Spinoza'nın panteizmi makro kozmos'u (evreni)oluşturan mikro kosmos'lar (İnsanlar,Hayvanlar vs..)merkezde irade denen bir öz-ben'e alma bütünde Tanrıyı verir ve içkindir.Schopenhauer'de ise bu öz-bilinç yani mikro kosmos'da var olan düşüncesiz istenç makro kosmos'da düşünceden ve zekadan yoksun bir tanrı modeli çıkarıyor olması,bu irade'yi düşüncesinden ayırmayan beden'in tek gereksinimi istenç olma zorunluluğu getiriyor.Bu kazanım bütünde tanrıyı dışlama adına zeka dediğimiz istencin ötesinde bir model çizmesi bu açınımın doğa'ya bilinçli evrimsel bir süreçten süre gelen en alt canlı takımında kazanamadığı düşünce oluşumunu (hayvan örneğin)tamamen istencin merkezinde buluyor olmasıdır.Mikro k. varsayımı ise istencini gidermek adına zekasını yoksuyor olması,İnsan iradeli tanrı iradesiz oluşumu sistemi bütünleştirme olanağı sadece istençsiz (Ben'e alınmayışının)zeka oluşumunda insana kalıyor.Bu durum kendini farklı bir noktaya atıyor ki,bu da insanda bir sıçrama bir dışa çıkma egosu kazandırıyor ki,iradeden artık yoksun insan iradenin etkisi altında canlılarla arasının açılmasına,iradesinin üstüne çıkmaya çalışanın bilinci kendine yoksatmadığı noktada egemenliği başlıyor.Örneğin,Nietzche'nin üst-insan kavramı,bilinçsiz iradesi tanrıyı kendinde yok sayıp egemen olma egosu veriyor ki,bütünü oluşturan bilinçsiz tanrı artık yerini bilinçli istenç kutbunda insan bırakıyor.Başka bir yanıylada Marx'ın diyalektik materyalizmi irade'yi tarih boyunca içeren insanda bir analiz ve değişim süreci gösterir ki,bu da zekaya kendini açmayan bir iradenin ürünüdür,iradenin de daha aşağı bir tarafı duyulur evreni duyulmaz kılar ki,bu durumda olgular sadece başka bir zeka olgusu içinde kavranılabilir.Amaç iradeyi aşıp Nietzsche deyimiyle üst-insan olmaktır.İrade'nin amacı insan bütünün oluşturan tanrı'ya ek parça yani ondan bir parça olduğunu kabullenip,iradeyi aşarak zekası ile tanrıya ulaşmak (Fideist varsayımı) yada Nietzsche tabiriyle üst-insan olmaktır.
Diğer bir yanıyla mikro kosmos irade'yi aşamadığı noktada beliren bir durum vardır ki,bu da felsfecide olsa fizikçide olsa,duyumu sadece istenci yani ben'e alma merkezi ile çıkış varsayımı yapacak olmasıdır.İradenin merkez düşünce sistemi bu arada evrende daha doğrusu dünyamızda halklar ve milletleri oluşturacaktır.Duyuları zayıf olan kişi istencine teslim olacak,duyuları yada ben egosu yüksek olan ise evrene hakim olmaya çalışacaktır.İstence teslim olan duyu benliğini yalnızca maddesel doyuma ulaştırma çabası içindedir ve ''ben'' ego kişiyi kişi yapan değerdir.Kişiyi kişi yapan değere ise karşı gelen bir konum aynı derecede tepkiye neden olacaktır.Bu insanın geçirmiş olduğu zamandan çok evreni ve insanı ne kadar aşabildiği il orantılıdır.(Düşünce ve zekasıyla..)
Felsefik akım ve bilimsel deney sonuçları dahil merkez istencin birer sonucudur.Bu merkez irade bütünden kaynaklanan zeka yada algı ile kendi iradesini alt ettiği noktada algıda sağladığı bilgi kişiyi dünya üzerinde bir konumlama getirir ki,bu da halkın iktidarı,millet iktidarı gibi olguların baş etkeni oluşudur.
İrade çıkışı duyum,insan ve insanın var oluşu üzerine duyarlı olacaktır,İrade üstü zekanın vardığı nokta ise doğanın egemeniğini koşullu kılacaktır ...


İsmail Çelik 16/08/09