Ülkemizde kullanılmakta olan ve "ayrıcalıklı" bir sınıf yaratan hukuk ve tıp dillerinin de Türkçeleştirilmesinden yanayım...
Ülkemizde kullanılmakta olan ve "ayrıcalıklı" bir sınıf yaratan hukuk ve tıp dillerinin de Türkçeleştirilmesinden yanayım...
Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.
Bir toplumu toplum olarak tarihsel nesilden nesile ayakta tutan en onemli iletisim degeri o toplumun dilidir. Ayrica bu dil ortak bir dil temelinde farkli degerlerdeki ayni cografya ve tarihi paylasan halklari da birlikte tutan degerdir.
Toplumun her turlu nesilden nesile aktarilan her turlu etik (milli, dini, ahlaki, kulturel, geleneksel, toresel v.s.) dusunce ve davranislarini hak ve ozgurluk temelinde uygulayabilmesi bu dilin korunmasina ve gelismesine ve de caga ayak uydurmasina baglidir. Dilini kaybeden toplum ve farkli halklari zaman ve surec icinde her turlu ortak etik degerlerini de kullanamaz, paylasamaz, koruyamaz.
Bilhassa cagdaslik ve degisim bir dilin en buyuk yasam kaynagidir. Yalniz bu konuda maalesef turkce dili dil yapilanisi olarak buna pek uygun degildir. Cunku kok yapisi uzerine kurulu bir dildir. Yani kelimenin dilde koku yoksa, o kelime Turkcelesemez ve ya oldugu gibi alinir, ya turkceye uydurulmaya calisilir, ya da o dili kullanan baska bir ulkenin dilinden aynen kopya edilir. (Turkcedeki fransiz kokenli kelimeler, istasyon, garson,pijama, taraca, apartman, televizyon v.s.). Cagdaslik ayni zamanda gelisen teknik ve bilim paralelinde gelir. Mesela somut bilimlerdeki kullanim, diplomasi ve politika dili, magazin dili v.s. cagdasliga uygun gelisir.
Iste turkcenin bu sorunu ustune bir de dilin kisilerce ve ozenti temelinde yabancilasmasi ve popularitesini kaybetmesi, yeni teknik ve bilimsel v.s. kelimelerin turkcelerinin dile uyum saglayamamasi da ayri bir sorundur.
Ustelik dildeki bu gelisme de dilin yapisi disinda bir degisim yasanirsa, nesillerin bire bir birini algilama sorunu ortaya cikar.
Oyuzden bir kisi ana dili disinda hangi dili ogrenirse ogrensin, ana dilini unutmamali ve bu dilin bilincli ve farkinda olarak kullanim ve ogreniminin one cikmasi; o kisinin basska dilleri algilama ogrenme ve bilincli kullaniminda da yardimcidir.
Yalniz unutmamak gerekir ki dil farki kelime farki degil, anlam algi ve icerik farkidir. Bu da her toplumun kendi cografi ve tarihsel surecinin getirdigi bir olgudur. Deyimler ve atasozleri, dilin esprituuel yapisi ve kullanilisi, mizaha tasinisi, kelime oyunlarinin algilanmasi, diksiyon v.s. dilin bilincli ve farkina vararak kullanilabilmesinin kilit noktalaridir.
Oyuzden dilimize sahip cikalim, onu koruyalim ve kullanalim/paylasalim ve mumkun oldugunca da dilimizin her turlu etimolojik ve linqual yapilanmisligina ve isleyisine ve de kelime zenginligine onem ve ozen gosterelim.
Aksi dilini yitiren toplumun toplumsalliginin da yitirimidir.
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
Aslında ben de Türkçeye öneri/tavsiye anlamı taşıyan aynı zamanda emir olarak kullanılan ek "se/sa"nın yerine "should" gibi kelimelerin getirilmesinden yanayım.
Ben dünyada bu kadar sakız gibi çekilerek her şeyin her anlama gelebileceği bir dil olabileceğini sanmıyorum. Bu konuyu da açıklayacağım. Öncelikle "Should" konusunu açıklayayım. Cep telefonu veya msn üzerindeki arkadaşlarımla yazışmalarımda pek ideal olduğumu söyleyemem.Bu yüzden pek yazışmıyorum arkadaşlarımla.Nette yazışmalarımdan sonra ya telefon ederler sonrasında, ya bir daha seninle nette yazışmayacağım derler, ya da küserler. Örneğin şöyle bir örnek yazışma vereyim.
XXXXXX: - Bir kaç yerden iş teklifi aldım. Ya Bursa'ya gideceğim ya da İstanbul'a gideceğim.Ama emin değilim İstanbul boğuyor beni.
Fides: -İstanbul'a gitsene. Hem ordan istediğin yere geçersin
XXXXXX: - Bana emir verme
Fides:
Başka bir konuşma.Öncesinde bir muhabbet geçmiş.Ardından;
XXXXXX: - .....bir şey söyleyeceğim sana şimdi inanmayacaksın.
Fides: -Söylesene
XXXXXX: - Lütfen bana emir kipiyle konuşma.
Fides:
Türkçe ilginç bir dil.
Şunu yapsana.
Şunu yapsana!
Aynı cümle sadece sonunda birinde nokta diğerinde ünlem var.Birisi öneri anlamı taşırken diğeri emir anlamı taşıyor.Belki de bu yüzden jest ve mimiklerimiz daha gelişmiştir.
Msn ve telefon mesajlarımda forumda dikkat ettiğim kadar etmem noktalama işaretlerine. Ama bu Türkçe'de çok oluyor
Ayrıca sıradan fiiller "almak,vermek,yemek,içmek, götürmek" kelimeleri her an her anlama gelebiliyor. Yeri geldi mi argoda bile kullanılıyor.Eleştirdiğim zaman, zaten toplum olarak pek kibar olduğumuz söylenemez(hemen de kendi kabalığıma yandaş buluyorum) Bunu başka bir dille karşılaştırdığımda Örneğin İngilizce bana göre çok çok daha kibar Türkçeden.Ama nedense "amele dili" olarak da söylendiği de olmuştur. Bunun tarihe yorumluyorlarÖneri anlamında "should" emir ya da kural anlamında "have to" ya da "must" kullanılabiliyor.
Kişisel olarak tavsiye ve öneri olarak farklı kelimelerin(dolandırmadan) emir yerine de farklı bir kelime kullanarak kendimizi ifade etmeyi isterdim.Taktım ben "should" a ama çok dertliyim Türkçe konusunda. Ayrıca saf bir dil olmasını beklemiyorum diller birbirinden etkilenmiştir tıpkı diğer dillerin de etkilendiği gibi bu kaçınılmaz.
Bilmem hiç ütopya kurdunuz mu?Benim ütopyamdaki özelliklerden biri de bütün insanların sadece tek bir dili kullanması. Dünyada sürekli bir dil yok oluyor.Bu aynı zamanda kültürün de yok olduğunu gösteriyor. Efkara bağlandım şimdi Türkçeyi koruyalım falan desem yazdığımdan utanacağım... Bu konu uzar arkadaş...Bu memlekette dil konusu çok dertli bir konu.Valla dil dile gelir oturur ağlar.
Gönülden katılıyorum..Aynı fiilin cümledeki yerine göre onlarca farklı eylemi ifade ediyor olmasından hep rahatsızlık duydum..Evlendir-me dairesi, satınal-ma komisyonu,denetle-me kurulu...Buradaki son eklere takmıştım bir vakit..Örneklerdeki vurgunun, Yap-ma, konuş-ma ...daki gibi negatif bir emir yansıması yaptıklarını düşünürüm ve dilde radikal bir yapılanmaya gereksinirim kişisel olarak..O zaman felsefe, bilim ..de yerliyerine oturacak, çatışan değil anlaşan bir toplum olacağız...
Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.
Kendi dilini yetersiz gören arkadaşlar acaba bugüne kadar hayatlarındakş iletişim olgusunu nasıl yoğurmuşlar merak ediyorum
Bilginin peşinden hiç durmadan koşmak ümidiyle.
Dil konusundaki saptamalar kötülemek amacıyla yapılmamıştır, sadece durumu ortaya koyar.İletişimde:
-onu demek istemedim
-o anlamda değil
-beni yanlış anladınız
-anlatabiliyor muyum?
-O lafı kötüye çekme..vs ..., açıklamalara enerji ve zaman harcayarak..doğru anlaşıldığım/anlattığımdan pek de emin olamayarak..Doğru anladığımdan emin olana dek karşı tarafı zorladığımdan, çoğu kez "kıt anlayışlı" muamelesi görerek..Oysa kavram/içeriklere takılmasam, pekala hoş sohbet biri olabilirdim.Nasıl olsa kimse kimseyi derinlemesine dinleyip anlamaya çalışmıyor, neler söyleyeceğini düşünüyor.. cıvıldaşan mutlu kuşlar gibi..
Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.
Bslik bile Turkceye "ihanet etmis"
"Bye bye" turkce degildir. Turkcesi kullanima gore "gule gule" ya da "allahaismarladik" tir.
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
Bye Bye Türkçe
Yukarıda açıklamama rağmen böyle diyorsanız tekrar okumanızı tavsiye ederim. Bana göre ifade/anlatımda eksiklerimiz ortadadır. Bu her hangi bir dili diğerinden üstün tutmak değil eksikliği görmekle alakalıdır. Azcık özeleştiri yapsanız iletişim olgusunu yeterince doğru kullanamadığımızı görürsünüz.
Eğer bir dil seçme alternatifim olsaydı yani bir ütopya ülkesi kuracaksam bunu yeryüzünde hiç var olmayan bir dil yaratarak kullanırdım. İnsanları bir birinden ayıran hiç bir dil kutsal değildir bende.
Yaşadığım ülkenin resmi diliyle yazıyorum.Anadolu'daki bütün dilleri ayrı saygı duyarım.Bunların arasında İngilizce yok:) Ama dünya genelinde de ortak dil kabul edilmiştir. Bunun da tarihine bakarsanız kültürel asimilasyonlarla/kırımlarla gayet başarılı çalışmalarını(!) görebilirsiniz. Türkçe de kutsal değildir sadece ortak/resmi dildir.Türkiyede yaşayan insanlarla kendimi yeterince(!) ifade ettiğim bir dildir. Yukarıda örnekte de dil konusunda mağduruyetim(!) çoktur.
glsezinrs'in diğer bir tespitine gelince: "Danışma" gibi insanlara bilgi aktarımlarının yapıldığı bir yerde olumsuzluk eki veren "me/ma" ekinin yerine başka harflerle türetilen bir eki tercih ederdim.
Arapların, Arapçayı "Allah'ın dili" görüp kutsal görmeleri gibi bir şeyi savunmuyorum. En iyisi benim ütopya; yeni bir dil yaratılmalı.Dünya insanları bu dili kullanmalı.
Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)
dil, insan bilincinin en önemli ögesi olarak düşüncenin kendini dışavurumunun aracıdır... ve biz ona ne kadar özen gösterirsek, nasıl yaparsak öyle olur... ama aynı zamanda o da geri dönüp bizi ciddi şekilde etkiler... ve deyim yerindeyse, bizi nasıl yaparsa öyle oluruz... yeterince gelişmiş, zengin ve özgün bir dil üretebilirsek, o da bizi ona göre, kavrayıcı, kapsayıcı ve derinlikçi bir bilinçle ödüllendirir...yoksa bir hödük olup çıktığımızı fark edemeyiz bile.....