Sayfa 1/3 123 SonSon
30 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Bilimci Dusuncenin Temel Sorunu

  1. #1
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.101

    Standart Bilimci Dusuncenin Temel Sorunu

    Bilim, günümüzde belki de en yüce makama yerleştirilmiş insan etkinliği olarak karşımıza çıkıyor. Diğer insan etkinliklerinden farklı olarak bilimin bu ‘yüce’ durumu, geçtiğimiz birkaç yüzyıldaki parlak başarıların ve günümüz dünyasının şekillendirilmesindeki doğrudan rolü ile yakından ilişkilidir.

    Bu gün bilim adamlarının araştırmaları büyük bir hızla devam ediyor. Gelişmiş ülkeler bilimsel araştırma ve geliştirme çalışmalarına büyük miktarda kaynak ayırıyorlar. Bilgi üretimi çoktandır, anlamak için bilgiden, hakim olmak için bilgiye doğru kaymış durumda. Bu yarışın gerisinde kalanlar da mecburen mazlum olmaya ve elindekilerle yetinmeye mecbur kalıyorlar.

    Dolayısıyla bilimsel bilgi, günümüzün en önemli güç kaynaklarından birisi. Bunun yanında, bilimsel olarak temeli çok sağlam olmasa da, her şeyin bilimle açıklanabileceği, bu gün olmasa bile, ileride bir gün bilimsel yaklaşımın temel sorunlarımızın hepsine çözüm bulabileceği inancı hakim. Bilimsel bilginin, teknolojik ilerlemeyi sağlama ve etrafımızda olan biteni anlama bağlamında önemli veriler sağladığı malum. Fakat tüm bu ‘ham veri’lerin etrafına açıklayıcı bir anlam çerçevesi çizme konusunda bilimin tek başına yeterli olduğunu henüz söyleyemiyoruz.

    Karıştırılan en önemli hususlardan birisi, bilimsel bilgilerin aslını oluşturan sonuçlar (veriler) ile bilimcilerin yorumlarının aynı sınıflandırma içinde “bilim” olarak değerlendirilmesidir. Bir bilimci, falanca denizanasının falanca organı hakkında dünyada en fazla bilgiye sahip kişi olabilir. Hatta nadiren de olsa, bunun dışında derinleştiği birkaç farklı bilimsel alan bile bulunabilir. Fakat bu bilimci, hayatın kökenleri, evrenin ortaya çıkışı veya yaşamın amacı gibi konularda konuşmaya başladığında, ağzından “mutlak doğruları” duymayı beklemek, mantıken beyhude bir çabadır. Bırakınız mutlak doğruyu, herhangi bir ‘uzman’ın, kendi uzmanlık alanı dışındaki alanı ilgilendiren ifadeleri, aslında bilimsel bile değildir çoğu zaman. Zira bilimcilerin yorumlarını bilimin kendisinden ayıran en önemli özellik, yorumların, kişisel inanç ve zihinsel yapılar tarafından şekillendirilmesidir. Bilimsel veriler ise bunlardan bağımsız, nesnel (objektif) veriler olmak zorundadır. Örneğin, helyumun sıvılaştığı sıcaklık derecesi ölçülerek bulunabilir ve her bilimci laboratuvar koşullarında ve verilen şartlarda bu veriyle hemfikir olmak durumundadır. Çünkü bu veri kişilerden bağımsız bir ölçüm sonucudur ve aynı şartlarda hep aynı şekilde arz-ı endam eder. Fakat, sözgelimi, yaşamın kökenine dair konuşan binlerce bilimci, bir türlü aynı zeminde konuşmayı beceremez, zira bilimsel öncülleri kullansalar da, ifadelerinde kullandıkları savlar, bir çok bilimsel olmayan öncül içermek durumundadır (zira elde konuyla ilgili yeterli bilimsel veri yoktur).

    E.F. Schumacher, Aklı karışıklar İçin Kılavuz, İz yayıncılık, 1999; ISBN: 975-355-039-1Sayfa: 25
    Biz bir kac tembel, vakt-i kerahet bir uykuya dalmisiz, bir lugat paralamalar, bir tuhaf ruyalar, tabire gelmez.

  2. #2
    alpine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    11 Nisan 2009
    Mesajlar
    120

    Standart

    Bilim bulundugu "yuce" makama yerlestirilmemis, yani baska bir deyimle gokten zembille inmemis, hakkiyla gelmistir. Insanlarin cadi diye yakildiklari bir devirde Galilei'lerin neleri goze alarak bizlere su an bakmakta oldugumuz pencereyi actiklarini unutmamak lazim.

    Eger bir bilimci "falanca denizanasının falanca organı hakkında dünyada en fazla bilgiye sahip kişi" ise, onun yasam hakkinda soyleyeceklerini, ne politikacilarin ne ekonomistlerin ne de baska herhangi birisinin soyleyeceklerine degismem, denizanasinin ayni organi hakkinda dunyada en fazla bilgiye sahip bir baska kisi degil ise. Zira denizanasi dediginiz, hayvanlar alemine ve buna bagli olarak bizlere, hareket etme kabiliyetini kazandirmis yegane canli olarak tek bir organi ile dahi, filozoflarin binlerce yildir popolarinin uzerinde oturarak ve yine popolarindan uydurmak sureti ile gerceklestirdikleri beni bana anlatma eylemlerinden daha fazlasini anlatmistir.

  3. #3
    tribalistic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    11 Nisan 2010
    Yaş
    30
    Mesajlar
    93

    Standart

    alpine;''filozoflarin binlerce yildir popolarinin uzerinde oturarak ve yine popolarindan uydurmak sureti ile gerceklestirdikleri beni bana anlatma eylemlerinden daha fazlasini anlatmistir.''

    Filozoflara karşı bu kadar nefret dolu olmanı ve bu denli üslup bozukluğuyla konuşmanı tasvip etmiyorum.Binlerce seneden buyana günümüze ulaşmış yüzlerce filozof vardır.Bunların hepsinin senin tabirinle popolarının üstünde oturarak verdikleri eşsiz eserler bugünün Toplum,Kültür,Medeniyet ve Siyasi Hayatını şekillendirmişlerdir.
    Tabi sen felsefeyi sadece ''beni bana anlatmak'' olarak ele aldıysan senin temel felsefe bilgin zaten kökünden eksiktir,hatta yoktur.Bence felsefe forumlarında birşeyler yazmak istiyorsan önce denizanasının organlarından ziyade Varlık-Bilgi-Değer konularındaki en temel metinleri ve kitapları okumaya çalış.Kendimce önerimdir.
    Mükemmel aşk , insanın kendisini mutsuz edecek kişiyi sevmesidir. S.Kierkegaard

  4. #4
    mazruf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08 Eylül 2010
    Mesajlar
    132

    Standart

    Bilimci düşünceyi, denizanası kadar dört çocuk anası dul Fadime'yi de,
    helyum kadar, helvayı'da, çocukların beslenmesini eğitilmesini de,
    tohumların niye ırzına geçildiiğini, kışın domates hıyar yenmesinin hayati önemini? de,
    siyasetçilerin sadrazamın sol testisinden düşüp düşmediğini de,
    futbolun şarkıcılığın niye bol paralı bir meslek olduğunu da,
    öğretmenliğin niye az paralı sıradan bir meslek olduğunu da,
    düşünmeye davet ediyorum.
    Yoruldum been. Devretmek istiyorum kafamı artık.
    Devren dolu kafa.
    Müracaat mazruf Mustafa.

  5. #5
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.545

    Standart

    mutlk olanı aramak bilimisel olmaktan çıkalı neredeyse yüz yıl olmasına karşın hala aynı olgunun temcit-pilavı gibi sunulması bilimsel olduğunu düşünen düşünürlerin ne denli bilimden uzaklaştıklarını göstermektedir. evrim teorisi mutlak olanı aramaz; o, yalnızca türlerin mutasyonlarını inceler ve türlerin aynı köklerden geldiklerini düşünür; ne ilginçtir ki, tüm embiryonlar yek-diğerine benziiyor!
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  6. #6
    alpine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    11 Nisan 2009
    Mesajlar
    120

    Standart

    Alıntı tribalistic Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    alpine;''filozoflarin binlerce yildir popolarinin uzerinde oturarak ve yine popolarindan uydurmak sureti ile gerceklestirdikleri beni bana anlatma eylemlerinden daha fazlasini anlatmistir.''

    Filozoflara karşı bu kadar nefret dolu olmanı ve bu denli üslup bozukluğuyla konuşmanı tasvip etmiyorum.Binlerce seneden buyana günümüze ulaşmış yüzlerce filozof vardır.Bunların hepsinin senin tabirinle popolarının üstünde oturarak verdikleri eşsiz eserler bugünün Toplum,Kültür,Medeniyet ve Siyasi Hayatını şekillendirmişlerdir.
    Tabi sen felsefeyi sadece ''beni bana anlatmak'' olarak ele aldıysan senin temel felsefe bilgin zaten kökünden eksiktir,hatta yoktur.Bence felsefe forumlarında birşeyler yazmak istiyorsan önce denizanasının organlarından ziyade Varlık-Bilgi-Değer konularındaki en temel metinleri ve kitapları okumaya çalış.Kendimce önerimdir.
    Hmmm, sanirim burada durup dusunmem ve ogudunuzu dinlemem gerekiyor. Neden? Cunku eksik ve hatta olmayan felsefe bilgisi ile insan felsefe yapmamali. Aynen eksik yada olmayan bilimsel bilgisi ile bilim hakkinda yorum yapmamak gerektigi gibi.

    Dikkatinizi cekmem gerekiyor sanirim, ben burada felsefe yapmaya calismiyorum, pek niyetim de yok acikcasi, bu yuzden ogudunuzu dinlemeye de pek niyetim yok. Felsefe; Toplum,Kültür,Medeniyet ve Siyasi Hayatı sekillendire dursun, ne kadar sekillendirebildigi, ne derece sekillendirebildigi ortadadir. 2000 senede bir adim yol ancak gidebildik, belkide gidemedik. Birkac basarisiz deneme disinda, hala 2000 sene once Roma'nin ortaya cikardigi Cumhuriyete hapsolmus bir Siyasi Hayat ise ovundugunuz, kusura bakmayin dost aci soyler, kendinizi kandiriyorsunuz derim (Fransiz Ihtilalinden girip Insan Haklarindan cikacakmissiniz gibi bir hisse kapildim, sizde ayni hisse kapildiysaniz tekrar dusunun derim). Neymis Kultur Medeniyet ve Toplum anlaminda aldigimiz yol peki? Cep telefonu kullanmayi bir meziyet sayiyorsaniz, biraz yol kat etmis olabiliriz. Onun disinda peki? Savaslari bitirip kardesce yasamayi ogrenip birde dunyayi pembeye mi boyadik? En son gordugumde hala mavi-yesil bir kureydi, daha MEDENIce evet veya hayir demeyi beceremeyen.

    Dedim ya, Felsefe; Toplum,Kültür,Medeniyet ve Siyasi Hayatı sekillendirip, hayatin anlamini arastira dursun. Ancak bunu yaparken bilim, hosuna gitmeyen gercekleri karsisina koydugunda, manipulasyona veya engellemeye kalkisirsa, isin rengi biraz degisiyor acikcasi. Filozoflara ozel bir nefretim yoktur. Ama siz bilim felsefesi yapacagim diye cikar, ortacag kilisesi gibi bilimin nereye girip nereye giremeyecegine karismaya calisirsaniz, ister istemez bilimsel dusuncenin penceresine kilitlenmis insanlarin tepkisini cekersiniz.

    Uslubuma gelecek olursak, "falanca denizanasinin falanca organi" diyerek, anlayisimi borclu oldugum insanlari basite indirgemeye calisanlara, popolarini isaret etmekten fazlasi gelmiyor icimden. Zira sormak istiyorum, bu basite indirgediginiz insanlar yillarini su altinda denizanasi pesinde heba edip onumuze bilgi getirken, siz poponuzu buyutmekten baska ne yaptiniz diye ama iste nerede bulup da soracaksin.

  7. #7
    tribalistic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    11 Nisan 2010
    Yaş
    30
    Mesajlar
    93

    Standart

    Uzun uzadıya cevap vermeyeceğim sana.Felsefe kimilerine göre bir illet, kimilerine göre vücuttan atılamayan bir bulaşıcı hastalık, kimilerine göre insanoğlunun en rafine faaliyetlerinden birisi.Felsefenin net bir tanımı bile ortaya koyulamamışken tutupta onu Bilim in karşısına koymuyorum.Aksine ikisinin birarada olabileceğini ama bilimin bir türlü nesnelleştiremediği İNSAN olgusunu da artık bırakmasını istiyorum.Psikoloji biliminin bilimselliği bile tartışma konusuyken; evrene ve insana çok geniş bakmak gerektiğine inanıyorum.
    Mükemmel aşk , insanın kendisini mutsuz edecek kişiyi sevmesidir. S.Kierkegaard

  8. #8
    alpine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    11 Nisan 2009
    Mesajlar
    120

    Standart

    Kusura bakmayin, bu isteginiz pek mumkun gozukmuyor. Zira hatirlatmakta fayda var, INSANI felsefeye biraktigimiz zaman ortaya cikan sonuc hicte ic acici gozukmuyor, tarihsel baktigimiz zaman olaylara. Bilimsel dusuncenin gelismedigi ve hatta olmadigi bir donemde, toplumlar uzerinde deneme-yanilma yontemine basvurmak ve ciktisinin umdugunuz yada spekule ettigiz sekilde olmasini beklemek kacinilmaz olabilir, fakat o donem bitmistir. Bilimsel dusunce artik INSANI da neden-sonuc iliskisi icerisinde ortaya cikarmaya baslamis, bilimsel gormediginiz yada bilimselligini sorguladiginiz psikoloji, INSAN dusununu, spekulasyona yer vermeyecek sekilde aciklamaya baslamistir. Bundan sonrasi artik bilimseldir, felsefi degil.

  9. #9
    alpine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    11 Nisan 2009
    Mesajlar
    120

    Standart

    Enteresan bir yaklasim. Bu yeni bir felsefi akim mi?

  10. #10

    Üyelik tarihi
    19 Haziran 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    52
    Mesajlar
    773

    Standart

    Alıntı tribalistic Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    alpine;''filozoflarin binlerce yildir popolarinin uzerinde oturarak ve yine popolarindan uydurmak sureti ile gerceklestirdikleri beni bana anlatma eylemlerinden daha fazlasini anlatmistir.''

    Filozoflara karşı bu kadar nefret dolu olmanı ve bu denli üslup bozukluğuyla konuşmanı tasvip etmiyorum.Binlerce seneden buyana günümüze ulaşmış yüzlerce filozof vardır.Bunların hepsinin senin tabirinle popolarının üstünde oturarak verdikleri eşsiz eserler bugünün Toplum,Kültür,Medeniyet ve Siyasi Hayatını şekillendirmişlerdir.
    Tabi sen felsefeyi sadece ''beni bana anlatmak'' olarak ele aldıysan senin temel felsefe bilgin zaten kökünden eksiktir,hatta yoktur.Bence felsefe forumlarında birşeyler yazmak istiyorsan önce denizanasının organlarından ziyade Varlık-Bilgi-Değer konularındaki en temel metinleri ve kitapları okumaya çalış.Kendimce önerimdir.
    Aklımı ve yaşama bakış açımı kendime yaraşır şekilde geliştirme çabam sürecinde; Bilimi,felsefeyi,psikolojiyi, çocuklu dul Fadime'yi engelli malul emekli Hasan Dede'yi, denizanasını, onca ayak yükü çeken kırkayağı, bilimsel incelemeye alınmasını uygun gördüğüm karafatma'yı bile önemseyen ben ve bu bağlamda psikoloji ve felsefeyi bu kez ön safa çekerek; yanlış bir uslubü bu denli bir zerafetle eleştiren tribalistic adlı üye arkadaşımızın son günlerde yaptığı bizi üzen "sövme" içerikli mesajlarının kendisi tarafından değil de, şifresini ele geçiren birince yazılmış olabileceği"ni düşündüm.
    Bu da felsefi ve psikolojik alanda yapılmış beyinsel/bilimsel bir çalışma olup, bilimci düşüncenin ürünüdür.

Sayfa 1/3 123 SonSon

Members who have read this thread : 1

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0