklı bir "tanım" yaptığında, senin düşüncene göre, ikisini farklı br "sınıf"a koymuş olursun ("tanım"lamak "sınıf"lamakla aynı şeydir diyorsun, ve bunlar aynıysa farklı bir "tanım", farklı bir "sınıf" demektir), yani ikisinin farklı olduğunu söylemiş olursun. Bu da benim söylediğimi kabul etmen demektir.

    Ve.. tanımlamanın amacı sınıflamak değil, o şeyin ne olduğunu söylemektir. Bir şeyin ne olduğunu söylediğimizde, neye "o şey" diyeceğimizi de söylemiş oluruz, ancak bu sınıflama olmak zorunda değildir. Kavramlar söz konusu olduğunda "sınıf" değil, belirlenimdir o. O belirlenime uyana da o kavramı yükleriz. Ben her şeye (her belirlenime, tanıma...) sınıf derim diyorsan eğer, o zaman - yukarıdaki sorunun yanında - şunu da sorarım: sınıflamak için tanımlama yapıyorsan, sırf ikincisini birincisi için yapıyor olman ikisinin farlı olduğunu göstermez mi? Eğer aynı şeylerse, neden birini diğeri için yapıyorsun?

    Özetle, her tanımın bir sınıflama olduğunu söylemek, her şeyin bir tanımı olacağı için, "tanımlamak" ve "sınıflamak" dediğin anda ikisini farklı bir sınıfa koymak demektir. Farklı sınıflar da elbette ki farklı şeylerdir. Farklı demek birbirleriyle ilişkileri yoktur demek de değildir elbette, sadece birini yaptığında diğerini de yapmış olursun dememektir.
    Konu Macavity tarafından (06 Ocak 2010 Saat 21:10 ) değiştirilmiştir. Sebep: Örneklendirme (italik yer)

Sayfa 1/4 123 ... SonSon

Members who have read this thread : 9

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0