Sayfa 4/4 İlkİlk ... 234
34 sonuçtan 31 ile 34 arası

Konu: Şükrü Kızılot yazıları

  1. #31
    chimera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Mart 2008
    Mesajlar
    496

    Standart Ynt: Şükrü Kızılot yazıları

    IMF “nereden buldun?” sorgulaması istiyor
    |17.02.2009|

    Kriz başladığından bu yana, IMF ile yatıp, IMF ile kalkıyoruz.

    IMF ile yapılacak stand-by düzenlemesi uzadıkça, Başbakan da “ümüğümüzü sıktırmayacağız” dedikçe, anlaşmazlığın boyutlarının ciddi olduğu anlaşılıyor.

    SORUN NEREDE?

    Hangi birisi, o kadar çok ki...

    Örneğin IMF “Nereden buldun?” sorgulaması istiyor.

    Bu uygulamada, kişilerin servetindeki artış ile geliri kıyaslanıyor. Duruma göre, “Arkadaş, senin servetin 1 milyon TL artmış, gelirin ise 100 bin TL. Peki… bu aradaki 900 bin TL’yi nereden buldun?” diye soruluyor. Açıklayamazsa, 900 bin liranın vergisi ve cezası isteniyor. Gelişmiş ülkelerin hepsinde, bu uygulama var.

    Türkiye’de şu anda böyle bir uygulama ve buna olanak sağlayan bir yasa yok. Daha doğrusu vardı ama 9 Ocak 2003 tarihli Resmi gazete’de yayımlanan 4783 sayılı yasa ile kaldırıldı. Türkiye’de, herhangi bir kişi hatta vergi mükellefi bile olmayan birisi, gidip 10 milyon TL’ye bir arsa ya da 100 milyon liraya bir otel alsa dahi, o kişiye “Bu parayı nereden buldun, değirmenin suyu nereden geliyor?” diye sorulamıyor daha ötesi bu tutarın vergisi istenemiyor.

    AKP hükümetince kaldırılan “nereden buldun”un, IMF’nin isteği üzerine yeniden getirilmesine, özellikle Başbakan’ın sıcak bakmadığı belirtiliyor.

    DİĞER SORUNLAR

    Emekli Aylığına Vergi : IMF emekli aylığına, yüzde 8 civarında vergi getirilmesini istiyor. Evet bazı ülkelerde emekli aylığından vergi alınıyor ama o ülkeler emeklilerine “insanca yaşayabilecekleri” bir aylık ödüyorlar. Bizde hem yoksulluk hem de açlık sınırının altında olan emekli aylığından, bir de vergi alınması, şu aşamada imkansız bir olay.

    - Vergi Artışları : IMF gelir artışı istiyor. Bu da mevcut vergilerin artırılması anlamına geliyor. Örneğin; yüzde 18 olan KDV oranının yüzde 19’a yükseltilmesi, tekstil, konfeksiyon ve turizm başta olmak üzere, yüzde 8 olan bazı KDV oranlarının yüzde 19’a yükseltilmesi isteniyor.

    - Vergi artışının en kolay yolu “dolaylı vergileri” artırmak olduğu için, Özel tüketim Vergisi ve diğer dolaylı vergilerin de artırılması söz konusu olabilecek.

    - 2009 Yılı Hedefleri : IMF gerçekçi olmayan 2009 yılı bütçe hedeflerinin, revize edilmesini istiyor. 2009 yılı için yüzde 4 olarak belirlenen büyüme hedefinin, gerçekleşmesi mümkün olmadığından, ( 1,5’e çekilmesi isteniyor. Aynı şekilde 2008’de 132 milyar dolar olan ve 2009 yılı için 149 milyar dolar olarak belirlenen ihracat hedefi ve 232 milyar dolar civarına yükseltilen ithalat hedefinin aşağı çekilmesi, belediyeye aktarılacak payın düşürülmesi isteniyor.

    - Vergi gelirlerinde öngörülen yüzde 20’lik artışın da kriz döneminde gerçekleşmeyeceği belirtilerek, gerçekçi bir tutar olarak belirlenmesi öngörülüyor. Özellikle son dört aydaki göstergeler, Ocak ayında yüzde 30 gerileme olan İthalde Alınan KDV’de yüzde 30 artış hedefine ulaşılamayacağını net olarak gösteriyor.

    - Gelir İdaresi Başkanlığı’nın daha bağımsız bir yapıya kavuşturulması, denetim birimlerinin birleştirilmesi ve SPK, BDDK, Rekabet Kurulu gibi kurulların tek yapı altında toplanması, IMF’nin gündemindeki konular arasında…

    Giderlerin kısılması da IMF’nin sıcak bakılmayan isteklerinden biri.

    BEKLENEN KREDİ

    IMF’den alınacak olası kredinin, 25 milyar dolar civarında olması bekleniyor. Ancak, bu krediden, borcumuz olan 8 milyar doların kesilmesi söz konusu...

    Görünen o ki yaklaşan yerel seçimler nedeniyle, IMF konusu ertelendi. Seçim sonrası ise, IMF ile anlaşmanın da maliyeti var, anlaşmamanın da…
    Adın yokdu tanıştığımızda,sonrada olmadı.Çünkü başka biri oldun zamanla..

  2. #32
    chimera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Mart 2008
    Mesajlar
    496

    Standart Ynt: Şükrü Kızılot yazıları

    Kriz döneminde işçi ve işverenin bazı özel hakları
    |19.02.2009|

    Türkiye, giderek derinleşen, ciddi bir kriz yaşıyor.

    Kriz döneminde, olayın faturasını, bir yandan işçiler diğer yandan da işverenler ödüyor. Kuşkusuz ülke ekonomisi de…

    Böyle bir ortamda, işsiz kalan ya da kalabilecek olan işçileri ve işverenleri, kısmen de olsa rahatlatan bazı düzenlemeler var.

    İŞSİZLİK SİGORTASI

    Sigortalı işsizin; işsizlik ödeneği, sağlık sigortası ve mesleki eğitim hizmetlerinden yararlanabilmesi için;

    -İşten çıkartıldığı tarihten önceki son 120 gün, prim ödeyerek, sürekli çalışmış olması,

    -Son üç yıl içinde en az 600 gün prim ödemiş olması,

    -Kendi istek ve kusuru dışında, işini kaybetmiş olması

    gerekmektedir. Görüldüğü gibi, son üç yıl içinde en az 600 gün prim ödemiş olmayana, işsizlik ödeneği yok.

    İşten ayrıldığı tarihi izleyen günden itibaren 30 gün içinde, İş-Kur’a başvuran sigortalı işsize;

    -En az 600 gün çalışmışsa 180 gün,

    -En az 900 gün çalışmışsa 240 gün,

    -En az 1.080 gün çalışmışsa 300 gün,

    süre ile işsizlik ödeneği yani işsizlik sigortası aylığı ödenir.

    İşsizlik sigortası aylığı, son 4 aylık ücretin, aylık ortalamasının yüzde 40’ı oranında hesaplanıyor ve asgari ücretin brüt tutarının yüzde 80’ini yani 532,80 TL’yi aşamıyor. Asgari ücretliye ise 266,40 TL işsizlik aylığı ödeniyor.

    İlk işsizlik ödeneğinin ödenmeye başladığı Mart 2002 tarihinden Ocak 2009 sonuna kadar, 1 milyon 352 bin kişiye 1 milyar 916 milyon TL yani toplam fon geliri olan 42,7 milyar liranın 4,5’i kadar ödeme yapıldı. İşsizlik Sigortası Fonu’nda Ocak 2009 sonu itibariyle mevcut para 39.1 milyar TL’ye ulaştı. Fonun güçlü mali yapısına bakarak, işsizlik ödeneğinin, kriz döneminde 180 günden 360 güne çıkartılması anlamlı bir uygulama olacak.

    KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ

    Genel ekonomik kriz veya zorlayıcı nedenlerle, geçici olarak en az 4 hafta işin durması veya kısa çalışma durumunda, en fazla üç ay süre ile işsizlik sigortası fonundan, “işsizlik yardımı” tutarında ödeme yapılıyor. Ocak 2009 ayında, 651 kişiye 491.729 TL “kısa çalışma ödemesi” yapıldı.

    Bu ödeneğin, yakında 6 aya yükseltilmesi ve ödeme tutarının yüzde 50 artırılması söz konusu.

    ÜCRET GARANTİ FONU

    İşverenin konkordato ilanı, aciz vesikası alması, iflası, iflasın ertelenmesi nedeniyle, ödeme güçlüğüne düşmesi durumunda, işçilerin iş ilişkisinden kaynaklanan “üç aylık ödenmeyen ücret alacakları”, işçinin son bir yılda aynı işyerinde çalışması koşuluyla, temel ücreti üzerinden, 4.329 TL’yi aşmayacak şekilde, başvuru tarihinden itibaren 30 gün içinde ödeniyor.

    2008 yılında 827 kişiye bu fondan 1 milyon 072 bin TL ödeme yapıldı. 2009 yılı Ocak ayında ise, 46 kişiye 52.294 TL ödeme yapıldı.

    DİĞERLERİ

    1- Ücretsiz İzin : İşçinin kendisinin talep etmesi veya işveren tarafından önerilen ücretsiz izne işçinin açıkça rıza göstermesi durumunda, “ücretsiz izin” uygulanması mümkün olabiliyor. Ancak, bununla ilgili olarak taraflar arasında yapılan anlaşmanın, “yazılı olması” gerekiyor.

    2- İşçinin Ödünç Verilmesi : 4857 sayılı İş Kanunu’nun 7. maddesine göre işveren, yazılı onaylarını almak suretiyle işçilerini “altı ay süre ile” holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde ya da benzer bir işte çalışmak koşuluyla bir başka işverene geçici iş ilişkisi kapsamında gönderebilir. Altı aylık süre “en fazla 18 aya kadar” çıkarılabilir.

    3- İşçi Ücretinden İndirim Yapılması : İş Kanunu’nun 62. maddesine göre, işveren işçinin ücretinden tek taraflı bir kararla indirim yapamaz. Ancak işçi ile işveren ücrette değişiklik ve indirim konusunda bir uzlaşma içerisinde olur ve işçi de bu çerçevede indirimi kabul ederse indirim söz konusu olabilir.
    Adın yokdu tanıştığımızda,sonrada olmadı.Çünkü başka biri oldun zamanla..

  3. #33
    chimera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Mart 2008
    Mesajlar
    496

    Standart Ynt: Şükrü Kızılot yazıları

    Değirmenin suyuna sorgulama geliyor
    |11.04.2009|

    ÜNİVERSİTE üçüncü sınıftayken, ilk kitabımı çıkarmıştım. İçim kıpır kıpırdı ve gelecekle ilgili hayallerim vardı. Büyük ilgi göreceğine ve yeni baskılar yapacağına inandığım kitabın matbaadaki basımı tamamlanınca, fırından yeni çıkan sıcak ekmek gibi, heyecanla kitapçıya götürdüm. Kendimi tanıtıp, “Böyle bir kitap yazdım” diye uzattığımda, kitapçı bir bana bir de kitaba baktıktan sonra, başını sallayarak; “Konsinye de olsa alamam” demişti. İkinci kitapçıda da benzeri tablo ile karşılaşmıştım.

    Bir anda tüm hayallerim yıkılmıştı.

    “Şimdi ne olacak?” diye düşünürken, o anda aklıma parlak bir fikir gelmiş ve bir başka kitapçıya giderek “Ben Şükrü Kızılot’un oğluyum. Babam böyle bir kitap yazdı, bende dağıtımına yardım ediyorum” demiştim. Kitapçı, kitaba şöyle bir bakmış ve “Bu konu çok önemli, bizi bile yakından ilgilendiriyor. Şimdilik 20 tane alalım” dediğinde dünyalar benim olmuştu.

    Çıktığımda olayı kavramıştım; 20’li yaşların başında bir üniversite öğrencisi, vergi ile ilgili kitap yazamazdı. Genel kanı buydu…

    İLGİNÇ GELİŞMELER

    “Ortalama Kâr Hadleri” adlı bu ilk kitabım; işletmelerin sattığı mallar nedeniyle, belli oranda kâr bildirmelerini, aksi halde ilave vergi istenmesini öngören bir konu ile ilgiliydi. Bu kitabın ardından “Servet Beyanı ve Hayat Standardı Esası”, daha sonra da “Vergi Güvenlik Önlemleri” adlı kitaplarım çıkmıştı.

    Kitapların hepsi de ilgi görmüş ve birkaç baskı yapmıştı.

    Sonra… Özal döneminde “Servet Beyanı”na, Temizel’in Maliye Bakanlığı döneminde de “Otokontrol araçları” dediğimiz müesseselerin diğerlerine, birer kanunla son verildi yani yürürlükten kaldırıldı.

    Böyle olunca, otokontrol araçlarıyla ilgili o kitaplarımın da hepsi öldü!..

    YENİ ARAYIŞLAR

    Otokontrol araçları kaldırılalı yaklaşık 11 yıl oldu. O gün bugün, Türk Vergi Sisteminde “denetim” yönünden ciddi bir boşluk var.

    Şimdi “Bir zamanlar otokontrol araçları vardı. Onlar ne kadar önemliymiş” deniliyor ve ortalama kâr hadleri de dahil vergi güvenlik önlemlerinin yeniden getirilmesi tartışılıyor...

    Nitekim IMF’nin ısrarla istediği “Nereden Buldun?” olayı da, kaldırılan servet beyanı, hayat standardı ve gider beyanı esaslarının, rötüşlanmış şeklinden başka bir şey değil.

    ESKİYE DÖNÜŞ

    “Nereden Buldun”da IMF geri adım attı ama bunun yerine istediği “Harcamalarını nereden karşıladın?” sorgulaması geliyor.

    Gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olup da ticari ya da serbest meslek kazancı elde edenlere; giderlerinin (yeme-içme, konut kirası, otomobil, yat, kotra ve helikopter giderleri, yurt içi-yurt dışı tatil, çocukların okul gideri, hizmetçi, aşçı, mürebbiye ve bahçıvan giderlerinin) beyan ettirilmesi ve giderler toplamı ile gösterilen kazancın kıyaslanması hedefleniyor.

    Gelirler, giderlerin altında kaldığında önce “Değirmenin suyu nereden geliyor?” diye sorulması, ardından da açıklanamayan kısma ait verginin alınması amaçlanıyor.

    Düşünce olumlu ama olayın “kümesteki kazlar” yani beyanname verenlerin bir kısmı ile sınırlı tutulması yanlış!..

    Adın yokdu tanıştığımızda,sonrada olmadı.Çünkü başka biri oldun zamanla..

  4. #34
    chimera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Mart 2008
    Mesajlar
    496

    Standart Ynt: Şükrü Kızılot yazıları

    Faizde Artık Dünya Rekortmeni Değiliz
    |14.04.2009|

    Bu güzel bir olay…

    Tabloda da görüldüğü gibi, yüksek faiz liginde, birinci sıradan yedinci sıraya düşmüşüz.

    Bir süre öncesine kadar, “dünya rekoru” Türkiye’deydi.

    Yabancılar, “düşük kur yüksek faiz” avantajından yararlanmak için, Türkiye’ye akın ediyorlardı.

    Getirdikleri dövizi TL’ye çevirip, yüzde 20 civarında faizle bankada ya da bono veya tahvilde değerlendiriyorlardı. Ardından, faizle büyüyen paralarına, düşmüş olan kurdan dolar ya da Euro alıp, yüzde 40-50 civarında, net getiri sağlıyorlardı.

    Olay o kadar cazipti ki bir ara (2007 sonunda) Türkiye’ye gelen “sıcak para” tutarı 107 milyar dolara ulaşmıştı…

    VERGİ DE YOKTU

    Yabancılar, elde ettikleri böylesine yüksek getiriye rağmen, bununla da yetinmeyip “Biz yüzde 15 stopaj (vergi) ödemek istemiyoruz. Aksi halde, paralarımızı alıp gideriz” diye Mayıs 2006’da rest çektiler.

    O dönemde “Bunun adı kapitülasyon, olmaz böyle şey!..” diye tepkiler oldu ama Temmuz 2006’da “Yerliye dayak, yabancıya kıyak” örneği, yabancıların Türkiye’deki borsa kazançları ile bono ve tahvil gelirlerinin vergisi sıfırlandı.

    Böyle olunca, sıcak para (emanet para) getirenler için Türkiye’nin cazibesi daha çok arttı.

    ŞEMSİYE DÖNDÜ

    Devamını biliyorsunuz.

    2008 yılının Eylül ayından itibaren, şemsiye tersine döndü. Kurlar yükseldi, faizler düştü…

    Türkiye sıcak paracılar için cazip ülke olmaktan çıktı.

    Bir kısmı paralarına daha yüksek getiri sağlayabilecekleri, ülkelere yöneldiler. Ancak yüksek faiz veren diğer ülkelerde, güvenilirlilik yönünden ciddi sorunlar olduğu ve o dönemde Türkiye’de kur da yükselmeye başladığı için hazırlıksız yakalandılar ve düşük kurdan döviz alıp çıkamadılar. Bu arada çıkan sıcak para, içerdeki kur artışı ve borsadaki gerilemenin de etkisiyle, Türkiye’deki sıcak para 45 milyar dolar civarına indi.

    Sıcak paracıların gidebileceği diğer ülkelere bakıyoruz; Ukrayna’daki ekonomik ve siyasi sorunlar, Venezuella’da hükümetin ekonomiyle ilgili ani karar değişikliği ihtimali, İzlanda’nın ekonomik büyüklüğünün yetersizliği, Arjantin’in geçmişteki “yaramaz çocuk” görüntüsü, soru işaretleri yaratıyor. Rusya’da ise liderlerin ani kararları ve piyasalara bakış açısı kafaları karıştırıyor. Pakistan’ın da komşuları ile her an yaşayabileceği problemler tereddüt yaratıyor.

    Bu açıdan bakıldığında Türkiye, faiz liginde yedinci sırada ama kredi riski oranı ve sıralamadaki konumu yönünden, diğerlerine kıyasla (Rusya ve İzlanda hariç) daha güvenilir durumda.

    Sıcak para sahipleri; düşük kur, yüksek faiz ortamını buldukları an, kuşkusuz Türkiye’ye yine akın edecekler…

    Sıcak paracıların, tekrar gelecekleri ortamın bir daha doğmaması ve tablonun sağ tarafındaki ülkelerin arasında yer alabileceğimiz günlerin umuduyla…




    Adın yokdu tanıştığımızda,sonrada olmadı.Çünkü başka biri oldun zamanla..

Sayfa 4/4 İlkİlk ... 234

Members who have read this thread : 2

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0