Felsefe.NET - Düşünce Eleştiri ve Paylaşım Platformu Zurna.net

Go Back   Felsefe.NET - Düşünce Eleştiri ve Paylaşım Platformu > Bilgi ve Tartışma > Felsefe

Etiketlenen üyelerin listesi

Like Tree1Likes

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17.08.2012, 22:27   #41
Düşünür
 okur-yazar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Nereden:
Mesajlar: 2.159
Standart Cevap: Nietzsche

Bhagwan Shree Rajneesh'in Nietzche hakkındaki düşünceleri;


Dahilerin kaderi yanlış anlaşılmaktır. Bir dahi yanlış anlaşılmıyorsa, aslında dahi filan değildir. Kişi kitleler tarafından anlaşılabiliyorsa, o zaman sıradan zekanın düzeyinde konuşuyor demektir.

Friedrich Nietzche yanlış anlaşılıyordu ve bu yanlış anlaşılma korkunç bir felakete neden oldu. Ama belki de bu kaçınılmaz bir şeydi. Nietzche gibi bir adamı anlayabilmek için, onunla aynı veya daha yüksek bilinç düzeyinde olman gerekir.

Adolf Hitler öylesine geri zekalı bir insandı ki Nietzche'nin anlamını kavramış olabilmesi olanaksız; ama onun felsefesinin mesihliğine soyundu ve o geri zekasının doğrultusunda yorumlar yaptı. Yorum yapmakla da kalmayıp bunları eyleme döktü ve bunun sonucunda ikinci dünya savaşı patlak verdi.

Nietzche güç isteminden söz ederken, bunun hakim olma isteğiyle hiç ilgisi yoktur. Ama nazilerin ona yüklediği anlam budur.

Güç istemi, hükmetme isteğiyle taban tabana zıttır. Hükmetme isteği aşağılık kompleksinden ileri gelir. Kişi kendine, onlardan aşağı değil üstün olduğunu kanıtlayabilmek için diğerlerine hükmetmek ister. Ama bunu kanıtlaması gereklidir. Kanıt olmazsa onların altında kalacağını bilir; bu yüzden bunu saklayacak birçok kanıta ihtiyacı vardır.

Gerçekten üstün olan kişinin kanıta ihtiyacı yoktur, o zaten üstündür. Bir gül güzelliğiyle ilgili bir tartışmaya girer mi? Dolunay ihtişamını kanıtlamakla uğraşır mı? Üstün insan bunu zaten bilir, hiçbir kanıta ihtiyacı yoktur; bu yüzden hükmetme isteği de duymaz. Kesinlikle bir güç isteğine sahiptir, ama burada çok ince bir ayırım yapmak gerekir. Güce istek duyması demek, kendini bütünüyle ifade edecek olgunluğa erişmek istemesi demektir.

Bunun başka kimseyle alakası yoktur, yalnızca bireyin kendisiyle alakalıdır. O çiçek açmak, potansiyelinde gizli olan tüm çiçekleri açığa çıkarmak, gökyüzünde ulaşabileceği kadar yukarıya uzanmak ister. Burada kıyas bile söz konusu değildir. Başkalarından daha yukarıya çıkmak istemez, yalnızca kendi potansiyeline erişmek ister.

Güç istemi mutlak surette bireyseldir. Gökyüzünün en yukarılarında dans etmek, yıldızlarla konuşmak ister, ama kimseye üstünlüğünü kanıtlamak gibi bir derdi yoktur. Rekabetçi değildir, kıyaslayıcı değildir.

Adolf hitler ve takipçileri, naziler, dünyaya çok büyük bir zarar verdiler, çünkü Nietzche'nin doğru şekilde anlaşılmasının önüne geçtiler. Ve bu yalnızca tek bir şey için değil, diğer kavramlar için de geçerliydi; tümüyle yanlış anladılar.

Bu daha önce hiçbir mistiğin veya şair içine düşmemiş olduğu kadar üzücü bir yazgı. İsa'nın çarmıha gerilmesi ve Sokrates'in zehirlenmesi bile Nietzche'nin yazgısı kadar kötü değil.. O öyle büyük bir ölçekte yanlış anlaşıldı ki, Hitler onun ve felsefesinin adına sekiz milyon kişiyi öldürdü. Bu biraz zaman alacak. Adolf Hitler ve naziler ve ikinci dünya savaşı unutulduktan sonra, Nietzche'nin gerçeği su yüzüne çıkacak. O geri gelecek...

Daha geçen gün Japon sannyasinlerimden biri bana kitaplarımın kendi dilinde en çok satanlar arasına girdiğini ve hemen yanlarında da Nietzche'nin kitaplarının yer aldığı haberini verdi. Birkaç gün önce de aynı haber Kore'den gelmişti. Belki de insanlar bizim kitaplarımız arasında benzer bir şeyler buluyor.

Ama Nietzche'nin yeni baştan yorumlanması gerek, ki naziler tarafından onun güzel felsefesinin üzerine yüklenmiş onca saçmalık bir kenara atılabilsin. Onun arındırılmaya, vaftiz edilmeye ihtiyacı var.

Küçük Sammy, dedesine ünlü bilim adamı Albert Einstein'dan ve onun görecelilik kuramından söz ediyordu.

"Peki" dedi dedesi, "Bu kuram ne anlatıyormuş?"

"Öğretmenimizin dediğine göre, bunu tüm dünyada yalnızca birkaç kişi anlayabiliyormuş." dedi Sammy... "Ama yine de bize nasıl bir şey olduğunu anlattı. Görecelilik şöyle: Bir adam güzel bir kızın yanına oturduğunda bir saat bir dakika gibi geliyor, ama bir dakikalığına kızgın ateşin üzerine oturunca, bu bir saat gibi geliyor ve buna Görecelilik Kuramı deniyor."

Dede sessizce başını sallayıp yavaşça, "Sammy" diye sordu, "Senin Einstein bununla mı geçiniyor?"

İnsanlar bir şeyi kendi bilinç düzeylerince anlayabilirler. Nietzche'nin nazilerin eline düşmüş olması yalnızca bir rastlantıydı. Onlara savaşmak için bir felsefe gerekiyordu ve Nietzche savaşçının güzelliğini taktir eder. Uğrunda savaşılacak bir düşünceye ihtiyaçları vardı ve Nietzche onlara iyi bir neden verdi, "üstün insan için savaşmak" .
Tabi hemen üstün insan fikrine sahip çıktılar. Nordik Alman Aryanları, Nietzche'nin yeni insan ırkı, üstün insanı olacaktı. Dünyaya hükmetmek istiyorlardı ve Nietzche buna çok yardımcı oluyordu, çünkü insanın en temel özleminin güç istemi olduğunu söylüyordu. Onlar bunu hükmetme istemiyle değiştirdiler.

Şimdi tam bir felsefeleri olmuştu.. Nordik Alman Aryanları üstün bir ırktı, çünkü onlar üstün insanı yaratacaklardı. Güç istemine sahiptiler ve tüm dünyaya hükmedeceklerdi. Daha alt seviyelerdeki insanlara hükmetmek, onların kaderiydi. Bariz bir matematik söz konusuydu, üstün olan daha alt seviyede olanı yönetmeliydi.

Bu güzelim kavramlar…Nietzche onların böylesine tehlikeli olabileceğini ve tüm insanlığın üzerine bir kabus gibi çökebileceğini asla hayal bile edemezdi. Ama yanlış anlaşılmanın önüne geçemezsin, elinden hiçbir şey gelmez.

Viski, puro ve ucuz losyon kokan bir sarhoş sallanarak otobüse bindi ve bir Katolik rahibinin yanına oturdu. Kendisinden rahatsız olmuş olan rahibe bakan sarhoş:

"Hey peder, sana bir sorum var." dedi. "Arterite ne sebep olur?"

Rahip soğuk ve ters bir şekilde, "Ahlaksız yaşam tarzı, fazla içki, sigara ve hafif kadınlarla düşüp kalkmak" diye yanıt verdi.

"Vay canına!" dedi sarhoş.

Bir süre yola sessizlik içinde devam ettiler. Rahip kendini suçlu hissetmeye başladı. Bariz şekilde Hıristiyan merhametine ihtiyacı olan birine soğuk davranmıştı. Sarhoşa dönüp, "Üzgünüm oğlum.." dedi. "Sert çıkmak istemezdim. Ne kadar zamandır bu arterit belasından muzdaripsin?"

"Ben mi?" dedi sarhoş. "Ben arteritten muzdarip filan değilim de gazetede okuduğuma göre papa öyleymiş!"

Elden ne gelir? Bir şey bir kez ağzından çıktıktan sonra, karşındakinin onu nasıl alacağı tamamen ona kalmış.

Ama Nietzche öylesine önemli, ki nazilerin onun düşüncelerine bulaştırdığı tüm bu pislikten arındırılması gerekiyor. Tuhaf olan yalnızca nazilerin değil, dünyadaki diğer filozofların da onu yanlış anlamış olmaları. Belki de o öylesine büyük bir dahiydi, ki sözde büyük adamlar bile onu anlayamıyorlardı.

O düşünce dünyasına sayısız yeni görüş kazandırıyordu ve ki tek bir görüş bile onu dünyanın en büyük filozoflarının arasına sokabilirdi. Oysa onun düzinelerce görüşü vardır ve hepsi de insanlığın daha önce hiç aklına gelmemiş olan, mutlak derecede özgün görüşlerdir. Doğru anlaşılmış olsaydı, Nietzche şüphesiz, o üstün insanın oluşması için gereken havayı ve toprağı sağlayabilirdi. O insanlığın dönüşüme uğramasına yardımcı olabilir.

Ona karşı müthiş bir saygı ve yanlış anlaşıldığı için de üzüntü duyuyorum, ki yanlış anlaşılmakla da kalmayıp tımarhaneye tıkılmıştır. Doktorlar onu deli olduğuna kanaat getirmişti. Onun görüşleri sıradan zihnin öylesine uzağındaydı, ki sıradan insan onun deli olduğunu kabul etmekten mutluluk duyuyordu: "O deli değilse biz çok vasatız", o deli olmalı, tımarhaneye tıkılmalıydı.

Benim hissime göre o hiçbir zaman delirmedi. Yalnızca kendi zamanının fazla ilerisindeydi, fazla içten ve doğrucuydu. Siyasetçilere, rahiplere ve cüce zihinlilere aldırmadan ne yaşadıysa tam olarak onu aktardı. Ama bu cüceler öyle kalabalık ve o öylesine tek başınaydı, ki onun deli olmadığını duyamadılar. Delirmediğinin kanıtı da tımarhanede yazdığı son kitabıdır.

Ama onun deli olmadığını söyleyen ilk adam benim. Öyle görünüyor ki bu dünya öylesine kurnaz ve politik zihniyetli ki insanlar sadece kendilerine şöhret kazandıracak, kalabalıktan alkış alacak olan şeyleri söylüyorlar. Senin o büyük düşünürleriniz bile o kadar büyük değil... Onun tımarhanede yazdığı kitap en iyi kitabıdır ve kesin bir delildir, çünkü deli bir adam onu yazamazdı. Son kitabı Güç İstemi'dir. Onun basıldığını göremedi, çünkü kimse deli bir adamın kitabını basmak istemedi. Birçok yayıncının kapısını çaldı, ama hep geri çevrildi ve şimdi herkes bunun yazdığı en iyi kitap olduğu konusunda hemfikir. Ölümünden sonra kız kardeşi bu kitabı bastırabilmek için evini ve bazı başka şeyleri sattı. Çünkü bu onun son arzusuydu, ama kitabın basıldığını göremedi.

O mu deliydi yoksa biz mi delirmiş bir dünyada yaşıyoruz? Deli bir adam "Güç İstemi" gibi bir kitap yazabiliyorsa, o zaman deli olmak nükleer silahları üst üste yığmakta olan Amerikan başkanı gibi akıllı olmaktan daha iyidir.

Bu adama aklı başında, Friedrich Nietzche'ye de deli mi diyorsunuz?


okur-yazar isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 11.02.2017, 14:25   #42
 epoché - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2016
Nereden:
Mesajlar: 137
Standart


Nietzsche'yi anlamak zordur, onun kavramlarının aslına azar azar da olsa temas eden, kıyıdan uzaklaştığını, büyük dalgaların boyunu almaya başladığını bütün iliklerinde hisseder. İlk başlarda ürkütücüdür, çünkü o zamana kadar bir şeyler bildiğini, hayat ve kendin hakkında bir şeyler çözdüğünü sanmışsındır, onun imkansızlığı zorlayan, tükenmek bilmeyen dürüstlüğü karşısında yıkılırsın, hayat enerjin omuzlarından çekilir, zihin artık kendine yalan söyleme yetisini kaybetmiştir, Sokrates'e sinirlenirsin, Plotinus'u yakasından tutup duvara yapıştırmak, hesap sormak istersin, Shakespeare'e saygın artar. Nietzsche'yi hakkıyla tanımamış bir adamın felsefe yaptığını sanması, ancak trajikomik bir düşünce kariyerinin daha geride kalacağının resmidir.. Nietzsche farklıdır, özeldir.


epoché isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 12.02.2017, 09:05   #43
 Lefty - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2012
Nereden:
Mesajlar: 4.335
Standart

epoché Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
[
Nietzsche'yi anlamak zordur, onun kavramlarının aslına azar azar da olsa temas eden, kıyıdan uzaklaştığını, büyük dalgaların boyunu almaya başladığını bütün iliklerinde hisseder. İlk başlarda ürkütücüdür, çünkü o zamana kadar bir şeyler bildiğini, hayat ve kendin hakkında bir şeyler çözdüğünü sanmışsındır, onun imkansızlığı zorlayan, tükenmek bilmeyen dürüstlüğü karşısında yıkılırsın, hayat enerjin omuzlarından çekilir, zihin artık kendine yalan söyleme yetisini kaybetmiştir, Sokrates'e sinirlenirsin, Plotinus'u yakasından tutup duvara yapıştırmak, hesap sormak istersin, Shakespeare'e saygın artar. Nietzsche'yi hakkıyla tanımamış bir adamın felsefe yaptığını sanması, ancak trajikomik bir düşünce kariyerinin daha geride kalacağının resmidir.. Nietzsche farklıdır, özeldir.
Şahsen ben çok iyi tanımıyorum ve bir iddiam da yok ayrıca çok iddialı laflardan korkarım çünkü kızılderililer bildiğiniz üzere "çok iyi ata bineriz, çok iyi savaşırız" dediler fakat nesilleri tükendi bu sebeple büyük konuşurken dikkat etmek gerekiyor.
Şu sözü ile tam olarak ne anlatmak istediğini yazarbilirseniz de sevinirim.

"Felsefeyi tehlikeli hale getireceğiz."


_______________________
Yanlış yaşam, doğru yaşanamaz.
Theodor W. Adorno

Konu Lefty tarafından (12.02.2017 Saat 09:32 ) değiştirilmiştir.
Lefty isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 12.02.2017, 14:11   #44
 epoché - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2016
Nereden:
Mesajlar: 137
Standart

Nesilleri tükenmedi de, "beyaz adamın" azizliğine uğradılar..

dijital Nickli Üyeden Alıntı
Şu sözü ile tam olarak ne anlatmak istediğini yazarbilirseniz de sevinirim.

"Felsefeyi tehlikeli hale getireceğiz."
Sanırım, Avrupalının tarihten gelen dünya tasavvuruna bir kötüleme beraberinde, felsefeye bir vurgu olarak düşünülebilir.

(...)çünkü bir şeyin etrafı ne kadar "tehlikeliyse", o şey o kadar değerlidir..

güdümlü ahlakî taleplerin yarattığı sosyokültürel aymazlığa ve faşizmlere karşın, üstinsana girizgâh mahiyetinde bir eleştiri olarak almak gerekiyor ,-veya- 'sanal güvence' isteminde boğulan insanın, dönüp bakmaya tenezzül etmediği "gerçek tehlikeye", _dürüstlüğün dipsiz kuyusundaki belirsizliği kabule_, bir çağrı..

yalnız tamamı şöyle (1888 yazınlarından, 'Güç İstenci' derlemesine dahil edili),

“Felsefeyi tehlikeli bir şey yapacağız, onun kavramını değiştireceğiz, yaşam için tehlikeli olan bir felsefe öğreteceğiz; felsefeye bundan daha iyi ne gibi bir hizmet sunulabilir ki!

Bir fikir ne kadar pahalıya mâl olursa, o kadar bağıra basılır.

Eğer biz tereddüt etmeksizin kendimizi, 'Tanrı', 'Vatan' ve 'Özgürlük' gibi kavramlar için kurban edebiliyorsak, ve eğer bütün tarih, bu tür feda oluşları sarmalayan bir dumandan ibaretse, felsefe kavramının, 'Tanrı', 'Vatan', ve 'Özgürlük' gibi popüler kavramlar karşısındaki üstünlüğünü, onun diğerlerinden daha fazla kıyım gerektirdiğini anlatıp, onu daha pahalı kılmadan insanlara nasıl gösterebiliriz?”


Tanrı ve vatan gibi kavramların, ya da özgürlük politikalarının (sanıyorum, uluşçu ya da libertaryan ikiyüzlülüğü bağlamında) muhafazası için kendi bilincini ve yaşamını fütursuzca feda ettiği bir geçmişin yağında kavrulmuş insanoğluna, felsefenin değerini anlatmak mümkün mü? yine de, tarihin boyunduruğundan sıyrılma potensiyaline sahip insan tekine, kendi boyunun doğru ölçüsünü alması için felsefeye (_kendi hiçliğiyle yüzleşmeye_ / _büyük dalgalar-la boğuşmaya_) bir davet olarak yorumlanabilir.


epoché isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 30.04.2018, 15:01   #45
 albertinkaranfili - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2018
Nereden:
Mesajlar: 39
Standart

Epoche sizi göremiyoruz ne zaman döneceksiniz


_______________________
Bir çiçek ol sevginin bahçesinde
albertinkaranfili isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.10.2018, 14:29   #46
 Mara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2016
Nereden:
Mesajlar: 221
Standart

"Ölümün son iyiliği, bir daha ölümün olmamasıdır."

Nietzsche 174 Yaşında!
Lefty bunu beğendi.


_______________________
Omnia fui; nihil expedit *
Mara isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 16.10.2018, 21:48   #47
 sanalmanik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2013
Nereden:
Mesajlar: 3.479
Standart

Özgürlük bir çınlamadır beynimde uğuldayan ..
ve özgürlük bir ses parçası, acı parçası...
İçinden geçip gittiğim varoluş boşlukları , kanat kopartan ileriye ve iyiye çırpınma ve yönelme istenci
Bölüp durduğum yokluk
Ağlamayan ağlayışların hıçkırıksı haykırışları
Ve yarını bölen ve yarını ayıran sessizlik
saygı duruşu
anma


_______________________
"sanalmanik yazımlarının, yapılandırmacı/eleştirel ve empatik/eleştirel okuma süzgeçlerinden geç-mesini rica etmektedir"
-
Bilgi toplamak ve öğrenmek için çabalayan bir grup; bilindik ve antik yöntemlerle bilgi toplarken , bir yandan da viya tahtalarıyla deneme oturumları sürdürdüler ve umulmadık bir biçimde, aşağıdaki masalı derlerler.
-
İşte buna viya/tamyol ileri diyoruz
-
Türkçe Tanıtım
http://tr.cassiopaea.org/

Giriş
http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=7
sanalmanik isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 16.10.2018, 21:56   #48
 sanalmanik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2013
Nereden:
Mesajlar: 3.479
Standart

Kelime parçaları ve ses parçaları ve duyu parçalarıyla oynadım
Bölüştüm
Acı içilmiş sessizliği ve yalınlığı haykırdım
İçinde usanç döven istemenin ve yapma-olma istencinin çekiciyle hayalleri ufukları ve düşünceleri dövdüm..
Bağır bağır bağırıyordum iç denen atmosferden
Parçam parçam yalnızlıklar dağıtıyordum
Sessiz haykırışlar dağıtıyordum

Düşüncelerin güçlerini aklımın basıncıyla sıktım ve baktım onlara
Yalın yalnızlıklar uçurdum...

Dimdik düşündüm dimdik
En uzağı ve en ağırı bir okka da düşündüm
Yeknesaklıktan usanç

Aklımın bakışları dimdik çarptı düşüncelere
Şimşek sağan bir gökyüzünde
Damıtılmış çılgınlıklar
Genişleme ve olma basıncı
İstencin titreşiminden saçılan bir yalnızlık

Denemeler-sanal


_______________________
"sanalmanik yazımlarının, yapılandırmacı/eleştirel ve empatik/eleştirel okuma süzgeçlerinden geç-mesini rica etmektedir"
-
Bilgi toplamak ve öğrenmek için çabalayan bir grup; bilindik ve antik yöntemlerle bilgi toplarken , bir yandan da viya tahtalarıyla deneme oturumları sürdürdüler ve umulmadık bir biçimde, aşağıdaki masalı derlerler.
-
İşte buna viya/tamyol ileri diyoruz
-
Türkçe Tanıtım
http://tr.cassiopaea.org/

Giriş
http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=7

Konu sanalmanik tarafından (16.10.2018 Saat 22:00 ) değiştirilmiştir.
sanalmanik isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 17.10.2018, 02:30   #49
 sanalmanik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2013
Nereden:
Mesajlar: 3.479
Standart Friedrich Nietzsche-ye

özgür; lük adına- eksenine;


bom boş bir anlam ve anlamsızlık var ve yok

o kadar anlamsız ve derin bir uçurum ki;

---

"yadırgadığım her şey ve yapamadığım olamadığım her şey; boşluktan üzerime yağıp beni yağmalayacak ,çullayacak ve dalga geçişlerle kendini olacak gibi..."

"ve tüm öfkelerim, arzularım;
imge olup meydanlanarak, (göğe) gerçeklenip, ; beni de içine çekip katacak, anlamlarını (ve doyurum ve doyurumsuzluklarını beni adam edene kadar) bana ve bilişime gülücükler , oyunlar ve saldırılar gibi çarparak (ve benimle alay geçen oyunlar oynayarak) ve kendilerini olarak beni olacaklar-olduracaklar gibi ….
..."

ben olmayı yadsıyışım o kadar derin ki;

ve kendi benime öfkem ve nefretime varan kendimi sevmemem ve onamamam;
yerinde duran gaflet gibi olan bu kişiyi sevmemem ve çıkıp onun herşeyi değiştirmesini ve kendini değiştirmesini -birden olup beklemem
ve hiç durmadan olmasını beklemem
ve bir değişimde hiç onu yadsımadan değişimini istememenin derinliği ve anlamsızlığı ve çözümsüzlüğü o kadar anlamsız ve derin bir uçurum ki;

-kendi- suratıma çarpan tokat gibi –oluşum;
ben olmak istemeyişim o kadar derin ki

olmak bir çalkantı ve sallantı
ölüyorum ya da kalıyorum

tüm bu tantananın da ne yöne gitmesini bilmediğim de
bireysel yaşamımı neye kılabilirdim ki!

varı yoku ellerimle biçimlesem ya da dönüştürsem neye biçimlerim?/dönüştürürdüm?

dışarda bir anlam, cevap var beni çağıran gibi
ama olmayan/henüz yapılmamış

durmak, anlamak, yapmak arası çelişkiler de çekim ve gidim gelim selleri

çoklaşmış çocuklar gibi günsüz insanların/durumlarının beni sarması
hiç yadırgamayan bir insan-biliş topluluğunun, "ooo sen mi geldin" demesi ya da hiç aldırmaması gibi bir yerde dinlenme ve durarak ve bekleyerek sadece varolma gibi histen sonra
tüm varoluşu bırakmak gibi bu esaret aklımı kurcalıyor

bir coşkunlukla solgunluk arası bir yer ya da her ikisi bir aradaki yerde dirençle bekleme eğilimi
(yıkılgan ve yıkılgan olmayan ben ikisi bir arada tutunuyor ve çekiyor birbirini)

tüm bu -kendini yaşayanı ve olanı ;kendi adına bağımlamam ve çözümlemem o kadar derin ki;
bir şey olmanın merkezi olmaktan öte beni alıp kucaklayacak bi şeyin olması ve durumun kuşatganlığının temizliği ve saflığı gibi oluşun açılımı gibi bekleyişler

beni varedecek ya da oyuna çağıracak; yeni bir varoluş çocuğu /oyunu
ya da "bak bu var gördün mü" de ki yenilenmenin olumu,

varoluş gücünde ve büyüklüğünde, belki adam kılığında belki değil ne kılığındaysa o kılığında, beşbin çocuk gelip beni hani ne duruyorsun diyecek gibi ..
durumlar ya da bu çocuklar farketmez; etrafta kıyamet-ler kopuyor-çemberimde sanki;

susuyorum ve sesiyorum

dışarıdaki boşluktaki imgeler tüm sesleriyle beni dövecek ve içimden geçecek gibi;
beni savurup yerlere vuracaklar gibi


"ve tüm öfkelerim, arzularım meydanlanıp (göğe) gerçeklenip, imge olup; beni de içine çekecek - katacak ve anlamlarını (ve doyurum ve doyurumsuzluklarını beni adam edene kadar) bana ve bilişime gülücükler ve oyunlar ve saldırılar gibi (yani bana çala çala) ve hatta alaylar gibi çarparak (ve benimle alay geçen oyunlar oynayarak) beni kendime getirecekler gibi
ya da (bir benzeri-) kendime geleceğim sanki. bu olacak mı? bu anlatamadığım ve kelimeleri bile toparlayamadığım,
kelimelerimin anlamlarını vermeye yetmediği azgınlık nedir?
böyle bir şey şimdilerde beni bizi bulacak mı.."

bilişlerim ve olmayışlarım;
boşluklara çarpıp dağılıp imgeler olup -beni boşluğa ve imgeye katıp benle -h-alay edecekler ve ben buna artık bi yerden sonra içim geçip -kendime gelip- güleceğim yer -orası -çılgınlığı

imgelerim
bana tokatlar vuracaklar ve çözümlemelerini vuracaklar-alaylarını vuracaklar alaylarını
beni döve döve adam edecekler gibi;

işte o zaman /yeni gülmeye/ (gülme olmayana başlayacağım gibi)

yadırgadığım her şey ve yapamadığım olamadığım her şey; boşluktan üzerime yağıp beni yağmalayacak çullayacak ve dalga geçişlerle kendini olacak gibi

varoluşu-m-uz; bunu çözümlemem o kadar derin ki defalarca düşündüm

kendimi bu anılarımla ya da (var ya da yok söksem ve bir oraya ya da buraya götürsem taşısam ve taşsam anlamını sökemiyorum- doyumunu alamıyorum/vuramıyorum.
Doyganlık ile bir temas açlığı içimde… Tam bir doyum için arıyorum..)

geçmişimle ve varolanımla yüzleşili/barışılı, onu/beni-kendi sayılanı unutarak ve soyutlayarak (içim sanılan yerden, ben sanan olandan) çıkaramıyorum ve dönüştüremiyorum
yok edemiyorum-var edemiyorum-
bu tutuncalı tutunca beni sarıyor ve aklımı kuşatan bu im doğuyor-bekle ve diren
direngen ol; diren diren diren;

bu herşeyi yarıda bırakma, kaçma ya da yokolma /olmama çekimleri gibi duran şeyler ve atmosferler beni şey'e savunamıyor ve savunamıyor-olmuyor ve bana yetmiyor
bana bize yetmiyor bu varoluş-um-uz

sığınamıyorum sığamıyorum/sığamıyorum
artan (yalnızlıktan) ve azalan şeylerden umulan medet
bana taşmıyor

bir zafer istiyorum-adı zafer olmayan -kimseyi yenmemiş
zaferin en bilinmedik sonuca-na bekletmiş olumunu

bir patlama istiyorum göğsümde -diğer hiç bir şeyi patlatmamış/kırmamış dökmemiş ya da herşeyi belki patlatan
saç beni karanlıklara istersen ve dök beni ,kendini de yanıma

değişim sancısının/değişim isteminin onurduğu ya da kırıp dökmesinin edası bir bağımlılığa ve bağıma gebe olmayan özgür bir olma/dönüşüm

yarattıklarımdan yaratacaklarımdan (yani yaptıklarımdan) /kendimden ve olumumdan/olaganlığımdan da ürküyorum ve korkuyorum

bir şeyin bağımı olmamam; bu alıp verme ve velvele beni götürüyor
bir şeyin bağımı olamam
yaratamam kullayamam

obejktif tam objektif bir yaratımın yaratısı nedir-üretisi ,çıktısı, nedir?
benilgenlik mi? senilgenlik mi? bizilgenlilik mi?
bu sonuçlarla yüzleşmek ve görmek bilmek çılgınlığı , aşıgan çılgınlıklar, aşıgan uzaylar ve 'ver yerleri' artması ile boğuşma ve artan çığlıklar sesleri ve artma çığlıkları ve bilinç sesleri --uzayları

hiç bir kavrama bağıl bağlı kalamam -ben olurum-ne istersem
hiç bir şey beni sınırlayamaz
tüm sınırlardaki ve sınırsızlıklardaki herşey öğretir bana --oldurur
taşlara ya da başlara dönüşen yanım buğuruyor

ben hiç bir şeyin yaratıcı üreticisi uzayı ve bağımı olamam /olmak istemiyorum
bir seçimin tanırı

bom boş bir anlam ve anlamsızlık ve var ve yok

----
(var ama yok) gibi bir şeye;

uykuya dönüşmüş gibi olmak istediğimde;
beni uyandıran ses, güç ve kudret ya da durum daha büyük bir zafer ya da umulmayacak umulmadık büyüklüğünde bir sarma kuşatma biliş ve oluş olmalıdır
biliş kopuş çığlık ve çığkım çağlısı olmalıdır
bütün varoluşun kopması gibi bilinmez bi enginlikte olmalıdır

burdan (ben'im) enerji taşan ışımlarla ve ışınlarla sökü-lü-p çağlayan özgürlüklüklere gitmek-götürmek ve bilinçler ve tüm varoluşlar meydanlarında kopan gezintiler gibi olmalı

burdan (ben'im) enerji taşan ışımlarla ve ışınlarla sökü-lü-p çağlayan özgürlüklüklere gitmek kendini götürmek-olurmak ve çağırmak istiyor götürmek ve bilinçler
ve tüm varoluşlar meydanlarında kopan gezintiler çığıltılar gibi kopmak-olmak istiyor gibi istiyor
yankılanan istiyor
yankılanan oluşlarda yankılanan yankılanışlarla istiyor

----
o kadar anlamsız ve derin bir uçurum ki;

---

yadırganmayan -ikilik duyulmayan -ya da kendinden başka kalamayan bir özel imge oluşunda ve varoluşunda evreninde gibi bir yerde özgür-tutsak tutkuların kendilerine kendilerini -deneyimletmesi gibi bir çözümlemeye ithafen;

ya da

yadırganmayan -ikilik duyulmayan -ya da kendinden başka kalamayan bir özel imge oluşunda ve varoluşunda evreninde gibi bir yerde özgür-tutsak tutkuların kendilerini (dışarı savurarak ve oldurarak kendine kendi kendilerini -kendileri gerçeklerenerek nerdeyse coşkunla ve yağımla kendini ters bana yağması olması gibi) deneyimletmesi ya da durumu çözümlemesi gibi bir ters bakışta;

narsizmin öbeği;
yeniden doğuş;

------
ölme gibi yer...

...
kayıp kanat çırpışları
ufkuna....


Dionysos-a....


_______________________
"sanalmanik yazımlarının, yapılandırmacı/eleştirel ve empatik/eleştirel okuma süzgeçlerinden geç-mesini rica etmektedir"
-
Bilgi toplamak ve öğrenmek için çabalayan bir grup; bilindik ve antik yöntemlerle bilgi toplarken , bir yandan da viya tahtalarıyla deneme oturumları sürdürdüler ve umulmadık bir biçimde, aşağıdaki masalı derlerler.
-
İşte buna viya/tamyol ileri diyoruz
-
Türkçe Tanıtım
http://tr.cassiopaea.org/

Giriş
http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=7

Konu sanalmanik tarafından (17.10.2018 Saat 02:49 ) değiştirilmiştir.
sanalmanik isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 17.10.2018, 15:31   #50
 ihaveanidea - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2017
Nereden:
Mesajlar: 718
Standart

"Kadına mı gidiyorsun? Kırbacını unutma."



Yattığın toprağa karanfil ekeyim Nietzsche'm !


_______________________
Sadece bir kez yaşarsın.O halde her gün Toblerone ye!
ihaveanidea isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
nietzsche


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:39.

Forum Yasal Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
User Alert System provided by Advanced User Tagging (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2018 DragonByte Technologies Ltd. Runs best on HiVelocity Hosting.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2
Webcrawler by Felsefe.Net
Felsefe.Net Her Hakkı Saklıdır

Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info Adresine yollayabilir veya Buradaki Formu Doldurarak bize iletebilirsiniz