Sayfa 1/3 123 SonSon
28 sonuçtan 1 ile 10 arası
Like Tree3Teşekkür

Konu: Suyun Hafızası varmış!

  1. #1
    mavi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ocak 2010
    Mesajlar
    63

    Standart Suyun Hafızası varmış!

    "Alıntı"

    Fransız bilim adamı Dr Jacques Benveniste, araştırmalarda DNA hücrelerinin belli bir frekansta foton (ışık) yaydığını, farklı hücrelerin farklı frekansta titreştiğini, farklı titreşimdeki iki hücre yan yana geldiğinde yeni bir frekans oluşturup birlikte bu frekansta titreşmeye başladıklarını ve elektro manyetik dalgalar ile bir çağlayan yaratıp ışık hızında yolculuk ettiğini keşfetmiş. 1980`lerde başlattığı çalışmalarında suyun hafızası olduğunu anlamış. Suya bir madde ekleyerek bunu 1 milyon kez sulandırmış ve özel bir alet ile aşırı hızda karıştırarak o maddenin yok olacağını tahmin etmiş ama hala maddenin suda mevcut olduğunu görünce deneylere defalarca milyonlarca kez daha sulandırarak devam etmiş. Ancak ne kadar sulandırsa da suyun içine en başta eklenmiş olan maddenin yok olmadığını tespit etmiş. O zaman suyun yüklenen maddeyi bir şekilde hafızaya kaydettiğini anlamış. Bir başka deneyinde suya bir zehir yerine sadece zehirin frekansını yüklemiş ve aynen zehirin kendisi eklenmiş gibi içine koyulan sinekleri öldürdüğünü tespit etmiş.


    Benvenistenin araştırmalarını şüphe ile karşılayan Queens Belfast Üniversitesi Profesörü Madeleine Ennis, Avrupa ülkelerinde yelpazelenen bir araştırma grubuna katılmış. Fransa, İtalya, Belçika ve Hollanda`dan oluşan ekip Profesör M. Roberfroid tarafından koordine edilmiş. Belçika Katolik Üniversitesinde, Benveniste’nin kullandığı orijinal deneyin daha rafine edilmişini kullanarak, yapılan uygulamayla ilgili her dört laboratuardaki bilim adamları deney solüsyonlarının içinde ne olduğunu bilmeden çalışmışlar. Hatta tüplerin bazılarında sadece saf su varmış. Tüm deney bağımsız bir bilim adamı tarafından koordine ediliyormuş. Bu kişi tüm solüsyonları kodluyor ve bilgiyi topluyormuş ama deneylerde bil-fiil çalışmıyormuş, bu yüzden yalan dolana yer kalmamış. Yapılan tüm deneyler Benveniste`nin sonuçlarını desteklemiş. Benveniste buna karşılık "12 sene önceye, bizim başladığımız noktaya gittiler" demiş. Benveniste ayrıca "Biyokimyevi maddelerin yaydığı sinyal kaydedilip internet aracılığı ile dünyaya yayılabilir ve bu sinyal biyolojik hücreleri sanki gerçekte o madde varmış gibi etkileyip değişim yaratır" demiş.

    Unutmayalım ki; insan bedeninin %85`i sudur. Düşüncelerimiz ve konuştuklarımız bedenimizdeki suya kaydedilir ve o kalitede yaşarız. Şeklimizi, sağlığımızı ve hayatımızı biz oluştururuz. Yaşam muhteşem bir enerjisel danstır, frekansların uyumu, birleşmesi, çatışması, iç içe geçmesi, aşağı-yukarı, sağa-sola, zıt yönlere dalgalanmasının dansı.



    Masaru EMOTO

    "İÇİNDE SU OLAN ŞİŞENİN ÜSTÜNE YAZILMIŞ VEYA SÖZEL SÖYLENMİŞ OLAN SÖZCÜKLER, DÜŞÜNCELER, SUYA ÇALINMIŞ OLAN MÜZİK VEYA OYNATILMIŞ FİLM İLE SUYUN YAPISAL ÖZELLİĞİ DEĞİŞİR."

    Yaratıcı Japon bilim adamı Emoto`nun çalışmasında somut kanıtlarla insanın titreşimsel enerjisinin, düşüncesinin, kelimelerin, fikir ve müziğin, hatta son yaptığı çalışmalarda suya oynatılan filmlerin dahi suyun moleküler yapısını etkilediğini ispat etmiştir. Su bu gezegendeki yaşamın kaynağıdır. Beden bir sünger gibidir ve hücre denilen, sıvı dolu trilyonlarca odacıktan oluşur. Yaşamımızın kalitesi sıvımızın kalitesi ile direk bağlantı halindedir. Su son derece uyumlu bir maddedir. Fiziksel şekli kolayca bulunduğu ortama adapte olur. Fakat değişen sadece fiziksel şekli değildir, moleküler şekli de değişir. Çevreden aldığı enerji veya titreşimler suyun moleküler şeklini değiştirir. Bu anlamda su sadece görsel olarak çevresel durumu yansıtmaz, aynı zamanda moleküler anlamda da yansıtır.


    Emoto görsel anlamda bu moleküler değişimi belgelemekte. Su damlacıklarını dondurup, fotoğraf çekme kapasitesi olan bir karanlık alan mikroskobu altında inceliyor. Yapılan çalışmalar çevresel etkilerin suda yarattığı moleküler değişimi açıkça ortaya koymakta. Emoto dünyanın değişik kaynaklarından alınan ve değişik durumlarda olan suyun kristalize şekillerinde birçok büyüleyici farklılıklar keşfetmiş. Akarsulardan ve kaynaklardan alınan su çok güzel geometrik şekilleri olan kristal desenler gösterirken, sanayi ve yerleşimin yoğun olduğu yerlerden alınmış kirli ve toksik su ile su borularında, depolarda bekletilen durgun su damıtılmış olsa bile kesin olarak şekilsel bozukluk ve rast gele oluşmuş kristal şekiller oluşturuyor.

    Canlı ve her duygu ve düşüncemize tepki veren bir madde olan suyun, çevresindeki titreşim ve enerjiyi kolayca kopyaladığı açıkça ortadadır. Su, bir şey söylendiğinde, ona aktarıldığında, anında etkilenmekte.

    Su hücreler arası bilgi alış-verişini sağlar. Bu şekilde var olabiliyoruz. Sizin gün içinde düşündüğünüz ve söylediğiniz her şey tüm hücrelerinizi etkiler, çünkü bedeninizdeki su bunların enerjisini kopyalayıp hücrelere dağıtır. Dolayısı ile siz bir bakıma düşündüğünüz ve konuştuğunuz şeyler olursunuz, bedeninizi de etkilersiniz. "Ben hep hasta olurum." dediğinizde içinizde dolaşan su o kaliteye bürünüp bunu hücrelere iletir.


    Düşündüklerinizin ve konuştuklarınızın kalitesinde yaşarsınız. Tüm hayatınız ve sağlığınız hücrelerinizde var olan, atalarınızdan aktarılan ve kendi geçmişinizden gelen bedeninizdeki sudaki bilgilerin kaydıdır.

  2. #2
    birebir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08 Şubat 2010
    Mesajlar
    116

    Standart

    Bu makale gerçekten çok ilginç.

    Acaba ışığın yaydığı dalgalar daha baskın ışık dalgası yanında bir değişime uğrar mı?

    Bir mumun aydınlığı,hemen yanında yakılan 100 watlık bir ampulün yaydığı aydınlık içerisinde kaybolur mu?ve dahası baskın ışık kaynağının yaydığı dalgalar mum ışığının yaydığı dalgaları emer mi?

    Bir bilgisayarın açılmaya başladığı zamanda,o bilgisayar dışarıdan gelebilecek uyarılara gayet açıktır,misal del tuşuna bastığınızda mevcut işleyiş için harekete geçmiş olan bilgisayar anında o süreci sonlandırır ve sizin etkinizle diğer moda geçer ama bir farkla,ilk başladığı süreç tamamen sonlanmıştır ve ilk sürece dönülmesi için bilgisayarın tekrardan ilk hale dönüşü sağlanmak zorundadır.Buradan hareketle insan gözünü bir bilgisayarın davranışına benzetirsek şahit olduğum bir durumu anlatmak isterim.

    Bir gece çok ani bir şekilde bir sebepten uyanmıştım.Elektirikler kesik olduğundan bir mumu yaktım ve o anda o mumdan yayılan ışığın tüm renklerini satürnün halkaları gibi sıralı ve yapışık olarak gördüm ve aslında ortada bir ışıkta göremiyordum çünkü görebildiğim sadece ve sadece renklerdi ve o kadar yoğunlardı ki mumun üzerinde durduğu masayı göremiyordum.Renkle tek mum ışığından tahmini 2.5 metre kadar çok yoğun bir halde dairesel olarak gözümün önündeydiler ve o alana baktığımda renkler eşyaların üzerlerini tamamen örtmüşlerdi ve renklerden başka bir şey görünmüyordu ve o esanada elektirikler geldi ve 100 watlık ampulden yayılan ışığın renkleride aynı şekildeydi ve çok yoğundu,odada hiçbir eşya görülemiyordu ve mumdan yayılan renklerle ampulden yayılan renklerin birbirlerini etkilemediğini ve birbirlerine karışmadığını ve birbirlerini etkiler yada baskın halleri olmadığını görmüştüm.100 watlık bir ampulun ışığından yayılan dalgalar mumdan yayılan renk dalgalarının görülmesinde ne bir sönüklük nede pusluluk yaratmamıştı.
    Her defasında olgunlaşacak ve çürüyeceksin,
    Çekirdekten bir daha filizlenecek ve bir daha ağaç olacaksın,
    Kendi meyven ile bir daha olgunlaşacak ve bir daha çürüyeceksin.

  3. #3
    Euhemeros - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Şubat 2010
    Yer
    Keskin Soğukların Derinliklerinden
    Yaş
    70
    Mesajlar
    205

    Standart

    İnanılmaz bir şey. Gerçekten insan duyarken şok oluyor. Tıpkı bir harddisk gibi.
    Söyleyebildiklerim yalnızca karnımın açlığı ve tokluğu arasında ufacık bir çizgi. Söyleyemediklerimse Evren ile kendi aramdaki bir döngü.

  4. #4
    Aksiyom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04 Temmuz 2009
    Mesajlar
    611

    Standart

    Suya okuyup üfleyen öss annelerini şimdi daha iyi anlıyorum Gerçekten çok ilginç.
    Yedi parça oldu.
    Altısı uçtu.
    Birini aldı.
    Üzerinde 'oluş' yazıyordu..

  5. #5

    Üyelik tarihi
    19 Haziran 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    52
    Mesajlar
    773

    Standart

    Genetiğin üzerimizdeki etkisi,düşüncelerimizin sağlığımıza katkısı ve bir canlının,açlığa oranla susuzluktan çok daha kısa sürede ölmesi, susuz kalan bedenin pek çok aktivitesinin aksadığı gözönüne alındığında "SU"yun mucizesi daha kolay kavranmakta. Bunca yaşamsal,hatta yaşamın merkezi,özü sayıldığına göre bunca görevi,işlesevi yerine getirebilmesi için hafızasının olması şaşırtıcı değil bence. Etkilendim açıkçası.

  6. #6
    rainbow64 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    06 Şubat 2010
    Mesajlar
    346

    Standart

    insan yaşamına etkileri neler olabilir acaba ..?
    Bilginin peşinden hiç durmadan koşmak ümidiyle.

  7. #7
    kuzeys
    Ziyaretçi

    Standart

    yazıyı okurken sesli bir yuh demekle birlikte doğu felsefeleri ve tibet inançları geldi aklıma. Halk arasında bazen su yada sıvı bir şey ikram ederken bazen şifa niyetine iç diye bir deyim vardır. büyük sözleri çıkmakla birlite bu tür keşifler bende eric van daniken ve tanrıların arabaları konusunda acaba dedirtiyor

  8. #8
    Yasaklandı
    Üyelik tarihi
    25 Şubat 2010
    Mesajlar
    56

    Standart

    .............................. ..........
    Konu cakmatasi tarafından (27 Mart 2010 Saat 04:50 ) değiştirilmiştir.

  9. #9
    kuzeys
    Ziyaretçi

    Standart

    Ne yani hava'damı bilgi depoluyor?
    sevgili çakıltaşı sonsuzluk kavramı yada uzay boşluğu olmasa havanın bilgi depoladığını rahatlıkla söyleyebilirim, zira teknik olarak konuşurken çıkardığımız tüm sesler radyo freakansı gibi 1 - 0 / 0 -1 olarak boşlukta dolaşır. Bu kodlar aynı zamanda şu an bu görüntüyü görmenizi sağlayan heksadesimal kodların yorumlanmamış halidir. evrende hiç bir şey kaybolmaz sadece şekil değiştirir. Bilgisayarın mantığı evrendeki enerjinin yada verinin bir takım aparatlarla filtrelenip biçimlendirilmesidir. Uzaya giden ilk astronatlar ezan sesi duyduklarını söylemişlerdi. Bu ezan sesinin sebebi günün her saati dünyada ezan okunması ve bu seslerin fire vermesine rağmen toplu şekilde uzay boşluğuna yayılmasıdır. Teknik olarak geçmişte konuşulan her şey doğru frekans ve doğru noktada yakalanırsa çözülebilir. Zaten ortam dinleme cihazlarının gelişmiş olanları bu prensipte çalışmaktadır.

  10. #10

    Üyelik tarihi
    05 Ağustos 2010
    Yaş
    18
    Mesajlar
    29

    Standart

    bunu ben bebeyken biliyodum. ben denize giriyodum böyle veyahut havuza, değdiğim yerlerde dalga oluyodu böyle.

Sayfa 1/3 123 SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0