Sayfa 1/3 123 SonSon
22 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Algı

  1. #1
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.101

    Standart Algı

    Algı, dış dünyanın duyumlarla gelen imgesinin bilinçte gerçekleşen tasarımıdır. Nesneler duyu örgenlerini etkiler. Bu etki bilince aktarılır. Ne var ki algı, arı duyumlardan, ansal bir işlevi gerektirmesiyle ayrılır. Örneğin görme duyumuz, her iki gözümüzde ve çeşitli planlarda beliren iki ağaç imgesi getirir. Bu iki ağaç imgesi ansal bir işlevle tekleşir. Tekleşen bu imgeye, bellekte biriken esli algılardan gerekli olanlar da çağrışım yoluyla eklendikten sonra ağaç algısı gerçekleşmiş olur. Özellikle görme, işitme ve dokunma duyuları insanın bilincine kavram ve düşünce yapımı için algısal gereçler taşırlar. Algı işlemini tarihsel süreçte duyumcular aşırı bir savla sadece duyuların, usçular da aynı aşırılıkta başka bir savla sadece usun ürünü saymışlardır.

    Oysa algı duyusal-ansal bir işlevdir. Alman düşünürü Leibniz'e göre de algı, bilinçdışı bir işlevdir. Algı, gerçek anlamında, öznenin, kendisinin dışında olanı alması demektir. Bununla beraber ruhbilimciler ruhsal edimlerle ilgili olarak, dış algı'ya karşı bir de iç algı'nın sözünü ederler. Felsefede algı terimi üç anlamda kullanılır : Algılama gücü, algı işlevi, algı olgusu. (O.H)

    Müge Özkaptan

  2. #2
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.292

    Standart

    Duyu organları sağlıklı tüm insanlarda aynı prensibe göre çalışır.İnsan için algılanabilir olan, duyum eşiklerimizin(sınırlarımızın) içinde duyu organlarımıza ulaşan uyarıcılardır.Bunu biliyoruz.Merak ettiğim, bir ağacı hepimizin aynı görüp görmediği.Öznellik duyum sırasında devrede mi, yoksa duyumu algıya çevirirken(ham duyumu işlerken) mi devreye giriyor?İkincisi daha tutarlı görünmesine rağmen, bazı insanlar için "müzik kulağı" diye bir yetiden söz ederiz. Yetenek dediğimiz nitelik, duyu organlarının bazı insanlarda daha gelişmiş olması demek mi?2-3 yaşında piyano çalabilen çocuğun duyumu algıya çevirirken etkilenebileceği eğitim, kültür vb. etkilenimleri yoktur.Yani algı onda bu anlamda öznel olamaz.Bunu ancak duyu organının bir özelliği olarak açıklayabilirim mevcut bilgimle.O zaman algılar gibi duyumlar (uyarıcıyı algılayan duyu organları farklı ise) da öznel ve büsbütün karmaşık hale geliyor herşey.Konuya ilişkin bilgisi/fikri olanların paylaşımlarını bekliyorum.

  3. #3
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.101

    Standart

    Kimileri Allah vergisi diyorlar bu durumlar icin. Bu tipki bazi insanlarin seslerinin guzel olmasi dolayisi ile sarki soyleyebilmesine benziyor. Kimileri yetenekli oluyor ellerim parmaklarim gozlerim kulaklarim olmasina ragmen karsima koyulanr ciceklerle dolu bir vazonun resmini cizemem ama cizeni gordum. Gorunus olarakta benden farksizdi. Benim gordugumden daha fazla sey gorup onu resme aktaracagini dusunmuyorum sadece yetenekli bu konuda. Beynin ele verdigi komutlar ile alakali bir durum soz konusu ile bilemeyecegim.

    Profesorlerin yaptigi arastirmalar neticesinde bebek ana rahminde iken ona muzik dinletildiginde yatkinlik bakimindan birseylerin olustugunu soyluyorlar. Yada gene o durumda iken annenin sanatsal yetenekleri ile ugrasmasi bebegi etkiliyormus. Cokta rast gelmisizdir annesi ressam olupta cocuguda ressam olan yada annesi ses sanatcisi olupta cocuguda ses sanatcisi olan. Tamamiyle yetenek ve sans diyorum ben.

    Dusunceler farkli olabilir ve kisiden kisiye gore degisebilir. Fakat mavi rengi kirmizi algilayan yada agaca bakip onu baska bir nesne olarak algilamak yani bunun degiskenligi olmaz. Bu algi yorumu degil. Yanlis anlama olabilir. Yanlis dusunme olabilir. Duyularin algilamadaki yanlisligi olabilir fakat bu alginin yanlis oldugu anlamina gelmez. Agac agactir yani

  4. #4
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.292

    Standart

    [QUOTE=Phi;21733] Teşekkürler..Bir sorum daha var.Perspektifle ilgili.Çocukların (ve bazı yetişkinlerin de)çizdikleri resimlerde bir masanın bacakları eşit uzunlukta/yere yapışmış vb. oluyor.Yani perspektifle ilgili algımızı belli bir yaştan/olgunluktan sonra mı kazanıyoruz?

  5. #5
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.101

    Standart

    Bunu soyle dusunelim Adini Anmayacagim eserini Ismet Nedim'den dinlemek ayridir baska bir sanatcidan dinlemek ayridir. Bir seye bakarak resim yapmak ile resmi uretmek arasindaki farkta buradan cikartabilinecek bir sonuc. Her bestenin yorumu farkli olabilecegi gibi. Yas bazi seyleri sadece yerine oturtuyor. Bir cok filozofun savundugu seyde bu degil midir? Dogdugumuzdan beri aslinda herseyi biliyoruz. Bize sadece zamanla hatirlatiyorlar. Bu agac bu araba bu resim bu muzik gibi...

    Elbette bazi seyler zamanla oturuyor. Ornegin bize yazmayi ogretmeden once egik duz kesik cizgileri cizmeyi ogrettiler ki beynimiz ilk olarak derecelendirmeye alistirip ele komut versin diye. Fakat bazilarimizin yazisi cok guzelken bazilarinin degil. Bunu cok yazmasindan oturu yada ne bileyim buyukluk kucukluk sinirlarini ayarlayamadigindan oturu oldugunu dusunmuyorum. Dedim ya yetenek. Allah vergisi.

  6. #6
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.545

    Standart

    Bundan yaklaşık 200 milyon yıl önce insanımsılar yazmayı bilmiyorlardı. Kalıtlar bunu gösteriyor. Çivi yazısından önceki dönemler için aynı durum söz konusu olduğuna göre, -ki bu milyon yıl gerilerde değil- artık insandan rahatlıkla söz edilebilecek bir dönemde de yazamıyorlardı. Beste de yapamıyor ve resim de çizemiyorlardı. Algılarının günümüz insanından faklı olması kaçınılmazdır. Şimdi günümüz insan yavrusu ile o çağlardaki insan yavrusunu eşit olarak değerlendirmeye kalkarsak, tarihsel bellek ve birikimi görmemiş olur ve geçmiş kuşaklara haksızlık yapmış oluruz. Algı denilen bundan muaf değildir.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  7. #7
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.292

    Standart

    [QUOTE=nejdet;21797]Bundan yaklaşık ...
    Ben de tam bu noktada sorularımı odaklayacaktım.Mağara resimleri iki boyutludur.Mısır hiyerogliflerinde insan figürleri(ayaklar,gözler vb) aynı düzlemde aynı açıdan resmedilmiştir.Bunun sembolik anlatım olduğunu düşünmekle birlikte, perspektif algısına ilişkin merakım sürüyor.Belki antropoloji bilgisi olan katılımcılar(varsa) yardımcı olabilirler.Algıya ilişkin sorular destanları okurken de hep kafama takılmıştır.
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

  8. #8
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.545

    Standart

    kayalara çizilenler sembol olsalar da onlar, üretim kaynaklarına/araçlarına yönelik resimlerdi. Bu şekilde zamanın insanları üretimi arttıracaklarını düşünmüş olmalılar. Kaya-resim çizerlerin zamanındaki ayrıcalıkları da buradan gelmektedir. Kaya-resimlerinin hiç biri anlamsız ve içeriksiz değilidir. Sür-realist bir yaklaşım sergilemezler....yer-yüzünün gerçek sanatçıları onlar olsa gerek...
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  9. #9
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.101

    Standart

    Iyi de neden birden 200 milyon yil oncesine gittik ki? Insanimsilara? Magaradaki 2 boyutlu resimleri hala gunumuzde cizemeyenler var. Pramidlerin sirlarini hala cozmeye calisiyorlar. Bundan epey yil once bulunan formuller ile matematik fizik kimya ogreniyor insanlar. Bir elmanin kafaya dusmesiyle yer cekimini bulacagini dusunmuyorum ben insanin. Bu Allah vergisidir. 200 yil oncede insandan ses cikiyordu. Sadece nasil kullanacagini bilmiyordu. Bu demek degil ki sesi guzel insanlar yoktu o zamanlarda. Ayni sey resim icinde gecerli insanlarin o tur imkanlari yoktu olsaydi belki o donemlerden de Picassolar Vivaldiler cikabilirdi. Bundan 600 sene once deniz alti diye birsey yoktu. Birine deniz alti ciz desek cizemezdi. Zaten ilk cizenin mantigi ile deniz alti yaptilar. Simdi bir cocuga deniz alti ciz desek kaba taslak birseyler cizer. Bundan 600 sene onceki cocuklara sorsaydin cizemeyeceklerdi. Cunku boyle birseyden habersizlerdi. Ama bu demek degil ki 600 sene once yasamis cocuklarin cizme yetenegi yoktu.

  10. #10
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.545

    Standart

    evet, yetenekleri vardı ancak algıları farklıydı. neolitik insanı çanak, çömlek, dokuma ve bitkiler ile metalurijinin ilkel biçimlerini kullanıyorlardı. oldukça yetenekli insanlardı ki, toprağı işlemiş, taneli bitkileri ayırmış/keşfetmiş ve madenin nasıl işleneceğini bulmuşlardı. söz-konusu olan yetenek ise konu dışına çıkmış olacağız. Mitolojik kahramanları algılayan ve onların gerçekliğine inanan insan algısı ile günümüz insan algısı arasında devasa fark olsa gerek. bu nedenle 200 milyon yıl öncesine gittik. Demem o ki, algı tarihsel bellek ile gelişen bir süreçtir.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

Sayfa 1/3 123 SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0