din hakkında neden böyle düsünüyorsunuz ? nasıl böyle bır kanıya vardınız ?
eskiden dindardım , şimdi ise hiç bilmiyorum.Artık herhangi bir dine mensup değilim ama deist miyim ateist miyim...sürekli git gellerle zihnim bulandı
Din=Değer Değer=Ben => Din=Ben
KENDİMİ O KADAR ÇOK SEVİYORUM Kİ SÜRÜ BENDEN NEFRET EDİYOR.
Din afyondur. cümle sloganlaştırıldı Ooo çok popüler, kısa, net havalı.. peki bana afyon olmayan bişi söyleyin bakalım? kendinize bakın, yaşadıklarınızı düşünün..nasıl ayakta kalıyorsunuz hala? afyonlarınızı itiraf edin ? söyledikleri manada tek afyon din mi acaba? hayatı anladınız mı gerçekten? o zaman tekrar soruyorum;
afyon olmayan bir şey söyle?
dinin aşaması değilde teoloji dersek sanırım daha doğru olabilir.
TEOLOJİ
Teoloji, kelime olarak Yunanca θεος, theos(Tanrı) ve λογος, logos(bilgi) kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. Ancak logos biraz daha karmaşık bir kelimedir. Esasında logos “usla kavrama” anlamına gelir ve “duyguyla kavrama” anlamına gelen pathos kelimesinin karşıtı konumundadır. Yinede o dönemde ki us(akıl) rasyonel anlamda kullanılmaktaydı. Platon’a göre bilgi, logosta temelleri idealar hem düşünceler hem de bu düşüncelerin ilkesiz sonsuz nesneleridir. Logos ilahi kelam anlamında da kullanılmaktaydı. Böylece bu kelimelerin birleşimi olarak theos + logos= theology(teoloji) yani Tanrı bilim anlamına gelmektedir. Ama nasıl bir Tanrı?
Dinler uygarlıkların kültürel dış görünümlerini yansıtmada en önemli ayraçlardan biridir. Uygarlıkların bu kültürel algıları, kendi sistemleri içinde ifade bulur. Uygarlığa ait her birey bu sistem ile büyür, gelişir, kavrar, öğrenir, yorumlar, kelimelere anlam yükler, simgeleştirir vs. Ancak kendini beğenmiş 18. ve 19. yy Batı Uygarlığının sandığının aksine, uygarlıklar tek olmadığı gibi bu uygarlıklara ait sistemler de tek değildir. Bu sistemlerin kültürel algıları aynı olmaz, aynı olsa da sistemin bu algılara yüklediği anlamlar farklılaşır. Doğal olarak bir sistem içinde büyümüş birey, farklı sisteme ait bir kavramı kendi sistemi içinde kavramaya çalışır. Kavram, kendi sistemi içinde tutarlı olsa da bireyin kavramaya çalıştığı sistem içinde tutarsız görünür. Örneğin “Rab” kelime anlamı itibariyle muallim/öğreten/terbiye eden/görüp gözeten vs anlamına gelir. İbrani geleneklerinde peygamberlere de “rabbi”(ey muallim) şeklinde seslenilirdi. Oysa bugünkü İslam Ortodoksisi içinde düşünen birey bu kelimeyi Tanrı anlamında algılayıp eski bir metinde bir kişiye “rabbi” şeklinde ki seslenişi bir şirk olarak yorumlayabilir. Sistemlerin kelimelere yükledikleri manayı kavramak yerine mevcut sistem içinde başka sistemlere ait terimleri kavramaya çalışmak bizi yanılgılara götürecektir.
Kelime olarak Tanrı-Bilim anlamına gelen teolojiyi inceleyebilmek için sistemlerin Tanrı/Allah/Hak/Hüda/İlah vb kavramlara yükledikleri anlamı incelemeden bu sistemleri, sistemlerin kültürel dile gelişi olan dinlerin teolojilerini incelememiz mümkün olmayacaktır. Daha da derine inmek gerekirse, bu sistemlerin kavramlara yüklediği mananın sebeplerini ve bu sebeplerin o toplumun üretim ilişkileri ile olan bağlantısını incelemeden havanda su dövmekten daha fazlasını yapmış olmayacağız.
Bir gün mutlaka...
ben ancak insan ölçüleri ile anlayabilirim. sözü geldi aklıma. birde zekam bu dünyaya aittir sözü. bu iki tespiti önerme yapıp doğru kabul edersem.
biz hakkıyla Tanrının zatını tanımlayamayız dolayısı ile anlayamayız.
o zaman Tanrıya inanmamak neden neden cezayı hak ediyor çoğu dinde?
bir gün Tanrıyla yüzleşirsem inanmadım diye beni nasıl -haksız- çıkaracak? (Tanrı adildir)
inanmamak cezayı hak ediyorsa, varolan herşeyiin ağırlıkla inanma lehinde olması gerekir değil mi? duruma inkar denilebilmesi için?
....
görüşü, bilgisi olan paylaşsın lütfen..
bu teist bir bakış açısının çelişkisi olabilir.ancak çoğu inançta aynı zamanda insan Tanrı'dan bir parça anlayışı esastır. Tanrı insanı kendi suretinde yaratır/ona kendi ruhundan üfler/doğu mistisizmde Tanrı soyluluk, ataların Tanrılar olması geçer.
bu durumda küçümsediğimiz insan zihni Tanrısal bir Potansiyel kazanmış olur. böyle bir zihin kendi özünü kavrayabilir mi? soru bu!
ancak bu kavrayışa sahip anlayışlarda inançsızların azabı farklı anlamda yorumlanır.
Bir gün mutlaka...
aynı anda hem inanıp hem sorgulanabilir mi? çelişki yok kardeşanlamaya çalışmak var,çelişkiden korkmamak var,kaçmamak var,kendinle yüzleşmek var...
neye inanıyorum ? neye inanmıyorum? bazen öyle zamanlar, durumlar olur ki ne kadar inandığınızı ancak o zamanlar idrak edebilirsiniz..inanmak sadece bir düşünce ürünü değildir yani..
Allah beni biliyor..O herşeyi biliyor..bu sebeble bir yerde ona kendinizi anlatmak, açıklamak zorunda kalmıyorsunuz..bu çok güzel birşey..