Sayfa 22/22 İlkİlk ... 12202122
216 sonuçtan 211 ile 216 arası

Konu: Doğaya Dönüş

  1. #211
    sosyalinsan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08 Ocak 2012
    Mesajlar
    9

    Standart Cevap: Doğaya Dönüş

    Evrim konusunu şimdilik bi kenara kaldıralım o zaman .

    Yukarıda özellikle vurgulamaya çalıştığım '' insan bilimi '' ni biraz hafife almışsınız sanırım , antropolojiye benzettiğinize göre . . . Halbuki ben antropolojiden çok çok daha farklı olarak düşünlen ve şimdiye kadar varolmamış ve şimdiden sonrada var olamayacak bir bilimden bahsediyorum . Bunun içine antropolojide girer sosyolojide girer diğer dallarda girer ama hiçbiri ile aynı değildir . Çünkü eğer insanlar bu bilimi açığa çıkarırsa Nietzsche ' nin tanımlamasıyla '' üst insan '' kavramını yakalamış olur . Yada başka bir şekilde örneklendireyim ;

    Anarşistler hiç bir yönetimi ve kuralı kabul etmezler . Ama çok acıdır anarşistler yanlış anlaşılmıştır çoğu dönem hatta belkide her dönem yanlış anlaşıldı . Aslında anarşistlerin istediği şey herkesin '' üst insan '' olmasıydı . Ve burda doğaya dönebilmiş insan tanımlamasına uyan kavramda '' üst insan '' kavramıdır .

  2. #212
    evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27 Eylül 2011
    Yaş
    56
    Mesajlar
    2.749

    Standart Cevap: Doğaya Dönüş

    Alıntı sosyalinsan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Evrim konusunu şimdilik bi kenara kaldıralım o zaman .

    Yukarıda özellikle vurgulamaya çalıştığım '' insan bilimi '' ni biraz hafife almışsınız sanırım , antropolojiye benzettiğinize göre . . . Halbuki ben antropolojiden çok çok daha farklı olarak düşünlen ve şimdiye kadar varolmamış ve şimdiden sonrada var olamayacak bir bilimden bahsediyorum . Bunun içine antropolojide girer sosyolojide girer diğer dallarda girer ama hiçbiri ile aynı değildir . Çünkü eğer insanlar bu bilimi açığa çıkarırsa Nietzsche ' nin tanımlamasıyla '' üst insan '' kavramını yakalamış olur . Yada başka bir şekilde örneklendireyim ;

    Anarşistler hiç bir yönetimi ve kuralı kabul etmezler . Ama çok acıdır anarşistler yanlış anlaşılmıştır çoğu dönem hatta belkide her dönem yanlış anlaşıldı . Aslında anarşistlerin istediği şey herkesin '' üst insan '' olmasıydı . Ve burda doğaya dönebilmiş insan tanımlamasına uyan kavramda '' üst insan '' kavramıdır .
    Aksine tamamen temel ve kokensel olarak aldim. Yani ...e gore bakis acisi olarak. O yuzden de insanoglunu fenomenal bir yapi disinda numenal yeti olarak algilayacak, bilgi verecek bir bilimsel yanasimdan bahsettim ve evrensel-insan zihniyetini ornek verdim.

    Ama konu birey bilinci olarak tursellik duzeyidir, yani bireyin bencil kurtulusu degil; bireyin insanlik kurtulusudur. Cunku ust insan kavrami Tursel bilinci icermez. Bireyciliktir ve kendi "ust insan" olma ugruna, baskalarini "alt insan" yerine koyar. Bu da birin turune karsi olan karsitligidir. Iste "tehlike de bu bireyci akilciliktadir.

    Nitekim bugun emperyalist zihniyet bu bireyci akilciligi, her turlu guc ve otorite temelinde insandisi ve insanlikdisi uygulayarak kendini "hakli/mubah/mesru" gosterme cabasinda ve buna da tum insanlik degerlerini yamamayi ihmal etmemektedir.

    O yuzden mesajimi bir ortaya koyum olarak algilayiniz. Yalniz evrensel-insan zihniyeti savundugum bir yon ve yontemdir. Hem insanoglunu her turlu kendibunyesinde ayristiran, savastiran v.s. dogal zihniyetin tum sorunlarini ortaya koymak adina, hem de ona bir alternatif olma adina. Cunku dogal zihniyetin temeli insandisi ve insanlikdisina dayanir ve insanoglu varliginin ve de birin varliginin bilinc ve farkindaligini vermez. Ya maddeye esdeger kilar, ya da bir yaraticiya teslim eder.
    http://img88.imageshack.us/img88/2130/xsig2.jpg
    Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.

  3. #213
    sosyalinsan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08 Ocak 2012
    Mesajlar
    9

    Standart Cevap: Doğaya Dönüş

    Nietzsche çoğu zaman ve çoğu kişilerce yanlış anlaşılmıştır . Belkide sizde yanlış anlayanlardan birisiniz . Bu yanlış anlaşılmaya bi örnek vereyim ;

    Adolf Hitler 2. Dünya Savaşı'nda 11 milyon insanı öldürdü . Irkçılıktı yaptığı katliamın adı . Adolf Hitler yalnızca beyaz alman ırkının üstün olduğu görüşündeydi . Ve bu görüşü ona kazandıran kimdi ? Evet bu kişi Friedrich Nietzsche ' dir . Ama şunuda bilmek gerekir Nietzsche hiç bir zaman ırkçılık uanlısı değildi . Ama yukarıda dediğim gibi Nietzche yanlış anlaşılmıştır . Adolf Hitler , Nietzche ' yi işine geldiği gibi kullandı ...Halbuki Nietzche ' nin '' üst insan '' tanımı bu değildi , yani kesinlikle ırkçılık değildi . Ona göre ''üst insan '' , bu dünyanın kötülüklerinden sakınan ve yaşadığı dünyayı aşırı seven bir tipti . Yani kısacası '' üst insan '' bana göre doğaya dönebilmiş olandır .

  4. #214
    evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27 Eylül 2011
    Yaş
    56
    Mesajlar
    2.749

    Standart Cevap: Doğaya Dönüş

    Alıntı sosyalinsan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Nietzsche çoğu zaman ve çoğu kişilerce yanlış anlaşılmıştır . Belkide sizde yanlış anlayanlardan birisiniz . Bu yanlış anlaşılmaya bi örnek vereyim ;

    Adolf Hitler 2. Dünya Savaşı'nda 11 milyon insanı öldürdü . Irkçılıktı yaptığı katliamın adı . Adolf Hitler yalnızca beyaz alman ırkının üstün olduğu görüşündeydi . Ve bu görüşü ona kazandıran kimdi ? Evet bu kişi Friedrich Nietzsche ' dir . Ama şunuda bilmek gerekir Nietzsche hiç bir zaman ırkçılık uanlısı değildi . Ama yukarıda dediğim gibi Nietzche yanlış anlaşılmıştır . Adolf Hitler , Nietzche ' yi işine geldiği gibi kullandı ...Halbuki Nietzche ' nin '' üst insan '' tanımı bu değildi , yani kesinlikle ırkçılık değildi . Ona göre ''üst insan '' , bu dünyanın kötülüklerinden sakınan ve yaşadığı dünyayı aşırı seven bir tipti . Yani kısacası '' üst insan '' bana göre doğaya dönebilmiş olandır .
    Konu Nietzche degil, nihilizm. Nietzche nihilizmi bir sorun olarak ortaya koyuyordu. Kurtulusu da bireyci akilcilikta ariyordu.
    http://img88.imageshack.us/img88/2130/xsig2.jpg
    Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.

  5. #215

    Üyelik tarihi
    25 Ocak 2012
    Mesajlar
    1

    Standart Cevap: Doğaya Dönüş

    ILK YAZIDAN SU ANA KADAR KENDIMCE SOYLE BIR OKUDUKTAN SONRA YINE "KENDIMCE" BIR ALINTI YAPARAK BIRAZ FARKLI VE GEC DE OLSA KATILMAK ISTEDIM KONUSMAYA. UMARIM BIR KATKISI OLUR. ( KLAVYEMDEN KAYNAKLANAN BIR ZORUNLULUKTAN DOLAYI BUYUK HARF KULLANIYORUM. LUTFEN YANLIS ANLASILMASIN.)

    THOREAU’NUN YASAM FELSEFESĐ ve ÇAĞRISTIRDIKLARI
    Güncel Önkal
    Bu yazıda Thoreau’nun basyapıtı Walden adlı kitabını kısaca tanıtmaya ve filozofun
    yasam felsefesi hakkında kısa ipuçları vermeye çalısacağım. Yasam felsefesi yapan filozof
    sayısı bilindiği gibi çok değildir. Stoacı filozoflar ve Sokrates ile ilk meyvelerini veren
    yasama dönük felsefenin en çarpıcı örneklerini ilerleyen yüzyıllarda da Nietzsche islemistir.
    Felsefe yapmaktan daha zor olanı, felsefi düsünceyi yasama da uygulayabilmektir. Bu cesareti
    gösterebilen ilk Amerikan çevreci-filozofu Henry David Thoreau’dur (12 Temmuz 1817- 6
    Mayıs 1862).
    Thoreau felsefesi bütünlük içinde kendini dile getiren bir sistem felsefesi değildir.
    Kullanılan kavramlar, iddia edilen görüsler farklı makalelerinin çesitli yerlerinde ve değisik
    bağlamlarda ifade edilmis; filozof kendi yasamında karsılastığı olaylara bağlı olarak bu
    kavramları tekrar tekrar gündeme getirmistir, sorgulamıstır; bunlarla hesaplasmıstır. Böylece
    kendi içinde düzenli ve sistem kurucu bir felsefe olmasa bile dinamik yasama felsefesi
    olusturduğunu söyleyebiliriz. Dinamiktir, çünkü kavramların içeriği yasanılan olaylara
    bağımlı olarak doldurulmustur; yani filozof ne dediyse kendi yasam tecrübesinde bunların
    bizatihi örneklerini vermistir. Felsefesini yasama cesaretini gösteren az sayıda filozof
    olduğunu dikkate aldığımızda Thoreau’nun doğal yasam ve baskaldırı felsefesi özel bir anlam
    içermektedir. Kimi elestirmenlerce Thoreau’nun felsefe değil, yalnızca özdeyislerle insanlara
    öğütler veren bir doğasever olduğu ileri sürülse de, filozofun özdeyisin ötesinde düsünce
    zenginliğine sahip kavramları felsefi analizleri ile kullanmıstır. Sonuçta, Thoreau,
    19.yüzyılda, Amerika’nın “vıcır vıcır kaynayan yüzyıl”ını yasamıs bir filozoftur. Küçük
    yaslardan itibaren Hint kutsal metinlerine ve Antik Yunan mitolojisine duyduğu ilgiye bağlı
    olarak Batı düsünüsünün sunamadığı veya göz ardı ettiği insanın duygusal ve romantik
    yapısına hitap edebilecek felsefe örneği ortaya koyduğunu görüyoruz.
    Thoreau’nun Walden Gölü kenarında 4 Temmuz 1845’te baslayıp, 2 yıl 2 ay ve 2 gün
    sürerek 6 Eylül 1847’de sona eren doğal-yasam deneyimi, çok çesitli elestirilerin hedefi
    olmustur. Bunlar içerisinde üzerinde en fazla durulanı Robinson Crusoe ve Hay Bin
    Yakzan’da olduğu gibi “Kaçıs Edebiyatı” yaptığıdır.
    Her baskaldırı bir tür kaçıs olarak değerlendirilmek istenirse, doğal-yasam deneyimi
    ile Thoreau; modern medeniyetin yapay ilgi alanlarını ve dertlerini geride bırakmıs, çalar
    saatlere, programlara, aksam yemeği davetlerinde giyilecek ceketlere ve bas ağrısı ilaçlarına
    son vermistir; bunlardan iradesiyle kaçmıstır. Ama en doğrusu bunların insan olmayı boğucu
    etkilerine baskaldırmıstır.
    “Walden Deneyimi”nin okuyucusu, kendisini kahramanın yerine koyarak sade bir
    yasamın, yani doğal yasamın zevklerini tadabilir. Ancak okuyucu asla orada kalamayacak,
    kaçıstan çok reformu düsünmeye baslayacaktır; özellikle de kendi reformunu. Walden
    okuyucusunu eyleme zorlayan, temelde iyimser kitaptır. Çünkü burada talep edilen baskaldırı
    yakıp-yıkmak, baskalarının ve devletin malına zarar vermek değil; baska bir dünyada cennete
    kavusmayı beklemeden, bu dünyada cennetteymis gibi insanca yasamayı ummak ve bunun
    için de elinden geleni yapmak anlamında bir baskaldırıdır.
    Kitap, 17 bölümden olusur yaklasık 280 sayfadır. Bölümler sırasıyla: Ekonomi,
    Yasadığım Yer ve Yasama Nedenim, Okumak, Sesler, Yalnızlık, Ziyaretçiler, Fasulye
    Tarlası, Köy, Göl, Fırıncı Kasabası, Yüksek Prensipler, Hayvan Komsularım, Evin Isıtılması,
    Önceki Sakinler ve Kıs Ziyaretçileri, Kıs Hayvanları, Gölde Kıs, Đlkbahar ve Sonuç
    bölümleridir. Đlk bakıldığında iki yıllık bir maceranın anlatısı ya da Walden Gölü’ne ve
    hayvanlara iliskin gözlemlerin sıralanması gibi gözükse de Walden dikkatle okunması
    gereken bir felsefe kitabıdır.1 Yazar barınağını nasıl insa ettiğini anlatırken birden insanın
    emeğine yabancılasmasını elestiren cümleler sarfetmeye baslar. Ya da okumanın
    güzelliklerinden bahsederken eğitim felsefesine iliskin çok özlü ve dikkat çekici sözler söyler.
    Yasamın bütün iliğini emmek bir transendentalizm tanımı olarak Thoreau’nun doğal yasama
    duyduğu özlemin ifadesi ve felsefesinin temel ekseni olacaktır. Walden, doğal dünyanın bir
    parçası olup bilinçli yasamayı, yasamın sadece temel gerçekleriyle ilgilenmeyi ve yasamın
    kendisinin öğreteceği ne varsa öğrenmeyi isteyen bir filozofun ya da bireyden filozof olmaya
    sıçrayan bir doğa insanının öyküsüdür. Kitapta Thoreau’nun günlük yasamından kesitler ile
    insanın varolus gerçeği, birey-toplum ve devlet iliskileri ve benzeri birçok konudaki
    düsünceleri içice islenmistir.
    Doğa tarihi eserleri arasında kendisine özgü bir yeri olan Walden çok sasırtıcı bir
    kitaptır. Daha ilk sayfalarında Thoreau; bu kitabı, kendisinin o kulübede nasıl yasadığını, ne
    yiyip içtiğini merak eden komsularını aydınlatmak için yazdığını söyler. Çünkü yasam
    deneyimlerini kendisi her zaman için yazıya döken biriydi. En ufak tefek ayrıntılardan,
    kisilerle tanısıklıklarından, günlük yapıp-ettiğimiz ama hiçbir zaman o gözle görmediğimiz
    pek çok olup biteni yazıya zaten dökmüstü. Ama bu deneyimin farklılığını, insanların/
    komsularının talepleri ve artan meraklarında sezinlediği açlığı doyurmak için yazdı; uygar
    dünyada bu türden eserlere ne kadar ihtiyaç duyacağımızı öngörerek belki de. Kulübeyi nasıl
    insa ettiğini nereye ne kadar para harcadığını en ince ayrıntılarına kadar anlatır. Hazırladığı
    bir tablodan, evin insasında kullanılan malzemelerin maliyetini bile verir. Bu ayrıntılı bilgilere
    ne gerek olduğunu düsünen okuyucu aniden bir inciyle karsılasabilir. Walden bu bakımlardan
    bir felsefe çalısması için analiz edilmesi zor bir kitaptır. Felsefeye iliskin düsünceler sistemli
    ve/veya sıralı olarak verilmez tam tersine birden karsınıza çıkar. Bazen çok ileride sözü
    edilecek bir ilkeye giris onlarca sayfa önceden yapılır, tamamlanmak üzere ucu açık sorularla
    sonraki bölümlere göndermeler yapılır. Diğer taraftan Amerikan Edebiyatı açısından
    tanımlayıcı bir metin niteliğindedir ve Amerika’nın en verimli, karakteristik entelektüel akımı
    olan New England Transendentalizmi’ni ifade eden en iyi örnektir. Bir doğa yazısı olarak
    dünyanın en saygı gören ve en çok taklit edilen basyapıtlarındandır; çevre ve çevre koruma
    konusunda tartısmalarda temel olmaya devam etmektedir. “Ahlaksal idealizmin bir ifadesi
    olan Tolstoy ve Gandhi gibi farklı çevrelerden okuyuculara ilham kaynağı olan bir varolus
    standardı ortaya koyar.”2 Thoreau'nun üzerine aldığı görev "can sıkıntısına gazel yazmak
    değil, kümesin üstünde öten bir horoz gibi komsularını uyandırmaktır."3
    Thoreau'nun Walden'da gelistirdiği yasam felsefesi su üç ana noktadan olusur:
    Bunlardan birincisi insanların doğustan hür yaratıldığı fakat kısa zamanda hükümetlerin onları
    esir ettiği kanısının yanıltıcı olduğudur. Asıl esaret insanların maddiyata çok önem vererek
    kendi kendilerini esir etmesidir. Thoreau ülkesinde siire, felsefeye, yasantının tümüne en zıt
    düsen, hatta cinayetten daha zararlı olanı para hırsı olarak tanımlar. Gerçek özgürlük, bir
    insanın kendi ihtiyaçlarını mümkün olduğu kadar kendisinin karsılaması ile elde edilecektir.
    Dolayısıyla, -ikinci olarak- sıhhat ve mutluluk en iyi sekilde, yasamı basitlestirerek, doğaya
    yakın ve uyumlu iliskiler kurarak gerçeklesebilir. Üçüncü ve son nokta ise gerçek olanın ne
    olduğuna iliskin yasanan bunalımdır. Oysa ki Thoreau’ya göre gerçekler, her seyden, ask,
    para ve söhretten çok daha önemlidir. Ama önümüze konulan gerçekler, ne kadar ünlü
    otoritelerden gelirse gelsin, ispatsız kabul edilmemelidir.
    Para hırsı ile anlamını yitiren özgürlük, doğaya yakın ve uyumlu yasamanın felsefesi
    olarak sadelik ve basitlik, nihayetinde gerçek olanın bilgisine sahip olmak için, en önemlisi
    özgürlüğüne kavusmak için baskaldıran insan modeli filozofun idealidir.
    1 A. Sargun Tont, Sulak Bir Gezegenden Öyküler, Ankara, Tübitak Yayınları, Ekim 1997, s. 83-84.
    2 A.e., s. 81.
    3 Henry D. Thoreau, Doğal Yasam ve Baskaldırı: Sivil Đtaatsizlik ve Wolden Gölü, Çev. Seda Çiftçi, Đstanbul,
    Kaknüs Yayınları, Nisan 2001, s. 6.
    Baskaldırı bize bir yandan da Heidegger’in “Hayır!” diyerek, “kendi kendini yeniden
    düsünen ve yeniden isteyen üst-insan”ını4 hatırlatır. Heideggerci anlamda baskaldırı aklın
    yüceliğinin, bedenin sözde alçaklığının elinden alınısı, aklın bedensel akılla anlam dolu bir
    duruma geçisi olmaktadır. Ancak bu geçiste Heidegger -bize Thoreau’yu anımsatır derecedeinsanın
    kendisini doğanın dısında tasarlamıs olmasını ve doğayı karsısına almasını, kısaca
    mekanist doğa anlayısını da reddedecektir. Varolana meydan okuma anlamında kullanılan
    teknik ve teknoloji adeta doğayı zorlamakta, bir anlamda da insanı zorlamaktır. Thoreau
    felsefesinde de baskaldırı doğanın yitirilen anlamlarının beden, akıl ve üçüncü olarak
    Evrensel Ruh bütünlüğünde yeniden yaratılması anlamına gelecektir.
    Thoreau’nun doğaya dönüs teması insan doğasının ilkeleri ile doğa ilkelerinin özünde
    uyum içinde olduğunu ve önceden kurulmus bir harmoniyi kabullendiği anlamına da
    gelecektir. Bu ilkeyi kendilerine amaç edinen diğer filozoflar ile bu çerçevede benzerlikler
    yakalamak zor değildir. Doğaya dönüs temasını isleyen bir diğer filozof da Rousseau’dur.
    Rousseau’nun özellikle eğitim ve ahlak üzerine söylemlerinde bunu daha iyi görebiliyoruz:
    “Lüks yüzünden bozulan ahlak böylece zevkin de bozulmasına sebeb olur”5 derken
    Thoreau’nun insanları doğal ve sade yasamdan uzaklasmıs hallerine baskaldırıya davet etme
    dayanaklarını adeta özetlemektedir. Çünkü Rousseau’nun “baskaldırı özgürlüğü olmadan iyi,
    kötü diye bir sey olamaz”6 deyisi Thoreau’nun hayatını adadığı felsefesini çarpıcı biçimde
    ifade etmektedir.
    Đsi ile evi arasına sıkısmıs kisiler değil, değer yaratan, üreten ve en önemlisi yaratılan
    değerlere ve üretilenlere hayretle ve reflektif bir düsünceyle bakabilme cesaretini göstermek,
    kısacası en basta dile getirdiğimiz sorunun tersine baskalarına ve baskalarının söylediklerine
    değil kendimizi var etme gayretimize hayranlık duymaya geçisi sağlayabilmek bu yüzyılın
    basta gelen çıkmazlarından değil midir?
    Yanlıs kullanılan teknolojinin; insanlığın, değerlerin, erdemin ve kültürel yaratıcılığın,
    estetiğin, düsünmemizin yerini almasıyla bizi pasifize etmesi bu iliskide bir bozukluk
    olduğunu gösteriyor. Bozukluğun kültürel ve düsünsel alandaki üretime ket vurmasının; yani
    çağımızın bunalımının elestirisini yapmak ancak bu elestiriyi yaparken alternatif bir modeli
    sunabilmeyi de basarabilmek felsefenin boynunun borcu olarak görünüyor. Thoreau’ya göre;
    felsefe bu asli görevine, bunalımı bunalım olarak göremeyen kisileri bireylestirmek
    asamasında baslayacaktır. Kendi üzerine katlanan (reflektif) düsünceye muhtaç beyinlere çok
    bir sey ifade etmeyecek olan Thoreau’nun söylemi, olumsuzlukları göstererek ama onların
    içinde sıkısıp kalmadan, onları baskaldırısının aracı olarak kullanıp bilgelik yolunu açıyor
    bizlere. Bilgelik doğanın askınlığına hayret, dayatılan kulaktan dolma bilgilerin yerine sağlam
    bilgiyi koyabilme cesareti olarak tanımlanacak ise bizler insanlığın tasıyıcısı bireyler olarak
    rahatsız olma durumunu seçmeliyiz. Bu rahatsız olma durumunu seçen insanı uzun bir yol
    beklemektedir: Bir parçası olduğu doğayı arastırmaya yönelmek, olanı verildiği gibi değil
    yeniden kendince kurma denemeleri yapmak ve böylelikle varlığına dair çıkarımlara ulasarak
    felsefi eğitimin öngördüğü insan olmak.
    Günümüzde yalnızca yasamaya değil, beklemeye, formlar doldurmaya, bürokrasiye,
    gereksiz ayrıntılara çok fazla zaman ve enerji harcıyoruz. Oysa ki hayatın genel olarak
    sadelestirilmesi hedeflenmelidir. Thoreau’nun deyimiyle: “Sadelik! Sadelik! Sadelik!”
    Varolusumuzun özü ile ilgisi olmayan seyler için değerli zamanımızı, hayatımızı inanılmaz
    derecede israf ediyoruz. Ne zaman daha fazlasını istemekle sadelik arasında seçim yapmamız
    gerekirse ikincisini seçmek daha doğru bir yol olacaktır. Bu anlamda Thoreau’nun yasam
    4 Richard Wisser, “Nietzsche’nin Üst Đnsan Đstemine Đliskin Üç Değerlendirme”, Yüzyılımızda Đnsan Felsefesi
    Takiyettin Mengüsoğlu Anısına, Haz: Đoanna Kuçuradi, Ankara, Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları, 1997, s.
    127.
    5 J.J. Rousseau, Đlimler ve Sanatlar Hakkında Nutuk, Çev. Sabahattin Eyüboğlu, Đstanbul, MEB, 1997, s. 33.
    6 A.e., s. 17.
    tecrübesi ile de göstermeye çabaladığı gibi insanın ihtiyacı olanın içsel güçlerini yesertmek ve
    içinden geldiği doğaya ölçülülük ile yaklasma erdemini gösterebilmek olduğunu söylemek
    yanlıs olmayacaktır.
    Ne yazık ki günümüzde doğaya, ortaya konulan kültürel ve düsünsel değerlere içten
    bir ilgi duymanın giderek anlamsız bulunması, zihinsel ve sanatsal yaratıcılıktaki düsme,
    siddet ve yıkıcılıktaki artıs, çevre etiği olusturucularının -genis ölçekte de filozofların- ortaya
    koymak istediği erdemlerin yeterince gerçeklesemediğini kanıtlamaktadır. Yine de Thoreau
    felsefesinin doğal yasam anlayısında öngördüğü gibi insanın bir parçası olduğu doğa ile
    uyumlu yasacağı bir dünya kurabilme ümidini içimizde hep canlı tutmak istiyoruz.

  6. #216
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.292

    Standart Cevap: Doğaya Dönüş

    Alıntı shibumi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    .
    Para hırsı ile anlamını yitiren özgürlük, doğaya yakın ve uyumlu yasamanın felsefesi
    olarak sadelik ve basitlik, nihayetinde gerçek olanın bilgisine sahip olmak için, en önemlisi
    özgürlüğüne kavusmak için baskaldıran insan modeli filozofun idealidir.
    İlk fırsatta Walden'i edinip okuyacağım.Teşekkürler..
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

Sayfa 22/22 İlkİlk ... 12202122

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0