Sayfa 1/3 123 SonSon
26 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Attila İlhan

  1. #1
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart Attila İlhan

    AYRILIK SEVDAYA DÂHİL

    -1.
    açılmış sarmaşık gülleri
    kokularıyla baygın
    en görkemli saatinde yıldız alacasının
    gizli bir yılan gibi yuvalanmış
    içimde keder
    uzak bir telefonda ağlayan
    yağmurlu genç kadın


    -2.
    rüzgar
    uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
    mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan
    onu çok arıyorum onu çok arıyorum
    her yerinde vücudumun
    ağır yanık sızıları
    bir yerlere yıldırım düşüyorum
    ayrılığımızı hissettiğim an
    demirler eriyor hırsımdan


    -3.
    ay ışığına batmış
    karabiber ağaçları
    gümüş tozu
    gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
    yaseminler unutulmuş
    tedirgin gülümser
    çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
    çünkü ayrılık da sevdaya dahil
    çünkü ayrılanlar hala sevgili
    hiçbir anı tek başına yaşayamazlar
    her an ötekisiyle birlikte
    her şey onunla ilgili

    telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
    gittikçe genişleyen
    yakılmış ot kokusu
    yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
    yansımalar tutmuş bütün sahili
    çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
    öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
    çünkü ayrılık da sevdaya dahil
    çünkü ayrılanlar hala sevgili…


    -4.
    yalnızlık
    hızla alçalan bulutlar
    karanlık bir ağırlık
    hava ağır toprak ağır yaprak ağır
    su tozları yağıyor üstümüze
    özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
    eflatuna çalar puslu lacivert
    bir sis kuşattı ormanı
    karanlık çöktü denize
    yalnızlık
    çakmak taşı gibi sert
    elmas gibi keskin
    ne yanına dönsen bir yerin kesilir
    fena kan kaybedersin
    kapını bir çalan olmadı mı hele
    elini bir tutan
    bilekleri bembeyaz kuğu boynu
    parmakları uzun ve ince
    sımsıcak bakışları suç ortağı
    kaçamak gülüşleri gizlice
    yalnızların en büyük sorunu
    tek başına özgürlük ne işe yarayacak
    bir türlü çözemedikleri bu
    ölü bir gezegenin
    soğuk tenhalığına
    benzemesin diye
    özgürlük mutlaka paylaşılacak
    suç ortağı bir sevgiliyle…


    -5.
    sanmıştık ki ikimiz
    yeryüzünde ancak
    birbirimiz için varız
    ikimiz sanmıştık ki
    tek kişilik bir yalnızlığa bile
    rahatça sığarız
    hiç yanılmamışız
    her an düşüp düşüp
    kristal bir bardak gibi
    tuz parça kırılsak da
    hala içimizde o yanardağ ağzı
    hala kıpkızıl gülümseyen
    -sanki ateşten bir tebessüm-
    zehir zemberek
    aşkımız…

    Attila İlhan
    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  2. #2
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.515

    Standart Attila İlhan

    SEN BENİM HİÇBİR ŞEYİMSİN

    sen benim hiçbir şeyimsin
    yazdıklarımdan çok daha az
    hiç kimse misin bilmem ki nesin
    lüzumundan fazla beyaz
    sen benim hiçbir şeyimsin
    varlığın yokluğun anlaşılmaz

    galiba eski liman üzerindesin
    nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
    dudaklarınla cama çizdiğin
    en fazla sonbahar otellerinde
    üniversiteli bir kız uykusu bulmak
    yalnızlığı öldüresiye çirkin
    sabaha karşı öldüresiye korkak
    kulağı çabucak telefon zillerinde

    sen benim hiçbir şeyimsin
    hiçbir sevişmek yaşamışlığım
    henüz boş bir roman sahifesinde
    hiç kimse misin bilmem ki nesin
    ne çok çığlıkların silemediği
    zaten yok bir tren penceresinde

    sen benim hiçbir şeyimsin
    yabancı bir şarkı gibi yarım
    yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
    hiç kimse misin bilmem ki nesin
    uykumun arasında çağırdığım
    çocukluk sesimle ağlayarak

    sen benim hiçbir şeyimsin

    ATTİLA İLHAN
    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  3. #3
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.515

    Standart Pia

    PİA


    ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın
    ellerini bir tutsam ölsem
    böyle uzak uzak seslenmese
    ben bir şehre geldiğim vakit
    o başka bir şehre gitmese
    otelleri bomboş bulmasam
    içlenip buzlu bir kadeh gibi
    buğulanıp buğulanıp durmasam
    ne olur sabaha karşı rıhtımda
    çocuklar pia'yı görseler
    bana haber salsalar bilsem
    içimi büsbütün yıldız basar
    bir hançer gibi çıkıp giderdim

    ben bir şehre geldiğim vakit
    o başka bir şehre gitmese
    singapur yolunda demeseler
    bana bunu yapmasalar yorgunum
    üstelik parasızım pasaportsuzum
    ne olur sabaha karşı rıhtımda
    seslendiğini duysam pia'nın
    sırtında yoksul bir yağmurluk
    çocuk gözleri büyük büyük
    üşümüş ürpermiş soluk
    ellerini tutabilsem pia'nın
    ölsem eksiksiz ölürdüm







    Attila İLHAN


    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  4. #4
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.515

    Standart Bela Çiçeği

    BELA ÇİÇEĞİ

    Alsancak garı'na devrildiler
    Gece garın saati bela çiçeği
    Hiçbir şeyin farkında değildiler
    Kalleş bir titreme aldı erkeği
    Elleri yırtılmıştı kelepçeliydiler
    Çantasını karısı taşıyordu

    Hiç kimse tanımıyordu kimdiler
    Gece garın saati bela çiçeği
    Üçüncü mevki bir vagona bindiler
    Anlaşıldı erkeğin gideceği
    Bir şeyden vazgeçmiş gibiydiler
    Bir türlü karısına bakamıyordu

    Ayaküstü birer bafra içtiler
    Gece garın saati bela çiçeği
    Şimdiden bir yalnızlık içindeydiler
    Karanlık gelmişi geleceği
    Birdenbire sapsarı kesildiler
    Vagonlar usul usul kımıldıyordu

    ATTİLA İLHAN




    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  5. #5
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.515

    Standart Cinayet Saati

    Cinayet Saati

    haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
    demirlemişti eli kolu bagliydi agliyordu
    dört biçak çekip vurdular dört kişi
    yemyeşil bir ay gökte dagiliyordu

    deli cafer ismail tayfur ve şaşi
    maktulün onbeş yillik arkadaşi
    üçü kamarot öteki aşçibaşi
    dört biçak çekip vurdular dört kişi

    cinayeti kör bir kayikçi gördü
    ben gördüm kulaklarim gördü
    vapur kudurdu kuduz gibi bögürdü
    hiç biriniz orada yoktunuz

    demirlemişti eli kolu bagliydi agliyordu
    on üç damla gözyaşini saydim
    allahina kitabina sövüp saydim
    şafak nabiz gibi atiyordu
    sarhoştum kasimpaşa'daydim
    hiç biriniz orada yoktunuz

    haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
    polis katilleri ariyordu
    deli cafer ismail tayfur ve şaşi
    üzerime yüklediler bu işi
    sarhoştum kasimpaşa'daydim
    vapuru onlar vurdu ben vurmadim
    cinayeti kör bir kayikçi gördü

    ben vursam kendimi vuracaktim
    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  6. #6
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.515

    Standart

    Ben Sana Mecburum


    ben sana mecburum bilemezsin
    adını mıh gibi aklımda tutuyorum
    büyüdükçe büyüyor gözlerin
    ben sana mecburum bilemezsin
    içimi seninle ısıtıyorum

    ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
    bu şehir o eski istanbul mudur?
    karanlıkta bulutlar parçalanıyor
    sokak lambaları birden yanıyor
    kaldırımlarda yağmur kokusu
    ben sana mecburum sen yoksun

    sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
    insan bir akşam üstü ansızın yorulur
    tutsak ustura ağzında yaşamaktan
    kimi zaman ellerini kırar tutkusu
    birkaç hayat çıkarır yaşamasından
    hangi kapıyı çalsa kimi zaman
    arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

    fatih'te yoksul bir gramafon çalıyor
    eski zamanlardan bir cuma çalıyor
    durup köşe başında deliksiz dinlesem
    sana kullanılmamış bir gök getirsem
    haftalar ellerimde ufalanıyor
    ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
    ben sana mecburum sen yoksun

    belki haziranda mavi benekli çocuksun
    ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
    bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
    belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun
    bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor
    belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
    kötü rüzgâr saçlarını götürüyor

    ne vakit bir yaşamak düşünsem
    bu kurtlar sofrasında belki zor
    ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
    ne vakit bir yaşamak düşünsem
    sus deyip adınla başlıyorum
    içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
    hayır başka türlü olmayacak
    ben sana mecburum bilemezsin..
    .

    Attila İlhan

    .



    Konu fides tarafından (28 Eylül 2009 Saat 23:03 ) değiştirilmiştir.
    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  7. #7
    kuzeys
    Ziyaretçi

    Standart

    İstanbul Ağrısı

    Kanatları parça parça bu ağustos geceleri
    yıldızlar kaynarken
    şangır sungur ayaklarımın dibine dökülen
    sen
    eğer yine İstanbul'san
    yine kan kopuklu cehennem sarmaşıkları büyüteceğim

    pancak pancak şiirler tüküreceğim
    demek yine ben
    limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor
    kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler
    Yahudi sokaklarını aydınlatan telaviv şarkıları
    mavi asfaltlara çokmuş
    diz bağlıyor
    eğer sen yine İstanbul'san
    kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
    Sirkeci Garı'nda tren çığlıklarıyla bıçaklanıp
    intihar dumanları içindeki Haydarpaşa'dan
    Anadolu üstlerine bakıp bakıp
    ağlayan
    sen eğer yine İstanbul'san
    aldanmıyorsam
    yakaları karanfilli ibneler eğer beni aldatmıyorsa
    kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
    yine senin emrindeyim
    utanmasam
    gözlerimi damla damla kadehime damlatarak
    kendimi yani su bildiğim Atilla ilhan'ı
    zehirleyebilirim

    sonbahar karanlıkları tuttu tutacak
    tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor
    imtihan çığlıkları yükseliyor üniversite'den
    tophane iskelesi'nde diesel kamyonları sarhoş
    direksiyonlarının koynuna girmiş biçkin şoförler
    uykusuz dalgalanıyor

    ulan İstanbul sen misin
    senin ellerin mi bu eller
    ulan bu gemiler senin gemilerin mi
    minarelerini kurdan gibi dişlerinin arasında
    liman liman götüren
    ulan bu mazot tüküren bu dövmeli gemiler senin mi
    aksamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar
    neden durmaksızın imdat kıvılcımları fışkırıyor
    antenlerinden
    neden
    peki İstanbul ya ben
    ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy
    gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu Abbas
    ya benim kahrım
    ya senin ağrın
    ağır kabaralarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın
    çaresiz zehirle kusan çılgın bir yılan gibi
    burgu burgu içime boşalttığın
    o senin ağrın
    o senin

    eğer sen yine İstanbul'san
    yanılmıyorsam
    koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
    Sicilyalı balıkçılara Marsilyalı dok isçilerine
    satir satir okumak istediğim
    sen
    eğer yine İstanbul'san
    eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim

    ulan yine sen kazandın İstanbul
    sen kazandın ben yenildim
    kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
    yine emrindeyim
    ölsem yalnız kalsam cüzdanım kaybolsa
    parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam
    hiç bir gün hiçbir postacı kapımı çalmasa
    yanılmıyorsam
    sen eğer yine İstanbul'san
    senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar
    göz bebeklerimde gezegenler gibi donen yalnızlığımdan
    bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir

    ulan bunu sen de bilirsin İstanbul
    kaç kere yazdım kim bilir
    kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken
    1949 eylul'unde birader mirc ve ben
    sokaklarında mohikanlar gibi ateş yaktık
    sana taptık ulan
    unuttun mu
    sana taptık "

    Attila İlhan

  8. #8
    Aksiyom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04 Temmuz 2009
    Mesajlar
    611

    Standart

    CİNAYET SAATİ
    Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
    Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
    Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
    Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu

    Deli cafer ismail tayfur ve şaşı
    Maktulün onbeş yıllık arkadaşı
    Üçü kamarot öteki aşçıbaşı
    Dört bıçak çekip vurdular dört kişi

    Cinayeti kör bir balıkçı gördü
    Ben gördüm kulaklarım gördü
    Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
    Hiçbiriniz orada yoktunuz

    Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
    On üç damla gözyaşını saydım
    Allahına kitabına sövüp saydım
    Şafak nabız gibi atıyordu
    Sarhoştum Kasımpaşa'daydım
    Hiçbiriniz orada yoktunuz

    Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
    Polis kaatilleri arıyordu
    Deli cafer ismail tayfur ve şaşı
    Üzerime yüklediler bu işi
    Sarhoştum Kasımpaşa'daydım
    Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
    Cinayeti kör bir balıkçı gördü

    Ben vursam kendimi vuracaktım

    ATTİLA İLHAN
    Yedi parça oldu.
    Altısı uçtu.
    Birini aldı.
    Üzerinde 'oluş' yazıyordu..

  9. #9
    Aksiyom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04 Temmuz 2009
    Mesajlar
    611

    Standart

    ELDE VAR HÜZÜN

    söyleşir
    evvelce biz bu tenhalarda
    ziyade gülüşürdük
    pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
    ne meseller söylenirdi mercan koz nargileler
    zamanlar değişti
    ayrılık girdi araya
    hicrana düştük bugün
    ah nerde gençliğimiz
    sahilde savruluşları başıboş dalgaların
    yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller
    elde var hüzün
    o şehrayin fakat çıkar mı akıldan
    çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması
    sırılsıklam aşık incesaz
    kadehlerin mehtaba kaldırılması
    adeta düğün
    hayat zamanda iz bırakmaz
    bir boşluğa düşersin bir boşluktan
    birikip yeniden sıçramak için
    elde var hüzün

    ATTİLA İLHAN
    Yedi parça oldu.
    Altısı uçtu.
    Birini aldı.
    Üzerinde 'oluş' yazıyordu..

  10. #10
    Aksiyom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04 Temmuz 2009
    Mesajlar
    611

    Standart

    HER SABAH, YANILMAK !..

    sabah olmak her gece kolay mı sanırsınız
    bulutları dağıtıp güneş olarak doğmak
    denizle gök arasında çiy yorgunu şehre
    kurşun kubbeleri buğulu minareleri ıslak
    soğuk bir trenden inmiştiniz / yalnızdınız

    bilmem kaçıncı defadır / yine yanılmıştınız

    hiç uyumamıştınız / gözleriniz yanıyordu
    yolculuk sanki bitmemişti / birdenbire
    kendinizi vagonda unuttuğunuzu sandınız
    sanki katar soluk soluğa tırmanıyordu
    dumanlı rampaları / bir kılıç gibi çıplak
    tiz çığlıklarıyla aydınlığı doğrayarak

    bilmem kaçıncı defadır / yine yanıldınız

    jilet mavisi bir kadın elinde purosu
    değdiği yer açılıyor çok fena keskin
    kim olduğunu bilen yok / işin doğrusu
    yüzünü kaybetmiş aynalarda arıyordu
    amerikan bara tünemiş sek vodka içiyor
    geçmişinden rusça bir şarkı arayarak
    sarhoş olmamak en büyük korkusu

    bilmem kaçıncı defadır / yine yanıldınız

    elbet en kötüsü sokaklarda tutuklanmak
    hani bir kere iki yanınızda iki sivil polis
    beyoğlu'ndan çekilip nasıl koparılmıştınız
    nabız gibi vuran o kötü ve karanlık his
    yakanızı hala bırakmadı asla bırakmayacak

    bilmem kaçıncı defadır / yine yanıldınız

    ATTİLA İLHAN
    Yedi parça oldu.
    Altısı uçtu.
    Birini aldı.
    Üzerinde 'oluş' yazıyordu..

Sayfa 1/3 123 SonSon

Members who have read this thread : 7

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0