Sayfa 1/3 123 SonSon
24 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: İnsan nedir?

  1. #1

    Üyelik tarihi
    09 Eylül 2011
    Mesajlar
    200

    Standart İnsan nedir?

    Alıntı Mor ve Ötesi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    insan-ilim-cehil-cahil-cehalet...

    baba-eşcinsellik-felsefe...

    bana insan nedir? söyleyebilecek olanın 40 yıl kölesi olmaya hazırım...

    siz bana insan nedir? sorusunun cevabını verin,ben size sorularınızın hepsinin cevabını vereyim...

    Bakalım diğer forumlardan (felsefeekibi, morveötesi, vb..) sonra bu forumda ne kadar yaklaşacağız "insan"a...

    Evet, soru basit sorulması açısından; insan nedir??? ?

    Ben kelime köklerinden bir açılış yapayım bu konuya; ins insan demektir. Peki ins'e gelen an nedir? O -an "nisyan" kelimesinden gelmektedir. Nisyan nedir? Unutmaktır, hatırdan çıkarmaktır. Artık bu sorunun cevabı tam olarak ne zaman unutulduysa muhakkak bir ermiş bilge bu ins'e ins-an demiş olmalı ki bizim hak ettiğimiz de bu zaten. Biz ins-an'ız, ins'liğimizi unutan ins-an'lar.

    Bu konuyu tartışırken kendi şahsi arayışlarımızın cevaplarını değil de bu sorunun cevabını aramaya çalışalım çünkü böyle yaparsak nefse uyup gereksiz/şahsi tartışmalardan uzak durmuş oluruz...

  2. #2
    __tılsım__ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16 Eylül 2011
    Yaş
    27
    Mesajlar
    27

    Standart

    İnsan geçmişsiz veya geleceksiz olarak an be an yaşayamaz;bütünleştirme kapasitesini elimine edip, bilincini bir hayvanın algısal menziline hapsedemez. Nasıl ki bir hayvanın bilinci zorlanıp soyutlamalarla uğraşır hale getirilemez ise: insan bilinci de, o anki somutluktan başka hiçbir şeyle uğraşamaz hale getirilerek daraltılamaz. İnsan işte bu mekanizmayı bilgisel bir amaçla kullanmak iradi bir eylemi gerektirir. Bundan imtina ederse, tesadüfler idareyi ele geçirir: mekanizma şoförsüz bir araba gibi çalışmaya devam eder. Bütünleşmiş kişilik: bilinç ile duygular arasında tam bir uyum olan,sahip olduğu hayat hissi ile bilinçli kanaatler çakışmış bir insandır. Hayatın anlamı, prensipler, idealler ve değerler; böylesi bir bilinç ile keşfedilir. Hayat hissi, doğru bir felsefenin rehberliğinde duygusal bütünleşmenin kriterlerini de belirler. Duyguları, tamamen ikna olduğu yargılarından kaynaklanır. Zihin başa geçer, duygular takip eder. Bilgilerini bütünleştirmek, bilinçli kanaatler edinmek için çaba göstermeyen insan; meramını ifade etmekten aciz kalarak, duygularının insafına kalır. Rasgele ve eklektik ve genellikle çelişkili fikirler kolleksiyonundan ibaret, böylesi bir felsefi enkaz, o insanın üzerinde hiçbir ikna gücüne sahip olamaz. Bu enkazın yarattığı duygular, realite karşısında onu genellikle yanıltacak, kendini sürekli olarak mutsuz olduğu haberini verecektir. Bu enkaz değerlerin elde edilemeyeceğini, mücadelenin nafile olduğunu; korku-suçluluk-ıstırap ve başarısızlığın insanlığın yazılı kaderi olduğunu; bir insan tarafından yapılabilecek hiçbir şey olmadığını ilan eder. Hayata teslimiyetle başlamak, kendi suratına tükürüp mevcudiyeti lanetlemekle başlamak; insanın tabiatında böyle bir hale girmek bir yozlaşma sürecidir. Kimi ilk baskıda teslim olur, kimi kendini satar; kimi enerjisini, algılayamayacağı kadar küçük derecelerde eksiltip, bütün ateşini yitirir. Sonra bunların hepsi kendilerine, olgunlaşmış olmak için zihinlerini terk etmek gerektiğini; güven içinde olmak için değerlerini terk etmek gerektiğini; pratik olmak için kendine saygı ve güven erdemini kaybetmek gerektiğini telkin etmekte olan büyüklerinin teşkil ettiği büyük bataklıkta kaybolup giderler.yonel bir insanın o aynada görmeyi beklediği şey, haklı görünmektir. Kendine saygı-güven erdeminden yoksun olmakla ihanet ettiği benliği, son çırpınışında, hiç değilse bulunduğu dalaletin, düşkünlüğün haklı görülmesini istemektir.

    İnsanla ilgili her özelliğin spesifik bir tabiatı vardır. Dolaysıyla, bilinç de belirli bir tabiata, belirli bir kimliğe sahiptir. İnsanın akli yeteneğinden kaynaklanan irade de belirli bir tabiata sahiptir. Mevcudiyetteki tabii öğelerin kombinasyonlarını yeniden düzenlemek, insanın sahip olduğu tek yaratma gücüdür. İnsan hayalgücü,insanın realitede olduğunu veya olabileceğini bildiği şeyleri zihninde yeniden düzenleme yeteneğidir.

    İnsan bilinci kavrama-düşünme alanında ancak bilincin kendisinin-irade yoluyla- başlatabildiği bir davranış gücüne sahiptir. İnsanlar zihni faaliyetlerini başlatma ve sürdürme alanında, bilinçlerinin tabiatının(kimliğinin) belirlediğinden başka türlü davranamazlar.(Hayvanlar bedenlerinin tabiatından başka türlü davranamazlar)

    Rasyonel bir insan, amaçlarını-değerlerini-tercihlerini yargılarken:realitedeki olguları standart olarak alır. Çünkü ancak realitede metafiziken verili olan şeyler "neyse odur".Yani bilincin tek kaynağı realitedir. Metafiziken-verili olanla, insan-yapısı şeylerin farkını kavramak, bilincin somut bir ihtiyacıdır. İnsanın bilinci üzerindeki kontrolü, bilincinin tabiatı hakkında, bilgi sahibi olması ile mümkündür. İnsan realiteye başvurmadan, kendi bilinci hakkında hiçbirşey öğrenemez. Evren için "yer çekimi kanunu" ne demekse;"iradi bir bilince sahip olma özelliği" insan için o demektir. Bir insanı "hiçbirşey" düşünmeye zorlayamaz. Zihnini çalıştırmak, insanın sadece kendi hükümdarlığında olan,sadece kendi iradesiyle harekete geçebilecek bir güçtür. Bu nedenle insanlar yeni şekillere sokulamaz ve başka insanların amaçları için araçlar olarak görülemez.

    İnsanın "kendi aklı ile bulmadığı-ispatlayamadığı bir şeyi zımnen de olsa kabullenmesi" kendi tabiatı ile çelişir,böylece kendi tabiatına karşı davranmış olur. Kendisi ispata muhtaç bir "tabiat üstü" varsayımı kabul, yani akıldışı bir şeyi kabul, aklı felç etmekten başka bir şeye yaramaz. Realiteye karşı davranış veya inançtan çıkacak sonuç,ıstırap çekmek ve kendini imhadır. Realiteyi dolaysıyla bilincini inkar eden bir insan; başkalarının" bilincini-anlayışlarını-yargılarını-değerlerini" kabullenmek zorunda kalır;bu durumda insan,kendinin değil başkalarının algılamakta olduğu bir dünyada yaşar. Böylece ruhunu, bir bilinç paraziti haline getirir. Zihnini terk eden bir insan,bir olgular evreninde değil,bir insanlar evreninde yaşar;olgular değil,insanlar onun realitesidir. Aklı değil,insanlar onun hayatta varkalma aracıdır.

    İnsanın bedeni-maddesi-ile bilinci arasında hiçbir zıtlık yoktur,insan bu ikisinin bölünmez bütünlüğüdür. Mevcut olmayan bir şeyin bilinci olmaz, bilinç olmaksızın, mevcut bir şeyden haberdar olunmaz. İnsana bilincini veya bedenini reddetmesini önerenler, insanı zayıflatarak esir almak isteyenlerdir. Rasyonel insan, eylem adamı olan bir düşünürdür; o arkadan gelecek eylemlerle bağlantısız fikirlerin sahte olduğunu, fikirlerle bağlantısız eylemlerin ise intihar olduğunu bilir.
    Konu fides tarafından (17 Eylül 2011 Saat 12:28 ) değiştirilmiştir. Sebep: Forum rengi siyahtır.
    bu dünyada kavranılamaz biriyim ben
    çünkü ölülerin arasında olduğu kadar
    daha doğmamışların da arasındayım
    yaratılışa alışılmıştan biraz daha yakın
    ve yine de çok uzakta

  3. #3
    Kartal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Ağustos 2011
    Yaş
    21
    Mesajlar
    61

    Standart

    Kısaca özetleyecek olursak, İnsan eksik bir varlıktır.

  4. #4
    Beril - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Eylül 2011
    Yer
    İst
    Mesajlar
    151

    Standart

    İnsan her an olmakta olandır.Var eder, büyütür,çoğaltır;yok eder ,azaltır,tüketir ve sonra yeniden başa döner ve bu böylece devam eder

  5. #5
    homoeconomicus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17 Eylül 2011
    Mesajlar
    6

    Standart

    Bütün soruların cevabı da noksandır sanırım, insan gibi.
    Ve bu döne döne yolculuk, topyekün olmak, tamamlanmak için midir..

    İnsan;
    Organizma
    Düşünebilen varlık
    Homo Sapiens
    Homo Ekonomikus
    Şehir Kuran, Alet Para Silah ve Birbirini Kullanan Hayvanus
    Homo Abidikgubidikus
    Homo Yarımyamalakus
    ............
    'İnsan' olmanın hakkını verebilme gereğini yapma yolunda ilerlemeye yükselmeye çalışan çabalayan yaratık -kısmen-,
    Yüce, aşağılık, iyi, kötü, çok güçlü, çok zayıf, yapabilen, yıkabilen..
    Ünsiyet, Akıl, Mantık, İrade, İdrak, Duygu, Erdem sahibi,
    Az kıllı, tekerlek, kapı, yapı, tapu, kat maliki..
    İçinde hayvanlar kafasında tilkiler gezen,
    Onbeş kişiyi gözünü kırpmadan öldüren, fareyi görünce kaçan,
    "Madem ki düşünüyorum, öyleyse varım.." diyebilen,
    "Madem ki varım, öyleyse niye düşünmeye üşeniyorum" diyemeyen,
    Evire çevire evrim görmüş geçirmiş, Erzurum'un cağ kebabı gibi pişmiş / Tanrının kendi ruhundan üfürdüğü..
    (bir deliğinden girmiş ötekinden çıkmış)
    Muammaa..

    İNSAN.. Hazineler sahibi fakir..

  6. #6

    Üyelik tarihi
    16 Eylül 2011
    Mesajlar
    504

    Standart

    İNSAN.. Hazineler sahibi fakir..

    insan=akıl???
    insan=nefs???
    insan=ruh???
    insan=fizik beden??? mi dir ve bunların açısından bilinç nedir???

    yoksa insan bunların hepsinin toplamımıdır?
    yoksa insan bunları bir arada toplamaya çalışan mıdır???

    nefs denilenin kendine ait bilinç yapısı varmıdır?
    ruh denilen bir bilinç'e sahip midir???
    akıl denilen nedir?ve zeka denilen akıl denilenin neresinde durur?
    hafıza ile bilinç nerede arkadaş olmuşlardır???

    ve benzerlerine sahip olan "insan" yaratılmışmıdır?yoksa darwin efendinin dedi,ği gibi;evrilip devrilip bu hale mi gelmiştir???
    fizik bedende ki en küçük yapıtaşlarının sahip olduğu bilgiye bile ulaşamamış insan acaba nasıl tanımlanabilir?

    şimdiye kadar rastladığım sözlerin en iyisi diyebileceğim bir söz; "İNSAN.. Hazineler sahibi fakir..."
    sahinine teşekkür ederim...
    Konu fides tarafından (17 Eylül 2011 Saat 23:36 ) değiştirilmiştir. Sebep: Forum rengi siyahtır.

  7. #7
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.545

    Standart

    insan, kendini üstün sanan ve içselleştirdiklerini küçümseyen, havasını-suyunu-toprağını paylaştığı doğadan yabancılaşan bir canlı türdüdür.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  8. #8
    Paw9 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    21 Temmuz 2011
    Yer
    Gaziantep
    Yaş
    20
    Mesajlar
    58

    Standart

    Alıntı nejdet Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    insan, kendini üstün sanan ve içselleştirdiklerini küçümseyen, havasını-suyunu-toprağını paylaştığı doğadan yabancılaşan bir canlı türdüdür.
    İnsan, insanı bile küçümseyebilen midir?
    Yalnızca akıllılar düşünce sahibidirler.İnsanların geri kalanları düşüncelerinin tutsağıdır.

    Coleridge

  9. #9
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.545

    Standart

    kesinlikle evet, ötekileştirmek denilen bir açıdan küçümseme değil midir?

    dip not. ötekileştiren tek canlı türü insandır....


    insan, bir tabudur; mührünün çözülmesini bekler...
    Konu fides tarafından (24 Eylül 2011 Saat 18:40 ) değiştirilmiştir. Sebep: Mesaj birleştirme
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  10. #10

    Üyelik tarihi
    23 Nisan 2011
    Mesajlar
    56

    Standart

    İNSAN.. Hazineler sahibi fakir..
    (H.ECO.)

    Budur herhalde.

Sayfa 1/3 123 SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0