Ortada sonsuz, sinirsiz ve daimi bir fenomen var, buna insanoglu fenomeni de dahil; cunku insanoglu her fenomen gibi, kendi fenomenini de gozlemliyor. Insanoglu bu fenomene, gozlemi, duyusal ve duyumsal algisi, ve her turlu bilgisi (bilimsel, bilissel, kavramsal, ifadesel, dilsel, felsefi, inancsal, ideolojik, dogrusal, gecerli, kalici, mutlak, kesin, degismez, degisken v.s.) ile bu fenomene epistemolojik bir sinir ve son veriyor.

Bunun bilimsel ve bilissel olani olgu. Iste bilimsellik ve bilissellik, diger bilgilerden ve sinirlama ve sonlamalardan YANLISLANABILIRLIK, YENILENEBILIRLIK VE DEGISIM olarak farklilasiyor.

Iste bu farklilasma, fenomeni sinirsiz, sonsuz ve daimi kildigi gibi; gozlemi, bilgiyi ve algiyi da sinirsiz ve sonsuz ve de daimi kiliyor.

Tek fark fenomenin bu sinirsizligi, sonsuzlugu ve daimiligi KESINTISIZ, gozlemin, alginin ve bilginin sinirsizligi, sonsuzlugu ve daimiligi KESINTILI. Iste bu kesintiyi veren de bilimsel ve bilissel olarak olgu ve gecerlilik; kesintiyi kaldiran da bunun gozlem ile yanlislanabilirligi.

Iste bilimsel ve bilissel fark bu KESINTININ GECERLILIGI dir. Diger her turlu bilgi de, bu KESINTI KALICIDIR. Yani mutlaktir, sonludur, kesindir, degismezdir v.s.

Metafizikci ve varliksal materyalistler/nesnel gercekciler, idealistler/oznel gercekciler ve pozitivistler/isimciler; kesintinin gecerliligini algilayamazlar. Cunku kesintiyi kalici kilarlar. Iste epistemolojinin bil kokeni ile, metafizigin var, ol ve inan kokeni farki da tam budur.