Felsefe.NET - Düşünce Eleştiri ve Paylaşım Platformu

Go Back   Felsefe.NET - Düşünce Eleştiri ve Paylaşım Platformu > Bilgi ve Tartışma > Araştırmalar

Etiketlenen üyelerin listesi

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 28.10.2013, 18:53   #31
 Lefty - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2012
Nereden:
Mesajlar: 4.806
Standart

Mu bir kıtadır. Üzerinde sadece bitkiler değil insanlar da yaşıyordu. Asya kıtası dendiği zaman sadece kara parçasını mı anlıyoruz? Kelime oyunları ile nereye varmaya çalıştığını da ben anlamadım.

950 yıl yaşayan bir peygamber doğal olarak o süreye yakın yaşayan insanlara peygamber olarak gönderilmiştir yoksa 70-80 yıl yaşayan birileri 950 yaşayan birini Yaratıcı sanabilirlerdi...Peygamber de insandır ve hangi dönemde yaşamışsa o insanlar ile aynı biyolojik vücut yapısına sahiptir.

Atatürk kendi yaşadığı koşullara göre kapsamlı bir araştırma yapmak için çabalamış fakat ömrü yetmemiştir. Kapsamlı araştırma şimdiki gibi internet üzerinden yapılmadığına göre dönemine göre kapsamlı sayılabilir fakat ömrü yetmediği için daha kapsamlı olamadan noktalanmıştır.

Mu Dili ve Maya dili aynı dil zaten arada çok az farklılıklar var. Dünyada semboller ile iletişim kurulan bir çağdan bahsediyoruz ve semboller her yerde aynı anlama geliyordu.

Eflatun gibi değerli bir düşünür Atlantis'i anlatıyor ve dikkate almıyoruz öyle mi? Üzgünüm ben çok ciddiye alıyorum.

Yunan alfabesinde her harf Mu dili ile benzerlik gösteriyor ve anlam olarak bir kıtanın batışını anlatıyor ve bunu da dikkate almıyoruz...

Kur'an'da kimsenin anlam veremediği, Hz. Muhammed'in bile bilip açıklamasına izin verilmediği harfler Mu dili ile aynı ve anlamları içeriyor ve bir kıtanın batışını işaret ediyor bunu da es geçiyoruz, peki...

Uzaylı da olabilirler fakat uzaylı bizim zannettiğimiz gibi garip görünüşlü yaratıklar değil, farklı yapıda ve başka gezegende yaşayan varlıklar olabilir. Alemlerin Rabbi Allah bir tek dünyanın Rabbi sanıyor olabilirsin fakat öyle değil.

Yok olan kavimler batan kıtalarda yaşamış olabilir. Bu kıtalara ulaşılamıyor diye yok saymak senin tercihindir. Bir gün bizim yaşadığımız kıtalar da yok olacak ve yeni kıtalarda yeni yaşamlar meydana gelecek buna çok şaşırmamak gerekiyor.

Tamam ispat edilene kadar ömrümüz yeterse o gün konuşuruz, şimdi saçmalıklar ile kafanı daha fazla karıştırmak istemem. Başlıktan çekiliyorum.


Lefty isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 28.10.2013, 23:24   #32
 sakal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2012
Nereden:
Mesajlar: 2.587
Standart

dijital Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

Kur'an'da kimsenin anlam veremediği, Hz. Muhammed'in bile bilip açıklamasına izin verilmediği harfler Mu dili ile aynı ve anlamları içeriyor ve bir kıtanın batışını işaret ediyor bunu da es geçiyoruz, peki...

Allah apaçık bir Kur'an indirdik diyor,sen peygamberin bile açıklamasına izin verilmeyen diyorsun...devlet sırrı mı tanrı sırrı mı nedir...Allah aşkına başka kaynakları isimleri kullan da Kur'an ı peygamberi bari bu asılsız iddiana alet etme lütfen.


sakal isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 28.10.2013, 23:37   #33
 Lefty - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2012
Nereden:
Mesajlar: 4.806
Standart

sakal Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Allah apaçık bir Kur'an indirdik diyor,sen peygamberin bile açıklamasına izin verilmeyen diyorsun...devlet sırrı mı tanrı sırrı mı nedir...Allah aşkına başka kaynakları isimleri kullan da Kur'an ı peygamberi bari bu asılsız iddiana alet etme lütfen.
Asılsız iddia derken? Kuran açıp okumak zahmetine katlanan herkes bu harflerin varlığını kendi gözü ile görebilirken sen Kuran'da bu harflerin olmadığını mı iddia ediyorsun?

Neyse sakal ben artık yorum yapmama kararı aldım zaten çünkü araştırma zahmetine katlanmadan sağdan soldan duyduklarınız ile yorum yapıyorsunuz. A Hoca bunu demiş B Hoca şöyle anlatmış v.s. önemli değil kendin okuyup anladıklarından sorumlusun ve benim Allah huzurunda vicdanım rahat sen bu tavsiyeleri kendine yap lütfen.


Lefty isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 28.10.2013, 23:41   #34
 sakal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2012
Nereden:
Mesajlar: 2.587
Standart

dijital Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Asılsız iddia derken? Kuran açıp okumak zahmetine katlanan herkes bu harflerin varlığını kendi gözü ile görebilirken sen Kuran'da bu harflerin olmadığını mı iddia ediyorsun?

Neyse sakal ben artık yorum yapmama kararı aldım zaten çünkü araştırma zahmetine katlanmadan sağdan soldan duyduklarınız ile yorum yapıyorsunuz. A Hoca bunu demiş B Hoca şöyle anlatmış v.s. önemli değil kendin okuyup anladıklarından sorumlusun ve benim Allah huzurunda vicdanım rahat sen bu tavsiyeleri kendine yap lütfen.
sende peygambere iftira atmayı bırak bende seninle uğraşmayım,efsanelerinle mutlu ol,dini Kur'anı katıp karıştırma işin içine..


sakal isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 28.10.2013, 23:43   #35
 sakal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2012
Nereden:
Mesajlar: 2.587
Standart

Allah bir peygamber gönderecek elçi olarak ve ona bazı ayetleri açıklama sakın haaa !!!diyecek..kim inanır,eh dijital inanır.


sakal isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 28.10.2013, 23:54   #36
 Lefty - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2012
Nereden:
Mesajlar: 4.806
Standart

Neyse...

****


Lefty isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 29.10.2013, 00:03   #37
 sakal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2012
Nereden:
Mesajlar: 2.587
Standart

.............anlamadık ya neyse !?!


sakal isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 29.10.2013, 00:09   #38
 Lefty - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2012
Nereden:
Mesajlar: 4.806
Standart

Kan davasına dönüşmeden bu konu hakkında yazdıklarıma son veriyorum, yazmıyorum artık rahat ol sakal...


Lefty isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 30.10.2013, 01:14   #39
 seyrialemir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2013
Nereden:
Mesajlar: 261
Standart

İslam bilgini ve düşünürü Muhiddin Arabi***8217;nin, Fusus ül-Hikem adlı kitabı gizemli kitapların içerisinde yer alıyor. Arabi, Allah***8217;ı ve peygamberleri anlatan bu kitabının, Hz. Muhammed tarafından yazdırıldığını belirtiyor. Araştırmacı ve yorumcu Şevket Pekel, Fusus ül-Hikem***8217;i inceledi.

İSLAM BİLGİNLERİNİN en önemlilerinden biri olan Muhiddin Arabi***8217;nin asıl adı, Ebu-bekir Muhyiddin Bin Ali***8217;dir. İslami felsefeye alışılmışın dışında bir yorum getiren Muhiddin Arabi, 1165 yılında İspanya***8217;nın Murciya kentinde doğdu. O dönemde, Murciya önemli kültür merkezlerinden biriydi. Muhiddin Arabi, ilk eğitimini burada aldı. Hocaları tarafından üstün öğrenci olarak nitelendirildiği için, eğitimini geliştirmesi amacıyla Endülüs***8217;teki Kurtuba kentine gönderildi. Babası ile beraber Kurtuba***8217;ya gelen Arabi, ünlü İslam düşünürü İbni Rüşd***8217;ün talebesi oldu.

İbni Rüşd***8217;ün bilgilerinden çok yararlanan Muhiddin Arabi, bu ünlü bilgini derinlemesine etkiledi ve kısa bir zaman sonra öğrenimini tamamlayarak oradan ayrıldı. İbni Rüşd onun için şöyle diyordu: ***8220;Ancak kitaplarda rastlanabilecek düzeyde, şimdiye kadar hiç karşılaşmadığım biri.***8221; Sonra ekliyordu: ***8220;Benim okuyarak elde ettiğim ilmi, o görünür halde şekillendirerek elde etti. Bende henüz düşünce halinde olanları ise, ona söylemeden, bana kendi düşünceleri olarak açıkladı.***8221;


***8220;Rüyamda peygamberi gördüm***8221;
Muhiddin Arabi, yazdığı kitaplarda olağan*üstü bilgiler verirken, birçok peygamber ve veli ile de görüştüğünü belirtir. Verdiği bilgilere göre bu görüşmeler üç şekilde gerçekleşmiştir:

a) Rüyada görerek,

b) Onları dünyaya davet ederek,
c) Bedenini terk edip, onların bulunduğu yere ulaşarak.

Arabi, 500***8242;den fazla kitap yazdı. Bunların içerisinde en ünlüleri Fütuhatı Mekkiye ve Fusus ül-Hikem***8217;dir. Fusus, onun tüm çalışmaları içerisinde en değerlisi olarak kabul edilir. Kitabın adı, her bölümün başlığından gelir ve ***8220;hikmetlerin özü***8221; anlamındadır.

Muhiddin Arabi, Fusus***8217;u yazma nedenini şöyle açıklıyor: ***8220;627 Hicret yılı, Muharrem ayının son günlerinde, Şam***8217;da iken. Tanrının peygamberi Hz. Muhammed***8217;i gerçek bir rüya anlamında gördüm. Elinde bir kitap tutuyordu. Bana dedi ki, bu Fusus ül-Hikem kitabıdır. Bunun al ve halka açıkla ve bu bilgilerden herkes yararlansın.***8221; 27 bölümden oluşan bir kitap olan Fusus ül-Hikem***8217;in her bölümünde bir peygamberin kişiliği ve görevlerinin özelliği anlatılır.

***8220;Allah, başlangıcı olmayandır***8221;
Fusus ül-Hikem, anlaşılması oldukça zor ve birçok araştırmacıyı uzun zamandır uğraştıran bir kitap. Muhiddin Arabi, peygamberlerle ilgili görüşlerini dile getirirken, kitabının bir bölümünü Allah kavramı üzerine ayırmış. Onun Allah düşüncesine olan yaklaşımı, farklılığı ve daha da önemlisi cesurca görüşler getirmesi bakımından dikkat çekiyor. Arabi, Fusus***8217;ta Allah***8217;ı şöyle tanımlar:

***8220;Tanrı, tektir ve eşsizdir,

Her şey O***8217;ndandır, her şey O***8217;nundur ve her şey O***8217;dur,

O, hiçbir şeye muhtaç olmayandır,

Allah, ***8216;bir***8217; tanımlamasıyla bile sınırlandırılamayandır.
Biz, Allah hakkında, kayıtsız, şartsız (salt) bilim ve hayat sahibidir deriz.
Buna göre, Allah diri ve bilgindir ve biz Hakk***8217;ın ilmi hakkında, O, başlangıcı olmayandır, deriz.***8221;

Muhiddin Arabi, Allah***8217;ın öncesi ve sonrası ile ilgili düşüncelerini, güçlü bir biçimde ortaya koyar ve şöyle der: ***8220;O, evvel (ilk, başlangıç) olmakla beraber bir başlangıca bağlanamaz. İşte, bu nedenle, O***8217;nun hakkında ***8216;ahir***8217; (son) tanımı kullanıldı. Başlangıç ve sonun aynı varlıkta olması, varlığın tekliğini gerektirir. Yani, O***8217;ndan başka bir varlığın olmadığını düşündürür. Çünkü bir şeye evvel veya son diyebilmek için ondan başka bir şeyin daha olması gerekir. Ancak, o zaman, o şeyin evvel ve son olduğu söylenebilir. Öyleyse, O***8217;nu başlangıç veya sondur, diye sınırlandıramayız.***8221; Böylece, Muhiddin Arabi, Allah kavramının sonsuzluğu hakkında bir fikir vermiş olur.

***8220;O***8217;nun İçin bilinmeyen yoktur***8221;
Muhiddin Arabi, Allah***8217;ın bütünlüğünü ve O***8217; nun idrak edilebilmesini, objektif bir biçimde ortaya koyarken, O***8217;nun ulaşılmazlığını da açıkça ortaya koyar:
***8220;Bil ki, Allah denilen varlık, kendisi bakımından tek ve eşsizdir, isim ve sıfatları (kudret ve imkânları), bakımından O bir ***8216;kül***8217;, yani topluluktur veya bütündür. Her yaratılanın ancak kendisine göre bir Rabbi, yani Tanrı***8217;sı vardır. Bu nedenle, Allah***8217;m yaratılana göre bir bütün olması mümkün değildir. Bununla beraber, hiçbir varlık için de, öncesizlik, yani başlangıçsızlık yoktur. O, yani başlangıcı olmayan varlık, parçalanmayı, bölünmeyi kabul etmez. O***8217;nun eşsiz birliği, kendisinde düşünce halinde var olan tüm kudret ve imkânların toplamı demektir. Demek ki, her varlık, kendisinin sahip olduğu değer kadar, yani ulaştığı anlayış, kavrayış ve bilinç kadar O***8217;nu idrak edebilir.***8221;

Arabi***8217;ye göre, insanın Allah***8217;ı tam olarak idrak edebilmesi hiçbir zaman mümkün değildir. Bunu da şöyle belirtir: ***8220;Hiçbir varlık, elde ettiği değerle, O***8217;nun eşsiz birliğini eksiksiz ve mükemmel olarak kendi varlığında bulamaz ve O***8217;na ulaşamaz. Bu mümkün değildir. Böyle olmasaydı, her bilinç sahibi varlık için hem kendisinin (mikrokozmos), hem de evrenin (makrokozmos) hiçbir gizliliği, bilinmeyenliği kalmaz. Yalnız, O***8217;nun için gizlilik ve bilinmeyen yoktur. Geri kalan her varlık için, çeşitli düzeylerde gizlilikler ve bilinmeyenler vardır.***8221;

***8220;Hiçbir varlık Allah***8217;ı idrak edemez. Bu, tam olarak mümkün olsaydı, insan hem kendisinin (mikrokozmos), hem de evrenin (makrokozmos) bütün gizemini ve bilinmeyenini öğrenirdi

Fusus ül-Hikem***8217;in birçok yerinde rastlanan örnekleme yöntemi bu noktada da ortaya çıkar ve Arabi devam eder: ***8220;Düzgün bir ayna karşısında, insanın görünen şekli, bakan kimsenin şeklinden başka bir şey değildir. Bazen, ayna yüzeyi pürüzlü veya eğimli olabilir; o zaman, bakan kişi kendisini olduğundan çok daha değişik görebilir. Yani, çok uzun veya çok şişman gibi***8230; Aslında, aynaya bakanda bir değişiklik yoktur ama görüntüyü sağlayan araç, yani ayna, ona farklı bir görünüm verir. Evrende, birbirinin aynı değerinde olan iki varlık yoktur. Çünkü, her varlık O***8217;nu kendi değerine uygun olarak belirtir. Cam kandil içindeki ışık, bakan kimseye kandil camının rengiyle görünür. Oysa, gerçekte kandil ışığının rengi yoktur. Bunu bilmeyen veya anlamayan ışığın renksizliğini inkâr eder.***8221;

***8220;Allah, yaradılıştan önce neredeydi?***8221;
Fusus ül-Hikem***8217;in en ilginç bölümlerinden birisi, Allah***8217;ın yaradılıştan önce nerede olduğunun anlatılmasıdır. Bu bölümde, Arabi, düşüncelerini coşkuyla iletirken, ortaya gizemli bir deyim atıyor: ***8220;Allah, tüm varolanları yaratmadan önce, ***8216;Ama***8217;daydı. Sonra, arş, yani âlem üzerine yayıldı.***8221; ***8216;Ama***8217; sözü, tasavvur edilmesi, düşünülmesi, idrak edilmesi mümkün olmayan, belirsizlik ya da kesin bir bilinmezlik halidir. Arş ise, O***8217;nun yoktan var ettiği ve onlar üzerinde var olan kesin eg*menliğinin ifadesidir. Burada önemli olan, ***8220;yok***8221; deyiminin kavranabilmesidir.

Nasıl bir kör, hiç görmediği, kendisine anlatılmayan, dokunarak dahi varlığını hayal edemediği, kıyaslama yapamadığı bir olguyu canlandıramaz, düşünemez, anlayamaz ve anlatamazsa; ***8220;yok***8221; kavramı da hayal edilmeyen, belirlenemeyen, bilinmeyen olarak kabul edilmelidir. Sözlük anlamı olarak, yok, var olan veya var olmuş bir şeyin karşıtıdır. Bu bize, varlığını bilemediğimiz bir şeyi benzetme, karşılaştırma yoluyla belirlemeye çalışmamızı getirir. Oysa, ***8220;ama***8221; sözcüğünden anlaşılan, sözlük anlamından anlaşılan değildir.

***8220;Âlem: Allah***8217;ın gölgesi***8221;
Bir diğer bölümde, Muhiddin Arabi***8217;nin âlem, insan ve ölüm hakkındaki düşüncelerini bulu*yoruz. Arabi, tüm yaklaşımlarında dogmatizmi reddetmiş ve fanatik düşünce biçiminin üzerine çıkmaya çalışmıştır:
***8220;Alem, Allah***8217;ın belirmesidir. O, âlemin ruhu olup, sevk ve idare eder. Evrenin tümü O***8217;dur, O, benim ve O***8217;nun varlığı ile ayakta duran tek varlıktır. Alemin başka gerçek bir varlığı yoktur. Alem, O***8217;ndan ayrı bir varlık değildir. Görmez misin ki, gölge sahibinden çıkmış ve ona bitişik olduğu halde, sahibinden görünüşte ayrılması imkânsızdır. Nasıl insanın gölgesi, ancak gölgenin düştüğü yer aracılığı ile görünüyorsa, Alem de, Allah***8217;ın gölgesinin üzerine düştüğü madde aracılığı ile idrak edilir, bilinir.***8221;
Kur***8217;an-ı Kerim***8217;de, ***8220;Her şey beni zikreder ama siz anlayamazsınız***8221; denilir. Bu ayeti anlamak, ancak maddenin, var olan her şey hakkında bilgilenme yönünde ve evrimimizde aracı olarak kullanılmasıyla mümkün olabilir.

***8220;Ölüm: Yeni bir âlemin başlangıcı***8221;
Fusus ül-Hikem, insanoğlunun en korkulu düşmam olan ölümü, bir geçiş, bir köprü ola*rak tanımlar. Arabi***8217;ye göre ölüm, düşünüldüğü gibi değildir: ***8220;İnsanı, Allah***8217;ın ölümle yok etmesi, yıkması, O***8217;nun koruduğu şeyi yok etmesi, ortadan kaldırması demek değildir. Ölüm bir çözülmedir. Ölüm, insanın manevi benliğinin, Hak t tarafından kendisine çekilmesidir. Çünkü, her şey O***8217;na döner. O, insanı kendi âlemine aldığı zaman ona, terk ettiği madde dünyasındaki oluşumundan ayrı bir olu*şum ve düzen verir. O âleme ait olan ve o âlemin madde cinsinden olan bu yeni oluşum, bulunduğu âleme uygunluk göstereceği için ebediyen dağılmaz ve çözülmek bilmez. Eğer, ölü veya ölen kişi, öldüğü veya öldürüldüğü anda yeni bir yaşama kavuşmasaydı, Allah, kimsenin ölümüne karar vermez ve ölümünü mümkün kılmazdı. Bunların tümü, O***8217;nun elindedir. Öyleyse, ölen kişi için kaybolmak asla yoktur***8217;.***8217; Muhiddin Arabi, bu bölümde ölümü sade bir dille, açık bir biçimde anlatmaya çalışıyor. Görüldüğü kadarıyla, özellikle bir nokta dikkat çekiyor. Ölümden sonra bir yaşam vardır, ölüm bitiş değildir. Ölümlü bu dünya terk edildikten sonra, gidilen yerin özelliğine uygun bir yapı oluşur.

Muhiddin Arabi***8217;ye göre İnsan, ölümden sonra, başka bir âlemde, o âleme uygun bir madde cinsinden yeni bir oluşum ve düzen kazanır. Bu nedenle, ölüm asla bir yok oluş değildir

İnsan bedeni, Muhiddin Arabi***8217;ye göre, dünyaya ait, ölümle çözülen, dünyada kalan bir bileşkedir. Asıl yaşam sahibi ya da yaşam gücü, bedene can veren ve bedeni vasıta olarak kullanan ruhtur. Ruh, bulunduğu yerin özelliğine göre, özel formlar oluşturur. Bu onun yeteneğidir.
Kur***8217;an-ı Kerim***8217;de, her şeyin O***8217;nu zikretmesi demek, var edilen hiçbir şeyin hareketsiz ve cansız kalmadığı demektir. Öyleyse, ölümden sonra, bazılarının dediği gibi, hareketsiz, beklemede kalınan bir yer ve zaman aralığı yoktur. Olmaması gerekir.




Şeyhül Ekber (en büyük veli) Muhiddin Arabi. 1165 yılında İspanya***8217;da Murciya***8217; da doğdu, 1240 yılında Şam***8217; da öldü. Yazdığı kitaplarda, geleceğe dönük kehanetlerde de bulunduğu söyleniyor. Bazı iddialara göre, Fransız astrolog Nostradamus, kehanetlerini yazarken, Arabi***8217;den esinlenmiştir

Gelecekte daha çok anlaşılacak
Fusus ül-Hikem***8217;in gizemini çözmek için, uzmanlar araştırmalarını sürdürüyorlar. Aslında, Arabi***8217;nin birçok yaklaşımı, şaşılacak derecede günümüzde ortaya atılan ölüm sonrası yaşam teorilerine uyuyor. Zaman içinde yapılacak çalışmalar sonucunda, bu gizemli kitabın, birçok bilinmeyeni açık bir biçimde ortaya koyacağı belirtiliyor.

Kaynak:
Bilinmeyen, Sayı:55 (Tarama) Insan ve Evren


seyrialemir isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
deniz, olu, yazmalari


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 05:48.

Forum Yasal Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
User Alert System provided by Advanced User Tagging (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2019 DragonByte Technologies Ltd. Runs best on HiVelocity Hosting.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2
Webcrawler by Felsefe.Net
Felsefe.Net Her Hakkı Saklıdır

Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info Adresine yollayabilir veya Buradaki Formu Doldurarak bize iletebilirsiniz