4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Bilgi ve Insan (Konfucyus)

  1. #1
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.101

    Standart Bilgi ve Insan (Konfucyus)

    Konfüçyüs, en iyi insanın bilge insan olduğu kanısındadır, ama kendisini bir bilge olarak görmez; pek az insanın bilge olmayı başardığını düşünür. Seçmeler'de "bir bilgeye rast gelmekten umudu kestiği"ni söyler. Efendi kusursuzlukta bilgeden sonra gelir, günlük yaşamda etkisi en çok duyulan da efendidir. Konuşmalar'da örnek olma özelliği ayrıntılarıyla anlatılan efendi, "dünya işlerinde... ahlaksal olanın tarafını" tutandır. Efendi, başkalarının mutluluğu için gösterdiği içten ilgide açığa çıkan ahlaksal yetkinliğinden ötürü, buyruk verebilir, itaat görebilir.

    Konfüçyüs, yöneticilere "eğer siz iyiyi isterseniz, insanlar da iyi olur" der. Ayrıca, insanın insan olarak kalacağını, "efendinin doğasının yel, sıradan insanın doğasının da ot gibi olduğunu; yel estiğinde otların hep eğildiğini"; bundan ötürü de yönetimin, daima, her üyesinin açıkça belirlenmiş bir role sahip olduğu bir toplumda yetkesini iyilikseverlikle kullanan bir yönetici topluluğunun elinde olduğunu savunurdu.

    ADLARIN DÜZELTİLMESİ
    Konuşmalar'da 'adların düzeltilmesi' diye anılan Konfüçyüs öğretisi ilginç felsefi sonuçlara varır. Konfüçyüs, kendi döneminde 'efendi' denilen kimseler eskiden öngörülmüş efendilik betimine göre davranmadığı için kaygılanırdı. "İnsancıllığı terk etmiş efendi, bu adı nasıl taşıyabilir?" diye sorar; yönetmenin doğru davranan kişiler için kolay bir iş olduğunu, böylece "prensin prens, bakanın bakan, babanın baba, oğulun da oğul" olacağını söylerdi.

    Geçmişin, ataların yüceltilmesi, töremlere gösterilen büyük ilgi, evlatlık görevi ile baba oğul ilişkisinin öneminin ısrarla vurgulanması, Konfüçyüsçülüğün Batı geleneğine aykırı düşebilecek yönleridir. Gene de, Batı tüm bu yönelimlere -aile bağları ile büyüklere saygıya; adetlere, uylaşımlara, törenlere değer vermeye; ılımlılığın, sakinimin ölçülü bir alçakgönüllülüğün ahlaksal önemine- bir ölçüde aşinadır. Konfüçyüs'ün bakış açısını anlamamak, onun değerleri ile uygulamalarının birçoğunun evrensel olduğunu görmemek olanaksızdır.

  2. #2
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.292

    Standart

    Gerek batı dünyasında gerekse doğuda (Platon, Konfüçyüs, Farabi...) hep yönetenle bilgelik arasında bir bağ kurmuş, bilgelerin yönetici olmasını önermişlerdir.(ya da yöneticilerin bilge olmasını) Bununla birlikte hepsinde kaçınılmaz olarak vurgulanan seçkincilik, sınıflı toplumlardaki otokrat yöneticileri de meşru kılmıştır.Bilgeyi hep "danışman, akıl hocası" pozisyonunda görüyoruz bu tarz yönetimlerde..Osmanlı imparatorluğunda da aynı.Erk ile bilgelik yanyana birbirine yakışmakla birlikte aynı kişide buluşamıyor.İktidar, güç, savaş, fetih...bilgenin erdemiyle örtüşmeyen kavramlar..Dünyayı hiçbir zaman bilgeler yönetmedi.Mümkün de görünmüyor.Bilge, efendisinin sırtını sıvazlamasıyla, en azından hayatını bağışlama lütfunda bulunmasıyla yetinmek zorunda kalıyor.Ödün vermeyen bilgeler de var tabii... Bence erdem sahibi olanlar onlar..

  3. #3
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    Bugün*10:25 24 Ocak 2011 #1
    iuflsfozkn

    Üyelik tarihi
    09/01/2011
    Nerden
    İstanbul
    Yaş
    24
    Mesajlar
    112
    Teşekkürler
    11
    4 mesajına 4 kere teşekkür edilmiştir
    Bilgi ve insan!!
    Konfüçyüs, en iyi insanın bilge insan olduğu kanısındadır, ama kendisini bir bilge olarak görmez; pek az insanın bilge olmayı başardığını düşünür. Seçmeler'de "bir bilgeye rast gelmekten umudu kestiği"ni söyler. Efendi kusursuzlukta bilgeden sonra gelir, günlük yaşamda etkisi en çok duyulan da efendidir. Konuşmalar'da örnek olma özelliği ayrıntılarıyla anlatılan efendi, "dünya işlerinde... ahlaksal olanın tarafını" tutandır. Efendi, başkalarının mutluluğu için gösterdiği içten ilgide açığa çıkan ahlaksal yetkinliğinden ötürü, buyruk verebilir, itaat görebilir.

    Konfüçyüs, yöneticilere "eğer siz iyiyi isterseniz, insanlar da iyi olur" der. Ayrıca, insanın insan olarak kalacağını, "efendinin doğasının yel, sıradan insanın doğasının da ot gibi olduğunu; yel estiğinde otların hep eğildiğini"; bundan ötürü de yönetimin, daima, her üyesinin açıkça belirlenmiş bir role sahip olduğu bir toplumda yetkesini iyilikseverlikle kullanan bir yönetici topluluğunun elinde olduğunu savunurdu.



    Sanırım felsefe kulubünü ikimiz de (phi) takip etmekteyiZ

  4. #4
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    Glsezinrs ye
    Erk ile bilgelik yanyana birbirine yakışmakla birlikte aynı kişide buluşamıyor.
    Burada eksiklik yok mu? Osmanlı da padişah ferman yaZar padişah son merci dir bu gücün onda olduguna delil
    Aynı padişah dini hayatında da kılı kırk yararcasina yaşayan bir insan isterseniz Bilge diyelim
    Hatta Osmanlı egitim sistemi o kadar mükemmel ki 14 yaslarında sehZadeler bir vali olabiliyor ve yirmili yaslarda padişah oluyyor . Bu onların din ile ilimi birlikte öğrenmelerinden olmalı ve daha bir sürü sebepler bulunabilir

Members who have read this thread : 3

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0