5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Aziz Nesin

  1. #1
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart Aziz Nesin



    KENDİME ÖĞÜT

    Uslanma hiç hep deli kal
    Büyüme sakın çocuk kal
    Es deli deli böyle kal
    Son harmanında sevdanın
    Tüken toz toz savrula kal
    Suçüstü bulmalı ölüm
    Ölürken de sevdalı kal ...

    SEN SÖYLEMEDEN DE BİLİYORUM

    Seziyorum ki kaçacaksın..
    Yalvaramam koşamam
    Ama sesini bırak bende
    Biliyorum ki kopacaksın
    Tutamam saçlarından
    Ama kokunu bırak bende
    Anlıyorum ki ayrılacaksın
    Çok yıkkınım yıkılamam
    Ama rengini bırak bende
    Duyumsuyorum ki yiteceksin
    En büyük acım olacak
    Ama ısını bırak bende
    Ayrımsıyorum ki unutacaksın
    Acı kurşun bir okyanus
    Ama tadını bırak bende
    Nasıl olsa gideceksin
    Hakkım yok durdurmaya
    Ama kendini bırak bende.


    YÜZÜN.....

    Güz sabahı buğusunda bir salkım üzüm mü avuçlarımdaki ne?
    Ayışığı yansıyor yüzüne.
    Ben böyle bulutsu yüzü, ben böyle ışıksı yüzü
    bir onyedi yaşındakinde gördüm,
    bir de şimdi düşümde.

    SUSARAK

    Güneş altında söylenmedik söz yokmuş..
    Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi..
    Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz..
    Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde..
    Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik...
    Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde....
    Duyuyorsun değil mi suskunluğumu nasıl haykırıyor...
    Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ...
    Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde .....


    ÖZLEM..

    O denli o denli çok beklettin
    Alıştırdın bekletmeye kendini
    Çok zamanlar geçti de geldin
    Senden çok seviyorum senin özlemeni.


    ACILI GECENİN BİTİMİNDE

    Yaşadığımı işitmek istiyorum
    Bir ses uzaktan yakından ya da içimden
    Düşen yaprak örneğin
    Kağıt hışırtısı olsun
    Ya da eski tahtaları içten kemiren bir kurdun çıtırtısı
    Bir inilti derinden
    Damlayan su
    Bir elektrik düğmesi çıt diye
    Çok uzaklardan yankılanan duyulur duyulmaz
    İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
    Her ne olursa olsun bir ses
    Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

    Yaşadığımı görmek istiyorum
    Bir ışık uzaktan yakından ya da içimden
    Sesindeki pırıltıya
    Gözündeki ışıltıya benzer
    Bir kibrit çakımı
    Bir yanıp sönse yeter
    Sabahın yağan toz mavisi göğsünde çıplak
    Ya da gün batımı pembesi dudak
    Bir yıldırım hızında çizilsin
    Bir şimşekçe yazılsın karanlığım
    Bir fener ki uzaklığı bilinmeyen
    Bir yıldız parlayıp sönen
    Dişlerinin aydınlığını
    İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
    Her ne olursa olsun bir ışık
    Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

    Yaşadığımı duymak istiyorum
    Bir ısı uzaktan yakından ya da içimden
    Tenine ilk dokunduğum zamanki
    Elini ilk tuttuğum
    Yüreğimi kanatlandıran o titreşim
    Kanı geçiyor kanıma sandığım
    Öyle bir değdin ki varla yok arası
    Ve yanarken ateşten ellerim
    Yatak çarşafının apaklığında duyduğum serinlik
    Ve sevgiyi sende bulduğum ilk
    O ılıklığa değinmek yerine
    Uzak düşlerde olsa da yeter
    İçindeki mağaralarda besler büyütürüm
    Her ne olursa olsun bir değini
    Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

    Yaşadığımı koklamak istiyorum
    Bir koku uzaktan yakından ya da kendimden
    Kulak memelerinde şebboy
    Saçlarında o koku
    Ki öptükçe öpüldükçe büyüyen
    Her yel estikçe getirir düşlerime
    Koklarım çok uzaklardaki anılardan seviyi
    Bir yel esmiş mi esmemiş mi
    Bir kıpı dal oynasa
    Bir yaprak kıpırdasa
    Duyulur duyulmaz olsa da
    İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
    Her ne olursa olsun bir koku
    Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

    Yaşadığımı tatmak istiyorum
    Bir tat ki uzaktan yakından ya da kendimden
    Ağzımda dilimde damağımda
    Bir buruksu mutluluk sandığım
    Salt benim diye aldandığım
    Kendi yalanlarıma kandığım
    Arttı yaşadıkça duyduğum acı
    Yitirmemek için o acıyı çoğaltırım
    İçimdeki mağaralarda besler büyütürüm
    Her ne olursa olsun bir tat
    Yeter ki bana ispat etsin yaşadığımı

    BOĞULAN ŞAİR

    Senin seyircilerin düşman
    Senin yargıcıların düşman
    Öylesine yenmek zorundasın ki
    Kıl payı bırakmadan

    Sayısız genlerle donatmalısın
    İmgeden kristallerini
    Ki kamaşsın gözleri
    Yüreğinden yansıyan ışıltılardan

    Elmasını öyle yontmalısın ki sözcüklerden
    Bakırı kükürdü çevirip altına
    Ki gözlerini alsınlar da kör olsunlar
    Kanının akkora kesmiş parıltılarından

    Her şair gibi değilsin sen
    İşin zor ki ne zor
    Yargıcıların bakışlarında parlıyor
    Keskin dişleri köpekbalıklarının
    Her şairin bir çalgısı var
    Senin tek çalgından duyulmalı orkestralar

    Her şair senin gibi değil
    İşin zor ki ne zor
    Seyircilerin tırnakları sende
    Yargıcıların dişleri sende
    Her şairin bir sesi var
    Senin sesinden haykırmalı korolar

    Yine de yenik sayarlarsa
    Yok sayarlarsa yine de
    Öylesine yok olmalısın
    Taksınlar nişan diye cinayetlerini
    Şiirin koynundayken suç üstünde
    Seni boğdukları zaman


    BENDE KAL

    Bir tohum verdin
    çiçeğini al
    Bir çekirdek verdin
    Ağacını al
    Bir dal verdin
    Ormanını al
    Dünyamı verdim sana
    Bende kal...

    SEVGİ DURAĞI

    sözverdiğimiz yerde buluştuk
    sözverdiğimiz zamanda değil.
    ben yirmi yıl erken gelip bekledim
    sen geldin yirmi yıl geç
    ben seni beklemekten yaşlıyım
    sense beklettiğin için genç...
    »

    YAĞMUR GEMİLERİ

    O gemiler ki yağmur taşır,
    Gece sabaha karşı birden
    Korkularımıza bulaşır,
    Gök gürültüsüyle derinden.
    O gemiler ki yağmur taşır,
    Gözümüz kamaşır şimşeğinden.

    O gemiler ki başkalaşır
    Çelişkinin diyalektiğinden,
    Gücü çok sonra anlaşılır
    İnsana eklediğinden.
    O gemiler ki başkalaşır,
    gelişir değiştirdiğinden.

    O gemiler ki şafağa ulaşır,
    Ümitlerimizin ateşinden,
    Devrimden devrime yanaşır,
    Nasıl da büyür kendiliğinden.
    O gemiler ki şafağa ulaşır,
    Bir çığlık gibi Bedreddin'den...



    KİMİN VAR Kİ ?

    Kimi bekliyorsun hala?
    Evinden kitaplarından uzakta mısın,
    Arada bir telefon et kendine,
    Kendine mektuplar yaz yanıt beklemeden,
    Kartlar gönder kendine her gittiğin uzaklardan,
    Sevgilim diye başlayıp öperim diye biten,
    Senin senden başka kimin var ki arasın?

    İnince trenden ya da uçaktan, yalnızlığın,
    Sevinçle karşıla yanlızlığını garlarda, hava alanlarında,
    Ayrılışlarda da sarılıp öpüş yanlızlığınla,
    Uğurla kendi kendini dönüşsüz yolculuklara,
    Bekle kendini uzak yolculuklardan dönersin diye,
    Senin senden başka kimin var ki beklesin?

    İçki masalarında bir başına mısın?
    Kendinleysen, yetmelisin kendine.
    Çoğaltıp yanlızlığını, konuş bir çok kendinle,
    Kaldır içki bardağını kendi şerefine,
    Ağlaşarak, gülüşerek, tartışarak kendinle,
    Senin senden başka kimin var ki bulasın?

    Düşmanlarının saldırılarından yuvarlandıkça yerlere,
    Tutup kendi saçlarından, kaldır kendini,
    Seni sana bildirecek kimsen yok başka kendinden,
    Ölünce senin bile haberin olmayacak öldüğünden,
    Haber ver kendine ki öldüğünü bilesin,
    Kimin var ki senin sana öldüğünü söylesin?

    Kendi kendinin hem konuğu, hem ev sahibisin,
    Zamanın varken ağırla kendini sarılıp öperek,
    Biliyorsun nasıl olsa yakın o, gelecek,
    Kimileri yaa öyle mii, ne zaman, vahvah diyecek,
    Daha şimdiden sev kendini, sev, kendini sev,
    Kimin var ki seni senden başka sevecek



    BABA

    Dünyaların en iyi babası benim babamdır.
    Düşmandır düşüncelerimiz,
    Dosttur ellerimiz.
    Dünyada tek elini öptüğüm,
    Babamdır.
    Kırkını geçtin, adam olmadın der,
    Başım önümde dinlerim,
    Önünde tek baş eğdiğim babamdır.
    Sabahlara dek Kur'an okur
    Anamın ruhuna,
    İnanır ona kavuşacağına.
    Bana gâvur der
    Diş bilemeden
    Dünyada tek bağışladığı ben,
    Tek bağışladığım odur.
    Başım derde girdikçe bakar çocuklarıma,
    Bi türlü ölemiyorum der senin yüzünden,
    Çocuklar ortada kalacak,
    Ölemez kahrımdan benim,
    Yaşamak zorunda benim yüzümden.
    Gözlerindeki ateş bakışlarında söner,
    Tuttuğun altın olsun der.
    Çocukluğumu tek anlayan odur,
    Dünyaların en iyi babası benim babamdır..

    ARKADAŞIM BADEM AĞACI

    Sen ağaçların aptalı
    Ben insanların
    Seni kandırır havalar
    Beni sevdalar
    Bir ılıman hava esmeye görsün
    Düşünmeden gelecek karakış..
    Acarsın çiçeklerini ..
    Bense hayra yorarım gördüğüm düşü...
    Bir güler yüz bir tatlı söz..
    Açarım yüreğimi hemen
    Yemişe durmadan çarpar seni karayel
    Beni karasevda
    Hem de bilerek kandırıldığımızı
    Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza
    Koş desinler bize şaşkın
    Sonu gelmese de hiç bir aşkın
    Açalım yine de çiçeklerimizi
    Senden yanayım arkadaşım
    Havanı bulunca aç çiçeklerini
    Nasıl açıyorsam yüreğimi
    Belki bu kez kış olmaz
    Bakarsın sevdan düş olmaz
    Nasıl vermişsem kendimi son sevdama
    Vur kendini sen de bu güzel havaya



    SAYGIYLA ANIYORUZ...
    Konu kalliope tarafından (02 Kasım 2009 Saat 19:41 ) değiştirilmiştir.
    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  2. #2
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart

    ÖDENEMEYEN

    Ey benim halkım!
    Ey benim eli açık, gözü kapalım.
    Yüreği açık, dili bağlım
    Ey benim en güzelim!
    Ey benim en çirkinim!

    Yiyemedin, yedirdin
    İçemedin, içirdin
    Giyemedin, giydirdin
    Okuyamadın, okuttun
    Kendin üşüdün yağmurda, karda
    Ama beni korudun.

    Varından değil, yoğundan verdin
    Az az değil, çoğundan verdin.
    Ah ne az, ne az aldın
    Ama çok, ne çok verdin
    En az aldın, en çok verdin,
    Almadan vermek sana özgü.

    Utanırım aldıklarım demeye,
    Gücüm yetmez borcum ödemeye.
    Bende hakkın çoktur halkım,
    Değil böyle bir Aziz,
    Bin Azizler olsa yetmez
    Aldığını vermeye.
    Utanırım hakkını helâl et demeye,
    Dünya durdurkça durasın halkım...
    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  3. #3
    ayşenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    25 Ağustos 2010
    Yer
    ankara
    Yaş
    19
    Mesajlar
    243

    Standart

    Her giden güzelleşir
    Gidiyorum güzelleşmek için
    Unutulsun diye çirkinliklerim
    Gelecek birisi güzeldir
    Gelince güzel değil
    Hele gelmişse çirkin
    Yaşam, ölüm gelecek diye güzel
    Ey güzeller güzeli beklediğim
    Kaç saatim, kaç dakikam ya da saniyem
    Artık ne gelmek ne de gitmek
    Yaşamın en zor yanı beklemek
    Hiçbirimiz beklemedik doğmayı,
    Doğduğumuzdan beri beklediğimiz
    ÖLMEK


    aziz nesin
    kalp penceresinden günışığı sızdıkça
    şiiri tutuklayamaz hiçbir gardiyan

    murat menteş

  4. #4
    Aksiyom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04 Temmuz 2009
    Mesajlar
    611

    Standart

    YOKLUĞUNDAKİ SEN

    Yine yalnız değilim her zamanki gibi
    Bu Uzakdoğu gecesinde yokluğunlayım

    Aramızda yirmibeşbin kilometre
    Sen kıştasın ben yazdayım
    Sen bir yarısında dünyanın
    Ben öte yarısındayım
    Yine de bırakmıyor ellerimi yokluğun
    Daha da bir gönlümcesin
    Varlığından bin kat güzel
    O yalımsal çıplaklığın yalaz yalaz
    Ve en gizlerden konuşurken ellerin
    İçimden gelmiyor mektup yazmak demeden
    Sevişiyoruz yirmibeşbin kilometreden
    Yedi parça oldu.
    Altısı uçtu.
    Birini aldı.
    Üzerinde 'oluş' yazıyordu..

  5. #5
    Aksiyom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04 Temmuz 2009
    Mesajlar
    611

    Standart

    KİMİN VAR Kİ

    Kimi bekliyorsun hala,
    Evinden kitaplarından uzakta mısın
    Arada bir telefon et kendine
    Kendine mektuplar yaz yanıt beklemeden
    Kartlar gönder kendine her gittiğin uzaklardan
    Sevgilim diye başlayıp öperim diye biten
    Senin senden başka kimin var ki arasın

    İnince trenden ya da uçaktan yalnızlığın
    Sevinçle karşıla yanlızlığını garlarda hava alanlarında
    Ayrılışlarda da sarılıp öpüş yanlızlığınla
    Ugurla kendi kendini dönüşsüz yolculuklara
    Bekle kendini uzak yolculuklardan dönersin diye
    Senin senden başka kimin var ki beklesin

    İçki masalarında bir başına mısın
    Kendinleysen yetmelisin kendine
    Çoğaltıp yanlızlığını konuş bir çok kendinle
    Kaldır içki bardağını kendi şerefine
    Ağlaşarak gülüşerek tartışarak kendile
    Senin senden başka kimin var ki bulasın

    Düşmanlarının saldırılarından yuvarlandıkça yerlere
    Tutup kendi saçlarından kaldır kendini
    Seni sana bildirecek kimsen yok başka kendinden
    Ölünce senin bile haberin olmayacak öldüğünden
    Haber ver kendine ki öldüğünü bilesin
    Kimin var ki senin sana öldüğünü söylesin

    Kendi kendinin hem konuğu hem ev sahibisin
    Zamanın varken ağırla kendini sarılıp öperek
    Biliyorsun nasıl olsa yakın o gelecek
    Kimileri diyecek
    Daha şimdiden sev kendini sev kendini SEV
    Kimin var ki senin seni senden başka sevecek
    Yedi parça oldu.
    Altısı uçtu.
    Birini aldı.
    Üzerinde 'oluş' yazıyordu..

Members who have read this thread : 5

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0