4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Akgün akova

  1. #1
    Süreyya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16 Nisan 2010
    Mesajlar
    455

    Standart

    ZEYNEP

    zeynep söylesene

    neden açmayıp yaktın sevgilinin gönderdiği mektubu

    oysa biliyordun
    onat kutlar’ın “yanmış bir giysinin küllerinden bir ipekböceğine ulaşılamaz” dediğini

    sırtımızı neden birbirimize değil de duvarlara dayıyoruz zeynep
    kitap kurtlarımızı neden zehirliyorlar okullarda
    ve sorularımıza neden doğru yanıt vermiyor öğretmenler

    zeynep söylesene

    neden yaralı kartalların düştüğü dağlara çıkıyoruz————————————kıyı kahveleri dururken
    ve nasıl yitiriyoruz analarımızı babalarımızın hoyratlığında

    zamanın kestiği geri dönüşsüz bir bilet mi gençliğimiz——————-ya da içimizde başka birileri mi var

    niçin ağaç görünce kuşlardan utanıyoruz zeynep
    “kafesin biri, bir kuş mu aramaya çıkmış”, kafka’nın dediği gibi
    yoksa
    “her öten kuş, yardımcı olmuyor mu gerçekten göğe”bunu sana değil, erich fried’e soruyorum

    ve kimden söz ediyor nietzsche,
    “uçurumu sevenin kanatları olmalı” derken

    aşktan niçin korkuyoruz zeynep
    aşık olduklarımıza hem tapıyor
    hem boğmaya çalışıyoruz bir kaşık suda

    paylaşılacak bir ekmeğin arasında yuva denen hapishaneye gizlice soktuğumuz bir törpü müdür aşk

    bizi yakaladıkça hırpalayan bir yürek kabadayısı mıdır

    geçmek için gölgesini arayan yaban atları mıdır aşıklar

    yalnız sana değil kendime de soruyorum
    soruyorum ve bellek evreninde başka soru yağmurlarıyla karşılaşıyorum

    kim olduğumu anlamak için uçurumlara ve kanatlara bakıyorum

    savaşlara ve barışlara
    elmaslara ve buğdaylara
    tekerleğe ve bilgisayara bakıyorum
    anlamak için kim olduğumu

    senin gözlerine bakıyorum zeynep
    yanlış anlama ama
    neden yakmayıp açtın sevgilinin gönderdiği mektubu


    AKGÜN AKOVA
    "Sevdiğim Kadın Adları Gibi"

  2. #2
    Süreyya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16 Nisan 2010
    Mesajlar
    455

    Standart

    LAN DİYO' FİN FİN

    kar tanelerinden birini beğeniyorum ağzım tipide
    gözümün akını takıyorum peşine işte kuşlara gökyüzü kondu
    taze ot görmüş eşek gibi sırıtıyorum, iyiyim
    buzlanmış beynim kendini Finlandiya'da sanıyor
    omurilik soğanıma zincir takıyorum aklım kayıyor
    eldivenimi teyzem ördü
    Topkapı - Fatih hattında kızağım var kıyağım
    her yerde kar var dün gece ablam kaçtı
    azraille kaçtı bir daha gelmeyecek
    geriye dönmeyecek, çıplak ayakla kaçtı
    kapının önündeki ayakkabılar onun, 37 numara
    uyarsa ayağınıza size vereyim siz giyin
    çok üşüyorum çok üşüyorum cehennemin dibine gidin

    diyerek camdan bakarken

    düşlerimin kapısını dedemin oğlu kırıyor bir anahtar darbesi ile
    babam diye söylemiyorum bak aslan gibi adamdır ha
    ama bir sorunu var kralı olduğu orman yandı
    " lan " diyo' " n'apıyo'sun orda fin fin "
    geometri kitabının arasına
    bir dilim kaşar peyniri gibi koyup
    gizlice okuduğum saralı dostum Dostoyevski düşüyor yere
    babam kulaklarımdan birini beğeniyor
    öbürünün içinde ablamın sesi çınlıyor
    kulak zarı örs üzengi salyangoz
    ve cayır cayır yanıyor kulağım
    kar yağmuru dansa kaldırmadan önce
    yaramazof yaramazof sönüyor ateş özürlü sobamız
    yoksulluk evimize kene gibi yapışmadan
    annemin elleri soğuktan yarılmadan önce
    küçük kardeşimle dünya atlasını yediğimiz gece
    karnımda Stockholmlanmış Sofya
    Tokyolanmış Londra
    komşu duvar radyosundan Sibelius dinliyorum fin fin
    ve kar tanesi gibi bakan Sibel'e rağmen
    amazon ormanı gözlü Özlem'i seviyorum

    (evet ablacım her şey Helsinki eskisi gibi

    her şey gibi dünya gözümden Düştüyevski
    her şey eskisi gibi
    herkeste özlem var eskiye
    şiirime burada son verirken
    ben de gelirim belki bir ara gözlerinden öpmeye)

    AKGÜN AKOVA

  3. #3
    Süreyya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16 Nisan 2010
    Mesajlar
    455

    Standart

    ASLI

    karanlıktan korkan ay
    sıyrılınca bulut ordusundan
    gördüm gerçeğe düş dolduran yüzünü
    yanan bir deve kervanı geçiyordu alnından
    saçlarından bir adam düşüyordu
    bir Doğu kentinin adını bağırarak : İsfahan!
    gözlerin dağlardaki su söylenceleri
    ki az sonra
    martılar deniz sanıp inecekler
    ve ezgiler başlayacak
    kaçıp kovalamaları anlatan
    tavşanlarla tazıları
    hükmedenlerle köleleri anlatan
    çatlayan atları
    yakılan kapıları
    köpeklerle efendilerini anlatan ezgiler
    peşimdeydiler ve havlıyordu iz süren köpekleri
    dünyanın kanadığını
    otların kaçıştığını duyuyordum
    dağıldığını duyuyordum sözcüklerdeki anlamın
    ay ışığı gözümü biçiyordu
    karanlıklar gölgemi
    yeryüzünün canı acıyordu Aslı
    peşimdeydiler
    ve soluklarını duyuyordum köpeklerinin
    bağırabilirdin sana rastladığımda
    beni ele verebilirdin
    söyleyebilirdin nasılsa bir gün
    sözcüklerin ağzımdan göç edeceğini
    ve diz çökeceğimi ölümün kalesi önünde
    yenik bir şövalye gibi
    peşimdeydiler
    ve soluklarını duyuyordum köpeklerinin
    birden elimi tuttun Aslı
    bir uçurumun ucundan tuttun
    sonra yükselmek için açarken kanatlarını
    fısıldadın gecenin kulağına
    duysun diye bütün avcılar

    'ölüme yetişmiş olsa da birçok kurşun

    hiçbir kurşun yetişememiştir aşka"

    AKGÜN AKOVA

    "Sevdiğim Kadın Adları Gibi"

  4. #4
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.276

    Standart

    [QUOTE=tolga;22635][FONT=Calibri][FONT=Times New Roman][SIZE=3]ASLI[B]

    Akgün Akova'yı ilk kez sizden duydum ve şiirleri gerçekten beğendim...ilk fırsatta kitabını edinmeye çalışacağım.
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

Members who have read this thread : 0

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0