Sayfa 1/3 123 SonSon
29 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Materyalistlerin Tutumu

  1. #1
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.101

    Standart Materyalistlerin Tutumu

    Elbette ki her görüş sahibi, kendi görüşünün bilimsel gerçekler tarafından doğrulanıp doğrulanmadığını denemekte, bununla ilgili bilimsel araştırmalar yapmakta özgürdür. Örneğin bir insan ortaya çıkıp dünyanın düz olduğunu iddia edebilir ve bu konuda araştırma yapabilir. Ancak önemli olan bu kişinin karşılaştığı bilimsel sonuçları nasıl değerlendireceğidir. Bilimsel verileri tarafsız olarak değerlendiren bir bilim adamı, araştırmaları sonucunda dünyanın düz olduğunu destekleyen bir delil bulamayacak, aksine dünyanın yuvarlak olduğu ile ilgili sayısız delille karşılaşacaktır. Bu durumda bu kişinin yapması gereken, ön yargısız bir şekilde, gerçek neyse ona yönelmek ve baştaki iddiasından vazgeçmek olmalıdır. Aynı durum materyalizm için de geçerlidir. Bilim maddenin mutlak bir varlık olmadığını, bir başlangıcının olduğunu kanıtlamıştır. Dahası, maddede olağanüstü bir tasarım bulunduğunu göstermiştir. Dolayısıyla maddeyi inceleyen materyalist bilim adamları, teorilerinin doğru olmadığını, gerçeğin inandıklarının tam aksi yönünde olduğunu görmüşlerdir.Ancak ne ilginçtir ki, söz konusu kişiler, materyalizme körü körüne bir bağlılık göstermekte ve bu "inançtan" asla ayrılmama konusunda şaşırtıcı bir inat sergilemektedirler. Ünlü bir evrimci ve materyalist olan Harvard Üniversitesi genetik profesörü Richard Lewontin, bu bağnaz materyalist tutumunu şöyle itiraf eder:

    Bizim materyalizme bir inancımız var, 'a priori' (önceden kabul edilmiş, doğru varsayılmış) bir inanç bu. Bizi dünyaya materyalist bir açıklama getirmeye zorlayan şey, bilimin yöntemleri ve kuralları değil. Aksine, materyalizmle olan a priori bağlılığımız nedeniyle, dünyaya materyalist bir açıklama getiren araştırma yöntemlerini ve kavramları kurguluyoruz. Materyalizm mutlak doğru olduğuna göre de, ilahi bir açıklamanın sahneye girmesine izin veremeyiz. (1)

    Lewontin tüm materyalistlerin bakış açısını açıkça dile getirmektedir. Bu ifadelerinde de belirttiği gibi materyalistler önce materyalist ideolojiyi benimser ve sonra bu ideolojiyi besleyecek bilgileri ararlar. Yani materyalizm, bilimsel araştırmalarla vardıkları bir sonuç değil, bilime kabul ettirmeye çalıştıkları bir ön yargıdır.

    Aynı durumu bir başka evrimcinin bakış açısında da görmek mümkündür. Ünlü evrimci Robert Shapiro'nun Origins: A Skeptic's Guide to Creation of Life on Earth (Kökenler: Bir Şüphecinin Dünyada Hayatın Yaratılışı ile İlgili Kılavuzu) isimli kitabında, evrim teorisine olan sadakatini ifade eden sözleri şöyledir:

    Gelecekte bir gün bütün mantıklı kimyasal deneyler hayatın muhtemel kökeninin tamamıyla hatalı olduğunu gösterebilir. Dahası, yeni jeolojik kanıtlar dünya üzerinde ani bir hayat oluşumunu gösterebilir. Son olarak tüm kainatı keşfedip başka bir yerde bir hayat izine veya hayata neden olabilecek bir sürece rastlamayabiliriz. Böyle bir durumda birtakım bilim adamları cevap için dine başvurabilirler. Ancak benim de dahil olduğum diğerleri, elde olan daha az muhtemel bilimsel açıklamaları kalanlardan daha mümkün olan bir tanesini seçebilmek amacıyla ayıklamaya çalışacaklardır. (2)

    Shapiro'nun "bilimsel bir açıklama aramaya devam ederiz" derken kast ettiği şey, gerçekte "materyalist bir açıklama"dır. Materyalizme olan bu körü körüne bağlılık, Shapiro'yu ve onun gibi binlercesini fanatikçe bir inkara sürüklemektedir. Aslında söylemek istedikleri şey, "Her ne delil görürsek görelim, Allah'a inanmayacağız" cümlesidir.

    KAYNAK
    1 Richard Lewontin, The Demon-Haunted World, The New York Review of Books, 9 Ocak 1997, s.28
    2 Michael J.Behe, Darwin's Black Box, s. 23
    Biz bir kac tembel, vakt-i kerahet bir uykuya dalmisiz, bir lugat paralamalar, bir tuhaf ruyalar, tabire gelmez.

  2. #2

    Üyelik tarihi
    19 Haziran 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    52
    Mesajlar
    773

    Standart

    Yıllar öncesinden,1-2 yıl öncesine kadar okuduğum taraflı,tarafsız tüm yayınlardan aklımda kaldığı kadarıyle anlatmak isteyip,anlatmayı bir türlü başaramadığım,ifade etmek isteyip ifadesine muktedir olamadığım (yaşlılık işte)açıklamak istediğim aynen bu idi. Gençlik yıllarım bu konuları araştırarak geçmiş,geriye kafamda detaylar yerine mantık süzgecinden geçirerek edindiğim ve tecrübelerim ile beslenip desteklenen görüşlerim oluşmuştu.

    Tercümanım niteliğinde olan bu yazı için size teşekkürü borç biliyorum sevgili majör.Saygılar..

  3. #3

    Üyelik tarihi
    21 Şubat 2010
    Yaş
    53
    Mesajlar
    304

    Standart

    Metaryalist Düşünce Naddece düşüne demektir, Çözümlemelerde dikkate aldığı öncelik maddeye dayalıdır sonuç kişiyi doğmacılığa götürür...
    Diyalektik düşünce Sebep sonuç ilişkisine dayalı sorgulama yapan düşünce olup yine doğmatik (Metafizik) düşünceye götürür insanı.
    Tarihsel sürecin Dikkate alındığı Diyalektik Meteryalizm Sosyalis düşünceye götürdüğü gibi hiç bir hurafeyede yer bırakmaz düşüncelerde...
    Sevgili Majör yine aldığınız kaynak Diyalektik Tarihsel Metaryalistlerin sıcak bakmadığı ve sonuçta dini (Metafizik düşünce) kesmin sahip çıktığı bir başka görüşle bilmi çürütmeye bilimselliği baside indirgemeye çalışıyorsunuz...
    Bilme olan bu yaklaşımınız bunu birde Dinle bağdaştırmanız cidden en fazla inandığınızı belirtiğiniz dine zarar veriyor...
    Açık söyleyin sizin inancınız bilmi reddedip her şeyi ol dedi diye yaratan bir görüşmü... Elbettek böyle bir soru yanlış ama bir çok açtığınız başlıklar alıntı yaptığınız kaynaklar bu temel üzerinde gelişiyor.
    Doğru aramak değil Bilmin bilgisizliğini ispat çabası...
    Bunu kendi görüşünüz olarak yapsanız anlaşılır olur ama Dindarlık olarak yaptığınızda etki tepki ile Dine tepki topluyorsunuz, bilerekmi yoksa bilmedenmi şüpeye düşüyorum bazen...
    Gerçekten İnançlı birimisiniz...
    Bu konudaki sorumda samimiyim, ilkez samimi olduğunu söyleyen bir insanın bu kadar bilme saldırışı ile karşılaşıyorum...
    Bilgi gömü gibidir,bulup çıkarmak için onu, emek ister....

  4. #4

    Üyelik tarihi
    21 Şubat 2010
    Yaş
    53
    Mesajlar
    304

    Standart

    I. TEORİ İLE PRATİĞİN BİRLİĞİ

    Yürüttüğümüz incelemenin amacı, marksizmin ne olduğunu tanıtmak, materyalist felsefenin diyalektik materyalizm haline gelerek, marksizmle nasıl özdeşleştiğini göstermektir. Daha önceden biliyoruz ki, bu felsefenin temellerinden biri, teori ile pratik arasındaki sıkı bağdır.
    Materyalistlere göre maddenin ne olduğunu ve maddenin nasıl olduğunu gördükten sonra, yani bu iki teorik sorudan sonra, materyalist olmanın ne anlama geldiğini, yani (sayfa 86) materyalistin nasıl davrandığını söylemek zorunludur. Bu da, bu sorunların pratik yanıdır.
    Materyalizmin esası, düşüncenin kaynağı olarak, varlığı kabul etmektir. Ama sürekli olarak bunu yinelemek yeterli midir? Materyalizmin tutarlı, gerçek bir yanlısı olmak için: 1. düşünce alanında; 2. eylem alanında materyalist olmak gerekir.



    II. DÜŞÜNCE ALANINDA MATERYALİZM YANLISI
    OLMAK NE DEMEKTİR?


    Düşünce alanında materyalizm yanlısı olmak, materyalizmin temel formülünü, yani varlığın düşünceyi yarattığı formülünü ve bu formülün nasıl uygulanabileceğini bilmektir.
    Varlık düşünceyi yaratır dediğimiz zaman, soyut bir formülü dile getirmiş oluyoruz, çünkü, varlık ve düşünce sözleri soyut sözlerdir. Burada "varlık" dendiği zaman, sözkonusu olan, genel olarak varlıktır; "düşünce" dendiğinde de, genel olarak düşünce denmek isteniyor. Varlık genel olarak düşünce gibi, öznel bir gerçektir. (Birinci Kısım, Dördüncü Bölüm, "öznel gerçek" ile "nesnel gerçek"in açıklamasına bakınız); "öznel gerçek" mevcut değildir, bu bir soyutlamadır. O halde, "Varlık düşünceyi yaratır" demek, soyut bir formüldür; çünkü, soyutlamalardan oluşmuştur.
    Bunun gibi, örneğin, atları çok iyi tanıyoruz, ama attan, sözettiğimiz zaman, genel olarak at demek istiyoruz; öyleyse genel olarak at bir soyutlamadır.
    Eğer atın yerine genel olarak insanı ya da varlığı koyacak olursak, bunlar da gene soyutlamalardır.
    Ama, genel olarak at mevcut değilse, nedir varolan? Özel olarak atlar. "Ben genel olarak atlara bakıyorum, özel olarak atlara değil" diyen bir veteriner, herkesi kendine güldürür, insanlar hakkında aynı şeyleri söyleyecek bir doktor için de durum aynıdır.
    Öyleyse, genel olarak varlık yoktur, ama, özel nitelikleri (sayfa 87) olan özel varlıklar vardır. Düşünce için de durum aynıdır.
    Diyeceğiz ki, öyleyse, genel olarak varlık soyut bir şeydir. Özel varlık somut bir şeydir; genel olarak düşünce ve özel düşünce için de durum aynıdır.
    Materyalist, varlığın nerede olduğunu, düşüncenin nerede olduğunu, bütün durumlarda tanımasını ve somutlaştırmasını bilen kimsedir
    .
    Örnek: beyin ve fikirlerimiz.
    Genel soyut formülü, somut bir formüle dönüştürmeyi bilmemiz gerekir. Demek ki, materyalist, beyni varlık olarak ve fikirlerimizi düşünce olarak özdeşleştirecektir. Şöyle düşünecektir: fikirlerimizi (düşünceyi) yaratan beyindir (varlıktır). Bu, basit bir örnektir; ama biz, şimdi daha karmaşık bir örneği, insan toplumu örneğini ele alalım ve bir materyalistin nasıl uslamlayacağını görelim.
    Toplum yaşamı ana çizgileriyle bir ekonomik yaşamdan ve bir siyasal yaşamdan oluşur. Ekonomik yaşam ile siyasal yaşam arasındaki ilişkiler nelerdir? ... Somut bir formül haline getirmek istediğimiz bu soyut formülün birinci etkeni nedir?
    Materyaliste göre birinci etken, yani varlık, toplumu toplum yapan, ona can veren, ekonomik yaşamdır. İkinci etken, yani düşünce, varlık tarafından yaratılmış olan ve ancak onunla yaşayabilen siyasal yaşamdır.
    Demek ki, materyalist, mademki siyasal yaşam, ekonomik yaşamın bir ürünüdür, ekonomik yaşam, siyasal yaşamı açıklar diyecektir.
    Burada özeti yapılan bu gözlem, tarihsel materyalizmin köküdür ve ilk kez Marx ve Engels tarafından yapılmıştır.
    İşte daha ince bir başka örnek: ozan. Elbette ki, ozanı "açıklamak" için sayısız öğeler işin içine karışır; ama biz, burada, bu sorunun bir yönünü göstermek istiyoruz.
    Genellikle denilecektir ki, ozan (şiir) yazar; çünkü esin, onu yazmaya iter. Böyle söylemek, ozanın, neden şunu (sayfa 88) değil de, daha çok bunu yazdığını açıklamaya yeter mi? Hayır. Kuşkusuz, ozanın kafasında düşünceler vardır, ama ozan, aynı zamanda, toplum içinde yaşayan bir varlıktır. Göreceğiz ki, ilk etken, ozana kendi özel yaşamını veren toplumdur; ikinci etken, ozanın beyninde taşıdığı fikirlerdir. O halde, öğelerden biri, ozanı "açıklayan" temel öğe, toplum, yani ozanın bu toplum içinde yaşadığı ortam olacaktır. ("Ozan" ile diyalektiği okuduğumuz zaman tekrar karşılaşacağız, çünkü o zaman bu sorunu iyice inceleyebilmek için bütün öğelere sahip olacağız.)
    Biz, örneklerle görüyoruz ki, materyalist, materyalizmin formülünü her zaman ve her yerde, her an ve bütün durumlarda, uygulamayı bilir.


    <A name=b04>
    III. PRATİKTE NASIL MATERYALİST OLUNUR?
    <A name=b05>
    a) Sorunun birinci yönü.

    Yukarda gördük ki, üçüncü bir felsefe yoktur, ve eğer materyalizmin uygulanmasında tutarlı olunmazsa, ya idealist olunur ya da idealizm ve materyalizm karması gibi bir şey elde edilir.
    Burjuva bilgini, incelemelerinde ve deneylerinde, her zaman materyalisttir. Bu normaldir, çünkü, bilimde ilerlemek için madde üzerinde çalışmak gerekir ve eğer bilgin, gerçekten, maddenin yalnızca kendi ruhunda varolduğunu düşünseydi, deney yapmayı yersiz, gereksiz bulurdu.
    Öyleyse birçok bilgin türü vardır.
    1. Tutarlı ve bilinçli materyalist olan bilginler.[<A href="#nt30" name=30>30]
    2. Bilmeden materyalist olan bilginler; yani hemen hemen hepsi, çünkü, maddenin varlığını tanımadan bilim yapmak olanağı yoktur. Ama, bu sonuncular arasında ayrım yapmak gerekir: (sayfa 89)
    (a) Materyalizmi izlemeye başlayanlar ama yarı yolda kalanlar, çünkü, bunlar materyalist olduklarını söylemeyi göze alamazlar; bunlar Engels'in "utangaç materyalistler" dediği bilinemezcilerdir.
    (b) Tutarsız ve bilmeden materyalist olan bilginler. Onlar, laboratuvarda materyalisttir, ama işlerinden çıktıklarında idealist, imanlı ve dindar olurlar.
    Gerçekte, bu son söylediklerimiz, fikirlerinde bir düzen sağlamayı becerememişler ya da sağlamak istememişlerdir. Kendi kendileriyle sürekli olarak çelişki halindedirler. Zorunlu olarak materyalistçe olan çalışmalarını, felsefe anlayışlarından ayrı tutarlar. Bunlar "bilgin"dir, ama gene de, her ne kadar maddenin varlığını kesin olarak yadsımasalar da, şeylerin gerçek içeriğini bilmenin gereksiz olduğunu düşünürler ki, bu de pek bilimsel bir tutum değildir. Bunlar, "bilgin"dir, ama gene de, hiçbir tanıta gerek duymadan, olanaksız şeylere inanırlar. (Örneğin Pasteur Branly ve daha başkaları, bilgin olmalarına karşın, tanrıya inanıyorlardı, eğer bir bilgin tutarlı ise dinsel inancından vazgeçmelidir.) Bilim ve [dinsel] inanç, kesin olarak birbirine karşıdır.



    b) Sorunun ikinci yönü.
    Materyalizm ve eylem
    : Gerçek materyalistin, bu felsefenin temeli olan formülü, her yerde ve her durumda uygulayan kişi olduğu doğru ise, bunu iyi uygulamaya çok dikkat etmelidir.
    Şimdi gördüğümüz gibi, tutarlı olmak gerekir, ve tutarlı bir materyalist olmak için de, materyalizmi eyleme aktarmak gerekir.
    Pratikte materyalist olmak, gerçeği birinci ve en önemli etken olarak, düşünceyi ise ikinci etken olarak alıp, materyalizm felsefesine uygun bir biçimde davranmaktır.
    Hiç akıllarına getirmeden düşünceyi birinci etken olarak alanlar ve böyle aldıkları anda bilmeksizin idealist olanların nasıl bir tutum takındıklarını göreceğiz. (sayfa 90)
    1. Dünyada sanki tek başına imiş gibi yaşayanlara ne denir? Bireyci. O, kabuğuna çekilmiş olarak yaşar; dış dünya, yalnızca onun için vardır. Onun için önemli olan kendisi ve kendi düşüncesidir. O, salt bir idealisttir ya da tekbenci (solipsiste) denilen adamdır. (Bu sözün anlamı için, Birinci Kısım, İkinci Bölüme bakınız.)
    Bireyci bencildir ve bencil olmak, materyalist bir davranış değildir. Bencil, evreni, kendi kişiliğinde sınırlandırır.
    2. Öğrenmeye hevesli, öğrenme zevki için öğrenen kimse; öğrenmeyi pek benimser, öğrenmekte de güçlük çekmez, ama öğrendiklerini yalnızca kendine saklar. Kendisine ve kendi düşüncesine her şeyden çok önem verir.
    İdealist, dış dünyaya, gerçeğe kapalıdır. Materyalist ise, her zaman gerçeğe açıktır; onun için, marksizm kurslarını izleyenler ve kolayca öğrenenler, öğrendiklerini başkalarına aktarmaya çalışmalıdır.
    3. Her şeyi kendine göre düşünen kişi, idealist bir bozulmaya uğrar.
    O, örneğin, kendisi hakkında hoş olmayan şeyler söylenmiş bulunan bir toplantı için, "kötü bir toplantı" diyecektir. Şeyleri böylece çözümlememek gerekir; toplantıyı kendine göre değil, ama örgüte göre, toplantının amacına göre yargılamak gerekir.
    4. Sektarizm de materyalist bir tutum değildir. Çünkü, sekter (bağnaz) kişi, sorunları anlamıştır, kendi kendisiyle uyum içinde olduğundan, başkalarının da kendisi gibi olması gerektiğini iddia eder. Bu da, gene kendi kendine ve kendi kliğine en büyük önemi vermek demektir.
    5. Doktriner de metinleri okumuştur, bu metinlerden tanımlamalar çıkarmıştır; ama materyalist metinleri aktarmakla yetindiği ve yalnızca bu metinlerle oturup kalktığı zaman, gene idealist olur, çünkü o zaman da gerçek dünya kaybolur. O, öğrendiği formülleri, gerçeğe uygulamadan yineleyip durur. En büyük önemi, metinlere, fikirlere verir. (sayfa 91) Yaşam onun bilincinde, metinler biçiminde olup biter ve genellikle doktrinerlerin, aynı zamanda sekter olduğu da görülür.
    Devrimin bir eğitim sorunu olduğunu sanmak ve devrimin zorunluluğu, işçilere "bir kez iyice" anlatılınca, işçiler bunu anlamalıdırlar, eğer anlamak istemiyorlarsa, ille de devrim yapmaya çalışmak gereksizdir demek de sekterliktir, materyalist bir tutum değildir.
    İnsanların anlamadıkları durumları saptamalı, neden böyle olduğunu araştırmalı, baskıyı, burjuva gazetelerinin, radyo ve sinemanın propagandasını gözlemeli ve bildiriler, broşürler, gazeteler ve okullar aracılığıyla ne istediğimizi anlatmak için elden gelen bütün yolları araştırmalıyız.
    Gerçek duygusuna sahip olmamak, bulutlar üstünde yaşamak, durumları ve gerçekleri hiç hesaba katmadan pratiğe ilişkin tasarılar yapmak, gerçekleşebilir olup olmadıklarına bakmadan güzel tasarılara birinci derecede önem vermek, idealistçe bir tutumdur. Durmadan eleştirenler, ama işlerin daha iyi yürümesi için hiçbir şey yapmayanlar, hiçbir çözüm önermeyenler, kendi kendilerine karşı eleştiri duygusundan yoksun olanlar, işte bütün bunlar, tutarlı olmayan materyalistlerdir.


    <A name=b07>
    IV. VARGI

    Bu örneklerle, görüyoruz ki, her birimizde az ya da çok bulunabilen bu kusurlar, idealistçe kusurlardır. Biz, bu gibi kusurlara tutuluyoruz, çünkü biz pratiği teoriden ayırıyoruz, ve bizi etki altında tutan burjuvazi, gerçeğe önemini vermememizden hoşlanıyor. İdealizmi tutan burjuvaziye göre, teori ile pratik tamamen birbirinden ayrı, birbiriyle hiçbir ilişkisi olmayan iki şeydir. Öyleyse bu kusurlar zararlıdır, ve biz onlara karşı savaşım vermeliyiz, çünkü sonunda, bunlar, burjuvazinin işine yarar. Kısaca, toplumun, eğitimimizin (sayfa 92) ve kültürümüzün teorik temellerinin bizde yarattığı ve daha çocukluğumuzda içimize kök salmış bu kusurların, burjuvazinin eseri olduğu ortaya çıkmalı ve onlardan kurtulmalıyız. (sayfa 93)
    Bilgi gömü gibidir,bulup çıkarmak için onu, emek ister....

  5. #5

    Üyelik tarihi
    19 Haziran 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    52
    Mesajlar
    773

    Standart

    Nedense burjuvaziden de en çok burjuva babaları şikayetçi...Ben de bunu merak etmişimdir..
    Kendilerine maske aramaktan olabilir mi?

  6. #6
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.101

    Standart

    Ee ne oldu simdi sende gosterdin birseyler. Seninkisi dogru benimkisi yanlis mi? Nerden variyorsunuz bu kaniya? Arastirdin ettin tamam da bunu bir tek sen mi yapiyorsun? Neden her yazdigin kesin dogruda bizimkiler onun bunun yazdigi ve bilime karsi? Yada ben neden onun bunun adami oluyorum propaganda yapiyorumda sen yapmiyorsun? Neye dayanarak variyorsun bunlara?
    Biz bir kac tembel, vakt-i kerahet bir uykuya dalmisiz, bir lugat paralamalar, bir tuhaf ruyalar, tabire gelmez.

  7. #7
    kuzeys
    Ziyaretçi

    Standart

    tutum derken 'a priori' gerçerli değilmidir, zira tarihsel materyalizm (sol hegelci) ile bilimsel materyalizm arasında uslup ve yöntem farklılıklarıda vardır. Quantum fiziği varoluş sorunsalı için dünyayı yerinden oynatabilecek araştırmalar ve incilemeler yaparken bizler sosyolojik gelişmenin eseri olan insanlar üzerindemi fikir yürüteceğiz. biz şimdi önermelerimizde yahut betimlemelerimizde materyalistler tanrıyı arıyor diye bir sav öne sürersek inancını yitirmiş bir keşiş ile tanrı kavramını kabul eden bir materyalist arasında ne gibi bir farklılık göreceğiz. Yahut tüm materyalistler marksistdir, yada tüm marksistler materyalist'tir önermesi ne kadar geçerlidirki bizler matertalist tutumdan söz ediyoruz. bence yanlış bir genellemenin özeleleştiriside yanlış bir eleştiridir.

  8. #8
    Macavity - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Eylül 2009
    Yaş
    26
    Mesajlar
    144

    Standart

    turko29, yazdıklarında eksiklikler ve hatalar var. Bir kere bilimselliğin ölçütü materyalist olunması değildir. Sonra materyalizm kesinlikle bir bilgi teorisi (epistemoloji) değildir, varlık-bilimsel (ontolojik) bir teoridir. Bu iki ayrım önemli. Efendim bilgi ile varlık teorileri birbirinden ayrılamaz, maddeyle uğraşan materyalisttir, değilim diyorsa ne olduğunun farkında değildir düşüncesinden hareket etmek daha başta hatadır. Neden mi? Çok basit. Bütün bir bilgi alanını bilimsel olan ve olmayan ayrımına tabi tutarak, tek bilginin bilimin söylediği bilgi olduğunu, bilimsel olmayan her önermenin boş metafizik olduğunu savunan, "bilimlerin birliği" gibi bir düşünceye sahip olan ve bu konularda çok önemli çalışmalar yapan mantıkçı pozitivistler materyalist değildir. Materyalist olmadıkları gibi, materyalizmi de boş metafizik sınıfına atıp bilgi alanından elerler (ben de elemek gerektiğine katılmasam da materyalizmin metafizik olduğuna tamamen katılıyorum). Şimdi - kendileri de özellikle Einstein'dan etkilenmekle beraber - 20. yüzyılda bilimin gelişmesine somut katkılarda bulunan bu filozofların hepsine "sen ne olduğundan habersizsin, aslında materyalistsin ama bunun farkında değilsin" mi diyeceğiz? Asıl bağnazlık, dogmatizm bu söylemin kendisi olmaz mı?

    Bilimselliğin ölçütü, kendisi de bir metafizik olan materyalizmdir demenin mantığı nerededir? "Varlık" üzerine söylenen her şey metafiziktir, çünkü "varlık" deney ve gözlem alanında değildir. Bana "varlık"ın materyal özelliklerini söyleyemezsiniz. Bu materyalizmin "varlık"ı, meşhur Bektaşi fıkrasında, camide hoca "Allah yerde değildir, gökte değildir, maddi değildir, kusurlu değildir..." diye vaaz verdiğinde Bektaşi'nin "hoca yok diyeceksin de dilin varmıyor" dediği duruma benziyor. Hoca açısından pek de sorun değil bu, çünkü zaten o metafizik olduğunu kabul ediyor, inançtan bahsediyor. Ama materyalizm aksini iddia ederse kendisiyle çelişir yalnızca. Bu nedenle materyalizmi bilimin ölçütü diye belirlemek için bilim de maddeyle uğraşır demek yeterli değildir. Çünkü bilim "madde"yle değil, o veya bu maddeyle, üzerinde deney ve gözlem yapabildiği şeyle uğraşır. Bu da materyalizmin "varlık"ı değildir. "Varlık" bir soyutlamadır demek de bunu çözmez. "Varlık" soyutlaması, at ya da insan soyutlamasından farklıdır. Çünkü bu ikinciler tür adıdır, yani o türün kapsadığı bireylerin, onları diğer türlerinden ayıran ve üzerinde deney ve gözlemin yapılabileceği belli özellikleri vardır. "Varlık" için ise bu geçerli değildir. Onun kapsamı her şeydir ve her şey hakkında bilim yapılamaz. Ancak materyalizm, tam da bu "varlık" üzerine bir teoridir. Bu nedenle de eğer bir "materyalistçe çalışma" varsa, bu deney ve gözlem değil, "varlık" üzerine çalışmadır.

    İdealistin ve materyalistin kişilik özelliklerini belirlemenin bilimsellikle bir ilgisi olmadığını söylemek bile saçmadır. Yalnız şunu söyleyeyim, dünya (ve felsefe tarihi) siyah ve beyazlardan ibaret değildir. Bu tarihte, pek çok önemli filozofun yanında bir de Kant vardır. Bencil denen idealizmi bütün insanlara genişletmiştir. Ayrıca bana göre en büyük bencilliklerden biri, kendi görüşünü "her yerde ve her duruma uygulamak" ve bu görüşe uymayanlara bilinçsiz demek, bütün kusurları da karşı görüşe atmaktır.
    Konu Macavity tarafından (19 Mart 2010 Saat 20:24 ) değiştirilmiştir.

  9. #9

    Üyelik tarihi
    21 Şubat 2010
    Yaş
    53
    Mesajlar
    304

    Standart

    Sevgili Macavity Alıntı George Politzer Felsefenin Başlangıç ilkeleri.
    Bilimsellik Meteryalistlik değildir sözünüz doğrudur, Maddecilik maddeyi tanımakla sınırlıdır, Maddeyi tanımanın ötesinde bilmek için gerekli olan sorgulamada onun evrimsel süreci diğer etkileşimlerinide Tarihsel süreçten Diyalektik anlayışla geçirmek gerekir, Buda İnsanı Diyalektik Meteryalist yapmaz Politzerinde dediği gibi söylediği farklı yaşadığı farklı olma olgusu göz ardı edilemez, bunu koşulları içerisinde yaşantısınada uygulayan bu görüşün insanıdır.
    Bu alıntılardaki vurgulamakta Heğelin Metafizik tabanlı Metaryalist Anlayışla Diyalektik Metaryalizmin farkının olduğunu ortaya koymak için bunu en iyi açan Gerge Politzer den alıntı yapılmıştır.

    Alıntı Major Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ee ne oldu simdi sende gosterdin birseyler. Seninkisi dogru benimkisi yanlis mi? Nerden variyorsunuz bu kaniya? Arastirdin ettin tamam da bunu bir tek sen mi yapiyorsun? Neden her yazdigin kesin dogruda bizimkiler onun bunun yazdigi ve bilime karsi? Yada ben neden onun bunun adami oluyorum propaganda yapiyorumda sen yapmiyorsun? Neye dayanarak variyorsun bunlara?
    Sevgili Çağatay bu doğru yarıştırma konusu değil sen Metaryalistlerin hepsini bir kefeye koyarak konuyu tekrar Din'e getirdin, ve bunun karşısındada Metaryalistliğin geniş bir çerçeve olduğunu anlatmak ve genelleme yapamayacağını belirtmek içinde bu farklı temel çizgileri aktardım olan bu, ya bunu bilinçli olarak yada bilgi eksiği ile gerçekleştirdin, hangisi olduğu önemli değil ama bu çeşitlilğin bilinmesinde yarar olduğunu düşünerek aktardım, Eksik bilgi topluma en fazla zarar veren türdendir...
    Konu fides tarafından (21 Mart 2010 Saat 15:36 ) değiştirilmiştir. Sebep: Mesaj birleştirme
    Bilgi gömü gibidir,bulup çıkarmak için onu, emek ister....

  10. #10
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.101

    Standart

    Bende diyorum ki seninkilerin eksik olmadigi ne malum. Macavitiy arkadasimiz bu konu uzerinde master yapan bir arkadasimiz. Oda senin yazdiklarini eksik buldu. Ne yani simdi benim sana sende bunlarin adamisin birseyleri empoze etmeye calisiyorsun ne oldugun belli degil mi demem gerekli?

    Her yazdigin seyin dogru oldugunu ve sana karsi yazilan herseyin yanlis oldugunu ve sana karsi olanlari sadece adnan hocaya yahut ona buna ilintilemen ne kadar dogru ki? Kaynaklari gosteriyorum sana. Hala adnanci misin diyorsun. Bilime de karsi degilim.
    Biz bir kac tembel, vakt-i kerahet bir uykuya dalmisiz, bir lugat paralamalar, bir tuhaf ruyalar, tabire gelmez.

Sayfa 1/3 123 SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0