4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Ekolojide insan merkezlilik!?

  1. #1
    chimera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Mart 2008
    Mesajlar
    496

    Standart Ekolojide insan merkezlilik!?



    Günümüzde insan merkezlilik, sahip olduğu doğaya karşı vurdumduymaz ve bencil özellikleriyle ekolojistler tarafından şiddetle reddedilen ve toplumdaki yaygın etkisinin silinmesine çabalanan bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. İnsan merkezli yaklaşımlar, insanoğlunun doğayı teknoloji yoluyla katlettiğini ve geri dönülmez bir uçuruma doğru sürüklenmeye başladığını fark ettiği 1960’lardan beri sorgulanmaya başlanmıştır. Bu zamandan sonra geçen 40-45 yıllık dönemde, doğa bilimlerinde ve birçok uygulamalı bilimde ekolojik (bütünsel) bakış açısı yaygınlaşmaya başlamıştır.

    Ancak özellikle –insana daha yakın duran – sosyal bilimlerde, bu anlayıştan kurtulmaya karşı bir direnç ortaya çıktığından dolayı, doğa bilimlerindeki kadar hızlı bir ekolojik düşünce dönüşümü yaşanamamıştır. İnsanı dışlayarak ekosistemlerin devamlılığının sağlanamadığının fark edilmesiyle birlikte, ekoloji biliminin çok disiplinli bir alan haline gelişi, ister istemez birçok sosyal bilim dalının da ekoloji ile çalışma zorunluluğunu doğurmuştur (Kışlalıoğlu ve Berkes, 1994). Bunun sonucunda da, sosyal bilimlerde ekolojik kıpırdanmalar yaşanmış ve “sosyal ekoloji” ya da “insan ekolojisi” olarak adlandırılan kavram ortaya çıkmıştır.

    Editörlü bir kitapta yayınlanan bir makalede (Kaplan, 2005), “ne kadar insanmerkezlilik?” sorusu, kentsel ekolojik planlamada geleneksel paradigmayla ekolojik paradigma arasındaki zıtlıklar sentezlenmeye çalışırken sorulmaktadır. “Ekolojist yaklaşımların içine biraz da insanmerkezlilik katalım, ama ne kadar?” söylemi aslında ekolojist bilimciler açısından yadırganacak bir durumdur. Bunun sebebi, 21.yy’da yaşadığımız bu günlerde artık bu tarz indirgemeci “çevreci” yaklaşımların ekolojik yaklaşımların içine sokulmaya çabalanmasına son verilmesi gerekmesi ve ekolojist paradigmanın, kentsel alanların planlanmasında ana ekseni oluşturmasının kaçınılmaz olmasıdır (Çalgüner, 2005). Böyle bir sorunun sorulması, sığ kapsamlı “çevre” yaklaşımlarının hakim olduğu yıllara dönülmesinin beklendiği hissini uyandırmaktadır. Gerçi, yazarın makalesinin aslında, 1994 yılında yayınlanmış bir sunumun yalnızca –yazarın kendi deyimiyle- “tümce ve sözcük düzenlemesi yapılarak” 2005 yılında yeniden yayınlandığı göz önüne alınırsa, bu belki hoşgörülebilir! Ancak, bu noktada yazarın on bir yıl boyunca ilgili literatürü de takip etmediğini görmek üzücüdür.

    Makalede yer alan ilginç bir nokta da, temelde farklı kavramlar olan insan ekolojisi ile sosyo-biyolojinin özdeşleştirilmesidir. Sosyo-biyolojinin, insana uygulanabilecek kısımları hakkındaki tartışmalar halen sürüp gitmektedir (bkz. Gould, 1997). Oysa insan ekolojisi, ekolojinin ve sosyal bilimlerin buluştuğu bir noktadır ve çok disiplinli “çevre bilimleri” adı altında, günümüzde insan tarafından yaratılmış birçok ekolojik sorunun çözümünde baş rolü oynamaktadır.

    Daha önce tarafımızdan vurgulandığı gibi, sosyal bilimci adaylarına ekoloji dersinin hangi içerikle verilmesi gerektiği ülkemizde önemli bir sorun oluşturmaktadır (Tavşanoğlu, 2004). “Çevrebilim” adı altında yutturulmaya çalışılan olgunun (Keleş ve Hamamcı, 1998), aslında “ekoloji” olmadığı artık ortaya çıkmıştır (Çalgüner, 2003). Nitekim, konunun son yıllarda yoğun olarak tartışılmasıyla birlikte olguyu savunan ana kitap olan “Çevrebilim”in son baskısında adı (içerik değil) “Çevre Politikası” olarak değiştirilmiştir (Keleş ve Hamamcı, 2005). Kapsamlı bir ekoloji dersinin sosyal bilimler öğrencilerinden önce, ekoloji konularında yeterince bilgi sahibi olmadan fikir yürüten bazı sosyal bilimci akademisyenlere de “ne kadar!” ve “ne içerikte” verilmesi gerektiğini de sanırım ekologların bundan sonra düşünmesi gerekecek.

    Kaynakça:
    Çalgüner, T., 2003. Çevre mi Ekoloji mi? Nobel Yayın Dağıtım, 104 sf., Ankara.
    Çalgüner, T., 2005. “Ekolojik bilim paradigması” ve planlama. Çalgüner, T. (ed.) Şehircilik Çalışmaları’nda, sf. 267-299, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara.
    Gould, S.J., 1977. Darwin ve sonrası: doğa tarihi üzerine düşünceler. (Çeviri: Temürcü, C., 1998, Tübitak Popüler Bilim Kitapları), 313 sf., Ankara.
    Kaplan, H., 2005. Yeni bir kentsel tasarım paradigması olarak ekolojik kentsel tasarım: açımlanması, temel ilkelerinin belirlenmesi ve insan merkezlililğin yorumu. Çalgüner, T. (ed.) Şehircilik Çalışmaları’nda, sf. 147-168, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara.
    Keleş, R., Hamamcı, C., 1998. Çevrebilim, 3. baskı. İmge Kitabevi, 368 sf., Ankara.
    Keleş, R., Hamamcı, C., 2005. Çevre Politikası, 5. baskı. İmge Kitabevi, 427 sf., Ankara.
    Kışlalıoğlu, M., Berkes, F., 1994. Ekoloji ve Çevre bilimleri. Remzi Kitabevi, 350 sf., İstanbul.
    Tavşanoğlu, Ç., 2004. Ekoloji ≠ Çevrebilim: tartışmaya doğa bilimleri cephesinden bir bakış. Üç Ekoloji 3: 139-141.

    Çağatay Tavşanoğlu
    Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü Ekoloji Anabilim Dalı
    (bir makale eleştirisi)


    Adın yokdu tanıştığımızda,sonrada olmadı.Çünkü başka biri oldun zamanla..

  2. #2
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.545

    Standart Ynt: Ekolojide insan merkezlilik!?

    ekolojiyi çok geniş yorumlamak gerekir. insan türü de bunun içinde yer alacaktır. bu açı, ben-merkezli düşüncenin kırılmasında bir dönüm olabilir. bunun gelişmesi için küçük yaşlardan başlayarak bireylerin tüm çevreleri ile kurdukları diyaloglarında sorumluluk bilinci ile büyütülmelerinin etkileri kuşaklar sonrasında ortaya çıkacaktır kanısındayım.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  3. #3

    Üyelik tarihi
    19 Ağustos 2009
    Mesajlar
    4

    Standart Ynt: Ekolojide insan merkezlilik!?

    simdi soyle bir durum var, insanlar (insanlik, medeniyet, avci-toplayicilar haric) dogayla olan iliskilerini kopardilar ap ayri bir sistem, medeniyeti var ettiler, ki medeniyetin bu gune kadar ki gelisimi ben-merkezcilik ustune kuruludur.

    dogadan kesilen iliskiyle kastim dogal organik ekosistemden iliski kesildi. ihtiyaclarimizi hayvancilik tarim vs ile karsiliyoruz, yani dogal ekosistemin disindaki, insan kontrolundeki bir sistemle.

    Bizim ayri bir sistemimiz, medeniyetimiz var, buraya kadar tamam gibi gorunuyor cunku ayri iki sistem ayni anda yuruyor.. mu acaba? insanlarin yarattigi sistem dogal ekosistemden tamamen ayri degil cunku basli basina ayni cografya paylasiliyor. ekosistem donguler uzerine kuruludur ve canlilar bu donguyu dengeleyenlerdir.

    Canlilar biyolojik evrimle sistemdeki olasi degisimlere tepki olarak (iklim degisimi vs) degisiyorlar, sistemi yine dengeliyorlar. "o zaman insanlik yapacagni yapsin, doga kendini dengelesin" desek yeri midir? degildir cunku bizim yaptigimiz degisim kisa surede acayip hizli oldugu icin evrim, ozellikle evrimin daha bir ust kisminda bulunan canlilar, buna uyum saglayamazlar. sonucta ekosistem hasar gormeye baslar, ki coktan basladi. onca canlinin neslinin tukenmesi ve tukenecek olmasi bu nedenden kaynaklanan bir gercektir.

    insanlarin ekosistemdeki etkisi nedir simdi?: cok belli bir tanesi medeniyet enerjisinin hemen hemen hepsini petrolden elde ediyor. bunun etkisi belli soylemeye gerek yok. ikinci bir etki isgal ettigimiz ve giderek daha da fazla isgal ettigimiz cografyadir. bunun da etkisi kucumsenmeyecek gibi degil cunku doganin cesitliligini, dayanikliligini saglamak icin alana ihtiyac duyar. insan nufusu avrupada ilerlemeyiyor olabilir ama ya dunyanin geri kalani? hizla nufus genisliyor, ihtiyac cogaliyor, tarim icin yeni alanlar dogadan kalici olarak aliniyor vs..

    medeniyet ekosistemden birseyler goturmeyi durdurabilirse ancak ekosisteme verilen hasar durabilir, yani ekosisteme karsi notr bir sistem olmasi lazim... calismalar var, uzar da gider...

    sonucta ya dogadan tamamen kopmak gerekir, etkilesmemektir cozum, ya da tam anlamiyla ic ice yasamak ekosistemin direk bir parcasi olmak gerekir. iki cozumde de ben-merkezcilik sonunu bulur...

    Peki dogayi katletsek? onsuz yasayabilir miyiz? bunun da hesap kitabi estimasyonu yapildi. ekosistemin korudugu madde dengesine ihtiyacimiz var, su anda onsuz bu dengeyi ayakta tutacak kadar guce sahip degiliz...
    MannaZ

  4. #4
    chimera - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Mart 2008
    Mesajlar
    496

    Standart Ynt: Ekolojide insan merkezlilik!?

    Ekolojik dengede insanı doğal ekosistemden ayırarak bir yaşam kurgusu sadece bir bilim-kurgu olarak düşünülebilir günümüzde.Öyle bir güce sahip olunabilirmi ileriki zamanlarda?bilemiyorum,yada böyle bir yaşam insanlar için nasıl olurdu?
    İnsanlığın aynı coğrafyayı paylaştığı ekosistem içerisinde diğer canlı türlerini yok etmeye kadar giden ekonomik hırsları kendi türünüde yok etmeye kadar gidecek gibi gözüküyor.
    Adın yokdu tanıştığımızda,sonrada olmadı.Çünkü başka biri oldun zamanla..

Members who have read this thread : 0

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0