3 sonuçtan 1 ile 3 arası

Konu: çingeneler

  1. #1
    Mühendis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04 Ekim 2009
    Yer
    Nazilli
    Mesajlar
    271

    Standart çingeneler

    Onlar pistir, çalar, çırpar, ahlaksızdır...
    Öyle söylenir, öyle bilinir, öyle bilinmesi istenir.
    Kağıthane'de gözlerden ırak bir arsada yaşayan genç bir çingene kadın şöyle diyor;
    'Bize pis diyorlar, nasıl temiz olalım hergün sizin çöplerinizi temizliyoruz. Bodrum'da süslü kokanalar yılda bir kez yatlarla çöp toplamaya çıkıyorlar, yaza yaza bitiremiyorsunuz. Oysa biz bütün yıl hep çöp toplarız. Hiç görmezsiniz bizi. Kel kuşları (kelaynak) bilem korursunuz. Çingeneleri de korumaya alsanız ne olur ki? '

    Diğer halklar gibi çok çeşitli olumlu gelenekleri var onların da.
    Örneğin; konukları karşısındaki cömertlikleri bunlardan biridir. Ya da Çingenelerin oymak gelenekleri içinde topluluk, kocası ölen bir kadının geçimini üstleniyor. Herkes günlük kazancından onun payını ayırıp veriyor. Bunun gibi örnek bir toplumsal dayanışma hala onlar içinde yer yer yaşayabiliyor..

    *** Onların da bir tarihi var...
    Çingeneler de diğer pek çok halklar gibi yüzyıllar boyunca göçler yaşamışlar, birbirinden yüzlerce, binlerce kilometre uzaklıktaki halklarla aynı toprakları paylaşmışlar, birbirlerine karışmışlardır.
    Araştırmalar çingenelerin ilk yurdu olarak Hindistan'ı gösteriyor.
    14. yüzyılda Balkanlara, 15. yüzyılda da Avrupa'ya yayılmışlar. Çingenelerin Hindistan'dan göçlerinin bir noktasında iki kola ayrıldıkları belirtilir. İlk kol, kuzeye yönelmiş, Kafkaslar, Karadeniz, Orta Avrupa, Balkanlar hattını izlemişler. İkinci kol, Güneydoğu Anadolu, Irak, Suriye, Filistin, Mısır hattını izler. Tabii bu boyuna süren bir yürüyüş, sürekli bir göç değildir. Geçtikleri hemen her yerde topluluğun bir bölümü kalmıştır.
    İstanbul, Trakya çingeneleri birinci kolun, Maraş, Antep, Adana civarında yaşayan çingeneler ise ikinci koldan göç edenlerin torunlarıdırlar. Bir kısmı bugün yerleşik hayata geçmiştir. İstanbul'da, Kırklareli'nde onların böyle yerleşik hayata geçtikleri semtleri görürüz.

    Hala göçebe olanlar ise kalaycılıkla, çöp toplayıcılığıyla geçimlerini sağlamaktadırlar.
    *** Varlar, hem de milyonlarca... İstatistiği rakamlara göre Avrupa'da toplam olarak 7 milyon 101 bin 500 çingene yaşıyordu. Bu sayının yüzde 60'ı Balkan ülkelerinde bulunuyor. Çingenelerin ülkelere göre dağılımı da şöyle: Romanya: 800 bin
    Bulgaristan: 800 bin
    Yugoslavya: 800 bin
    Çekoslovakya: 600 bin
    Macaristan: 500 bin
    Türkiye: 500 bin-1.000.000 arası
    İspanya: 500 bin
    Rusyada: 260 bin
    Fransa: 250 bin
    500 bin rakamının Türkiye'deki çingenelerin gerçek rakamı yansıttığı şüphelidir. Çünkü resmi bir kayıt yoktur. Ve sayılarının biraz daha fazla olması kuvvetle muhtemeldir.

    *** Varlığını kanıtlamak için inkar...
    Edirneli bir çingene bundan birkaç yıl önce *****hürriyet Dergi'de kendisiyle yapılan röportajda karşı karşıya kaldıkları açmazı, zorluğu şöyle dile getiriyordu;

    'Ezilmişiz, çünkü örgütlü topluluk değiliz biz. Sanki dünyanın bütün namussuzluklarını biz yapıyormuşuz gibi muamele görmüşüz. Bizim halkımızı yıldırmış bu aşağılanma. Bizim de bir dil yapımız var. Yaşama biçimimiz var. Ama herşeyden önce insanız. İnsan olduğumuzu kabul ettirmek için, çingeneliğimizi inkara kalkışmışız. Maddi gücümüz yok, eğitimimiz yok, kültürümüzü değerlendiremiyoruz. Bir can derdine, bir boğaz derdine düşmüşüz, öyle de gidiyoruz.' 'İnsan olduğumuzu kabul ettirmek için, çingeneliğimizi inkara kalkışmışız';

    İşte onların gerçeği bu cümlede saklıdır.

    Çingeneysen insan değilsin, adam yerine konulmazsın.
    Adam yerine konulmak için çingeneliğini inkar edeceksin.
    Devlet onları yok saymakla kalmıyor, zararlı, tehlikeli görüyor.

    1934 yılında çıkarılan İskan Kanunu'ndaki bir madde şöyle diyor;
    'Madde 4- Türk kültürüne bağlı olmayan, anarşistler, göçebe çingeneler, casuslar ve memleket dışına çıkartılmış olanlar Türkiye'ye 'muhacir' göçmen olarak kabul edilmezler.'

    Bu kanun hala yürürlüktedir.

    *** Çingeneler genelde kendilerine 'çingene' denilmesini pek istemiyorlar. Daha çok 'roman' adını tercih ediyorlar. Herşeye rağmen göğsünü gere gere ben çingeneyim diyenler tüm örgütsüzlüğüne, belki bilinçsizliğine rağmen egemen kültüre karşı bir direnişi temsil ediyorlar. Roman adlandırılmasının benimsenmesi ise bir yerde inkara bulunmuş yumuşak bir kılıf yerine geçiyor. Rom çingenecede insan demek Roman bunun çoğulu oluyor. Bu adlandırmada da çingenelerin yine 'insan olduklarını' kanıtlama kaygısı ağır basıyor.

    *** 2. DÜNYA SAVAŞINDA ‘ÇİNGENE’ DRAMI GAZ ODALARINDAKİ BİLİNMEYEN ÇİNGENE GERÇEĞİ 'Almanya'da Hitler'in iktidar yılları çingenelerin en kara günleri oldu. Alman diktatörünün Yahudiler için ateşlediği fırınların bacalarından çingene dumanları da yükseldi. Faşizm döneminde Almanya ve Avrupa'da yarım milyon çingene gaz odalarında yakıldı veya 'tıbbi deneylerde kobay' olarak kullanıldı. Naziler yalnız çingeneleri değil, üç kuşak ötesine kadar soyunda 'çingene' kanı taşıyanları da imha ettiler. 16 Aralık 1942'de SS şefi Heinrich Himmer tarafından çıkartılan kararda 'çingenelerin topyekün imhası' emredildi. Çingeneler Auschwitz gibi imha ve çalışma kamplarında, labaratuvarlarda öldürüldüler. Faşist teorisyenler 'bu çingeneler Avrupa'ya yabancı kanı taşıyorlar' diyorlardı. Almanya dışında Fransa'da 15 bin, Polonya'da 35 bin, Macaristan'da 28 bin, Rusya'da 40 bin çingene Naziler tarafından topluca öldürüldü. Çingenelerin Yahudiler kadar güçlü lobileri olmadığından, uğradıkları katliamlar tarihin karanlık sayfaları arasında eriyip gitti.' (Çingeneler, Nazım Alpman, sayfa 101-102) Yani kısacası, söylenmesi gereken şu ki, onlar da bizim insanlarımız. Tüm diğer halkların sahip olduğu veya olması gereken haklar, onlar için de geçerli. Onların güzellikleri de ortaya çıkarılmayı bekliyor. Onlara insan muamelesi yapacak, onlara dillerini, kültürlerini olumluluklarıyla geliştirecek imkanları sunacak bir iklim oluşturmak tüm toplum ve kurumların görevidir.

    İnsan Hakları Derneği Kdz Ereğli Şubesi

  2. #2
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.545

    Standart

    SERVİ


    Ne kör
    ___ne sağır
    _____ne de dilsiz değildiniz;
    gel gör ki,

    hem kör
    __hem sağır
    ____hem de dilsizdiniz;
    ölü topraklar serpilmiş-iken üzerlerinize
    konuşmaya mecalsiz,
    görmeye üşengen
    ve
    dinlemeye zamansızdınız;
    ancak,
    kadim gün bitimsizdi,
    toprağın karnından fışkırır gibi
    gözler
    __kulaklar
    ___ve diller
    ortaya çıkıyor,
    gözlerinize bakarak
    ___kulakları sağır edercesine
    _______ve lirik bir dille konuşuyorlardı
    kim demişti ki
    gömülenler
    yakılanlar
    ve derisi yüzülenler
    bir daha gelmez diye,
    ciğerde yakılan oksijen
    toprağın karnında biten başak
    milyarlarca parçasını koşulsuz gönderen güneş
    yetmez diye;
    _______kim demişti de
    ___________peşinen kabullenilmişti;
    o gün nasıl ağladıysa bulutlar
    her ananın yüreğine düşen kor
    damla-damla birikti
    yan-a-yana bir-birlerine sokulup
    ırmak boylarında
    yetişen birer serviydiler

    6 şubat 2010, Batı
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  3. #3
    rainbow64 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    06 Şubat 2010
    Mesajlar
    346

    Standart

    Var olan var varlığı bir yokluk olarak nitelendirilen bir halk bence . Düşünülmesi gerek . Türkiye de ki sayıları konusunda verilen rakamlar tam olarak bir sayı ifade etmese de , nüfuslarının bu kadar olması bence ülkenin hem çıkarını hemde zararını etkileyebilecek durumda. O zaman sadece belli kesimlere verilen ayrıcalıklar yerine bu halkında sorunlarının olduğunun anlaşılması bence ilk olarak tartışılması gereken konu . Tabi ondan önce varlıklarını kabul etmek şart.
    Bilginin peşinden hiç durmadan koşmak ümidiyle.

Members who have read this thread : 1

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0