Felsefe.NET - Düşünce Eleştiri ve Paylaşım Platformu - vBulletin

Kullanıcı Tag Listesi

Hareketin nedeni/Durgun Devinim

HAREKETİN NEDENLERİ/DURGUN DEVİNİM Sonsuzluk durağandır.Ancak bu durağanlık hareket eden cisimlerin durağanlığından çok farklıdır. Onun sınırlı cisimler gibi hareket ettiğini kanıtlayacak, yer değiştirdiğini gösterecek bir kanıt yoktur. Yer değiştirme bir diğerine göre gerçekleşen ve yapılan bir gözlemlenebilir bir ölçüm olduğuna göre sonsuzluğun başka bir sonsuzluk karşısında ve ona göre yer değiştirmesi de söz konusu olamaz. Sonsuzluğun kendi içerisinde devingen olması onun içsel


  1. Hareketin nedeni/Durgun Devinim

    HAREKETİN NEDENLERİ/DURGUN DEVİNİM


    Sonsuzluk durağandır.Ancak bu durağanlık hareket eden cisimlerin durağanlığından çok farklıdır. Onun sınırlı cisimler gibi hareket ettiğini kanıtlayacak, yer değiştirdiğini gösterecek bir kanıt yoktur. Yer değiştirme bir diğerine göre gerçekleşen ve yapılan bir gözlemlenebilir bir ölçüm olduğuna göre sonsuzluğun başka bir sonsuzluk karşısında ve ona göre yer değiştirmesi de söz konusu olamaz. Sonsuzluğun kendi içerisinde devingen olması onun içsel baskısı sonucunda gerçekleşir. Sonsuzluğun bir dalga boyu sınırlı cisimlerin neredeyse sonsuz dalgalanmalarına eşit bir uzunluk/kısalıktadır. Bu nedenledir ki sonsuzluğun devinimi sınırlı sabite ve ölçekler ile görülemez. Sonsuzluk içindeki sonlu ve sınırlı cisimlerin devinimleri buna bağlı olarak iki türlüdür. Birincisi kendi aralarında ve bir-birlerine göre yaptıkları yer değiştirmedir, ikincisi ise sonsuzluğun devasa dalgası ile hep birlikte yapmış oldukları yer değiştirmedir. Bu durumu paralel çok sayıdaki deniz dalgasına benzetebiliriz.

    xx

    xx




    .................................................. ........................................



    xx

    .................................................. .......................................



    xx

    xx




    .................................................. .........................................




    Bu dalgalar yatay dikey ve derinliğine çoğalmaktadırlar. Yukarıdaki şekil sonsuzluğun şematik durgunluğu ve kendince yüksek dalga boylu deviniminin görüntüsünü oluşturmaktadır. Görüntünün içerisine devasa büyüklükteki galaksileri yerleştirerek şemayı sonsuz büyüttüğümüzü düşünürsek sonsuz durağanlığın/devinimin bildiğimiz durağanlıktan/devinimden farklı olduğunu görebiliriz.

    Hareketin temel yapısını araştırdığımızda cisimlerin neden devinip bir diğerlerine göre yer değiştirdiklerinin bir tanımı ve gerekçesinin olması gerektiği konusunda açıklanmaya muhtaç bir olgu ile sonuçta karşılaşmak kaçınılmazdır. Devinimin temel yasaları çok farklıdır, cisimlerin neden devindiklerine yanıt aramak ise çok daha farklıdır.

    Sonsuzluk içerisindeki tüm cisimler ilk itmeye gereksinim duymadan sonsuzluğun kendi dalga boyunun baskısı karşısında tepkisel olarak devinirler. Burada bir erek yoktur. Sonsuzluğu sınırlı olgular ile açıklamak mümkün değildir. Sonsuzluğa bir ölçü koymak, ağırlığını ve kütlesini ölçmek de olanaksızdır. Böyle olunca şunu rahatlıkla söylemek mümkündür ki, cisimlerin devinimleri için bir ereğe gereksinim yoktur. Bu şu demektir; Dünya Güneş etrafında bir amaç için dönmez.

    Devinim, sonsuzluğun kendi iç baskısı sonucu açığa çıkan sonsuz enerji ile gerçekleşir. Enerjinin dönüşümü ve ışığın hız sabitesi sonsuzluğun ve hareketin bir tanımı olamaz. Nasıl ki insanı tanımlamak için “insan insandır” şeklindeki tanım yetersiz ise sonsuzluk tanımı için de sonsuzluğun kendisi gösterilemez, yetersiz kalacaktır. Devinimin temel yasaları ve evrensel sabitelerin belirlenmelerinin/tanımlanmalarının yararlı sonuçlarının varlığı elbette göz ardı edilmemelidir. Ancak bu sabiteler, hareketin/devinimin temel açıklayanları değildirler. Tüm cisimlerin hareketleri/devinimleri sonsuzluğun iç baskısı/dalgası sonucu ortaya çıkan sonsuz enerji ile bu baskıya karşı gösterilen nedensiz ve amaçsız tepki sonucunda ortaya çıkar.

    Bu genel tanımlama canlı türleri için de geçerli midir? Bu soruya, algılayabilen canlı türleri açısından hem evet hem de hayır yanıtını vermek mümkündür. Burada bir paradoks var. Canlının temel taşı olan karbon elementi kimyasal yapısı ve biçimi itibariyle yukarıda açıklanan sonsuzluğun baskısı altında devinir. Devinen mikro düzeydeki kimyasal cisimlerin karşılıklı etki/tepki, bölünme, içselleştirerek çoğalma, difüzyon ısı, nem ve basınç vb. koşullarda geliştirdikleri biyolojik süreçler, çıkış kaynağı itibariyle bu genel etki-tepki halkası içerisinde bulunurlar. Bu genel baskıdan hiçbir olgu kurtulamaz. Kötü bir örnek olsa da şöyle bir düşünürsek; atmosferin dışına çıkıp devasa bir aygıt ile atmosferdeki tüm oksijen elementini vakumlayarak aldığımızı bir düşünelim; oksijene gereksinim duyan tüm canlılar yaşama şansını yitirecek ve devinimsiz kalacaklardır. Sonraki süreçte başlayan biyolojik dönüşüm/çürüme bir devinim şekli olarak sonsuza dek sürecek olsa da artık amaçsal bir devinimden görüleceği gibi söz etmek mümkün olamayacaktır. Bu örnek aynı zamanda, yerkürenin tüm olguları ile korunmasının, tüm canlı türleri için ne kadar önemli olduğunu da göstermektedir. Genel baskının canlı türleri üzerindeki bu doğrudan etkisine gösterdikleri tepkilerinin yanı sıra bundan tamamen bağımsız olmamakla birlikte içinde yaşadıkları ortamın devinim yasaları arasında bir yönelim belirleyebilmeleri ve ötesine geçerek farklı devinim türlerini geliştirebilmeleri de olanaklı olup bu yönü ile hareketlerinde –özellikle insan türü için rahatlıkla söylenebilir- bir amaç, istek ve tercih olduğu gözlemlenmektedir. İstek ve amacın ve yönelimlerin oluşumları, içerikleri, hedefleri, doğru ya da yanlış olmaları konumuz kapsamı dışındadır. Bu, ayrı bir başlığın konusu olabilir.

    Kütle çekim yasasının merkezcil ve merkezkaç ivmeleri ölçeğinde yapılan değerlendirmeler ışığında bu gün fizik kurallarına göre en dıştaki ve dönen cismin hızına bağlı olarak yörüngeden çıkması gerektiği, ancak bunun gerçekleşmediğinin gözlemlendiği belirlenmiştir. Fizik bilimi bu soruyu çözümlemek isterken “karanlık madde”, “karanlık enerji” tanımlarına sığınmış görünmektedir. “Karanlık madde/enerji” nedir? Sorusu yanıtlanamamıştır. Yanı-sıra ışığın evrensel sabitesinin tersine fotonlar arası iletişimin ışıktan daha hızlı olduğu yönünde çalışma ve gözlemler ile değerlendirmeler de bulunmaktadır. Işık hızının evrensel bir sabite olmadığı zaman içerisinde kanıtlanacaktır. Doğrusu evrende sabite olarak kabul edilen tüm ölçeklerin bir sabite olmadıkları görülecektir. Bu evrenin sonsuz olmasının kaçınılmaz bir sonucudur. Işık hızına göre olguları yorumlamak ve değerlendirmek sakıncalı ve yanlıştır anlamı çıkmaz bu söylediklerimden. Ancak ışık hızı evrensel bir sabite değildir. Bunu bilmek gerekir. Newton’un zaman sabitesi Einstein’in ışık sabitesi ile aşılmış ve olgular skalaya göre yeniden farklı bir şekilde değerlendirilmişlerdir. Varılan sonuçlar evrenin daha da anlaşılmasını sağlamıştır. Bu gün fizik bilimince “karanlık madde/enerji” olarak tanımlanan olgu aslında evrenin sonsuz büyüklükteki dalga boyunun ta kendisidir. En dıştaki ve en içte bulunan cisme göre hızı aynı şekilde olan cismin yörüngeden çıkmamasını sağlayan güç/enerji bu dalga boyunca sağlanmaktadır. Evrenin sonsuz büyüklükteki bu dalga boyutundan hiçbir cisim kurtulamaz ve ondan bağımsız hareket etme şansı yoktur.

    Evrenin devasa büyüklükteki bu dalga boyutunun ölçümlenmesi olanaksız değildir. Ancak bunun pek kolay olmadığını da belirtmek gerekir. Hem o dalganın içerisinde olmak ve hem de etkilenerek sürüklenmek yanı-sıra bildiğimiz tüm ölçülerin çok ötesine ulaşmak gerekir bunun için. Işık hızına göre ulaşılan evren sınırları bundan belki iki-yüz yıl öncesine göre çok büyük olsa da evrenin sonsuzluk ölçeğindeki devasa dalgası karşısında atom/altı parçacıktan daha küçük kalmaktadır. Bu olgunun algılanması için geliştirilecek yöntemin, kuark düzeyinde yaratılacak bir düzlemin/evrenin gözlemlenmesi şeklinde olması gerekmektedir. Sonsuz büyüklüğü sonsuz küçüklükte görme şansı vardır.

    Devinim, sonsuzluğun evrensel sabitesidir.

    Aralık 2008/ocak 2009, Küçüksu




    not, şekli aktaramıyorum. ne yaptıysam da olmadı
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 12-12-2009, 16:00

    sanalmanik bunu beğendi.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökten acizdir.
  2. Ben o şekli merak ettim yine de;
    -

    Birde şunu eklemek istedim; Bu konu dışı olabilir/gelebilir ama Kasyopya Deneyindeki dalga ve benzeri içerikler geldi aklıma hemen ve bi tarama yaptım bende, şunları buldum;

    "Saydam, dalgalanan matris mozaiğindeki dairesel ve alçalıp yükselen bir yolculuk olarak tüm gerçekliği gözünde canlandıramıyor musun?

    "Deniz dalgalarıyla karşılaştırın. Dalgalar, tüm doğanın liflerinin bir parçası."

    "evrenin tüm boyutlarında var olan herşey, varoluşu yalnızca iki şekilde deneyimleyebilir. Bunlar uzun dalga döngüsü ve kısa dalga döngüsüdür."

    "tıpkı bir deniz dalgasının gelişi öncesindeki etkiler gibi.
    "
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 01-28-2014, 21:50

    Nejdet Evren bunu beğendi.
  3. Konu dışına küçük bir merak eki o zaman, teslanın dalgalarla dalga geçer gibi görünen bakış açısı ve düşünce sistematiğinin kasyopya deneyinde bahsedilen varlıkla temas etme ihtimali olabilir mi?
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 01-28-2014, 22:00

  4. sanalmanik,
    sonsuzluk şekil olarak kendini göstermek istemediğinden, diren-diğinden aktaramamış olabilirim; desem de değil...çok uğraştım ve lakin olmadı. arşivimi kurcalamam gerekiyor. o tarihlerden sonra iki kez yerleşkemi değiştirmek durumunda kaldım ve her taşınma yeni bir karmaşaya neden oldu. bir de "bit"lerle çalışan şu alette -sözüm ona bilgi-saymakta- her şeyi yapamamak var; neyse bu kez o şekli uzman bir arkadaş aracılığı ile aktarmayı deneyeceğim; dilerim olur. sözünü ettiğiniz deney yabancı gelmedi.
    ../
    meyelan,
    Kasyopya Deneyi'ni araştıracağım ve sorunuzu ancak o zaman yanıtlayabileceğimi sanıyorum. ilk bakışta sözü geçen varlık bana yabancı geldi.
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 01-28-2014, 22:18

  5. Nejdet Evren Nickli Üyeden Alıntı: sanalmanik,
    sonsuzluk şekil olarak kendini göstermek istemediğinden, diren-diğinden aktaramamış olabilirim; desem de değil...çok uğraştım ve lakin olmadı. arşivimi kurcalamam gerekiyor. o tarihlerden sonra iki kez yerleşkemi değiştirmek durumunda kaldım ve her taşınma yeni bir karmaşaya neden oldu. bir de "bit"lerle çalışan şu alette -sözüm ona bilgi-saymakta- her şeyi yapamamak var; neyse bu kez o şekli uzman bir arkadaş aracılığı ile aktarmayı deneyeceğim; dilerim olur. sözünü ettiğiniz deney yabancı gelmedi.
    ../
    meyelan,
    Kasyopya Deneyi'ni araştıracağım ve sorunuzu ancak o zaman yanıtlayabileceğimi sanıyorum. ilk bakışta sözü geçen varlık bana yabancı geldi.
    Lütfen benim için çabalamayın, Ben sizi öyle bi zora sokmak istemedim, Ben resmi ya da imgeyi istemek anlamında merak sunmadım ve muhtemelen görmüş olsamda bana bi şey ifade etmeyecek;

    Kasyopya Deneyi, ben deney olarak sunmuş olabilirim ama çok karmaşık bi veri, ya da sizin için ya da başkaları için öyle olabilir, Bi çok kişi için anlamsız olabilir, Fizik ya da varoluşa ilişkin söylemler çok az içinde ve spritüel vb. olarak tanımlanabilecek/sınıflanabilecek bi çalışma; İlginizi çeker mi emin değilim ve ben açıkçası bu yönelimde olmayanlara okumasını da tavsiye etmiyorum
    Oradan başka bi alıntı geldi aklıma yine; Alıntıyı bulamadım ama umarım bulunca eklerim, Enerjinin ya da bilincin yanılmıyorsam boşlukta varolması ve boşlukta varolabilmesi için bi kalp atışı gibi dalgasal devinimi üzerine bi benzetme vardı;
    Yine de ilgilenecek olursanız; Buralardan bi fikir edinebilirsiniz;
    Cassiopaea Türkçe
    Kasyopya Deneyi - Kasyopya Celseleri 1

    Sonsuzluk kavramına gelince; bende çok düşündü inanın; Sayısal bi sonsuzluk düşüncesinin dışında da düşündüm, Ki kendimce kavramalarım oldu ama keşke sözleri olsa ya da bu kavramalar sözler olsa; Yine belirttiğim kaynağa benzer bi içerikte "Sonsuz olan çok sayıda olamaz, çünkü çokluk sonlu bir kavramdır. Sonsuzluğu tanımlamak için onu Birlik olarak tarif etmeniz gerekir" diyor örneğin; Yine belirttiğim Kasyopya içeriğinde "sıfır ya da sonsuzluk" benzetmesi var; Ama benim için kavranmış ya da tanımlanabilir bi şey mi bilmiyorum sonsuzluk; Ve artık şöyle düşünüyorum; Sonu olmamak, Son çok boyutlu bi sözcük, Örneğin bitmemek ve bitmeyecek olmak; Belki de benim en derin sonzsuluk anlamım ve kavrayışım bu; Ve şu var, Sonu olmayanın başı olmaz, Başı olmayanın sonu olmaz; Ben belki de bunu kavrayabilmek için başı ve sonu olmamak fikrini kurcalıyorum biraz, Bitmeyecek ve yitmeyecek olmaktır belki sonsuzluk; Benim için ölçülemez/ölçümlenemez kadar çok sayıda olmak ya da çeşitlilikin çoğalımı ya da küçülümün ya da büyülümün ileriye/geriye ölçülemez ölçümlenemez gidişi ya da uzanışı değil bu kavram; Ama dalgaya gelince; Dalgacıyım ben dalgacı; Son günlerde belkide yıllarda varoluşu kavramak için aklıma imlenmiş bi kavram bu; Dönüş ve döngü gibi kavramlarla birlikte örneğin, Birileri düşünüyor, Bense tutup mavi dalgalar savurup duruyorum örneğin düşten-imgeden;
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 01-28-2014, 23:00

  6. Bitmeyen Sorular/Sonsuzluk

    Sayısal olarak sonsuzluk ilerleyebilir çokluğu mu ifade ediyor;

    Mekan/zamansal olarak sonszuluk bi genişlemeyi ve devinimi ve değişimi mi ifade ediyor;

    Sınırsız/dışsız/sonsuz bi boşlukta devinen enerji;

    Sınırsız/dışsız/sonsuz bi boşlukta devinen enerji için son nedir? sonsuzluk nedir?

    Dışsızlık nedir? Olabilir mi? Nasıl olabilir? Nasıl gözde ya da imgede canlandırılabilir?

    Enerji, bitişken ya da enerjiden bağımsız bi boşlukta mı düşünülmeli ya da imgelenmeli?

    Varlık ya da varlık değil olmak ya da bilinç/bilmek işi varlıktan bağımsız olarak bir öz, bir enerji, bir kaynak, bir ışık, bir bilinç, bir zeka olarak mı ya da nasıl düşünülmeli?

    Örneğin ışıksal ya da bilinçsel bi öz düşünüşünde kranlı kve aydınlık ikilemi, zıtlıklar ya da kutupluluklar nasıl düşünülmeli ya da zihinde nasıl konumlandırılmalı ve basamaklandırılmalı,

    Varlık ya da varoluşsal kavrayış için görsel ya da algısal ya da bilişsel/kavrayışsal bi imge nasıl tasarlanmalı ya da geliştirilmeli,

    Renk derinlikleri/katmanları ya da boyutları nasıl düşünülmeli, ışıkla/kaynakla/özle nasıl bağdaştırılmalı, örneğin ses;

    Öz ve varlık ayrımı nasıl yapılmalı? Öz yokolumsuz ve varlık yoklumlu olabilirli mi düşünülmeli?

    Bilgi yiter mi? kaybolur mu? Yiten ve kaybolan bilgi ya da deneyim kazanımı/enerjisi bilinç içinde tutulmaksızında kaybolabilirikte bile potansiyel olarak olarak zekanın/özün doğasında varolacağından aslında kayıp ve yitik değil midir?

    zeka nasıl öğrenir? Zeka kendini nasıl geliştirir? Zeka nasıl aşkınlanır? Ya da bunlar olabilir mi? Potansiyel bi öz ya da zeka varsa onun içinde gelişme ya da kendini aşkınlama ilerletme/öğrenme yeteneği nasıl oabilir, Salt yeteneği kendinini doğal gözlemi olmalı ve aşkınlanma barındırmamalı değil mi? Saf düşünüş örneğin bu sonucu düşürüyor?

    Gerçek anlamda sonsuz nedir? Salt ve sadece yeterlilik ya da istenilenin oluşması oluşturulabilmesi, düşünüşün canlanması, düşünsel potansiyelin tüm imkanlaranın canlılık ya da imge olarak ya da deneyim olarak sunulabilmesi sonsuzluk mudur?

    Sınırsızlık nedir? Limitsizlik nedir? Tüm ölçümler ötesi nedir? Sınır iki şey iya da iki farklı alanı birbirinden ayıran ya da birbirleriyle bitiştikleri/temas ettiği alanı/yüzeyi tanımlayan belgeyse sınır olmaması ne anlama gelir? Sınır olmaması tek alanlık/ tek özdeş/tek özsel alan olması mıdır?

    --

    Dalga aslında biçimsiz midir? Yani algı olarak algılamamız için ya da bizim algımıza göre midir? Biçimsiz bi boşlukta biçim olur mu?

    Çokboyutluluk nedir? Var mıdır? Varsa nasıl algılanabilir? Üç boyutlu görselleme ve düşünüş ile varoluş nasıl kavramsallaştırılabilir ya da imgelenebilir? Çokboyutluluğu ve çokboyutluluğu tanımlayan ifade/algı nedir?

    --

    Enerjinin içinde bağımsız olduğu bi boşluk aslında enerjinin kendisi mi? değil mi? Öz'den başkalık ya da farklılık yoksa boşluk neyi tanımlıyor; Düşünme ya da devinme özgürlüğünün kendisi aslında boşluk mu ya da boşlukun kendisi mi? Hareket ya da devinim isteği aslında boşluğu mu yaratıyor? Yani bi algı olarak mı şekillendiriyor? Örneğin hareket ihtiyacın kadar boşluğun olması ve bu boşluğun hareket ihtiyacın kadar her zaman genişlemesi yani özetle "hareket ihtiyacının hiç bir zaman boşluk büyüklüğünden büyük olamayacağı" her zaman ona eşit olacağı mı sonsuzluğu tanımlıyor;

    Genişleme sadece bir algı mıdır? gerçek midir? Genişleme varlığa ilşkin bir saptama ya da gözlem midir? Öze ilişkin bi genişleme genişleme var mıdır? Özün buna ihtiyacı var mıdır?
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 01-29-2014, 00:29

    Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun, Düşün düşünebildiğince, Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya,
    Dalga mı geçiyorsun düşler mi kuruyorsun, Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum, Böyle bir dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler A.NESİN
    ---
    Bilgi güçtür, Öğrenmek eğlencelidir - Kasyopya Deneyi
  7. sanalmanik,
    verdiğiniz adres için teşekkür ediyorum. en kısa sürede bakacağım; ki, ilgimi çeken konulardandır.
    ayrıca, sorduğunuz soruların hepsi ayrı konu başlığı eder gibi, hep beraber yanıtlarını ararız artık...
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 01-29-2014, 08:13


Benzer Konular

  1. varlık nedeni nedir ?
    Konu Sahibi 5N1K Forum V Harfinden Nedir? Başlıkları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 01-02-2012, 21:56
  2. öz devinim nedir ?
    Konu Sahibi 5N1K Forum Ö Harfinden Nedir? Başlıkları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12-31-2011, 12:53
  3. durgun şişkinlik nedir ?
    Konu Sahibi 5N1K Forum D Harfinden Nedir? Başlıkları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12-27-2011, 08:04
  4. durgun nedir ?
    Konu Sahibi 5N1K Forum D Harfinden Nedir? Başlıkları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12-27-2011, 08:03
  5. devinim nedir ?
    Konu Sahibi 5N1K Forum D Harfinden Nedir? Başlıkları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12-27-2011, 02:42
Sosyal Linkler
Sistem Bilgileri

Powered by vBulletin® Copyright © 2014 vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

uyarılar
  • Forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.