Tarihin çarkından geçen tüm olgular, isteseler de istemeseler de bir şekilde ve bir/bin şekle dönüşürler. Dönüşümün yazgısı insanın elinde olabilir! Ancak, bunun için insanın, her şeyden önce ne olduğunu bilmesi ile neden/neye dönüşmesi gerektiğine karar vermesi ile olanaklıdır. Bir karar, bilgenin dediği gibi en kötüsünden olsa da, kararsızlıktan yeğdir. Bu kararı verirken insanın etkilendiği tüm faktörler/iç-dış etmenler onun bir parçasını oluşturacaklardır. Ne ki, insan tür olarak farklı bir şekilde karar verme yetisini geliştirmiş olmakla bunu gerçekleştirebilme gücüne artık/şimdi sahiptir. Belki milyon yıl önce olsa bunu gerçekleştirebilme konusunda ilk-el kalacak olmasına rağmen tarihsel belleği ile ilk-elin mirasına/kalıtına saygı ile bunu yapabilmenin ayrıcalığını yaratabilmiştir. “Dönüşüm” salt insan ile sınırlı olmadığına göre, halkalaşarak bir zincir oluşturacaktır. İnsan dönüşürken, dönüştürendir.
Bir düşünür/filozof düşüncelerini/yazdıklarını paylaşıma kapalı tuttuğunu iletiyor ve ancak her nasılsa yazdıkları gün-ışığına çıkıyor. Paylaşıma açan kişiye teşekkür edilirken, çeviriden alıntı yapılması yazılı izine bağlanıyor; trajediler silsilesi...Düşünce tarihinin en ilginç ve belki de türünde tek örnek olan paradoksu...Ne deniliyor, düşünce yazılı hale geldikten sonra artık o, topluma aittir. Gerçekte öyle olsaydı atıf yapmaya gerek kalır mıydı? Düşüncenin topluma mal olması/benimsenmesi/önemsenmesi ayrı bir olgu olarak her zaman yerini koruyacaktır.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı
