Sayfa 1/2 12 SonSon
17 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: "Türkçe'yi"Turkche"leştirm eyin !!

  1. #1
    mavi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ocak 2010
    Mesajlar
    63

    Standart "Türkçe'yi"Turkche"leştirm eyin !!

    (Alıntı'dır)

    Bir ferman yayınlamıştı...

    "Bugünden sonra, dîvanda, dergâhta, bârgâhta, mecliste, meydanda Türkçeden başka dil konuşulmaya!"

    diye, hatırlayanınız var mı? Dolanın yurdun dört bir yanını, çarşıyı, pazarı, köyü, şehri, fermana uyanınız var mı? Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim, dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere, gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?

    Tanıtımın demo, sunucunun spiker, gösteri adamının showmen, radyo sunucusunun diskjokey, hanım ağanın, first lady olduğuna şaşıranınız var mı?

    Dükkânın store, bakkalın market, torbanın poşet, mağazanın süper, hiper, gross market; ucuzluğun, damping olduğuna kananınız var mı? İlân tahtasının billboard, sayı tablosunun skorboard, bilgi alışının brifing, bildirgenin deklarasyon; merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?

    Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı, beldelerin girişinde welcome, çıkışında good-bye okuyanınız var mı? Korumanın, muhafızın, body guard; sanat ve meslek pirlerinin duayen; itibarın, saygınlığın, prestij olduğunu bileniniz var mı? Sekinin, alanın platform; merkezin center; büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final, özlemin hasretin, nostalji olduğunu öğreneniniz var mı? İş hanımızı plaza, bedestenimizi galeria, sergi yerlerimizi center room, showroom, büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?

    Yolüstü lokantamızın adı fast food, yemek çeşitlerimizin menü; hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı? İki katlı evinizi dupleks, üç katlı komşu evini tripleks, köşklerimizi villa, eşiğimizi antre, bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?

    Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik, vurguncunun spekülatör, eşkıyanın mafya, desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa, sponsorluk diyeniniz var mı?

    Mesireyi, kır gezisini picnic, bilgisayarı computer, hava yastığını air bag, oluru, pekâlâyı, okey diye konuşanınız var mı?

    Çarpıcı önemli haberler flash haber,

    Yaşa, varol sevinçleri, oley oley,

    Yıldızları, star diye seyredeniniz var mı?

    Vırvırık dağının tepesindeki köyde, cafe show levhasının altında, acının da acısı kahve içeniniz var mı? Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken, dilimizin çalındığını, talan edildiğini, özün el diline özendiğine içi yananınız var mı? Masallarımızı, tekerlemelerimizi, ata sözlerimizi unuttuk, şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik,

    Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?

    Karamanoğlu Mehmet Bey´i arıyorum,

    Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

    Bir ferman yayınlamıştı...

  2. #2
    Mühendis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04 Ekim 2009
    Yer
    Nazilli
    Mesajlar
    271

    Standart

    Teşekkür ederim sevgili mavi,

    Türkçe'miz ile ilgili bu harika makale; 'Karamanoğlu Mehmet Bey´i Arıyorum. Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı? ' başlığıyla Sayın Yusuf YANǴ'a ait olup Türk Dili dergisinde (1999, Nisan) yayınlanmıştır.


    Karamanoğlu Mehmet Beyin 15 Mayıs 1277’de yayımladığı bildirilen fermanın aslı bugün mevcut değildir.

    Böyle bir fermanın yayımlandığı, İbni Bibi’nin bir eserinden öğrenilmektedir. Yazar, “Al Avâmir-ül Alâiye” adlı Farsça eserinde, bu fermanın şöyle olduğunu bildirmektedir:

    “Bâdel-yevm ber-divan, ber-dergâh, ber-barigâh, der-Meclis, der-meydan, çün be-zeban-ı Türkî, zeban-ı diğer nedâret.”

    İbni Bibî'nin, eserinde naklettiği bu fermanı Yazıcı-zâde, “Tevârih-i Al-i Selçuk” adlı eserinde şöyle tercüme etmiştir:

    “Şimdiden girü hiç kimse ne kapuda ve divanda ve meclis ve seyranda Türkî dilinden gayri dil söylemeye.”

    • Fermanın şu anki kullanımı (TDK tarafından 2000 yılında sadeleştirilmiştir):

    "Bugünden sonra hiç kimse sarayda,divanda,meclislerde ve seyranda Türk dilinden başka dil kullanmaya"

  3. #3
    mavi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ocak 2010
    Mesajlar
    63

    Standart

    Eklemeler için çok teşekkür ederim..

    Kısa bir ekleme daha;
    Karamanoğlu Mehmet, bu fermanı yayımlayarak resmî dil olan Farsçanın yerine Türkçeyi devlet dili ilan etmiştir.
    Bu fermanla tarihte ilk defa siyasî iradenin Türkçeye sahip çıkmış olduğunu görüyoruz. Lakin ne yazık ki Karamanoğlu Mehmet Bey, saltanat mücadelesinde başarılı olamayarak kısa bir süre sonra öldürülmüş (20 Haziran 1277) Farsça da tekrar sarayda resmî dil olmuştur.

  4. #4
    Mühendis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04 Ekim 2009
    Yer
    Nazilli
    Mesajlar
    271

    Standart

    BİR TÜRKÇE KELİME 17 İNGİLİZ KELİMESİNE BEDELDİR


    DERS 1
    Afyonkarahisarlılaştıramadıkla rımızdan mısınız ?

    İngilizce tercümesi:
    -Are you one of those people whom we unsuccessfully tried to make resemble the citizens of Afyonkarahisar?

    DERS 2

    Yeni başlayanlar için tercüme cümlesi :
    -Üç cadı üç Swatch saate bakıyorlar. Hangi cadı hangi saate bakıyor?

    İngilizce tercümesi:
    -Three witches watch three Swatch watches. Which witch watch which Swatch watch?

    DERS 3

    Simdi ileri derece tercume cumlesi :
    -Üç travesti cadı uc Swatch saatin butonuna bakıyorlar. Hangi travesti cadı hangi Swatch saatin
    Hangi butonuna bakıyor?

    İngilizce tercümesi: (bunu kendi kendinize sesli okuyun lütfen!)
    -Three switched witches watch three Swatch watch's switches.Which switched witch watch which
    Swatch watch's which switch?

    İşte ingilizce'nin bittiği an.....

    İnternetten alıntı.

  5. #5

    Üyelik tarihi
    19 Haziran 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    52
    Mesajlar
    773

    Standart

    Çok önemsediğim bir konu.Değinişiniz için ben de teşekkür ediyorum. Diline sahip çıkamayan millet,millet olamaz. Ayrıca; Tatil beldelerimizde yemek listelerinin sadece ingilizce, fiyatlarının da dolar yada Euro olarak yazılmasını da şiddetle eleştiriyorum.

    Dilimize sahip çıkmamız konusundaki çaba ve çalışmalarıyla taktir ettiğim Sayın Oktay Sinanoğlu'nu anmadan geçemeyeceğim..Yabancı Dil öğrenelim, ancak anadilimizi bozmayalım,yozlaştırmayalım.

    Bir anekdot;Biraz da onlar bizim dilimizi öğrenmeye gayret etsinler. Biz yabancı bir ülkeye gittiğimizde,elimizde pratik dil kitabı taşıyoruz. İstanbul (özellikle Mısır Çarşısı,Sultanahmet,Topkapı vs.saraylarımız)turist kaynar, ellerinde bir Türkçe kullanım klavuzuna rastlamadım. Üstelik Türkçe' de bilmiyorlar. Bizim yaptığımız Turiste hizmet mi? Evet hizmet.Lakin, Dilimizi bozarak işi çığırından çıkartıyoruz.

    Mesele; Milli Şuur Meselesi. Çözüm sağlıklı ve doğru temel eğitim..

  6. #6
    Aksiyom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04 Temmuz 2009
    Mesajlar
    611

    Standart

    Paylaşımın faydasından ötürü çok teşekkür ederim.Gençler arasında artık k yerine q ,-ch vs. kullanılarak kalıplaşan anlamsız kelimelere dur denmeli.Şu da bir gerçektirki evrensel dil ve günümüz dünyasında bilinilmesi gereken dil ingilizce ama ingilizceden önce bilinmesi gereken milli dilin önemi.
    Saygılar
    Yedi parça oldu.
    Altısı uçtu.
    Birini aldı.
    Üzerinde 'oluş' yazıyordu..

  7. #7
    şehrin yabancısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Şubat 2009
    Yer
    istanbul
    Yaş
    40
    Mesajlar
    431

    Standart

    BYE BYE TÜRKÇE

    Bir rüya gördüğünüzü farzedin. 2050'li yıllara gelmişiz. New-York şehrinde, Brodway'den aşağı yürüyüp meşhur Times meydanına varıyorsunuz. Etrafınızda Amerika'da hep olan o kocaman, dev bina büyüklüğünde reklamlar. Fakat hayret, gözlerinize inanamıyorsunuz. Bir ulu binanın tüm yüzünü kaplamış dev levhada, Türkçe olarak(!) Nefis Rize Çayı. İşte Hakiki Çay yazıyor. Yazının yanında lale biçimli, ince belli, cam bardakta tavşan kanı bir çay resmedilmiş. Sadece dipte küçücük harflerle ingilizce olarak Drink Real Tea yazıyor.

    Nasıl? Beğendiniz mi rüyayı? Devam etsin mi? Peki o zaman New-York sokaklarında dolaşmaya devam edelim. Yoruldunuz. Üstünde Jimmy's Kahvehanesi yazılı, şemsiyeli masaları sokağa taşmış sakin bir yer gördünüz, gidip bir masaya oturdunuz. Gelen görevli Türk olduğunuzu öğrenince arsız arsız sırıtıp, bir iki kelime Türkçe bildiğini gösterme çabasına girişiyor. Kola yokmuş, ithal malı soğuk Susurluk marka ayran getiriyor.

    Rüyanın devamı var. Ama biz bu kadarını yazalım. Ne de olsa bizim rüyamız değil. O, Oktay Sinanoğlu'nun rüyası. Sinanoğlu "BYE-BYE TÜRKÇE" kitabının yazarı. Kitap aslında, Sinanoğlu'nun son kırk yıldır hep üstünde durduğu, Türkçe'nin önemi, yabancı dille öğrenim yanlışlığı gibi konularda yazdığı, yayınladığı yazılar, konuşmalar ve söyleşilerden oluşuyor. Bu yüzden, zaman zaman takrarlara rastlasanız da Türkçe'ye hakim bir bilim adamının akıcı, akılda kalıcı anlatımıyla kitabı okudukça derin düşüncelere dalıyorsunuz.

    Örneğin bu satırların yazarı gibi, kırklı yaşlarınızdaysanız ve de ilköğretimde okuyan bir ya da iki çocuğunuz varsa, aile içinde ve dostlarınızla yaptığınız konuşmalarınız hep çocuklarınızın eğitimini nasıl ve nerede sürdüreceği üzerine oluyorsa... "BYE-BYE TÜRKÇE" yi okurken gerçekten derin düşüncelere dalıyorsunuz. Neden mi? Bakınız Prof.Dr. Sinanoğlu ne diyor:

    "Önceleri, belli bir tekniği almak, belli bir dalı geliştirmek için başlayan dışarı öğrenci gönderme, zamanla bir alışkanlık haline geldi. Artık “niye öğrencilerimizi dışarı gönderiyoruz, bundan beklediğimiz nedir” diye kimse sormuyor. Bunun böyle olması gerektiği bir alt inanç, yabancı terimle bir "Dogma" olmuş. Her aile, yabancı bir kolejde okutmak istiyor çocuğunu, sonra da dışarıda. Her çeşit okulda okuyanlar var... Okunacak dallar nasıl seçilmiştir? Hepsi üstün nitelikte okullar mıdır? Çoğunlukla Türk ulusundan çıkan, öğrenci başına 5000 Dolar (1973 fiyatı) fedekarlığı gerektiren bu okumalardan Türkiye'nin ne beklediği belli midir?"

    Bu sözlerin sahibi Prof.Dr. Oktay Sinnanoğlu kendi deyimiyle dışarıda (Amerika'da) okumuş bir bilim adamı. Hal böyle olunca söylediklerinin önemi kat be kat artıyor. Bir iki alıntı daha aktaralım size:

    ".....Atatürk bilim dilinin Türkçe, tüm derslerin her düzey-de Türkçe olmasına büyük özen göstermiş, o kadar ki 1934' te oturup bir "Geometri" kitabı yazmış, bugün kullandığımız "üçgen" gibi terimleri kendi türetmişti. Yabancı dilli misyoner okullarına özenilmesin diye de Türk Eğitim Derneği'ni, onun özel okulu TED Yenişehir Lisesi'ni kurmuştu. Ben bu okulda yetiştim. Yabancı dil öğretilmesine önem veriliyor ama bu her akıllı ülkede olduğu gibi takviyeli yabancı dil dersleride yapılıyordu. Bütün fen, edebiyat, felsefe vb. dersler tam Türkçe idi. İşte bu gaye ile kurulan böyle başarılı bir okula İngiliz-Amerikan çengeli 1953'te atılıp dersler İngilizce'ye çevrildi. Okula "Ankara Koleji" dendi. O zamana dek yurtta böyle bir misyoner tipi Türk okulu yoktu."Kolej" misyoner okulu demekti. Sonra açılan bu ingiliz deliğinden kova gibi su girdi. "Anadolu Liseleri" vb. aldı yürüdü. Millete de yabancı dil öğretmenin yolu buymuş gibi yutturuldu.

    ....Arkasından geldi "Orta Doğu Teknik Üniversitesi"... Toptan Amerikanca...Sonra peşpeşe gelen Boğaziçi, derken Bilkent(adı güzel ama!) şimdi de Koç vb. için bahaneye artık luzüm görülmüyor. Çünkü kamuoyu artık yeterince uyuşturulmuştur. Bunun sonu, çok değil bir iki nesil sonra Türkçe'ye "bye bye" demek olacaktır..."

    TED Yenişehir Lisesi'ni birincilikle bitiren Oktay Sinanoğlu burslu olarak ABD'ye gider. ABD Koliforniya Üniversitesi, Berkeley Kimya Mühendisliğini birincilikle bitirir. (1956) ABD'de M.I.T'den birincilikle Yüksek Kimya Mühendisi olur. Berkeley'de Kuramsal Kimya doktarasını yapar. Harvard ve YALE'de kendisine ait kuantum (nicam) kimyası ve fiziği üzerine teorileri hakkında üst düzey dersler verir. 1962'de, 26 yaşında, Batının 300 yılda en genç profesörü olur. "Moleküler Biyoloji" konusunda ikinci kürsüsüne atanır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti çıkardığı özel bir kanunla Oktay Sinanoğlu'na ilk ve tek "Türkiye Cumhuriyeti Profesörü Ünvanı"nı verir. Değişik ülkelerde iki kez Nobel Ödülü'ne aday gösterilen Oktay Sinanoğlu çift pasaportlu olmamakla övünüyor. Meksika'dan Hindistan'a, japonya'ya kadar bilim dünyasında tanınan Prof. Sinanoğlu'nu, yukarıda yaptığımız gibi bir paragrafa sığdırarak tanıtmak olanaksız. Okur "BYE BYE TÜRKÇE" yi eline aldığında aslında yazarı daha iyi tanı-yacak. Biz yine onun kaleminden birkaç satırı buraya alalım.

    "Can kurtaran" yaygındı, birden "ambulans" hatta "ambulance" oluverdi. Bu çirkin İngilizce laf kökeninde "dolaşan" demektir. Eh uygun. Öyle ya, bu araba keşmekeşinde gariban can kurtarmıyor, dolaşıyor!...
    "Meclis" birden "parlamento" oluverdi. "Milletvekilleri" de "parlamenter" kesiliverdiler. Hayrola, bu lafla kendilerine bir hava vermekte olanlara hatırlatalım: "parlamenter", İtalyanca kökeninde "laf üreten" demektir...
    "Bilim ve tekniğin baş döndürücü bir hızla ilerlediği günümüzde eğitimin her düzeyindeki İngilizce hazırlık sınıfları büyük bir zaman israfıdır."
    "Her ülkenin eğitim dili o ülkedeki çoğunluğun ana dili olan resmi dilidir. Yabancı dilde eğitim Türkiye ve birkaç başka sömürge ülkelerinde görülmektedir."
    "İngilizce ile bilim eğitimi sonucu Batı hayranı kendi kültürüne yabancılaşan ve onu aşağılayan bir nesil yetişir. Böyle yetişenlerle bilim yapılamaz. Ayrıca İngilizce'nin evrensel olduğu fikri de yutturmacadır."

    Oktay SİNANOĞLU
    Bye Bye Türkçe
    Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
    KONFİÇYUS

  8. #8

    Üyelik tarihi
    19 Haziran 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    52
    Mesajlar
    773

    Standart

    Teşekkürler sevgili yabancı. Konuya renk kattığınız için.Zevkle okudum.Harikaydı.

  9. #9
    theoden_king - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    31 Ocak 2010
    Yaş
    35
    Mesajlar
    10

    Standart

    Türklüğümüz adına Hassas bir konu.Ne yazıık ki günümüzde geçen hergün insanlarımızın güzelim Türkçemizi istedikleri gibi, kendilerine en rahat nasılsa öyle kullandıklarını daha doğrusu katlettikleri gözle görülür bir gerçek.Çok yakışıksız.TEŞEKKÜRLER PAYLAŞIM İÇİN.

  10. #10
    Mühendis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04 Ekim 2009
    Yer
    Nazilli
    Mesajlar
    271

    Standart

    Kanyon...
    Yasai katsu curry.
    Ebi raisukaree.
    Yaki udon.
    Moyashi soba.

    Nedir bunlar?
    "Karateci" diyenler, bilemedi.

    İstanbul'da yeni açılan Kanyon alışveriş merkezi var
    ya... Onun içindeki restoranlardan birinin mönüsü
    bu...
    "Pilav, mantarlı tavuk, kabak" falan demek istiyor.

    Merak ettim, gezdim Kanyon'u.
    Amerika'da mıyız, Japonya'da mıyız, İtalya'da
    mı, anlamadım...
    Türkiye olmadığı kesin.

    Asabım bozuldu, sigara içeceğim.
    Oturdum bir yere...
    Şöyle yazıyor duvarda.
    "Kahvelerimiz Peru orijinli, Villa Rica çekirdeklerinden
    hazırlanmaktadır."
    Aferin.

    Garson yanaşıyor, sipariş vereceğim...
    - Sıcak içeceklerden ne var?
    - Espresso, decaffeinate, cappuccino, latte macchiato, cafe au
    lait, hot milk, hot chocolate, green tea, peppermint, chamomile
    flowers...
    - Türk kahvesi yok mu?
    - Maalesef.
    - Su rica edeyim o zaman.
    - Normal mi, San Pellegrino mu?
    - Dizel olsun...

    Abartmıyorum... Çıldırırsınız.

    Mağazalara bakıyorum.
    Havaya giriyor insan.
    Şeytan diyor, dal içeri, "how much" diye sor...

    Çünkü sağımda Angelo Nardelli, Bally, Bashqua,
    Carnevale, Perigot, Haaz.
    Solumda Fornarina, Guess, So chic, Murphy&Nye, Patrizia Pepe,
    Swarovski.
    Önümde Scabal, Thomas Pink, Birkenstock, Cesare Paciotti,
    Furla, Shisly.
    Arkamda Mom-to-be, Only, Mandarina Duck, Vetrina, Kaloo, Via
    Pelle...

    "Allahım ben neredeyim" diye düşünüyordum ki...
    Sinemayı gördüm.
    "Mars Cinema" yazıyor.
    E Mars olabilir.
    Başta demiştim... Türkiye olamaz.

    Bu saatten sonra da, hiç kimse çıkıp, "tekstilimiz
    şöyle ilerledi, böyle atılım yaptı" filan demesin
    bana...
    İlaç için bir tane Türk markası yok.
    Sadece Başbakan'ın kankası, sponsor Remzi'nin
    mağazası var.
    Onun da adı, Ramsey.


    Yılmaz Özdil

Sayfa 1/2 12 SonSon

Members who have read this thread : 1

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0