5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Fotosentez ve Evrim

  1. #1
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.097

    Standart Fotosentez ve Evrim

    Bütün bu apaçık gerçeklere rağmen yine de evrim teorisini savunmaya devam edenler için, sorular sorarak bu sistemin tesadüfen oluşamayacağını bir kere daha görelim. Boyutu mikroskobik ölçülerle tanımlanan bir alanda kurulmuş bu örneksiz mekanizmayı tasarlayan kimdir? Öncelikle böyle bir sistemi bitki hücrelerinin planladığını yani bitkilerin düşünerek planlar yaptığını varsayabilir miyiz? Elbette ki böyle bir şeyi varsayamayız. Çünkü, bitki hücrelerinin tasarlaması, akletmesi gibi bir şey söz konusu değildir. Hücrenin içine baktığımızda gördüğümüz kusursuz sistemi yapan hücrenin kendisi değildir. Peki öyleyse bu sistem düşünebilen yegane varlık olan insan aklının bir ürünü müdür? Hayır değildir. Milimetrenin binde biri büyüklüğünde bir yere yeryüzündeki en inanılmaz fabrikayı kuranlar insanlar da değildir. Hatta insanlar bu mikroskobik fabrikanın içinde olan bitenleri gözlemleyememektedirler bile.

    Bu gibi soruların cevaplarının niçin "hayır" olduğu, evrimcilerin iddialarıyla birlikte incelendiğinde, bitkilerin nasıl ortaya çıktığı konusu daha iyi açıklığa kavuşacaktır. Evrim teorisi bütün canlıların aşama aşama geliştiğini, basitten komplekse doğru bir gelişim olduğunu iddia eder. Fotosentez sistemindeki mevcut parçaları belli bir sayıyla sınırlayabildiğimizi varsayarak bu iddianın doğru olup olmadığını düşünelim. Örneğin fotosentez işleminin gerçekleşmesi için gerekli olan parçaların sayısının 100 olduğunu varsayalım (gerçekte bu sayı çok daha fazladır). Varsayımlara devam ederek, bu 100 parçanın bir iki tanesinin evrimcilerin iddia ettikleri gibi tesadüfen, kendi kendine oluştuğunu varsayalım. Bu durumda geriye kalan parçaların oluşması için milyarlarca yıl beklenmesi gerekecektir. Oluşan parçalar bir arada bulunsalar bile diğerleri olmadığı için bir işe yaramayacaklardır. Tek biri olmadığında diğerleri işlevsiz olan bu sistemin diğer parçaların oluşumunu beklemeleri imkansızdır.

    Dolayısıyla canlılara ait tüm sistemler gibi, karmaşık bir sistem olan fotosentez de evrimin öne sürdüğü gibi, zaman içinde, tesadüflerle, yavaş yavaş oluşan parçaların art arda eklenmesiyle meydana gelmesi akıl ve mantıkla bağdaşan bir iddia değildir. Bu iddianın çaresizliğini fotosentez işleminde gerçekleşen bazı aşamaları kısaca hatırlayarak görebiliriz. Öncelikle fotosentez işleminin gerçekleşebilmesi için mevcut bütün enzimlerin ve sistemlerin aynı anda bitki hücresinde bulunması gereklidir. Her işlemin süresi ve enzimlerin miktarı tek bir seferde en doğru biçimde ayarlanmalıdır. Çünkü gerçekleştirilen reaksiyonlarda oluşabilecek en ufak bir aksaklık, örneğin işlem süresi, reaksiyona giren ısı veya hammadde miktarında küçük bir değişiklik olması, reaksiyon sonucunda ortaya çıkacak ürünleri bozacak ve yararsız hale getirecektir. Bu sayılanların herhangi bir tanesinin olmaması durumunda da sistem tamamen işlevsiz olacaktır.

    Bu durumda akla bu işlevsiz parçaların, sistemin tümü oluşana kadar nasıl olup da varlıklarını sürdürdükleri sorusu gelecektir. Ayrıca boyut küçüldükçe, o yapıdaki sistemin üzerindeki aklın ve mühendisliğin kalitesinin arttığı da bilinen bir gerçektir. Bir mekanizmadaki boyutun küçülmesi bize o yapı üzerinde kullanılan teknolojinin gücünü gösterir. Günümüz kameralarıyla seneler önce kullanılan kameralar arasında bir karşılaştırma yapıldığında bu gerçek daha net görülecektir. Bu gerçek, yapraklardaki kusursuz yapının önemini daha da arttırmaktadır. İnsanların büyük fabrikalarda dahi yapamadıkları fotosentez işlemini bitkiler nasıl olup da bu mikroskobik fabrikalarında gerçekleştirmektedirler?

    İşte bu ve benzeri sorular evrimcilerin hiçbir tutarlı açıklama getiremedikleri sorulardır. Buna karşın, çeşitli hayali senaryolar üretirler. Üretilen bu senaryolarda başvurulan ortak taktik, konunun demagojiler ve kafa karıştırıcı teknik terim ve anlatımlarla boğulmasıdır. Olabildiğince karışık terimler kullanarak bütün canlılarda çok açık görülen bir gerçeği, "Yaratılış Gerçeği"ni örtbas etmeye çalışırlar. Neden ve nasıl gibi sorulara cevap vermek yerine, konu hakkında ayrıntılı bilgiler ve teknik kavramlar sıralayıp sonuna bunun evrimin bir sonucu olduğunu eklerler.

    "Görmüyorlar mı; Biz suyu çorak topraga sürüyoruz da onunla ekin bitiriyoruz; ondan hayvanları, kendileri yemektedir? Yine de görmüyorlar mı?" (Secde Suresi, 27)

    Bununla birlikte en koyu evrim taraftarları bile, çoğu zaman bitkilerdeki mucizevi sistemler karşısında hayretlerini gizleyememektedirler. Buna örnek olarak Türkiye'nin evrimci profesörlerinden Ali Demirsoy'u verebiliriz. Prof. Demirsoy, fotosentezdeki mucizevi işlemleri vurgulayarak, bu kompleks sistemin karşısında şöyle bir itirafta bulunmaktadır:

    Fotosentez oldukça karmaşık bir olaydır ve bir hücrenin içerisindeki organelde ortaya çıkması olanaksız görülmektedir. Çünkü tüm kademelerin birden oluşması olanaksız, tek tek oluşması da anlamsızdır.1

    Fotosentez işlemindeki bu kusursuz mekanizmalar şimdiye kadar gelmiş geçmiş bütün bitki hücrelerinde vardır. En sıradan gördüğünüz bir yabani ot bile bu işlemi gerçekleştirebilmektedir. Reaksiyona her zaman aynı oranda madde girer ve çıkan ürünler de hep aynıdır.

    Reaksiyon sıralaması ve hızı da aynıdır. Bu istisnasız bütün fotosentez yapan bitkiler için geçerlidir. Bitkiye akletme, karar verme gibi vasıflar vermeye çalışmak elbette ki mantıksızdır. Bunun yanı sıra bütün yeşil bitkilerde var olan ve kusursuz bir şekilde işleyen bu sisteme "tesadüfler zinciri ile oluştu" şeklinde bir açıklama getirmek de her türlü mantıktan uzak bir çabadır.

    İşte bu noktada karşımıza apaçık bir gerçek çıkar. Olağanüstü kompleks bir işlem olan fotosentez bilinçli olarak tasarlanmıştır, yani Allah tarafından yaratılmıştır. Bu mekanizmalar bitkiler ilk ortaya çıktıkları andan itibaren vardır. Bu kadar küçük bir alana yerleştirilmiş olan bu kusursuz sistemler bize kendilerini tasarlayanın gücünü gösterirler.
    Biz bir kac tembel, vakt-i kerahet bir uykuya dalmisiz, bir lugat paralamalar, bir tuhaf ruyalar, tabire gelmez.

  2. #2

    Üyelik tarihi
    21 Şubat 2010
    Yaş
    53
    Mesajlar
    304

    Standart

    Foto Sentez olayı ve bitkilerdeki solunum Anadolu Üniversitesi Prof larının bir çalışması ve doğa dışında Labaratuvar deneyleri aktarımı aşşağıdadır, Foto Sentez olayı biyolojik ortamdaki kimyasal reaksiyonlar sonucu ortaya çıkar, ışık ve benzeri değişkenler sonucuda değiştirirken yaşamda o değişimler çerçevesinde etkileşime uğrar, Yazınızdaki anlatım uzun süredir bu konuda kaynağı belli olmayan yerden büyük harcamalarla götürülen Harun Yahya kampanyası çizgisinde...
    Foto sentez olayı bilinçli tasarlanmış bir olay değil her labaratuvar ortamında farklı ışık kaynakları ile farklı sonuçlara gidileceği ispatlanan bir yapıdır...
    Sizce AKP yönetim ilk geldiğinde değiştirdiği kadro TÜBİTAK olmuştur...
    Elbetteki canlı yaşamnın oluşum ve gelişiminin bilimsel çözümlerini sulandırıp toplumu istedikleri yönde düzenlerini sürdürmek için...


    Bitkilerde Fotosentez ve
    Solunum
    Yazarlar
    Prof.Dr. Ahmet ÖZATA
    Yrd.Doç.Dr. Cengiz TÜRE


    1.Giriş
    Doğada meydana gelen ve canlılığın ışık ile iletişim gösteren en belirgin temel olaylarından
    biri "fotosentez" dir. Fotosentez ışık enerjisinin biyolojik olarak kimyasal
    enerjiye dönüşümü olayıdır. Enerji yönünden tüm canlı organizmalar kesinlikle
    fotosenteze bağımlıdır, çünkü gerekli besin maddelerinin ve hatta atmosferdeki oksijenin
    kökeni fotosentezdir. Canlı hücrelerin büyük bir çoğunluğu, basit bir algden,
    büyük ve karmaşık kara bitkilerine kadar fotosentez yaparlar.
    İnsan yaşadığı ortamda kendi gereksinmelerine göre bir çok değişiklikleri yapma
    yeteneğine sahip olmasına rağmen, tüm beslenme sorunu için tamamıyla diğer organizmalara
    bağlıdır. Bu besin piramidinin tabanını fotosentez yapan bitkiler oluşturur.
    Yediğimiz her şey, ya doğrudan doğruya bitkisel kökenli, ya da bu kökenden
    türemiş maddelerdir.
    Gerçekten fotosentez tek başına büyük bir olaydır. Her yıl dünyada 690 milyar ton
    karbon dioksit (CO2) ve 280 milyar ton su (H2 O) dan fotosentez yolu ile 500 milyar
    ton karbonhidrat üretilmekte ve 500 milyar ton oksijen atmosfere verilmektedir.
    Canlıların büyük bir çoğunluğu için oksijen, besin kadar önemlidir. Oksijen (O2)
    hayatsal olayların sürekliliği için gerekli olan, besinlerde depo edilmiş enerjiyi serbest
    hale getirir. Canlıların çoğu havadaki serbest oksijeni kullanır. Bir kısım organizmalar
    (bazı bir hücreliler, ilkel bitkiler, yassı ve yuvarlak parazit solucanlar)
    enerji elde etmek üzere çevrelerindeki eser miktarda oksijenden bile faydalanabilirler.
    Diğer bir kısım organizmalar ise serbest oksijen olmadan da enerji elde edebilirler
    (Anaerobik solunum). Fakat kompleks yapılı bitki ve hayvanlar, yaşamak için çok
    miktarda oksijen kullanmak zorundadırlar (Aerobik solunum). Öyleyse kompleks
    yapılı organizmaların canlılığının devamı ve yayılması oksijenin varlığına bağlıdır.
    Deney 1. Klorofil Elde Edilmesi
    Yeşil bitkilerin kloroplastlarında meydana gelen fotosentez de, havanın karbon dioksidi
    ve suyun varlığında karbonhidrat ve oksijen oluşturulmasıdır. Fotosentez
    olayını detaylı bir şekilde ortaya koymadan önce klorofil ile ilgili bazı deneyler gösterilecektir.
    Araç ve Gereçler: Isırgan otu (Urtica) yaprağı, kum, havan, kurutma kağıdı, tebeşir,
    benzen, alkol, su.
    Uygulama: Bir havan içine hücrelerin parçalanmasını kolaylaştırmak için kum
    ve alkol konulup ısırgan otunun yaprakları ilave edilerek iyice ezilir. Bunun sonucunda
    koyu yeşil boyalı bir eriyik elde edilir. Buna ham klorofil ekstresi adı verilir.
    Ham klorofil ekstresi hem klorofil, hem de diğer renk maddelerinden olan karotin
    ve ksantofil boyalı maddeleri de içermektedir.
    Bunları ayırmak için ekstre filitre kağıdından süzülür. Süzülen bu berrak ekstreden
    bir miktar alınarak bir deney tüpüne aktarılır. Tübün üzerine aynı miktarda benzen
    ile bir kaç damla su ilave ediler. Su ilave edilmesinin amacı alkol karışımının yoğunluğunu
    arttırıp, benzenin kolayca tübün üst kısmına çıkmasını sağlamaktır. Bir süre
    sonra tübün üst kısmında benzende eriyen klorofilin , alt kısmında ise alkolde kalan
    sarı renkli karotin ve ksantofil bulunur.
    Bu şekilde ayırmak, kaba bir yöntemdir. Bu ayrımı daha ayrıntılı bir biçimde gözleye
    bilmek için kağıt ve tebeşir yardımıyla basitçe yapılabilecek olan bazı uygulamaları
    örnek olarak verebiliriz.
    Bu uygulamada yukarıda adı geçen renkli maddeler molekül ağırlığı ve adsorbsiyon
    derecelerine göre ayrılırlar. Bir petri içine süzülmüş olan berrak klorofil ekstresinden
    bir miktar koyulur. İçerisine şerit şeklinde kesilerek hazırlanmış kurutma
    kağıdı ile tebeşir yerleştirilir. Bir süre sonra kağıdın ve tebeşirin üst kısımlarında sarı
    renkli karotin ve ksantofil, alt kısımda ise yeşil renkli klorofilin toplandığı görülür.
    Bu kademeli renk farkı adı geçen renk maddelerinin molekül ağırlıklarının ve adsorbsiyon
    derecelerinin farklı olmasında ileri gelir.
    38 B İ T K İ L E R D E F O T O S E N T E Z V E S O L U N U M
    Karotin
    +
    Ksantofi
    Klorofi
    Şekil 4.1: Elde Edilen Klorofilin Deney Tüpündeki Durumu
    A B
    Karotinoidler
    Klorofi
    Şekil 4.2: Kağıt Kromotoğrafisi ve Tebeşir Yardımıyla Bitkilerde Klorofilin Ayırt Edilmesi


    Deney 2. Fotosentez Olayında Organik Madde Sentezlendiğinin Gösterilmesi
    Fotesentezde ışığın katalizörlüğü altında karbon dioksit ve suyun bitkiler tarafından
    birleştirilerek organik madde (glikoz) sentezlenmesidir. Bu maddeler ya olduğu
    gibi ya da uzun zincirler şeklinde paketlenerek nişasta şeklinde depolanırlar.
    Amacımız fotosentezin bir ürünü olan glikozun sentezlendiğini ortaya koymaktır.
    Araç ve Gereçler : Ebegümeci ve yaprağı iki renkli olan bir bitki yaprağı, siyah renkli
    kağıt, potasyum iyodür (KI), sıcak su.
    Uygulama : Yaprağı iki renkli olan bitkiyi alarak uzun bir müddet ışık altında tutunuz.
    Ebegümeci bitkisinin bir yaprağının yarısını siyah bir kağıt ile kapatarak diğer
    bitkiyle birlikte aynı sürede olmak şartıyla ışık altında bırakınız. Daha sonra bu bitkileri
    saplarından keserek kaynamakta olan suyun içerisinde hücrelerinin ölmesini
    ve çeperlerinin dağılmalarını sağlayınız. Bu iş için iki dakikalık bir süre yeterli olacaktır.
    Yapraklar yeşil rengini kaybedince potasyum iyodürle muamele ediniz. Işıkta
    kalmış yeşil renkli bölgelerin nişasta oluşumundan dolayı mavi bir renk aldığını,
    yeşil olmayan kısımların ise renk vermediğini göreceksiniz (Şekil 4. 3).
    Deney 3. Fotosentez İçin Karbondioksitin Varlığının Zorunlu Olduğunun
    Gösterilmesi
    Yeşil bir bitki oldukça yoğun olarak ışık altında bırakılsa bile, eğer ortamda karbon
    dioksit bulunmuyorsa bitki bir süre sonra sararmaya başladığı ve gelişiminin durduğu
    gözlenir. Bunu aşağıdaki gibi bir deneyle ispatlamak mümkündür.
    Araç ve Gereçler : Bir dal parçası, kavanoz, tüp, tıpa, potasyum hidroksit (KOH), su.


    Uygulama : Bir bitki dalı alınarak iki yaprağı içerisinde su ve potasyum hidroksit
    bulunduran bir tüple birlikte (tüpün ağzı açık durumda) geniş ağızlı bir şişe veya
    kavanoz içerisine bırakılır. Bir süre sonra dalın kavanoz içerisinde kalan kısmında
    yaprakların sararıp solduğu görülür. Bir müddet daha sonra ise yapraklar tamamen
    ölür. Buna neden olan faktör, büyük şişedeki karbon dioksitin potasyum hidroksit
    tarafından emilerek şişe içerisindeki yaprakların ışık ve suyu aldıkları halde karbon
    dioksit yetersizliğinden fotosentezi yapamamalarındandır. Böylece fotosentez için
    ortamda karbondioksite kesinlikle gereksinim duyulduğu ispatlanmış olur (Şekil 4.
    4).
    Deney 4. Fotosentezi Etkileyen Faktörlerin Birlikte İncelenmesi
    Aynı canlı materyeli üzerinde, fotosentezi etkileyen faktörlerin birinin etkisini değiştirip
    (ışık, karbon dioksit, sıcaklık gibi) diğerlerininkinin sabit tutulması ile fotosentez
    hızında meydana gelen değişikliklerin incelenmesi ve bu faktörlerin etkilerinin
    karşılaştırılması şeklinde gösterilecektir.
    Araç ve Gereçler: Elodea bitkisi, beher, huni, ışık kaynağı, %4'lük potasyum bikarbonat
    (KHCO3), %1'lik KHCO3, termometre, ispirto ocağı, milimetrik kağıt.
    Uygulama: Bu deney için Elodea su bitkisi kullanılacaktır. Elodea bitkisi içi su
    dolu bir cam kaba alınır. Bitkinin üzeri çıkacak olan gaz kabarcıklarını toplayacak
    olan bir huniyle şekilde görüldüğü gibi kapatılır (Şekil 4. 5). Işık faktörünün etkisini
    ölçmek için önce normal ışıktaki kabarcık çıkışı tespit edilir. Bir lamba yardımıyla
    düzeneğe ışık verilir ve kabarcık çıkışı gözlenir. Fotosentez hızı ile aydınlatma şiddeti
    arasındaki ilişki grafikte gösterilir.
    Karbondioksit konsantrasyonunun etkisini inceleyebilmek için de başka bir kaba
    yine ortamı su ile hazırlanmış %4'lük KHCO3 çözeltisi konur. Yine bitki bu düzeneğin
    içine yerleştirilip bu konsantrasyondaki fotosentez hızı ölçülür. Aynı işlem
    %1'lik KHCO3 için tekrarlanır. KHCO3 konsantrasyonuna karşı kabarcık sayısındaki
    değişim grafiği çizilir. Sıcaklığın fotosentez üzerine etkisini ölçmek içinde aynı
    düzeneğin sıcaklığı ölçülür ve bu sıcaklıktaki kabarcık sayısı saptanır. Daha sonra
    sıcaklık ispirto ocağı yardımıyla arttırılır ve kabarcık sayısı belirlenir. Sıcaklık kabarcık
    çıkışı durana kadar arttırılır. Sıcaklık ile fotosentez ilişkisi bir grafikte gösterilir.
    Deney 5. Aerobik Solunum
    Bu deneyle karbonhidratların havadan alınan O2 ile CO2 ve H2 O ya kadar yıkılıp
    enerji açığa çıktığını göreceksiniz.
    Araç ve Gereçler: Çimlenmekte olan bezelye taneleri, balon joje, cam boru, beher,
    KOH, renkli bir sıvı.
    Uygulama: Bu deney için, CO2 tutma özelliğine sahip potasyum hidroksit (KOH)
    kristalleri pamuğa sarılarak çimlenmekte olan bezelye taneleri ile birlikte bir balon
    joje içine yerleştirilir. Daha sonra balon şekilde görüldüğü gibi bir ucu renkli sıvıya
    batırılmış kılcal boru ile birleştirilir (Şekil 4. 6).
    Bir süre sonra bezelyelerin solunum yapması sonucu O2 alınıp CO2 verilir. Dışarıya
    verilen bu CO2, KOH kristalleri tarafından tutulur ve azalan hacim kadar kılcal
    boruda sıvı yükselir.
    Deney 6. Anaerobik Solunum
    Havanın serbest oksijeni ile temas halinde olmayan bazı bitkiler, kendileri için gerekli
    olan enerjiyi, organik maddeleri enzimatik faaliyetlerle parçalayarak sağlarlar.
    Bu parçalanma sonucunda açığa çıkan gaz CO2 'tir.
    Araç ve Gereçler: Çimlenmekte olan nohut, deney tüpü, civa, beher.
    Uygulama: Çimlenmekte olan bir kaç nohut tanesini deney tüpünün içine yerleştirin.
    Sonra tüpü tamamıyla civa ile doldurun ve ters çevirerek yine civa dolu bir kabın
    içine batırın. Daha sonra cıva dolu kabın üzerine su ilave edin. Bir süre sonra tohumların
    anaerobik solunumu sonucu ortaya çıkan gaz tüpteki civayı aşağıya doğru
    ittiğini göreceksiniz (Şekil 4. 7). Bu da bize havadaki serbest oksijen yerine bitki
    dokularındaki bağlı oksijenin kullanıldığını gösterir.
    B İ T K İ L E R D E F O T O S E N T E Z V E S O L U N U M 43
    Tohumlar
    Su
    Civa
    Şekil 4.7: Anaerobik Solunum Deney Düzeneği
    Şekil 4.8: Fermantasyon Deney Düzeneği


    Özet
    Doğada meydana gelen ve canlılığın ışık ile iletişim gösteren en belirgin temel olaylarından
    biri "fotosentez"dir. Fotosentez ışık enerjisinin biyolojik olarak kimyasal enerjiye dönüşümü
    olayıdır. Enerji yönünden tüm canlı organizmalar kesinlikle fotosenteze bağımlıdır,
    çünkü gerekli besin maddelerinin ve hatta atmosferdeki oksijenin kökeni fotosentezdir. Canlıların
    büyük bir çoğunluğu için oksijen, besin kadar önemlidir. Oksijen (O2) hayatsal olayların
    sürekliliği için gerekli olan, besinlerde depo edilmiş enerjiyi serbest hale getirir. Canlıların
    çoğu havadaki serbest oksijeni kullanır. Bir kısım organizmalar (bazı bir hücreliler, ilkel
    bitkiler, yassı ve yuvarlak parazit solucanlar) enerji elde etmek üzere çevrelerindeki eser miktarda
    oksijenden bile faydalanabilirler. Bu ünitede bitkilerde fotosentez olayını, fotosenteze
    etki eden faktörleri, oksijenli ve oksijensiz solunum olaylarını, fermantasyon olayının nasıl
    meydana geldiği bazı deneylerle gösterilmeye çalışılmıştır.


    Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar
    Ocakverdi, H., Konuk, M., (1989) Bitki Fizyolojisi Laboratuvar Kılavuzu, Selçuk
    Üniv. Eğitim Fak. Yay: 14, Konya.
    Önder, N. Yentür, S., (1991) Bitki Fizyolojisi Laboratuvar Kılavuzu, İstanbul.
    Üniv. Fen Fak.Yay. No: 220, İstanbul.
    Önder, N., (1985) Genel Bitki Fizyolojisi, İstanbul Üniv. Fen Fak. Yay. No: 189, İstanbul.
    Değerlendirme
    Bilgi gömü gibidir,bulup çıkarmak için onu, emek ister....

  3. #3
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.097

    Standart

    Alıntı turko29 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Foto sentez olayı bilinçli tasarlanmış bir olay değil her labaratuvar ortamında farklı ışık kaynakları ile farklı sonuçlara gidileceği ispatlanan bir yapıdır...
    Ne diyebilirim ki size. Yani neyi ispat etmek istediginizi anlamadim acikcasi. Sibiryada yasayan bir insanin sicaklik kavrami ile afrikada yasayan bir insanin sicaklik kavrami elbette farkli olacaktir. Biraz dusunende sebebini bilir zaten. Sibirya ve Afrika'yi labaratuar olarak kabul edersek insanida foto sentez yapan bitki...

    Bir cok yerde Gulenciler AKP vs gibi dusuncelerinizi sunmussunuz. Ben tarikat uyesi degilim. AKP'li degilim. TUBITAK'in size neler yaptigini ayri bir zamanda gorusebiliriz. Ben uzayda ezan sesi duyanlara inanmayan birisiyim de ayrica. Dini, muslumanligi farkli sekilde anlayip insanlara farkli sekilde sunan insanlar var elbette. Bunun olmasi kadar dogal birseyde yok. Insanlarin zenci, cuce, uzun, sarisin, kumral esmer olmasinin dogalligi kadar. Allah'a inanmamak neden bu kadar zor ki? Bu asilik neden yani? Bilim acikliyor o yuzden Allah yok mu yani? Farzedelim ki Allah yok ne kaybederim ki O'na inanmak ile? Ama var ise siz cok sey kaybedeceksiniz. Yaklasimlariniz hic bilim adami vari degil;

    Kuran'i okurken aa bakayim hirsizliktan bahsetmis mi diyip hirsizlik kelimesini yazip tarattirip ayetleri okuyup Kuran'i anlamaya calisan biri ile ben Kuran ayetleri hakkinda ne konusabilirim ki? Musluman kelimesinin daha anlamini bilmeyen biri ile muslumanligi tartismak ne kadar dogru olabilir ki? Tipki adenini sitozini timini guanini ve bunlarin ne ise yaradigini bilmeyen biri ile DNA hakkinda konusmak gibi birsey bu.

    Ben imam degilim, bilim adamida degilim. Eger din hakkinda Allah hakkinda supheleriniz varsa gidin bunu ehli olan kisiden ogrenmeye calisin. Cunku ben bilimi profesorlerden ogrenmeye calisan bir ogrenciyim.

    Bu hususta size bilimsel olarakta birseyler anlatmaya calistim. Fakat goruyorum ki nafile bir caba icerisindeyim. Ne ben sizin inandiginiz sekil ile inanirim, nede siz benim. Bu sebeple bosa harcanmis zamandan baska birsey degil yaptigimiz.

    Hatta ve hatta bazi an oluyor ki durum hakaretlere variyor. Bu demek oluyor ki kelimeler tukeniyor, tukenen kelimeler yerini kin nefret ve ofkeye birakiyor. Pascal'in dusuncesini yazdigimda aptal kelimesine bu kadar takilinacagini dusunmedim. Ne kadar cok insanimiz varmis meger Allah'a inanmayan. Ve bunlar bir o kadar da kelimelerini yazarken ifrat ve tefriti asiyorlar. Kendilerini pascal'dan daha akilli mantikli sanip kisisel hakaretlere kadar comert olabiliyorlar. Sen de o zaman aptalsin diyerek. Ben inandigim seyi gosterebilecek kadar comertim. Inanmayanlar hic birsey gosteremeyecek kadar acizler. Inanmayan insan olamaz. Elbet birseylere inaniyor, inanmak zorunda. Bu insanin dogasinda var. Bu yuzden atese inandilar. Bu yuzden gunese inandilar. Bu yuzden yildiza aya taslara suya havaya inandi insanlar. Siz onca sey anlatiyorsunuz yaziyorsunuz ciziyorsunuz hatta eminim ki cogu kisi okumadan bir kac satirdan sonra cevap yazmaya kalkiyor. Niyeti ogrenmek degil cunku. Deniz Baykal usulu karsi cikayimda ne olursa olsun. Bir arkadasimiz yazmis inananlar kopek gibidir, inanmayanlar aptal. Yazmista yazmis. Buna sen peki hangisisin dedigimizde ben ikisiyimde diyor. Ve yasida bilmem kac kusur. Daha inanip inanmayacagina karar verememis.

    Ve acikca soylemek gerekirse; burada Allah yok Kuran yalan diyen insanlarin gercek hayatlarinda mevlutlere gidip dua ettiklerini, kurban bayraminda kurban kesip etlerinden yediklerini, oldukleri zaman insanlari gomup cenaze namazi kildiklarini ve buna benzer seyleri yaptiklarina admim gibi eminim.
    Biz bir kac tembel, vakt-i kerahet bir uykuya dalmisiz, bir lugat paralamalar, bir tuhaf ruyalar, tabire gelmez.

  4. #4

    Üyelik tarihi
    21 Şubat 2010
    Yaş
    53
    Mesajlar
    304

    Standart

    Ne şu an nede başka bir an inanan insanlara yönelik bir saygısızlık yaptığımı sanmıyorum, Sürekli olarak bilmin aşşağılanarak doğmayı ön plana çıkarmanın yanlışlığını vurguluyorum, Harun Yahya gerçek kiiliği ile Adnan Hoca aldığı güçle Bilme saldırısında kullandığı Fotosentez ve Evrim düşüncesini aynı çizgide anlatımla görmem üzerine bu açıklamaları gerekli gördüm...
    Yaşamın bu günlere bu gelişmişlikle gelmesi ve İleriye gidişi bilimle olacak, Bu böyle yaratıldı anlayışı ile değil bilimsel araştırmalarla olacak, Yaşamdaki olayları yaratıcı isteseydi böylede yapardı mantığı ile ileriye gidilemez, Ben imam değilim, Bilim Adamı değilim diyorsunuz ama aktardıklarınız böyle demiyor, Bilim adamlığına ve Din adamlığına soyunmuş izlenim uyandırıyor...
    Bir yandan bilimsel adam olmayıp bir yandan bilimsel bilgi aktarmak, Bir yandan öğrenci olup diğer yandan DNA,adenini sitozini timini guanini sırlarının gizemini sunmaya çalışmak çelişkilerle dolu cümlerlerden öteye gitmez...
    Harun Yahyayı (Adnan Hocayı) bilim adamı gördüğünüz yerde zaten anlattıklarınızı anlama şansım kişisel olarak kalmaz...
    Net ortamında aldığım bilgiler diyorsanız aldığınız bilgilere dikkat etmelisiniz, kaynağın doğruluğunada, Ön yargı oluşturmak kolay ama onu kırmak zordur...
    Bilgi gömü gibidir,bulup çıkarmak için onu, emek ister....

  5. #5
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.097

    Standart

    Alıntı turko29 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben imam değilim, Bilim Adamı değilim diyorsunuz ama aktardıklarınız böyle demiyor, Bilim adamlığına ve Din adamlığına soyunmuş izlenim uyandırıyor...
    Bir yandan bilimsel adam olmayıp bir yandan bilimsel bilgi aktarmak, Bir yandan öğrenci olup diğer yandan DNA,adenini sitozini timini guanini sırlarının gizemini sunmaya çalışmak çelişkilerle dolu cümlerlerden öteye gitmez....
    Sanirim onunuzde saygi ile egilmem gerekiyor. Ordinaryus oldugunuzu soyleseydiniz bastan hic cumle kurmazdim affedin hocam.

    Ayrica celiskilerimi gosterirseniz sevinirim.
    Biz bir kac tembel, vakt-i kerahet bir uykuya dalmisiz, bir lugat paralamalar, bir tuhaf ruyalar, tabire gelmez.

Members who have read this thread : 1

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0