Sayfa 1/3 123 SonSon
22 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Can Yücel

  1. #1
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart Can Yücel

    BÜYÜK CAN DEDİ Kİ

    Kovalamayın beni yatağa
    Hiç uykum yok
    Daha lafınıza karışacağım
    Ortalığı dağıtacağım
    Televizyonu kapatacağım
    Ayçiçeği resmi yapacağım daha
    Başparmağıma şiir okuyacağım
    Islık çalacağım
    Daha çok işim var
    Gecenizi karartacağım
    Kütahya vazonuzu kıracağım
    Vakitsiz yatırmayın beni
    Daha çok erken

    CAN YÜCEL



    Ölümünün 10. yılında saygıyla anıyoruz...


    En uzun koşuysa elbet Türkiyede de Devrim,
    O, onun en güzel yüz metresini koştu
    En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak.
    En hızlısıydı hepimizin,
    En önce göğüsledi ipi...
    Acıyorsam sana anam avradım olsun,
    Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!

    Can Yücel
    Konu fides tarafından (25 Ağustos 2010 Saat 20:20 ) değiştirilmiştir.
    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  2. #2
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.515

    Standart Can Yücel

    BAŞKA TÜRLÜ BİR ŞEY

    başka türlü bir şey benim istediğim
    ne ağaca benzer, ne de buluta
    burası gibi değil gideceğim memleket
    denizi ayrı deniz,
    havası ayrı hava..

    bir başka yolculuk dalından düşmek yere
    yaşadığından uzun

    bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
    ağacın yüksekliğince
    dalın yüksekliğince rüzgarda
    ve bir yeni ömür
    vardığın çimen yeşilliğince

    nerde gördüklerim
    nerde o beklediğim
    rengi başka
    tadı başka..

    CAN YÜCEL
    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  3. #3
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.515

    Standart

    BULUŞMAK ÜZERE

    Diyelim yağmura tutuldun bir gün
    Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
    Öbür yanda güneş kendi keyfinde
    Ne de olsa yaz yağmuru
    Pırıl pırıl düşüyor damlalar
    Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
    Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
    İşte o evin kapısında bulacaksın beni
    Diyelim için çekti bir sabah vakti
    Erkenceden denize gireyim dedin
    Kulaç attıkça sen
    Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
    Ege denizi bu efendi deniz
    Seslenmiyor
    Derken bi de dibe dalayım diyorsun
    İçine doğdu belki de
    İşte çil çil koşuşan balıklar
    Lapinalar gümüşler var ya
    Eylim eylim salınan yosunlar
    Onların arasında bulacaksın beni
    Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
    Çakmak çakmak gözleri
    Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
    Herkes orda sen de ordasın
    Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
    Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
    Özgürlüğe mutluluğa doğru
    Her işin başında sevgi diyor
    Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
    Bi de başını çeviriyorsun ki
    Yanında ben varım

    CAN YÜCEL
    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  4. #4
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.515

    Standart

    EĞER
    O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
    arkalarında doldurulması
    mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

    Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
    en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

    Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
    yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

    Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
    çalınan birinin kalbiyse eğer.

    Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
    insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

    O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
    hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

    Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
    kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

    Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
    öylesine delice bakmasalardı eğer.

    Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
    kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

    Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
    son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

    Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
    meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

    Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
    beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

    Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
    tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

    O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
    yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

    O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
    son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

    Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
    her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

    Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
    dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

    Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
    namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

    Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
    dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

    Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
    sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

    Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
    kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

    İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
    kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

    Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
    ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

    Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
    Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

    Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
    Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
    ya canım ellerini tutmak isterse...

    Evet Sevgili,
    Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
    kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
    mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

    CAN YÜCEL

    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  5. #5
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.515

    Standart

    ELLERİMDE BİR GÖZTAŞI
    Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum
    Ne bileyim, bir damlanın böyle deniz olduğunu
    Şaştım, mavi bir fal gibi açılınca önümde
    Giritli bir ölümüm varmış, bir balıkçı fitil gibi
    Patlayacakmış avucunda otuz çubuklu gençliğim
    Üç günde mi desem, üç gökte, üç kulaçta mi
    Ben ki, o camgöbeği çiçekler açan ağaç
    Kırılmaz bardaklar gibi tuzla buz olacakmış
    Ne zaman boğulsam böyle yosun kokuyordu ışık
    Sabahçı kahvelerde bir çiroz ötüyordu
    Ve dalgalarımı geçen o deniz şoförleri
    Böyle uyur düşlere bindirmiş gemiler
    Uyuklar gibi üstünde mermer masaların
    Bir tahta parçasıydım, osmanlı bir kazadan kalmış
    Yüzüyordum, islam kaptanın ahşap ayağında
    Öbür tahtalara öbür insanlara doğru
    Cumhurdu mürekkep balığı, simsiyah yüzüyordum
    Ne bileyim, bir korkunun böyle destan olduğunu
    Ağardım, nişanlayınca gece ve yavrulayan yalnızlık
    Ya da ilk insanın doğdugu, öldüğü dağdi Moby Dick
    Nefes aldıkça filbahriler köpürüyordu sulardan
    çanlar çalıyor kulaklarımda, yunuslar yarışıyordu
    Alyuvarlar, dolkuşları ve rüzgar midyeleri
    Dedim, dünya gibi bulut yok dünya üstünde
    Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum
    Ne bileyim, bir türkünün böyle Veysel olduğunu
    Açıldım, çıkmaz bir sokak gibi, kapanınca denizde.

    CAN YÜCEL
    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  6. #6
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.515

    Standart

    GELİNCİK ŞURUBU

    Şu ölen çocuklar var ya
    Sana bana dünyaya ...

    İlikleriniz donduğunda kışın
    Bir kaşık umut gerektiğinde
    O şişe gelecek aklınıza
    Pencerenin önünde duran
    Güneşte
    Gelincik ...

    CAN YÜCEL

    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  7. #7
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.515

    Standart

    HERŞEY SENDE GİZLİ

    Yerin seni çektiği kadar ağırsın
    Kanatların çırpındığı kadar hafif..
    Kalbinin attığı kadar canlısın
    Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
    Sevdiklerin kadar iyisin
    Nefret ettiklerin kadar kötü..
    Ne renk olursa olsun kaşın gözün
    Karşındakinin gördüğüdür rengin..
    Yaşadıklarını kar sayma:
    Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

    Ne kadar yaşarsan yaşa,
    Sevdiğin kadardır ömrün..
    Gülebildiğin kadar mutlusun
    Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
    Sakın bitti sanma her şeyi,

    Sevdiğin kadar sevileceksin.
    Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
    Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
    Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
    Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
    Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
    Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
    Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
    Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
    Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
    Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
    Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

    İşte budur hayat!
    İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
    Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
    Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
    Çiçek sulandığı kadar güzeldir
    Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
    Bebek ağladığı kadar bebektir
    Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
    Sevdiğin kadar sevilirsin...

    CAN YÜCEL

    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  8. #8
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.515

    Standart

    KAYIP ÇOCUK

    Birden işitilmez olsun ayak seslerim;
    Gölgem bir başka sokağa sapıversin;
    Unutayım bir anda her şeyi,
    Nerde oturduğumu,
    Bir tuhaf adem olduğumu Can adında.
    Aklım arayadursun başka kapılarda kısmetimi,
    Ben, bilmediğim sokaklarda bir başıma;
    Gönlüm öylesine geniş, öyle ferah,
    İlk defa görmüş gibi dünyayı,
    Bir şaşkınlık içinde, yeniden doğmuş gibi;
    Hatırlamam artık değil mi, dostlar,
    Hatırlamam artık garipliğimi?

    CAN YÜCEL

    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  9. #9
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.515

    Standart

    KUŞLAR VARDIR
    Kuşlar vardır, cana benzer havalarda;
    Soğuksa kar, baharsa yaprak;
    Bir başına büyür toprakta ömrümüz,
    Güneşle yeşil elleriyle çıplak;

    - Uslu ayaklarla başlamış yolculuk -
    Yürünmez öyle, bazen durulur,
    Ve iner erenler katına yorgunluk;
    Kapanır sukun üzre kitaplar.

    Nefeslerle sürüp giden yaşamamız
    Bir su kenarına gelir durur;
    Ekmekten, şaraptan öte nimetler vardır;
    Yürünmez öyle hep, bazen susulur.
    CAN YÜCEL


    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  10. #10
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.515

    Standart

    SAKIZ AĞACI

    O bir sakız ağacıydı, alelade;
    Bir gün o yeşil sahile çıktı geldi,
    O zaman bu zamandır memnun yerinden;
    Seyreder bulutları, göğü, denizi.

    Titreşirdi rüzgarla güneşli yaprakları;
    Ömür sürdü öyle hoşnut dünyasından,
    Aydınlıktan uyku tutmazdı bazı gece,
    Motor sesleri duyulurdu uzaklardan.

    Tanrı adın işitmedi ömründe;
    İnanmadan da madem yaşanıyor diye,
    Rüzgarlı bir kıyıda, sevinç içinde,
    Yaşamak dururken düşünmek niye?

    Anmadı geçenleri bir defa bile;
    Ne uğraşır mesut olan gelecekle?
    Bir avare misali, günü gününe,
    O bir sakız ağacıydı, yaşadı sade.

    CAN YÜCEL

    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

Sayfa 1/3 123 SonSon

Members who have read this thread : 4

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0