Sayfa 2/2 İlkİlk 12
16 sonuçtan 11 ile 16 arası

Konu: Gün doğumu günü

  1. #11
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    Alıntı monaliza Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Geç kalmışım kutlamaya, pastalar da bitmiştir şimdi...Ayıp olmasın(geç oldu) mesajla kutlayım dedim,gitmedi mesaj...

    Sağlık,huzur,mutluluk ve başarılarla dolu nice yıllar.
    Aslında her gün yeniden doğuş zaten...O halde niceX(sonsuz) mutlu günlere diyelim.

    Doğum günleri önemlidir. Dünyaya adım attığımız gün bir gün, o da unutulmamalı elbette...
    zamanın izafiliği gözüne alınırsa dün bugün yarın hepsi aslında aynı ve hepsi yok...geç olmadı teşekkür ederim çok naziksiniz

    fürü arakadaşımızın doğum gününü tebrik ediyorum...niceX(sonsuz) mutlu günlere demişlerdi ben de ileteyim aynsını

    bu arada doğum günüm münasebetiyle açmış olduğum bu sayfada kendimle ilgili önemli olduğunu düşündüğüm bir şeye yer vereceğim..bunu neden yapıyorum...önce onu söyleyeyim..biz insanlar fikirlerimiz farklı olmadıkça kendimiz olamayız bu bir gerçek ve doğal...fikirleri aynı insanların bir arada yaşamaları bence fakirliktir....önemli olan farklılıkları müsamaha ile karşılayıp anlama gayreti ve bu insan olmanın gereği...
    kendim ile ilgili kısım... ben hangi tartışma platformu olursa olsun iddialı olmaktan ve olandan hoşlanmam dolayısıyla kendi fikirlerimi kabul ettirmek gibi bir amaç gütmiyorum..fikirlerimi bilmeden önce mesut bir arkadaşlık kurduğum biri fikirlerimi yani beni tanıdığında bana selam vermeyi kesecekse ve kesiyorsa sorun ondan kaynaklanır...fikirlerimizin farklılıkları bize renkli ve zengin yaşamayı sağlar...evet ben komünist değilim ama komünist olanı sevmem diye bir şey insanca değil..ben inandığım yolda yürürüm belki yıllar sonra yolumu da değiştiririm bu beni ilgilendirir ..kimse anlatılanlara kulak asmaz eğer düşünebiliyorsa ...insan düşünebilen bir varlık olduğunu iddia ediyorsa gidip öğrenmeli herşeyi kaynağından ...israil e laf atmadan israil i tanımalı insan. hristiyanlığa laf atmadan onu tanımalı insan...ama hristiyanlığı bir yahudiden değil hristynlık kaynak kabul ettiği yerden öğrenmeli....hasılı fikirlerimiz kimliklerimiz olmakla birlikte değişmeye ve farklılıkara açık olmadıkça saplantıdan öte geçemezler sanırım...
    Konu fides tarafından (23 Nisan 2011 Saat 01:15 ) değiştirilmiştir. Sebep: Mesaj birleştirme
    İnsanoğlu eğer en iyiye ulaşacaksa hangi yolu izlemelidir

  2. #12
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    sevgili dost ! bir gün sen de sonbaharla tanışacaksın.Sıcak bir yaz sonu , hiç ummadığın bir anda kapını çalacak.Serinliğini , yağmurlarını, rüzgarlarını ve yapraklarını yüklenip , evine yatıya gelecek.Sonbahara , kar gibi çarşaflar sereceksin...ali ural
    yaşlanmak sonbahar mdır? demek istediğin bu mudur? Demek öyle ! peki ben şimdi 20 li yaşlarda hangi baharı yaşıyorum ? nefslerimizin pençelerinin acısı hala üstümüzdeyken biz hangi baharı yaşıyoruz? yoksa kış mı bizimkisi...
    İnsanoğlu eğer en iyiye ulaşacaksa hangi yolu izlemelidir

  3. #13
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    aşk insanlar için olduğu kadar! aşk için olan insanlar da var...aşksız insan susuz toprak gibi kupkuru, ölü oluyor..hayata bakışı soluklaşıyor ,renkler canlılıklarını yitiriyor.heyecan ise ateşini kaybetmiş gönül için buz etkisi yapıyor.
    uzun süredir çölleşmiş sineme bir kara bulut yaklaştı yükseklerden .irkildim ,kara kıyamet kopacak , zaten anlamını yitirmiş yaşamım sonlanacak ve vuslat olmadan hüsran içinde göçeceğim sandım buralardan...sonra bir damla düştü önce çölüme , sonra bir damla daha sonra bir tane daha...cemre düşer gibi toprağa..yağmurdu inen gökten , rahmetti..kurumuş gözlerimden buluta nispet edercesine damlalar süzüldü , az sonra tuzunu tattığım göz yaşlarım...ümit filizlerime can geldi , doğrulttular boyunlarını yukarılara doğru..
    karşıma çıkan saf ,dupduru bir aşk hikayesi beni geçmişe götürdü..bir çiçeğin bahar geldiğinde yeniden canlanması, rengarenk yapraklarını giyip,mis kokusunu sürünmesi hep maşukuna olan aşkından değil mi? maşuku göremeycekse neden yapsın bunları...bizler de öyle değil miyiz? ah insan!!! ve ah aşk!!! sen ne yaman şeymişsin !nice yiğitleri divane ettin...yazdıklarını yırtıp atarken " o bunları görüp okumayacaksa yazmamın ne anlamı var" diyordu ellerim, kemanı satılığa çıkarırken " sesini dinlemeyecekse müziğimin ne önemi var" diyordu ellerim... elbette sen bilmeyeceksen , duymayacaksan , görmeyeceksen benim senin için olduğumu benim ne anlamım var..
    İnsanoğlu eğer en iyiye ulaşacaksa hangi yolu izlemelidir

  4. #14
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    12 Haziran'a ben, 'yüzyıllık fırsat' diyorum. Onun için sadece kendi adıma oy kullanmadığımı biliyorum. İttihat Terakki çetesiyle, kendini bu aziz millete vasi tayin eden bütün vesayetçilere "yeter artık!" demek için gidiyorum sandık başına. Bayramlık elbiselerimi giyeceğim. Yüzümde kararlılık, umut, heyecan... Öyle yürüyeceğim. Vakit geldi, tamam; gün işte bugün, yarınlarınız aydın olsun ey asırlık hasret çekenler, diye sandıkları bahar çiçekleriyle bezeyeceğim. Yüz yıldır ilk defa yakalanan demokratikleşme fırsatını, 9 ay önceki referandumda tecelli eden demokratikleşme işini yarım bırakmamak, tamamlamak için oy veriyorum. İlk defa, devlet kurumlarının içine, aklına, zihniyetine hâkim olmuş, adına vesayet denen zihniyete "buraya kadar!" diye haykırmak istiyorum. Gözümün önünde mazlum, halkın sevgilisi başbakanımız Adnan Menderes ve iki bakanının idam sehpalarında sallanışı duruyor. Yüreğim titrerken, mührü basan parmaklarım çelik gibi duruyor. Mağara köşelerinde, çaresiz kuzular gibi birbirine sokulmuş Dersimli çocuk, kadın ve ihtiyarlara gaz bombası atan zalimleri görüyorum. Dağlara doğru can havliyle kaçarken, onları alçaktan uçarak bombalayan, "isyan bastırıyoruz..." diye 60 bin insanımızı katledenleri unutamıyorum. Darbe şartları oluşsun diye, üniversitelerde milletin evlatlarını kışkırtarak, ideolojik cenderelere hapsederek binlercesini birbirine kırdıran zalimleri düşünüyor, mührü öyle basıyorum. Sıkıyönetim komutanları olarak 'devlet' oldukları halde, "Kaybolan devlet otoritesini tesis etmek için müdahale ettik..." diyenlere, "artık oyun bozuldu!" diye oy veriyorum. Madımak otelinde diri diri yakılan Alevi kardeşlerim için, Başbağlar'da köy meydanında kurşuna dizilen Sünni kardeşlerim için, Abdi İpekçi için, Uğur Mumcu için, Savcı Doğan Öz için, Muammer Aksoy için, Çetin Emeç için, Eşref Bitlis için, Mustafa Özbilgin için, Hrant Dink için oy kullanıyorum... Dağlıca şehitlerinin, Heron görüntüleriyle şahadetleri naklen yayınlanan Hantepe kuzularının kanı yerde kalmasın diye, Türk analarının, Kürt analarının gözyaşı dinsin diye, sıkıyönetim mahkemelerinde, yargının derin dehlizlerinde yok edilen failler ortaya çıksın diye, zamanaşımına uğratılan davalar yeniden açılsın diye oy kullanıyorum... Cesur emniyet görevlilerine, cesur savcı ve hâkimlere omuz vermek için, vicdanları kanatan faili meçhullerin açığa çıkması için, babalarının ellerini doya doya tutamamış, dayısına, amcasına doya doya sarılamamış yetim çocuklar için, analarına doyamamış öksüzler için oy kullanıyorum. "Gerçekler ortaya çıksın, kim incinecekse incinsin" diye oy kullanıyorum. Cuntacıların, darbecilerin ülkesi değil bu memleket... Hür, demokrat, sevgi dolu insanların ülkesi burası... diye haykırmak için oy kullanıyorum. Öz yurdumda garip, öz vatanımda parya olmadığımı göstermek için oy kullanıyorum. İnancımı, değerlerimi tehdit görenlere, kendini asıl, milleti uşak zannedenlere "Geçti Bor'un pazarı..." demek için oy kullanıyorum... Ağacıma, çiçeğime, kılığıma kıyafetime, şarkılarıma, türkülerime, isimlerime, cisimlerime tahammülsüzlük gösterenlere "yetti ama!" demek için oy kullanıyorum. Ergenekonları, Balyozları görmemek için kırk dereden su getirenleri susturmak için, darbeciler yargılanmasın diye "Darbeye teşebbüs suçu mu olur?" diye hukuku, yargıyı katledenlere hak ettikleri cevabı vermek için gidiyorum sandık başına. Davaları değersizleştirmek, sulandırmak, bulandırmak tezgâhıyla, darbe sanıklarını yargıdan kaçırmak için aday yapanlara "fena yanıldınız" demek için gidiyorum sandık başına. Darbecilere, vesayetçilere utanmadan sahip çıkan, onları meşrulaştırmaya kalkanlara haddini bildirmek için gidiyorum sandık başına. Yola çıktık bir kere, referandumdaki demokratikleşme hamlesini yarıda bırakmamak için, umutla, kararlılıkla, 12 Haziran'da sandık başındayım... HÜSEYİN GÜLERCE ZAMAN 03.06.2011 08:47
    İnsanoğlu eğer en iyiye ulaşacaksa hangi yolu izlemelidir

  5. #15
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    Merhaba arkadaslar ( ya da her kimsen)
    Bizler günlük hayatta ne kadar düşünüyoruz öleceğimizi ? Öldükten sonra toprak olup gideceğimizi biliyoruz belki öte dunya diye bir seye de inanıyoruz fakat yok olmanın yani artık dünyada yok tan öte bur sey olmayacağımızın ne kadar farkindayiz ?
    Tersten düşünelim insanların cogu 0-3 yas arasını hatırlamaz ! Bu hatirlamayis ve bizde bulunan doyumsuzluk bizi yaşamımızın süresi bakımından ezeli ve ebedi olduğumuz siradanligina sürüklüyor sanki. Yok olmak !! 40 sene önce 30 sene önce bilmem kaç sene önce bazılarımız bu dünyada yoktuk ! Ama dunya dönmeye devm ediyordu , insan yine insandı ve digerleri de yine kendileriydi! Yokluğun karanlığı aciitti mı içinizi ? Hiçbir anlam ifade etmiyordunuz ne anne ve ne yakınlarınız icin ! Yok küçücük bir yok !
    Şimdi bize sunulanlarla basbasayiz ! Kaybetmeden önce degerlerini iyi anlamalı !
    Kırık bir kaç kalp bırakmaktan daha kötü ne olabilir ?
    Yok olmadan önce elimizdeki an dan katabildigimizi katmalıyız an be an !Hayata ve sevdiklerimize
    İnsanoğlu eğer en iyiye ulaşacaksa hangi yolu izlemelidir

  6. #16
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    Alıntı iuflsfozkn Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba arkadaslar ( ya da her kimsen)
    Bizler günlük hayatta ne kadar düşünüyoruz öleceğimizi ? Öldükten sonra toprak olup gideceğimizi biliyoruz belki öte dunya diye bir seye de inanıyoruz fakat yok olmanın yani artık dünyada yok tan öte bur sey olmayacağımızın ne kadar farkindayiz ?
    Tersten düşünelim insanların cogu 0-3 yas arasını hatırlamaz ! Bu hatirlamayis ve bizde bulunan doyumsuzluk bizi yaşamımızın süresi bakımından ezeli ve ebedi olduğumuz siradanligina sürüklüyor sanki. Yok olmak !! 40 sene önce 30 sene önce bilmem kaç sene önce bazılarımız bu dünyada yoktuk ! Ama dunya dönmeye devm ediyordu , insan yine insandı ve digerleri de yine kendileriydi! Yokluğun karanlığı aciitti mı içinizi ? Hiçbir anlam ifade etmiyordunuz ne anne ve ne yakınlarınız icin ! Yok küçücük bir yok !
    Şimdi bize sunulanlarla basbasayiz ! Kaybetmeden önce degerlerini iyi anlamalı !
    Kırık bir kaç kalp bırakmaktan daha kötü ne olabilir ?
    Yok olmadan önce elimizdeki an dan katabildigimizi katmalıyız an be an !Hayata ve sevdiklerimize
    Biraz daha dikkatle yasamalı insan ...hatta insan demiyorum ben koyalım insan yerine ben bana söyleyeceğim şimdi.
    Daha dikkatli yasamak zorundayım.sanki dikenli bir yolda yuruyormuscasina dikkatli atmalı her adımı sanki basının üstünde bir kuş varmiscasina ve onu urkutmemecesine sakın olmalı sakın konuşmalı sakın gülmeli sakın ağlamalı...( sakın de i var)
    Çünkü kaybetmek kolay kazanmak zor, kırıp dökmek kolay yapmak zor.
    Degerlerim o kadar değişmiş ki, yolda gördüğüm yardım isteyen bir gence " nasıl yardım edebilirim " düşüncesi yerine " nasıl basımdan def edebilirim " ile yaklaşıyorum. İçimden bir ses hangi birine el uzatacaksın , hem hırslısı var hırsızı var sana dokunmasin da ne halı varsa görsün deye Dursun ... Deniz yıldızı hikayesini hatıra getirebilmeliyim, her deniz yıldızını kurtaramasam da kurtarmak benim sıfatım kurtulmak da yeniden nefes alabilen deniz yıldızının mutluluğu olur ...
    Felsefe ile uğraşanların coguna bakıyorum da sanki felsefe onları terk etmiş gibi geliyor bana... Felsefe hayat için hayatı anlamlandırmak ve en mükemmele , en güzel insan ve topluma ulaşmaya yol ararken sanırım o da yasam hakkını yitirmiş benim duyarsız hâlimden o da almış nasibini...
    Sokrates im , platon um dünya sizden binlerce yil sonra yine sizin gibi erdem filozoflarına muhtaç..
    İnsanoğlu eğer en iyiye ulaşacaksa hangi yolu izlemelidir

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Members who have read this thread : 8

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0