2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: Furuğ Ferruhzad

  1. #1
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart Furuğ Ferruhzad

    Yeniden Merhaba Diyeceğim Güneşe

    Yeniden merhaba diyeceğim güneşe
    Gövdemde akan nehirlere
    Bulutlar gibi uzayıp giden düşünceme
    Benimle birlikte kuru mevsimlerden gecen
    Bahçemdeki ağaçların hüzünlü büyümesine
    Gecenin kokusunu hediye eden kargalara
    Yaşlılık biçimim olan ve aynada yaşayan anneme
    Tekrarlanan şehvetimle döllenen yeryüzüne
    Yeniden merhaba diyeceğim
    Geliyorum, geliyorum, geliyorum,
    Saçlarımla: Yeraltı kokularının devamı
    Gözlerimle: Karanlık tecrübesiyle
    Duvarların ötesinden kopardım dallarımla,
    Geliyorum, geliyorum, geliyorum,
    Ve aşkla dolu avluda bekleyen kıza
    Yeniden merhaba diyeceğim.

    Furuğ Ferruhzad
    İran, 1936-1968

    ÇEVİREN: Cavit Mukaddes
    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  2. #2

    Üyelik tarihi
    29 Temmuz 2009
    Yaş
    23
    Mesajlar
    9

    Standart



    Yeniden Doğuş

    tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir
    seni, kendinde tekrarlayarak
    çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek

    ben bu ayette seni ah çektim, ah
    ben bu ayette seni
    ağaca ve suya ve ateşe aşıladım

    yaşam belki
    uzun bir caddedir, her gün filesiyle bir kadının geçtiği
    yaşam belki
    bir urgandır, bir adamın daldan kendini astığı
    yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur
    yaşam belki, iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir sigaradır
    ya da birinin şaşkınca yoldan geçişi
    şapkasını kaldırarak
    başka bir yoldan geçene anlamsız gülümsemeyle “günaydın” diyen

    yaşam belki de o tıkalı andır
    benim bakışımın senin buğulu gözlerinde kendini paramparça yıktığı
    ve bir duyumsama var bunda
    benim ay ve karanlığın algısıyla birleştireceğim.

    yalnızlık boyutlarındaki bir odada
    aşk boyutlarındaki yüreğim
    kendi mutluluğunun sade bahanelerini seyreder
    saksıda çiçeklerin güzelim yok oluşunu
    ve senin bahçemize diktiğin fidanı
    ve bir pencere boyutlarında öten
    kanarya ötüşlerini

    ah...
    budur benim payıma düşen
    budur benim payıma düşen
    benim payıma düşen
    bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür
    benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir
    ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette
    benim payıma düşen anılar bahçesinde hüzünlü bir gezintidir

    ve “ellerini
    seviyorum” diyen
    sesin hüznünde ölmektir

    ellerimi bahçeye dikiyorum
    yeşereceğim,biliyorum,biliyoru m,biliyorum
    ve kırlangıçlar mürekkepli parmaklarımın çukurunda
    yumurtlayacaklar

    küpeler takacağım kulaklarıma
    ikiz iki kirazdan
    ve tırnaklarımı papatya çiçeği yapraklarıyla süsleyeceğim
    bir sokak var orada
    aynı karışık saçları, ince boyunları ve sıska bacaklarıyla
    küçük bir kızın masum gülüşlerini düşünüyorlar
    bir gece rüzgarın bizi alıp götürdüğü.

    bir sokak var benim yüreğimin
    çocukluk mahallesinden çaldığı
    zaman çizgisinde bir oylumun yolculuğu
    ve bir oylumla gebe bırakmak bir zamanın kuru çizgisini
    bilinçli bir simgenin oylumu
    aynanın konukluğundan dönen

    ve böylecedir
    birisi ölür
    ve birisi yaşar
    hiçbir avcı,
    çukura dökülen hor bir arkta inci avlamayacaktır

    ben hüzünlü küçük bir periyi biliyorum
    okyanusta yaşayan
    ve yüreğini tahta bir kavalda
    usul usul çalan
    küçük hüzünlü bir peri
    geceleri bir öpücükle ölen
    ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan

    Furuğ FERRUHZAD
    Çeviren : Haşim Hüsrevşahi
    bilmek yanmaktır...

Members who have read this thread : 0

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0