iyi sorularımdan etik midir kısmını çıkartıp yöneltiyorum o halde.
ilk yazılarında sokratesin doğurma yönteminden bahsetmişsin bakalım işliyor mu?
bizi doğruya götürecek mi? ben soru soracağım sen cevap vereceksin bizde doğruya gideceğiz.
iyi sorularımdan etik midir kısmını çıkartıp yöneltiyorum o halde.
ilk yazılarında sokratesin doğurma yönteminden bahsetmişsin bakalım işliyor mu?
bizi doğruya götürecek mi? ben soru soracağım sen cevap vereceksin bizde doğruya gideceğiz.
Kadın kimden nefret eder en çok?
-Demir şöyle demiş mıknatısa:
"En çok senden nefret ederim, çünkü sen çekersin, ama kendine doğru sürükleyemezsin."
Erkeğin mutluluğu: "İstiyorum."
Kadının mutluluğu: "İstiyor."
Oncelikle sorulariniz Macavity ile benim aramdaki bir mesele ile ilgili yani siz burada hesap sorabilecek bir mercii olmuyorsunuz.
Ayrica forumlari bu turden yazilarla kirletmemeniz icin yeterli sayida uyari aldiniz saniyorum, son kez soyluyorum eger benimle bir derdiniz varsa ozel mesaj yoluyla hallediniz.
akil yurutme hakkinda konusamayacaksaniz veya konunun ana sorusu olan soruya cevap veremeyecekseniz susma hakkinizi da tercih edebilirsiniz, herkesin her konuda yorum yapmasini zaten beklemiyoruz. Herkes bildigi konular uzerine konustugunda paylasim daha anlamli olur.
Elbette ki asil mahiyetimi Erosun Psykheden gizledigi gibi gizlerim. Cunku siz benim suratimi degil dusuncelerimi okuyacaksiniz.
______________________________ _________
Konusmalarimi benden izinsiz alintilayip baska yerlerde kullanmayiniz. Eger bunun etik bir eylem oldugunu dusunuyorsaniz, bunu benimle felsefece tartisip, dialektigini yapiniz.
konuyla doğrudan ilgili yaptığım hatta senin verdiğin örneklerden birisi bu sokratesin doğurma yöntemi akıl yürütme ile yapılır, bunuda soru cevap ile yapıyordu. şimdi tekrarlıyorum
1) macavity savunduğunu açık bir şekilde göstererek yazmış olduğu halde, alıntı yaparak ve bu alıntıda tam bir bilgi olmamakla beraber sanki savunduğu ile çelişiyormuş gibi onu göstermendeki sebep nedir?
2) kelime oyunlarına girerek tartışmada üste çıkmaya çalışmanın getireleri nelerdir? bu kelime oyunlarına girmenin sebebi nedir?
hadi ama bu yöntemle içindekini çıkaracağız.
Kadın kimden nefret eder en çok?
-Demir şöyle demiş mıknatısa:
"En çok senden nefret ederim, çünkü sen çekersin, ama kendine doğru sürükleyemezsin."
Erkeğin mutluluğu: "İstiyorum."
Kadının mutluluğu: "İstiyor."
Madem icimdekilerle ilgileniyorsun, o halde sana gercek bir filozoftan oneri,
"Spiele nicht mit den Tiefen des Andern!"
"Baskasinin derinlikleriyle oynama!"
Wittgenstein, 1932-34, 50.
Konu SenexIratus tarafından (10 Ocak 2010 Saat 00:45 ) değiştirilmiştir.
Elbette ki asil mahiyetimi Erosun Psykheden gizledigi gibi gizlerim. Cunku siz benim suratimi degil dusuncelerimi okuyacaksiniz.
______________________________ _________
Konusmalarimi benden izinsiz alintilayip baska yerlerde kullanmayiniz. Eger bunun etik bir eylem oldugunu dusunuyorsaniz, bunu benimle felsefece tartisip, dialektigini yapiniz.
Madem gucsuz savlarinizi inatla degerlendirmeye almami istiyorsunuz, peki o halde dugumlendiginiz yerleri birlikte cozelim teker teker;
"suphe etmek" bir sinifin uyesidir bunda hemfikiriz.
"suphe etme"nin kendisi sinif degildir diyorsunuz. o halde felsefi suphe siyasi suphe turunden alt kavramlarini havada birakmis, oksuz birakmis olmuyor musunuz? Demek istedigim sey Porphyrios agacinda en tepeye "varlik"i koyup, dil el verdigince asagilara goturebiliriz, bu da suphe etmek gibi basit bir yerde durulamayacagini suphe etme sinifinda yer alan felsefi suphenin de alt kollarinin, onun alt kollarinin da alt kollarinin, onun alt kollarinin da alt kollarinin... oldugunu gosterir. Bir sinifin ogeleri de kendi iclerinde bir siniftirlar ve onlar da unsurlarina ayrilabilirler, biz onlari boylece bilebiliriz. Tipki Atomu(Ki yunanca atomos bolunmez demektir) parcalamak suretiyle ancak unsurlarlarina ayirarak bilebildigimiz gibi. Bu baglamda bu ornekle somutlasacak hataniz acikca ortaya cikiyor: suphe etmekle felsefi suphe ayni seydir diyorsunuz, o halde siz atom ile elektron da ayni seydir diyebilirsiniz?!
her tanimin sinif olmak zorunda olmadigini savunuyorsaniz, o halde bana oyle bir tanim yapin ki siniflama yapmamis olsun? bu durumda oyle bir ifade kurmaniz gerekiyor ki kulturel dunyamizdaki yerine oturmamakla kalmayip sinirlari da belirsiz olacaktir, dolayisiyla kuracaginiz ifade zaten bir tanim olmayacaktir.
cumle agzinizdan cikti ise, artik soylenmis demektir, ama veya lakin gibi yan cumle kurgulamalari ana cumleyi beslemekten baska bir ise yaramazlar. Dolayisiyla ana cumlenizi ele almis olmam sahtekarlik degildir. cumle illa nokta ile bitmez sadece fiil cumle teskil etmeye yeterlidir ornegin; "Evet şüphe etmek bir sınıfın üyesidir " bu ifade -dir eki aldigi andan itibaren artik bir cumledir ve pesine nokta veya baglac koyup koymadiginiz bu gercegi degistirmez.
Her suphe aynidir derseniz o halde felsefi suphe ile siyasi suphe gibi pek cok dalin ayni oldugunu kabul etmis olursunuz. peki felsefe ile siyaset diye birbirinden apayri bu 2 kavrami nasil ozdes kilmayi dusunuyorsunuz? Asil zorlama bu sizin yaptiginiz degil midir?
Diyorsunuz ki insan kavrami bir siniftir fakat tek tek insanlar sinif teskil etmez. Oncelikle insani biyolojik bir yapi olarak ele aldigimizda tum organlari kusatan bir sinif oldugunu soyleyebiliriz. Insani nitelikler olarak ele almaktan bahsediyorsaniz da, bana sizi diger insanlardan farkli kilan bir ozelliginizi gosterebilir misiniz, oyle bir yonunuz olacak ki bu sizi diger tum insanlardan ayiracak? (orn.a:sporcuyum b:yeryuzunde milyonlarca sporcu var siz bu yaninizla sporcular sinifina dahilsiniz. a:memurum b:turkiyede pek cok memur var, siz memurlar sinifina dahilsiniz. a:40 yasindayim. b:yeryuzunde pek cok 40 yasinda olan insan var siz bunlara dahilsiniz. a: parmak izim farkli. b:tum insanlarin parmak izleri birbirinden farklidir, dolayisiyla zaten insani niteliklerle ilgili en kapsayici kume, en buyuk ortak nokta, en buyuk siniflardan biri budur.)
Asagida felsefeekibi.com sitesinden alintiladigim bir Porphyrios agaci ornegi var,siz okuma zahmetine katlanmadiginiz icin ben bu bilgiyi de sizin ayaginiza getiriyorum:
bunun disinda kisisel saldirilariniza da isterseniz cevap vermeyeyim? Susmam soylediginiz herseyi kabul ediyor olmam anlamina mi gelir? Ben kisiligime yapmis oldugunuz saldirilara hala cevap verme taraftari degilim fakat bunlari da kabul etmedigimi ve almis oldugum ahlaki egitimin beni burada durdurdugunu bilmenizi isterim.
Eger ben yanilmissam tum felsefe tarihi yanilmis demektir cunku ben sizinle burada basit felsefi kabulleri konusuyorum, tekrar soyluyorum eger ciddi anlamda bu savlari yanlislayabileceginizi soyluyorsaniz zaten dunyaca unlu bir filozof olurdunuz ve nobel alirdiniz fakat soylediklerinizin bir gecerliligi yok susmamin tek sebebi buydu, diger arkadaslardan daha makul cevaplar bekledim ki tartisma ilerleyebilsin diye.
Konu SenexIratus tarafından (10 Ocak 2010 Saat 12:11 ) değiştirilmiştir.
Elbette ki asil mahiyetimi Erosun Psykheden gizledigi gibi gizlerim. Cunku siz benim suratimi degil dusuncelerimi okuyacaksiniz.
______________________________ _________
Konusmalarimi benden izinsiz alintilayip baska yerlerde kullanmayiniz. Eger bunun etik bir eylem oldugunu dusunuyorsaniz, bunu benimle felsefece tartisip, dialektigini yapiniz.
Farkli bir yaklasim getirerek hem ortamin yumusamasini saglamis olacagimizi hemde kisir donguden bir nebzede cikacagimizi dusunerek bir soru yoneltmek istiyorum.
Diyalektik, sokratik gibi yontemler. Bunlarin aralarinda ortaklastigi nokta dogruyu bulma, dogruya goturme olmalari. Peki akil bizi hic yanlisa goturmez mi? Yani bir diyalektigin sonucu yanlis olabilir mi?
Konu Phi tarafından (10 Ocak 2010 Saat 09:13 ) değiştirilmiştir.
Biz bir kac tembel, vakt-i kerahet bir uykuya dalmisiz, bir lugat paralamalar, bir tuhaf ruyalar, tabire gelmez.
Aklin diyalektik isleyisi Antik Yunandan beri sistemli bir sekilde sure gelmektedir. Fakat Miletoslularda oldugu gibi deneye dayali olmayan sadece akli bir yaklasim, spekulatiftir, dolayisiyla biz bugun deney ile Miletoslulari yanlislayabiliyoruz, o halde denebilir ki diyalektigin sonucu yanlis olabilir. Sokratik yontemin dogrulugu da ancak Sokratesin bilgisinin dogrulugu kadardir. Boylece tum felsefi akil urunlerimiz birer akli kurgu olduklarindan dolayi; hakikatliklerinden soz edemiyoruz, yani bunlarin hepsi birer aciklama denemesi niteligindedir ve epistemeye asla ulasamayacaklardir, bunlarin arasinda hangisinin dogru oldugu degil, hangisinin dogruya daha yakin oldugu tartisilabilir. Burada, bilgi cesitlerinin guvenilirligi, degismezligi konusunda sundugu hiyerarsik siralama ile Aristotelesin gorusleri bugun de buyuk olcude gecerliligini surdurdugu icin, yine Aristotelese basvurulabilir.
Elbette ki asil mahiyetimi Erosun Psykheden gizledigi gibi gizlerim. Cunku siz benim suratimi degil dusuncelerimi okuyacaksiniz.
______________________________ _________
Konusmalarimi benden izinsiz alintilayip baska yerlerde kullanmayiniz. Eger bunun etik bir eylem oldugunu dusunuyorsaniz, bunu benimle felsefece tartisip, dialektigini yapiniz.
sistemli düşünmedir. bağlantıları iyi kurma yeteniğidir. duygular ket vurabilir.