Tekil Mesaj gösterimi
Alt 05.02.2017, 19:33   #7
sanalmanik
 sanalmanik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2013
Nereden:
Mesajlar: 3.401
Standart

Leonardo18 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
-
- Ama ilkelere / felsefeye dönecek olursak. Bireysel kaderimiz siyasal gidişattan ayrı değildir.
ben bunu anlatamadım sanırım ama
bakışla ilgili bir fark/durum var burda
Leonardo18 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
-Avrupa'Nın Güney ülkelerinde yaşadığım için bunu bilirim. Demokrasi anlayışı daha oturmuştur. Örneğin Akuaparkta kaza olmuşsa, millet sokağa fırlayıp o akua parkı aynı gün kırıp dökmeye başlar.
Diğer bir örnek de Yunanistan. Liberaller senelerce krizi çözecek dediler çözemediler. Sonunda Halk Ciprs gibi bir adamı getirdi ve ülke toparlanmaya başladı.
- Egenin diğer tarafında bir zihniyet uçurumu oluşmuş belki. Da benim kafamda, başka türlü olamaz zaten.
- Siz biraz daha anarşist bir duruşu savunuyormuş gibi görünüyorsunuz. vakit oldukça bunlara da girilebilir.
bölük pörçük kitleler ve siyasal yönetim yapılar/ gidişatlar görüyorsunuz -ve insan öznesi
insan öznesi tuhaf bi özne
anlatacağımı anlatma yolu bulamadım
söylediklerimiz de boşluklar olmalı , daha iyi bir hayatı yaşamak için mi? umut için mi?
tüm bunlar neye yarar ve neyi açıklar
siyasal olgularla kurulan bir ilinti ama dünyanın sorunlarını mı çözmeye çabalıyorsunuz
bu olguları nasıl neden dikkatle inceliyoruz ve sınıflıyoruz ve bu ne işe yarıyor ?bilgi mi? ilgi mi?

daha iyi bir dünya mı?


21. yüzyılın siyasetine gelince; insan devinmesinin bir ürünü olarak, olgular incelenebilir.
Geçmiş bunu bir ölçüde gözler önüne serebilir. geleceği yani...
bunun için sosyal ya da analitik bilimler geliştirilebilir/oluşturalabilir ve oldukça dinamik güzel veriler elde de edilebilir ancak (şimdi bu tarihte küçük bir kesitteki veri-değer ve) bu sınırlı bir kesit kurmak olacacaktır...bence...
Sonuç olarak insan, yaşamlar, toplumlar ,ülkeler ve savaşlar, oyunlar/gerçekler kurar bozar yıkar ve devridaim ederdi...

----
şöyle ilerleyelim
sosyal olayların yönünü bilmek/takip etmek bize ne sağlayacak?
geleceği bilmek mi?
geleceği bilmek (ya da kurmak) bize ne sağlayacak... umut mu;? iyi bir yaşam isteği-istenci mi?
peki bize bu ne sağlayacak
iyi bir yaşam istiyordum ve ben güzel bir dünya bekliyordum/ummuştum haya letmiştim. çocuklu kdüşleri mbuydu .herşey lanet olası fiyaskoydu.bana öğretilen dünya bu değildi. tozpembe hayaller suları
lanet olası bir fiyasko bu dünya ve hiç umut vermiyor-içinde yaşamak zor gibi
ve bu yaşamdan bıktım -hiç umut yok -olsa ne olacak
umut görmeden yaşayamıyorum-bi düzen istencim var benim -bir hukuk demek bu!
ve berbat ettim günleri-günceleri-
burada yaşamak ve olmak istemiyordum-buradan kaçmak ve çıkmak istiyorum nasıl lanet olası bir yer burası hukuku bu
---

dünyanın kaderiyle ve zamanın (bu zamanın-şimdinin) kaderiyle/kısacık gerçekleriyle kurulan sınırlı ve eğreti bir ilintiden büyük bir çembere ihtiyacım olduğunu düşünürüm ben...
siyasal olaylar endekslemek ya da siyasal zaman olayları endekslemek ve çözümlemek bu yeterli bir çözümleme mi? sorusunu hep akılda durmalı ..ilerisi ve gerisi daha büyük çemberler aranarak hep kontrol edilmeli...

toplum aktif bir yapı öncelikte, okumaktan iyi gözlemler var/olabilir-insan içinde olmak birebir mesela
bir ülkeye güvenmek nedir? bir siyasal lidere ve sisteme
insan amaçlar edinmek için-yapmalar için birine mi güvenmeli

Mutlu bir yaşamdan gelen dış tatmin peşindeyiz-dışarda gülen yüzler ve birleşmiş uyumlu insanların dünyasından gelen olan güven
herkesin mutluluğu ve
ve bir sahte cennet palavrası ile başbaşayız
dışarda hiç güvenlik yok-umut yok-karamsarız çünkü bu böyle -güven istenç vermiyor

İnsanlar başkaldıramasa ya da toplumlar başkaldıramasa bile ve ideal düzenler-sistemler kuramasa bile -(siyasal dizgelerini iyileştiremeseler bile yani) varabileceği yer bir bir toplumsal çöküş ve ondan alınacak derstir-
yapamamadan derstir ve yıkılmadan derstir...

sosyal olgular böyle; bir nicelik bulmalıyız
Alıntı:
Nicelik+: Nesneler ve olaylarla ilgili ölçülebilir özellikler, anlamdaş tutar.
bireysel yaşamın kaygısı iliştirilmiş dış dünya istekleri /düzen arayışı___
patlamak üzereyim ve çıldırıyorum diyebilirdik!
burda yaşamak zor;

yine de yaşıyorlar değil mi? istekle -

insanın tarihten pek aldığı görülmüş müdür? bilmem
her neyse bu arkadaşın bir iddiası var size de nakledelim -severseniz; ben sevdim onu;


Alıntı:
Ben ise, doğada rastgelelik olamayacağını, çünkü her şeyin doğa yasalarına uygun bir düzen içinde değiştiğini düşünüyordum. Bana göre, “nedenler” de aslında birer sonuçtu. Ama neyin sonucu?

Isaac Asimov’un Vakıf serisi o günlerde elime geçti. Üstadın bir galaksi imparatorluğunun çöküşünü takip eden kaos dönemini anlattığı kitap serisini iki gecenin içinde okuyup bitirivermiştim. Hari Seldon ve onun kurgusal bilimi psiko-tarih beni büyülemişti. Bir sürü veriyi inceleyerek, insan toplumlarının yönelişini tahmin etmeye dayalı bir bilimden daha heyecan verici ne olabilirdi ki?
Alıntı:
insan kitleleri sadece aşırı coşku ya da korkuya kapıldıkları zaman değil de, her zaman sürü psikolojisi ile mi güdülenmektedir?
1938 yılında, New York halkı, radyo tiyatrosu ile ateşlenen bir kitlesel paniğe kapılmışken, yaşamının önemli bir bölümünü demiryolları muhasebecisi olarak geçirdikten sonra yakalandığı bir hastalık nedeniyle evinin dört duvarı arasına kapanmak zorunda kalan Ralph Nelson Elliott o yıl kaleme aldığı The Wave Principle’da şöyle diyordu:

“İnsan etkinlikleri olarak isimlendirilebilecek konularla ilgili kapsamlı araştırmalar, sosyal-ekonomik süreçlerimizin sonucu olan tüm gelişmelerin, gerçekte bu süreçlerin sürekli kendilerini tekrar etmesine neden olan bir yasayı izlediğini ve belirli sayı ve kalıpta, sabit bir şekilde yinelenen dalga ya da itki serileriyle kendilerini tekrarladığını göstermektedir. Benzer biçimde görülmektedir ki bu dalga veya itkilerin şiddeti, birbirleriyle zamanın akışı içinde tutarlı bir ilişki içindedir. Bu olguyu en iyi şekilde göstermek ve açıklamak üzere, insan etkinlikleri içinde güvenilir bir veri alanını temel almak gerekir ki, bu amaca hisse senedi borsalarından daha iyi hizmet edecek bir alan yoktur.”
Alıntı:
“Uygarlık değişime dayanır. Bu değişim, kökeni ve karakteristiği gereği çevrimseldir. Aşırı değişimlerin ritmik serisi bir çevrimi oluşturur. Bu çevrim tamamlandığında başka bir çevrim başlar. Süresi ve uzunluğu değişse de, yeni çevrimin ritmi kendisinden önceki çevrimle aynı olacaktır. Çevrim, hareketin doğal yasalarına uygun olarak ilerler.”
“Bu çevrimsel değişimlerin nedenleri açıkça, insan davranışlarının farklı ruh hallerini de içeren her şeyi yöneten değişmez doğa yasalarından kaynaklanır. Sonuç olarak nedenler çevrimin uzun vadeli gelişimi içinde göreceli olarak daha önemsiz hale gelirler. Bu temel yasa, statülerle ve kısıtlamalarla tersine çevrilemez, ya da bir kenara itilemez. Gündemi oluşturan haberler ve siyasal gelişmeler, sadece anlık öneme haizdirler; kısa zamanda unutulacaklardır. Piyasa trendlerine yaptıkları varsayılan etkiler, çoğunlukla inanıldığı kadar ağırlıklı değildir.
Doğanın yasaları kaçınılmazdır ve gezegenlerin hareketlerini ve gelgitleri bu yasalar denetler. Haklı olarak söylendiği üzere, değişimler “yaşamdaki tek kaçınılmaz” olgulardır. Doğal bir olgu olarak, göreceli olarak daha durağan bilimler olan biyoloji ve botanikte olduğu gibi tüm insan etkinliklerini de yönetirler. Ritmin bu yasasının uygulamasına, saatlik en küçük birimden on yıllar, yüz yıllar, bin yıllar süren zaman aralıkları boyunca zaman ve matematik de eşlik eder. Bu nedenle çevrimlerin davranışlarının ölçülmesi, nedenlerden bağımsız olarak değişimlerin tahmin edilmesinde güvenilir bir araçtır.”
Alıntı:
“İnsanlar, binlerce yıldır sosyal olayları tahmin etmeye çalışıyorlar. Sosyal kestirimlerin uzun tarihi boyunca büyük hatalara neden olan kronik eğilim doğrusal düşünmekten, başka bir ifadeyle, mevcut trendleri geleceğe ötelemekten kaynaklanmıştır. Sık rastlanan yaklaşım, bilardo topunun davranışını yöneten yasaların insan davranışlarına da uygulanabileceği varsayımının sonucudur. Ekonomistler ve sosyal mekanistler de dâhil olmak üzere pek çok insan, piyasaların ya da toplumların, dışsal bir etki, yani bir güç ya da engelle durdurulana kadar ölçülebilir bir yörüngede hareket eden ve ancak bu güçle karşılaştığında yörünge değiştiren, hareket halindeki bir cismin özelliklerini taşıdığına inanırlar.
Sosyal güçler “dışsal etkiler” olamazlar; çünkü insanın toplumsal deneyimlerinin içinde ve bütün unsurlarıyla ilişkidedirler. Yine de, geleceğin önemli olduğu pek çok alanla ilgili insanlar, tahmin etmeyi umdukları trendlerin potansiyel “nedenleri” üzerinde saatlerce tartışır ve bu tuhaf dışsal neden-sonuç ilişkisi varsayımını sürdürürler. Sonuçta, genellikle güvenilir bir şekilde tahminde bulunmanın olanaksız olduğuna karar verir, gene de bu denemelerde ısrar ederler. Oysa insan davranışlarındaki değişimleri tahmin etmek mümkündür; ancak dışsal kuvvetleri tahmin etmeye çalışarak değil, içsel kuvvetlerin neler olduğunu bilerek.” (Pioneering Studies in Socionomics, Robert R. Prechter Jr)
sonuç aorla k biz böyle düşünüyoruz

Alıntı:
Sosyonomik yaklaşıma göre, sosyal neden-sonuç ilişkilerine yönelik geleneksel varsayımlar sadece yanlış değildir, aynı zamanda gerçekte tam tersi doğrudur. Yaygın olarak kabul edildiği gibi, sosyal olaylar kitlesel ruh halini değiştirmez, tam tersine kitlesel ruh hali kalıpları ve sosyal olayları değiştirir. Örneğin, kitlesel ruh halinin temelini ekonominin durumu oluşturmaz, ekonominin temelini kitlesel ruh hali oluşturur. Uygulanan politikalar kitlesel ruh halini etkilemez, kitlesel ruh hali uygulanan politikaları etkiler. Toplumsal istatistikler hisse senedi trendlerini belirlemez, hisse senedi trendlerini de belirleyen kitlesel ruh hali toplumsal istatistikleri belirler.


bu satırları umutla sunuyorum ancak inançla.. umutla değil ben inanmıyorum oahlde umuyla ve beklentiyle -öyle olmasını umma hissiyle-keşke öyle düşüncesiyle!
henüz ve -öyle olmalı
Alıntı:
2002 yılında yayınladığı The Wave Principle of Human Social Behavior and the New Science of Socionomics kitabının önsözünde Prechter’ın iddiası şudur:
“Toplum bilimlerinin bugün bulunduğu aşama, fizik bilimlerinin yüzyıllar önce bulunduğu aşamadır: Bir devrimin hemen öncesinde!”
Alıntı:
İnsan uygarlığı tarihsel bir yükseliş dalgasının eşiğinde; ancak önümüzde, dalganın son geri çekilme dönemi var. Bu dönem, toplumlar, uluslar, devletler için bir var olma/yok olma dönemidir; sağduyusunu koruyamayanın, barbarca yöntemlerle güç elde etmeye çalışanın, hırsını, açgözlülüğünü dizginleyemeyenlerin, kısacası insanlık tarihindeki bütün inanç ve ahlak sistemlerinin reddettiği aşırılıklara savrulanların yok olacağı, yeni dünyayı insanlığın yüksek değerlerini koruyanların kuracağı bir dönem…

Sosyonomi, günümüzde henüz emekleme aşamasında olan bir büyük bilimsel devrimin en temel yaklaşım yöntemidir.
alıntılar;
burdan
"Çılgınlık ve Çöküş" -Sosyonomi
ve burdan
https://sosyonomiblog.wordpress.com/


_______________________
"sanalmanik yazımlarının, yapılandırmacı/eleştirel ve empatik/eleştirel okuma süzgeçlerinden geç-mesini rica etmektedir"
-
Bilgi toplamak ve öğrenmek için çabalayan bir grup; bilindik ve antik yöntemlerle bilgi toplarken , bir yandan da viya tahtalarıyla deneme oturumları sürdürdüler ve umulmadık bir biçimde, aşağıdaki masalı derlerler.
-
İşte buna viya/tamyol ileri diyoruz
-
Türkçe Tanıtım
http://tr.cassiopaea.org/

Giriş
http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=7

Konu sanalmanik tarafından (05.02.2017 Saat 19:58 ) değiştirilmiştir.
sanalmanik isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla