Felsefe.NET - Düşünce Eleştiri ve Paylaşım Platformu

Go Back   Felsefe.NET - Düşünce Eleştiri ve Paylaşım Platformu > Bilgi ve Tartışma > Felsefe

User Tag List

Like Tree1Likes

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 17.08.12, 22:27   #41
Düşünür
 okur-yazar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Nereden:
Mesajlar: 2.349
Standart Cevap: Nietzsche

Bhagwan Shree Rajneesh'in Nietzche hakkındaki düşünceleri;


Dahilerin kaderi yanlış anlaşılmaktır. Bir dahi yanlış anlaşılmıyorsa, aslında dahi filan değildir. Kişi kitleler tarafından anlaşılabiliyorsa, o zaman sıradan zekanın düzeyinde konuşuyor demektir.

Friedrich Nietzche yanlış anlaşılıyordu ve bu yanlış anlaşılma korkunç bir felakete neden oldu. Ama belki de bu kaçınılmaz bir şeydi. Nietzche gibi bir adamı anlayabilmek için, onunla aynı veya daha yüksek bilinç düzeyinde olman gerekir.

Adolf Hitler öylesine geri zekalı bir insandı ki Nietzche'nin anlamını kavramış olabilmesi olanaksız; ama onun felsefesinin mesihliğine soyundu ve o geri zekasının doğrultusunda yorumlar yaptı. Yorum yapmakla da kalmayıp bunları eyleme döktü ve bunun sonucunda ikinci dünya savaşı patlak verdi.

Nietzche güç isteminden söz ederken, bunun hakim olma isteğiyle hiç ilgisi yoktur. Ama nazilerin ona yüklediği anlam budur.

Güç istemi, hükmetme isteğiyle taban tabana zıttır. Hükmetme isteği aşağılık kompleksinden ileri gelir. Kişi kendine, onlardan aşağı değil üstün olduğunu kanıtlayabilmek için diğerlerine hükmetmek ister. Ama bunu kanıtlaması gereklidir. Kanıt olmazsa onların altında kalacağını bilir; bu yüzden bunu saklayacak birçok kanıta ihtiyacı vardır.

Gerçekten üstün olan kişinin kanıta ihtiyacı yoktur, o zaten üstündür. Bir gül güzelliğiyle ilgili bir tartışmaya girer mi? Dolunay ihtişamını kanıtlamakla uğraşır mı? Üstün insan bunu zaten bilir, hiçbir kanıta ihtiyacı yoktur; bu yüzden hükmetme isteği de duymaz. Kesinlikle bir güç isteğine sahiptir, ama burada çok ince bir ayırım yapmak gerekir. Güce istek duyması demek, kendini bütünüyle ifade edecek olgunluğa erişmek istemesi demektir.

Bunun başka kimseyle alakası yoktur, yalnızca bireyin kendisiyle alakalıdır. O çiçek açmak, potansiyelinde gizli olan tüm çiçekleri açığa çıkarmak, gökyüzünde ulaşabileceği kadar yukarıya uzanmak ister. Burada kıyas bile söz konusu değildir. Başkalarından daha yukarıya çıkmak istemez, yalnızca kendi potansiyeline erişmek ister.

Güç istemi mutlak surette bireyseldir. Gökyüzünün en yukarılarında dans etmek, yıldızlarla konuşmak ister, ama kimseye üstünlüğünü kanıtlamak gibi bir derdi yoktur. Rekabetçi değildir, kıyaslayıcı değildir.

Adolf hitler ve takipçileri, naziler, dünyaya çok büyük bir zarar verdiler, çünkü Nietzche'nin doğru şekilde anlaşılmasının önüne geçtiler. Ve bu yalnızca tek bir şey için değil, diğer kavramlar için de geçerliydi; tümüyle yanlış anladılar.

Bu daha önce hiçbir mistiğin veya şair içine düşmemiş olduğu kadar üzücü bir yazgı. İsa'nın çarmıha gerilmesi ve Sokrates'in zehirlenmesi bile Nietzche'nin yazgısı kadar kötü değil.. O öyle büyük bir ölçekte yanlış anlaşıldı ki, Hitler onun ve felsefesinin adına sekiz milyon kişiyi öldürdü. Bu biraz zaman alacak. Adolf Hitler ve naziler ve ikinci dünya savaşı unutulduktan sonra, Nietzche'nin gerçeği su yüzüne çıkacak. O geri gelecek...

Daha geçen gün Japon sannyasinlerimden biri bana kitaplarımın kendi dilinde en çok satanlar arasına girdiğini ve hemen yanlarında da Nietzche'nin kitaplarının yer aldığı haberini verdi. Birkaç gün önce de aynı haber Kore'den gelmişti. Belki de insanlar bizim kitaplarımız arasında benzer bir şeyler buluyor.

Ama Nietzche'nin yeni baştan yorumlanması gerek, ki naziler tarafından onun güzel felsefesinin üzerine yüklenmiş onca saçmalık bir kenara atılabilsin. Onun arındırılmaya, vaftiz edilmeye ihtiyacı var.

Küçük Sammy, dedesine ünlü bilim adamı Albert Einstein'dan ve onun görecelilik kuramından söz ediyordu.

"Peki" dedi dedesi, "Bu kuram ne anlatıyormuş?"

"Öğretmenimizin dediğine göre, bunu tüm dünyada yalnızca birkaç kişi anlayabiliyormuş." dedi Sammy... "Ama yine de bize nasıl bir şey olduğunu anlattı. Görecelilik şöyle: Bir adam güzel bir kızın yanına oturduğunda bir saat bir dakika gibi geliyor, ama bir dakikalığına kızgın ateşin üzerine oturunca, bu bir saat gibi geliyor ve buna Görecelilik Kuramı deniyor."

Dede sessizce başını sallayıp yavaşça, "Sammy" diye sordu, "Senin Einstein bununla mı geçiniyor?"

İnsanlar bir şeyi kendi bilinç düzeylerince anlayabilirler. Nietzche'nin nazilerin eline düşmüş olması yalnızca bir rastlantıydı. Onlara savaşmak için bir felsefe gerekiyordu ve Nietzche savaşçının güzelliğini taktir eder. Uğrunda savaşılacak bir düşünceye ihtiyaçları vardı ve Nietzche onlara iyi bir neden verdi, "üstün insan için savaşmak" .
Tabi hemen üstün insan fikrine sahip çıktılar. Nordik Alman Aryanları, Nietzche'nin yeni insan ırkı, üstün insanı olacaktı. Dünyaya hükmetmek istiyorlardı ve Nietzche buna çok yardımcı oluyordu, çünkü insanın en temel özleminin güç istemi olduğunu söylüyordu. Onlar bunu hükmetme istemiyle değiştirdiler.

Şimdi tam bir felsefeleri olmuştu.. Nordik Alman Aryanları üstün bir ırktı, çünkü onlar üstün insanı yaratacaklardı. Güç istemine sahiptiler ve tüm dünyaya hükmedeceklerdi. Daha alt seviyelerdeki insanlara hükmetmek, onların kaderiydi. Bariz bir matematik söz konusuydu, üstün olan daha alt seviyede olanı yönetmeliydi.

Bu güzelim kavramlar…Nietzche onların böylesine tehlikeli olabileceğini ve tüm insanlığın üzerine bir kabus gibi çökebileceğini asla hayal bile edemezdi. Ama yanlış anlaşılmanın önüne geçemezsin, elinden hiçbir şey gelmez.

Viski, puro ve ucuz losyon kokan bir sarhoş sallanarak otobüse bindi ve bir Katolik rahibinin yanına oturdu. Kendisinden rahatsız olmuş olan rahibe bakan sarhoş:

"Hey peder, sana bir sorum var." dedi. "Arterite ne sebep olur?"

Rahip soğuk ve ters bir şekilde, "Ahlaksız yaşam tarzı, fazla içki, sigara ve hafif kadınlarla düşüp kalkmak" diye yanıt verdi.

"Vay canına!" dedi sarhoş.

Bir süre yola sessizlik içinde devam ettiler. Rahip kendini suçlu hissetmeye başladı. Bariz şekilde Hıristiyan merhametine ihtiyacı olan birine soğuk davranmıştı. Sarhoşa dönüp, "Üzgünüm oğlum.." dedi. "Sert çıkmak istemezdim. Ne kadar zamandır bu arterit belasından muzdaripsin?"

"Ben mi?" dedi sarhoş. "Ben arteritten muzdarip filan değilim de gazetede okuduğuma göre papa öyleymiş!"

Elden ne gelir? Bir şey bir kez ağzından çıktıktan sonra, karşındakinin onu nasıl alacağı tamamen ona kalmış.

Ama Nietzche öylesine önemli, ki nazilerin onun düşüncelerine bulaştırdığı tüm bu pislikten arındırılması gerekiyor. Tuhaf olan yalnızca nazilerin değil, dünyadaki diğer filozofların da onu yanlış anlamış olmaları. Belki de o öylesine büyük bir dahiydi, ki sözde büyük adamlar bile onu anlayamıyorlardı.

O düşünce dünyasına sayısız yeni görüş kazandırıyordu ve ki tek bir görüş bile onu dünyanın en büyük filozoflarının arasına sokabilirdi. Oysa onun düzinelerce görüşü vardır ve hepsi de insanlığın daha önce hiç aklına gelmemiş olan, mutlak derecede özgün görüşlerdir. Doğru anlaşılmış olsaydı, Nietzche şüphesiz, o üstün insanın oluşması için gereken havayı ve toprağı sağlayabilirdi. O insanlığın dönüşüme uğramasına yardımcı olabilir.

Ona karşı müthiş bir saygı ve yanlış anlaşıldığı için de üzüntü duyuyorum, ki yanlış anlaşılmakla da kalmayıp tımarhaneye tıkılmıştır. Doktorlar onu deli olduğuna kanaat getirmişti. Onun görüşleri sıradan zihnin öylesine uzağındaydı, ki sıradan insan onun deli olduğunu kabul etmekten mutluluk duyuyordu: "O deli değilse biz çok vasatız", o deli olmalı, tımarhaneye tıkılmalıydı.

Benim hissime göre o hiçbir zaman delirmedi. Yalnızca kendi zamanının fazla ilerisindeydi, fazla içten ve doğrucuydu. Siyasetçilere, rahiplere ve cüce zihinlilere aldırmadan ne yaşadıysa tam olarak onu aktardı. Ama bu cüceler öyle kalabalık ve o öylesine tek başınaydı, ki onun deli olmadığını duyamadılar. Delirmediğinin kanıtı da tımarhanede yazdığı son kitabıdır.

Ama onun deli olmadığını söyleyen ilk adam benim. Öyle görünüyor ki bu dünya öylesine kurnaz ve politik zihniyetli ki insanlar sadece kendilerine şöhret kazandıracak, kalabalıktan alkış alacak olan şeyleri söylüyorlar. Senin o büyük düşünürleriniz bile o kadar büyük değil... Onun tımarhanede yazdığı kitap en iyi kitabıdır ve kesin bir delildir, çünkü deli bir adam onu yazamazdı. Son kitabı Güç İstemi'dir. Onun basıldığını göremedi, çünkü kimse deli bir adamın kitabını basmak istemedi. Birçok yayıncının kapısını çaldı, ama hep geri çevrildi ve şimdi herkes bunun yazdığı en iyi kitap olduğu konusunda hemfikir. Ölümünden sonra kız kardeşi bu kitabı bastırabilmek için evini ve bazı başka şeyleri sattı. Çünkü bu onun son arzusuydu, ama kitabın basıldığını göremedi.

O mu deliydi yoksa biz mi delirmiş bir dünyada yaşıyoruz? Deli bir adam "Güç İstemi" gibi bir kitap yazabiliyorsa, o zaman deli olmak nükleer silahları üst üste yığmakta olan Amerikan başkanı gibi akıllı olmaktan daha iyidir.

Bu adama aklı başında, Friedrich Nietzche'ye de deli mi diyorsunuz?


okur-yazar isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 11.02.17, 14:25   #42
Felsefe Aşığı
 epoché - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2016
Nereden:
Mesajlar: 138
Standart


Nietzsche'yi anlamak zordur, onun kavramlarının aslına azar azar da olsa temas eden, kıyıdan uzaklaştığını, büyük dalgaların boyunu almaya başladığını bütün iliklerinde hisseder. İlk başlarda ürkütücüdür, çünkü o zamana kadar bir şeyler bildiğini, hayat ve kendin hakkında bir şeyler çözdüğünü sanmışsındır, onun imkansızlığı zorlayan, tükenmek bilmeyen dürüstlüğü karşısında yıkılırsın, hayat enerjin omuzlarından çekilir, zihin artık kendine yalan söyleme yetisini kaybetmiştir, Sokrates'e sinirlenirsin, Plotinus'u yakasından tutup duvara yapıştırmak, hesap sormak istersin, Shakespeare'e saygın artar. Nietzsche'yi hakkıyla tanımamış bir adamın felsefe yaptığını sanması, ancak trajikomik bir düşünce kariyerinin daha geride kalacağının resmidir.. Nietzsche farklıdır, özeldir.


epoché isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 12.02.17, 09:05   #43
Düşünür
 dijital - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2012
Nereden:
Mesajlar: 3.026
Standart

epoché Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
[
Nietzsche'yi anlamak zordur, onun kavramlarının aslına azar azar da olsa temas eden, kıyıdan uzaklaştığını, büyük dalgaların boyunu almaya başladığını bütün iliklerinde hisseder. İlk başlarda ürkütücüdür, çünkü o zamana kadar bir şeyler bildiğini, hayat ve kendin hakkında bir şeyler çözdüğünü sanmışsındır, onun imkansızlığı zorlayan, tükenmek bilmeyen dürüstlüğü karşısında yıkılırsın, hayat enerjin omuzlarından çekilir, zihin artık kendine yalan söyleme yetisini kaybetmiştir, Sokrates'e sinirlenirsin, Plotinus'u yakasından tutup duvara yapıştırmak, hesap sormak istersin, Shakespeare'e saygın artar. Nietzsche'yi hakkıyla tanımamış bir adamın felsefe yaptığını sanması, ancak trajikomik bir düşünce kariyerinin daha geride kalacağının resmidir.. Nietzsche farklıdır, özeldir.
Şahsen ben çok iyi tanımıyorum ve bir iddiam da yok ayrıca çok iddialı laflardan korkarım çünkü kızılderililer bildiğiniz üzere "çok iyi ata bineriz, çok iyi savaşırız" dediler fakat nesilleri tükendi bu sebeple büyük konuşurken dikkat etmek gerekiyor.
Şu sözü ile tam olarak ne anlatmak istediğini yazarbilirseniz de sevinirim.

"Felsefeyi tehlikeli hale getireceğiz."



Konu dijital tarafından (12.02.17 Saat 09:32 ) değiştirilmiştir.
dijital isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 12.02.17, 14:11   #44
Felsefe Aşığı
 epoché - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2016
Nereden:
Mesajlar: 138
Standart

Nesilleri tükenmedi de, "beyaz adamın" azizliğine uğradılar..

dijital Nickli Üyeden Alıntı
Şu sözü ile tam olarak ne anlatmak istediğini yazarbilirseniz de sevinirim.

"Felsefeyi tehlikeli hale getireceğiz."
Sanırım, Avrupalının tarihten gelen dünya tasavvuruna bir kötüleme beraberinde, felsefeye bir vurgu olarak düşünülebilir.

(...)çünkü bir şeyin etrafı ne kadar "tehlikeliyse", o şey o kadar değerlidir..

güdümlü ahlakî taleplerin yarattığı sosyokültürel aymazlığa ve faşizmlere karşın, üstinsana girizgâh mahiyetinde bir eleştiri olarak almak gerekiyor ,-veya- 'sanal güvence' isteminde boğulan insanın, dönüp bakmaya tenezzül etmediği "gerçek tehlikeye", _dürüstlüğün dipsiz kuyusundaki belirsizliği kabule_, bir çağrı..

yalnız tamamı şöyle (1888 yazınlarından, 'Güç İstenci' derlemesine dahil edili),

“Felsefeyi tehlikeli bir şey yapacağız, onun kavramını değiştireceğiz, yaşam için tehlikeli olan bir felsefe öğreteceğiz; felsefeye bundan daha iyi ne gibi bir hizmet sunulabilir ki!

Bir fikir ne kadar pahalıya mâl olursa, o kadar bağıra basılır.

Eğer biz tereddüt etmeksizin kendimizi, 'Tanrı', 'Vatan' ve 'Özgürlük' gibi kavramlar için kurban edebiliyorsak, ve eğer bütün tarih, bu tür feda oluşları sarmalayan bir dumandan ibaretse, felsefe kavramının, 'Tanrı', 'Vatan', ve 'Özgürlük' gibi popüler kavramlar karşısındaki üstünlüğünü, onun diğerlerinden daha fazla kıyım gerektirdiğini anlatıp, onu daha pahalı kılmadan insanlara nasıl gösterebiliriz?”


Tanrı ve vatan gibi kavramların, ya da özgürlük politikalarının (sanıyorum, uluşçu ya da libertaryan ikiyüzlülüğü bağlamında) muhafazası için kendi bilincini ve yaşamını fütursuzca feda ettiği bir geçmişin yağında kavrulmuş insanoğluna, felsefenin değerini anlatmak mümkün mü? yine de, tarihin boyunduruğundan sıyrılma potensiyaline sahip insan tekine, kendi boyunun doğru ölçüsünü alması için felsefeye (_kendi hiçliğiyle yüzleşmeye_ / _büyük dalgalar-la boğuşmaya_) bir davet olarak yorumlanabilir.
dijital likes this.


epoché isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesajlar
Hangi Mustafa Kemal Atatürk t-duran Serbest Kürsü 0 17.11.14 23:23
Kristallerin X-ışını difraksiyonu faust Bilimsel Makaleler 0 25.11.13 21:25
ÖSYM'nin açıklamaları neden inandırıcı değil? nilüfer Gündem (Dünya/Türkiye) 1 04.04.11 21:23
İmadeddin Nesimi şehrin yabancısı M'den Ö'ye 2 14.02.10 02:32
Abraham Cowley'e ait özlü sözler mavimor A-B-C-Ç 0 19.09.09 19:26

Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:27.

Forum Yasal Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
User Alert System provided by Advanced User Tagging (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2
Webcrawler by Felsefe.Net
Felsefe.Net Her Hakkı Saklıdır

Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info Adresine yollayabilir veya Buradaki Formu Doldurarak bize iletebilirsiniz